{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/512 \t\t                                        (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/982<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/575 E - 2022/974 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/10/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı icra takibi başlattığını, bonodaki el yazısıyla yazılan kısım ile bononun altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını,  müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, imza atamadığını, tüm resmi işlemlerini parmak iziyle yaptığını, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, hayvancılık ile uğraşan müvekkilinin yılın belli zamanlarında yaylada göçebe olarak yaşadığını, 2016 yaz aylarında 3-4 aile ile ve hayvanlarla birlikte ... köyüne gittiklerini, bölgeden korucubaşı olarak sorumlu olan ve halk arasında ağa olarak bilinen davalı alacaklı ...'un o bölgede göçebe kalanları yanına çağırdığını, müvekkilinin arkadaşlarıyla birlikte davalının yanına gittiğini, davalının müvekkili ve arkadaşlarının kimliklerini alarak ayrıldığını, biraz zaman geçtikten sonra karakola bildirmek için müvekkilinden ve arkadaşlarından elindeki kağıdı imzalanmasını istediğini, müvekkilinin okuma yazması olmadığını söylemesine rağmen imzalaması istendiğinden kağıdı karalayıp vermek zorunda kaldığını, belgenin senet niteliğinde olmadığını, daha sonra kötüniyetli olarak müvekkili adına bono düzenlenip icraya konulduğunu, yapılan inceleme sonucunda imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edileceğini belirterek müvekkilinin icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının doğru olmadığını, davacının el yazısı ve imzasını içeren şikayet dilekçesini 17/08/2018 havale tarihinde Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğunu, müvekkilinin lehine takipsizlik kararı verildiğini, karara yapılan itirazın da red edildiğini, davacının okuma yazma bilmediği ve tüm işlemleri parmak izi ile yaptığı yönündeki iddianın doğru olmadığını, davacının kimliğinde yer alan imza hanesinde imzasının bulunduğunu, savcılık şikayet dilekçesinde el yazısı ve imzasının bulunduğunu, şikayet dilekçesinde senedi bizzat imzaladığını ikrar ettiğini, savcılık tarafından takipsizlik kararı verilmeden önce davacının ikinci kez şikayet dilekçesi verdiğini, ikinci şikayet dilekçesi üzerine de tekrar savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini, davacının tanık olarak beyanının alındığı Eruh İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1 Esas, 2019/1 Karar sayılı dosyasında da senet imzaladığını kabul ettiğini, davacının senet imzaladığını bilmekte olduğunu, senedin kıymetli evrak olup illiyetten mücerret olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili müvekkilinin okuma yazmayı bilmediğini, imza atmayı bilmediğini, davalının karakola teslim edileceğini söyleyerek kendisinden belge imzalamasını istediğini, müvekkilinin okuma yazması olmadığını söylemesine rağmen imzalaması istendiğinden kağıdı karalayıp vermek zorunda kaldığını, belgenin senet niteliğinde olmadığını, daha sonra kötüniyetli olarak müvekkili adına bono düzenlenip icraya konulduğunu, taraflar arasında senet düzenlenmesine ilişkin ticari ilişki bulunmadığını iddia etmiş olup bilirkişi raporuna göre; takip dayanağı senet metnindeki yazıların davacı eli ürünü olmadığı, senet üzerinde davacı adına borçlu sıfatıyla atılan imzaların karakteristik özellikleri taşımadığından davacı eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, senet metninde senet ihdas nedeninin nakden yazdığı, dosya  kapsamı, toplanan deliller iddia ve savunma birlikte değerlendirildiğinde, senetteki imzanın davacıya ait olduğunun ve taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun ispat yükünün senet alacaklısı olduğunu iddia eden davalı tarafa düştüğü, davalı tarafın senetteki imzanın davacıya ait olduğunu ve taraflar arasında ticari ilişkinin varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı kesin olarak tespit edilemediğinden koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, senetteki yazılar ile davacının mukayese yazıları arasında ne gibi farklılıklar bulunduğunun açıklanmadığını, kaldı ki yazıların davacıya ait olmamasının senedin geçerliliğine etkisi olmayacağını, mukayese imzalar arasında fotokopi belge de bulunduğunu, fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılamayacağını, raporda imzaların borçlu el ürünü olup olmadığına ilişkin net görüş belirtilmediğinden üniversitelerin grafoloji öğretim üyesi bilirkişiden yeniden rapor alınması gerekirken bu yöndeki itiraz karşılanmadan karar verildiğini, davacının Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığına el yazısı ve imzasının içeren şikayet dilekçesi sunduğunu, şikayet üzerine savcılığın müvekkili lehine takipsizlik kararı verildiğini, karara yapılan itirazın red edildiğini, davacının okuma yazma bilmediği, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı ve tüm işlemlerde parmak izi kullandığına dair beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacının