{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1434 - 2025/1635<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1434 <br>KARAR NO\t: 2025/1635<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/253 E.  -  2023/85 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2023 tarih ve 2022/253 E. - 2023/85 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2020/137398 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkilinin, sinema, televizyon filmleri, dizi film ve benzeri televizyon programları, spor, kültür ve eğlence hizmetleri, film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri ve benzeri diğer hizmetlerin yer aldığı alanlarda faaliyet gösterdiğini, 2006 yılında kurulduğunu, müvekkilinin “...” isimli dizi film projesi olduğunu, davalının da faaliyetinin olmadığı 38. sınıfta dava konusu marka başvurusunu yaptığını, asıl niyetinin haksız kazanç sağlamak olduğunu, davalının daha önceki bir tarihte \"...\" ibaresini 09.ve 41.sınıflarda, 2019/99130 no ile tescil ettirdiğini, bu markanın da kötü niyetli bir tescil olduğu başta olmak üzere diğer gerekçelerle hükümsüz kılınması amacıyla İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/17 E. sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiğini, davalının Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/30E. sayılı dosya üzerinden, müvekkili ve TRT aleyhine marka hakkına tecavüz nedeniyle dava açtığını, davalı vekilinin de 38. sınıfta faaliyetleri olmadığını ikrar ettiğini, davalının tacir olmadığını ve sadece amatör videolar çektiğini, başvuru sahibinin faaliyet alanı ve iştigal konusu ile aynı olan üçüncü kişilere ait internet siteleri, bloglar, sosyal medya hesaplarının bulunduğunu, davalının bunlara ses çıkarmadığını,  müvekkili dizisinin 19.10.2020’de yayınlanmaya başladığını, bundan aylar önce tanıtımlar yayınlandığını, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, \"...\" ibaresinin marka olarak tescil edilemeyeceğini, herkesin kullandığı bir ibare olduğunu, somut ayırt ediciliğinin olmadığını, Türk toplumunun yoğun bir kesiminde, yeni doğum yapmış ve ilk defa bebek sahibi olan her annenin, ... olarak tabir edildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-5359 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>        \t\t\t\t\t\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının, başvuru konusu ibare üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında hak sahibi olduğunu ispat edemediğini, yine başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, ..., müvekkil tarafından 16 Ekim 2015 tarihinde kurulduğunu,  09, 38 ve 41. sınıflarda aktif faaliyet gösterdiğini, 213 adet “...” YouTube bölümü çekildiğini, YouTube üzerinden Ağustos 2022 tarihi itibariyle 89,3 bin abone ile 335.000 tekil kişiye ulaştığını, “...” markasının 09. ve 41. sınıflarda 04.11.2020 tarihinde tescil edildiğini, 19 Ekim 2020 tarihinden itibaren yapımcısı davacı, yayımcısı TRT Genel Müdürlüğü olan “...” ismindeki dizinin yayınlanmaya başlandığını, bu nedenle davacı ve TRT aleyhine müvekkili tarafından Ankara 3. FSHMM'nin 2021/30 E. sayılı dosyası ile tecavüzün önlenmesi ve durdurulması istemli dava açıldığını, davacı tarafından daha sonra Ankara 3. FSHMM'nin 2021/30 E. sayılı dosyası ile birleştirilmiş olan İzmir FSHHM'nin 2021/17 E. sayılı dosyasında, müvekkili aleyhine hükümsüzlük davası açıldığını, davacının kötü niyet iddiasının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"Şekil+...\" ibareli işaretin, kapsamında yer alan 38. sınıftaki hizmetler açısından ortalama tüketici kitlesi nazarında marka olarak algılanacağı, yani bir ticari işletmenin malını tanıtmaya ve diğer işletmelerin aynı tür hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli bir işaret olduğu, dolayısıyla soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, yine dava konusu başvurunun, 38. sınıftaki hizmetler yönünden cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir işaret olmadığı, başvuru  markasının ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir ad niteliği de taşımadığı, dosyaya yanstılan delil ve belgeler kapsamında davacı tarafın, 06/11/2020 tarihinden önce \"...\" ibaresini, SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullandığını ve gerçek hak sahipliğini  kanıtlayamadığı, davacının başvuru konusu ibare üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında bir hakkını ispat edemediği, \"Şekil+...\" ibareli markanın başvurusunun yapıldığı 06/11/2020  tarihinde davalının, bu başvuruyu \"markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi \" şeklindeki inanç ve saiki ile yaptığını gösteren herhangi bir etkili kanıtın dosyaya sunulmadığı, bu itibarla kötü niyete dayalı davacı iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.        <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemenin, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin delillerini ve bu yöndeki bilirkişi raporunu değerlendirmeye almaksızın karar tesis ettiğini, dosya kapsamına sundukları delillerle dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispat ettiklerini, davalı gerçek kişinin dizi film yapım/üretim alanında herhangi bir faaliyetinin olmadığını, bu hususun davalı tarafça da ikrar edildiğini, davalının çeşitli sosyal medya ağlarında, \"...\" ibareli bir adet hesabının bulunduğunu, burada yeni doğum yapmış annelere sadece öğretici bazı içerikler ürettiğini, davalının ne müvekkili gibi kendi bünyesinde 100’den fazla kişi istihdam eden bir yapım firması ve ne de TRT gibi yayın kuruluşu olduğunu, buna rağmen \"...\" dizisi yayınlanır yayınlanmaz, hiç faaliyet göstermediği bir alan için müvekkilinden astronomik rakamlar talep ettiğini, davalının bununla da yetinmeyip marka hakkına tecavüz istemli bir dava ikame ettiğini, hiç faaliyette bulunulmayan bir alanla ilgili davaya konu dizi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini istediğini, davalının, hiçbir kullanımı ve alakası olmamasına rağmen ısrarla talep ettiği bu tedbirler nedeniyle, dava dışı TRT'nin, diziyi yayından kaldırdığını, davalının kötü niyetli olduğu yönündeki bilirkişi raporunun da davadaki haklılıklarını ortaya koyduğunu, mahkemece bu hususların gözetilmediğini, olayın sadece davalı taraf açısından değerlendirildiğini, davalının önceki tarihli 2019/99130 sayılı ... ibareli markası, işbu başvurunun tescil edilmek istendiği 38.sınıfta davalıya bir öncelik hakkı vermediğini, \"...\" ibaresinin, Türkiye’de neredeyse herkes tarafından kullanıldığını, işbu davaya konu sınıf dahil tüm mal ve hizmet sınıflarında ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, SMK'nın 5/1-b kapsamında dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, yine SMK'nın 5/1-c ve d maddelerinin de başvurunun tesciline engel oluşturduğunu, müvekkilinin, \"...\" isimli dizi filmin yapımcısı olması sebebiyle 5846 sayılı Kanun'un 1/b-j ve ilgili diğer maddeleri kapsamında, bağlantılı hak sahibi olduğunu, müvekkilinin bağlantılı hak sahipliği iddiasının, son derece açık şekilde ortada olmasına ve hatta bu hususun davalı başvuru sahibi tarafından dahi kabul edilmesine rağmen,  davanın bu kapsamda da reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluştuğunu, mahkeme kabulünün aksine müvekkilinin gerçek ve öncelikli hak sahipliğinin, dosya kapsamı ile ispat edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru kapsamında yer alan 38. sınıftaki hizmetler yönünden \"...\" ibaresinin, soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu gibi tanımlayıcı ya da tasviri bir işaret niteliği de taşımadığı, yine 38. sınıf hizmetler yönünden bu ibarenin, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir işaret olmadığı, dolayısıyla dava konusu başvuru yönünden bir mutlak tescil engelinden söz edilemeyeceği, davacının \"...\" isimli dizi filmin yapımcısı olduğu, dizi filme ilişkin tanıtımların 18.10.2020 tarihinde yapılmaya başlandığı, ancak dosya alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının söz konusu  faaliyetlerinin, 41. sınıfaki “Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri”ne ilişkin olduğu, başvurunun ise 38. sınıftaki hizmetleri kapsadığı, bu nedenlerle SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir tescil engelinin de ispat edilemediği, davalı gerçek kişi adına 9. ve 41. sınıflarda tescilli, 2019/99130 sayılı aynı ibareli markanın bulunduğu, yine davalının 2015'ten beri söz konusu ibareyi internet ortamında kullandığı, buna göre anılan ibareyi, davacının da faaliyetinin bulunmadığı 38. sınıf hizmetlerde tescil ettirmek istemesinin, kötü niyetli bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, davalının, 38. sınıfta halihazırda bir faaliyetinin olmamasının, başvurunun kötü niyetli yapıldığını kabul için yeterli bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/09/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"054e4104316e5887","SID":"20477405f8124cca"}}