şikayet dilekçesinde el yazısı ve imzasının bulunduğunu, kaldı ki şikayet dilekçesinde senedi bizzat imzaladığını ikrar ettiğini, bu nedenle imza inkarının reddi gerektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, Eruh İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında tanık olarak alınan beyanında da senet imzaladığını kabul  ettiğini, nüfus cüzdanı kimlik fotokopisinde imza hanesinde de davacının imzasının bulunduğunu, delillerin  toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, davacının senetteki imzanın kendisine ait olmadığını senedin karşılıksız olduğunu iddia etmesi nedeniyle ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının karakola bildirmek için müvekkili ve arkadaşlarından kağıt imzalamasını istediğini, müvekkilinin okuma yazması olmadığını söylemesine rağmen imza atması istendiği için kağıdı imzalamak zorunda kaldığını, imzalatılan belgenin mahiyetini bilmediğini, neyi imzaladığını bilmediğini, sonrasında senet düzenlenerek takip başlatıldığını, müvekkilinin icra takibini öğrendiğinde imzalatılan belgenin senet olduğu düşüncesi ile beyanda bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin beyanlarının yanılgıya dayalı olduğunu, ifadelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin beyanlarının açık ikrar olarak kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinde imzalatılan belgenin davaya konu bono olmadığının belirtildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, imzaların çıplak gözle dahi bakıldığında müvekkilin dosyaya sunulan imzalarına benzemediğini, davalının savcılık beyanında 230 çift koyun karşılığı 299.000,00 TL ve 1.000,00 TL çoban için olmak üzere müvekkiline 300.000,00 TL verdiğini beyan ettiğini, Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/741 Esas sayılı dosyasında cevap dilekçesinde aynı şekilde 230 çift koyun karşılığı 300.000,00 TL verdiğini iddia ettiğini, fakat bononun nakten ahzolunduğunu, bu hususun dahi müvekkilinin haklı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, davalının koyun ticaretine dair delil sunamadığını, taraflar arasında hayvan alışverişinin olmadığını, davanın kabulüne yönelik kararın yerinde olduğunu, ancak kötüniyetli davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tazminat için şartların oluştuğunu savunarak ilk derece mahkemesi kararının tazminatın reddi kararı yönünden kaldırılmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, davacının takibe konu senet nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, menfi tespit istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tTakibe konu senedin yapılan incelemesine göre, senedin  06/07/2016 düzenleme, 08/08/2016 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli olduğu, keşidecisinin davacı ... lehtarının davalı ... olduğu, ihdas nedeninin nakden olarak yazıldığı, senet üzerinde borçlu adına çift imza atıldığı görülmüştür.<br>\tDavaya konu\tAnkara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/22265 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre,  05/12/2017 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine senede dayalı  300.000,00 TL asıl alacak, 35.802,74 TL işlemiş faiz, 600,00 TL komisyon olmak üzere toplam 336.402,74 TL'nin tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür. <br>\tDavacı tarafından Beytüşşebap Cumhuriyet Savcılığına sunulmak üzere Siirt C.Başsavcılığına sunulan 17/07/2018 havale tarihli el yazısı ile yazılan ve imzalanan şikayet dilekçesinde özetle; köy ağası olan davalının yanına bayramlaşmak için gittiklerini, davalının karokola bilgi vereceğini söyleyerek kimliklerini aldığını, davalının oğlunun birşeyler yazdığını, sonra davalının kağıdı imzalamasını karakola vereceğini söylediğini, okuma yazma bilmemesine rağmen zaafından yararlanarak imza attırdığını, dükkanına icra geldiğini öğrendiğini, eve geldiğinde icra kağıdını gördüğünü, davalının imzalattığı kağıdın senet olduğunu öğrendiğini, davalı ile herhangi bir ticaretinin olmadığını, bilgisizliğini kullanarak kendisini kandırdığını ve adına 300.000,00 TL bedelli senet düzenlendiğini beyan ederek şikayetçi olduğu, savcılık tarafından alınan 18/10/2018 tarihli beyanında da davalının karakoldan verilen kağıda imza atmaları gerektiğini söyleyerek kağıt uzattığını, arkadaşları ile birlikte imza attıklarını, aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, imzaladığı evrakın tam olarak senet olup olmadığını bilmediğini, senedin daha sonradan doldurulmuş olabileceğini beyan ettiği, Beytüşşebap C.Savcılığı tarafından 02/10/2018 Tarih, 2018/336 Soruşturma, 2018/149 Karar sayılı dosyasında davalının senedi hukuki yollardan icraya koyduğu, usulüne uygun takip başlattığı, davacının herhangi baskı cebir tehdit olmadan senedi iradesiyle imzaladığı, sadece okuma yazma bilmediği için belgenin senet olduğunu anlamadan imzaladığını belirttiği, soyut iddia dışında davalının suçu işlediğine dair dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı, taraflar arasında hukuki ihtilaf bulunduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, karara yapılan itiraz üzerine Şırnak Sulh Ceza Mahkemesinin 07/11/2018 Tarih, 2018/3392 Değişik İş sayılı dosyasında davacının senedi kendi eli ile imzaladığını beyan etmesi, şikayet dilekçesini el yazısı ile yazılmış ve imzalanmış olması, davacının hayvancılık yapması ve davalının hayvan alışverişi nedeniyle senedin düzenlendiğini savunması, yeni olay ve delil bulunmaması gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. <br>\tDavacının aynı olayla ilgili olarak Beytüşşebap C. Başsavcılığına hitaben düzenlendiği 26/09/2018 tarihli şikayet dilekçesinde, 3 arkadaş davalının yanına bayramlaşmaya gittiklerini, davalının iyilik yapacağını ve güvenliklerini sağlayacağını söyleyerek kimlikleri aldığını, oğluna kimlikleri karakola götürüp işlemleri yapmasını söylediğini, davalının oğlunun elinde 3 kağıtla eve geldiğini, kağıtların imzalanmasını istediğini, karakol güvenliğinin sağlanacağını söylediğini, meğer kağıtların senet olduğunu, okuma yazma bilmediği için neyi imzaladığını bilmediğini, imzaladığı senedin 300.000,000 TL bedelli olduğunu, sonradan senedin avukata verilerek takip yapıldığını, davalı ile arasında alacak verecek işinin olmadığını, okuma yazma bilmediği için dolandırıldığını beyan ettiği,  Beytüşşebap C. Başsavcılığının 13/11/2018 Tarih, 2018/452 Soruşturma, 2018/196 Karar sayılı dosyasında, davalının senedi hukuki yollardan icraya koyduğu, usulüne uygun takip başlattığı, davacının herhangi baskı cebir tehdit olmadan senedi iradesiyle imzaladığı, sadece okuma yazma bilmediği için belgenin senet olduğunu anlamadan imzaladığını belirttiği, soyut iddia dışında davalının suçu işlediğine dair dava açmaya yeter kanıt ve emare olmadığı, taraflar arasında hukuki ihtilaf bulunduğu, davacının daha önceki şikayeti üzerine de takipsizlik kararı verildiği, karara yapılan itirazın red edildiği gerekçeleriyle tekrar takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. <br>\t ... tarafından ... aleyhine Eruh İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1 Esas sayılı dosyasında açılan itiraz davası sırasında 21/11/2019 tarihli duruşmada  davacı ...'in tanık olarak beyanının alındığı, davacının tanık olarak verdiği beyanda özetle; senet imzalanırken  ...'nın yanında olduğunu, davalının yanına köy korucusu ve köy ağası olduğu için bayramlaşmaya gittiklerini, davalının iyi davrandığını, kimliklerini aldığını, güvenlik gerekçesi ile ...'ya senet imzalattığını, kendisine de bir senet imzalattığını, senedin boş olduğunu, yanındaki ... ve ...'a da boş senet imzalattığını, daha sonra bunları doldurup takip başlattığını, senedin miktarının 350.000,00 TL  olduğu yönünde beyan bulunduğu görülmüştür. <br>\tMahkemece belge uzmanı bilirkişiden alınan 26/07/2022 tarihli raporda özetle; dava konusu, alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 06/07/2016 tanzim ve 08/08/2016 ödeme tarihli, 300.000,00TL bedelli emre muharrer senedin ön yüzünde bulunan, senedin tanzimine yönelik yazılmış olan yazıların, mevcut mukayese yazılarına kıyasen tespit ve müşahede olunan karakteristik ve kaligrafîk farklılıklara atfen, davacı ...’in eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı, senedin ön yüzünde borçlu ... adına atılı bulunan iki adet imzanın, basit yapıda tersim edilmiş çizgisel el hareketlerinden oluşması, aidiyet tespiti açısından gerekli ve yeterli karakteristik özellikleri taşımaması nedeniyle, davacı ...’ın eli ürünü olup olmadığı konusunda bir saptamaya gidilemediği bildirilmiştir.<br>\tYukarıda ayrıntılarıyla açıklanan bilgi ve belgelere göre, davacı her nekadar imza inkarıyla birlikte bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit talebinde bulunmuş ise de, davacının 17/07/2018 tarihli savcılık şikayet dilekçesi ile Eruh İcra Hukuk Mahkemesinin 21/11/2019 tarihli tanık beyanında da anlaşılacağı üzere davacının senetteki imzayı ikrar ettiği anlaşıldığından senetteki imzanın davacıya ait olduğunun kabulü gerekir. Bedelsizlik iddiası yönünden ise, ispat yükü davacı üzerindedir.<br>TMK.'nun 6.maddesi gereğince \"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.\" hükmü getirilmiştir. Dosya kapsamında davacı tarafın bedelsizlik iddiasını yazılı delilerle kanıtlayamadığı görülmektedir. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde davacının aynı zamanda yemin deliline de  dayandığı anlaşılmaktadır.<br>Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez.<br>Açıklanan bu nedenlerle mahkemece; davacının yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, davacıya karşı tarafa yönelik olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda,  davacının yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma gerekçesine göre davacı tarafın istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/575Esas, 2022/974Karar ve 15/12/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 19/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imza<br><br>Üye ...<br>¸e-imza <br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Katip ...<br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5284e86ccdf39e55","SID":"f4e7f0216613b798"}}