{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/154 Esas<br>KARAR NO: 2025/1133<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/07/2021<br>NUMARASI: 2020/59 Esas, 2021/518 Karar<br>DAVA: MENFİ TESPİT (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının müvekkili aleyhine  İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, ödeme emrinin TK'nın 35. maddesine göre müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkilinin takipten haberi olmadan takibin kesinleştiğini, takip dayanağı faturaya süresinde itiraz ettiklerini, faturaya konu hizmeti almadıklarını, takip talebinde alacağın cari hesap sözleşmesine dayandığı belirtilmişse de, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, menfi tespit davasında ispat yükünün, alacağının varlığını iddia eden davalıda olduğunu, davadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da, anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek müvekkilinin İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı taraf süresinde, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı borçlu faturaya itiraz süresi olan 8 gün içinde faturaya itiraz edip iade ettiğinden, faturaya konu hizmetin verildiğini ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalı malı teslim ettiklerini ve hizmetin verildiğini iddia etse de, dosyaya sunduğu sevk irsaliyelerinden hangisinin, takip konusu faturaya ilişkin irsaliye olduğunun tespit edilemediği, davalı vekilince de bu hususun açıklanmadığı, davalı alacaklının faturada yer alan  hizmetin verildiğini ya da irsaliyelerde yer alan test kitlerinin teslim edildiğini ispat edemediği, davacı defterlerinde de takibe konu faturanın kayıtlı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İstanbul Anadolu  17. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borcu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkili şirketin davacı borçluya kit satışı ve kurulumu yapacağını, davacıya sevk irsaliyeleri ile ürün (kit) teslimleri yapıldığını ve davacı borçlunun söz konusu ürünleri kullandığını, davacının takip konusu fatura hariç diğer fatura bedellerini ödediğini, sevk irsaliyelerinden ürünün teslim edildiğinin anlaşılacağını, sevk irsaliyeleri ile fatura içeriğinde yer alan test isimlerinin farklı olduğu belirtilmişse de, teknik bilirkişiden rapor alınması halinde aynı hizmet olduğunun tespit edileceğini, davacının takibe haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davacı borçlunun kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davalı alacaklının İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 20.09.2019 tarihli ve 8.164,80 TL bedelli faturaya dayanarak davacı borçlu hakkında takip başlattığı, takibin kesinleştiği, davacının icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespiti için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı alacaklının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş, davalı alacaklı hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalı alacaklının takip konusu fatura nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; tarafların incelenen ticari defterlerinin sahipleri lehine delil olma niteliğine sahip olduğunu, takip konusu 20.09.2019 tarihli ve 8.164,80 TL bedelli faturanın davalı alacaklının ticari defterlerine kayıtlı olmasına rağmen, davacı borçlunun ticari defter kayıtlarında yer almadığı, sunulan 27 sevk irsaliyesinin sözkonusu faturaya ilişkin irsaliye olup olmadığının belli olmadığını belirtmiştir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)  Somut olayda davacı borçlu, fatura konusu mal ya da hizmetin verilmediğini belirterek alacağın varlığını inkar ettiğinden, alacağını ispat yükü davalı alacaklıya düşer. Davalının da alacağını, sadece kendi defterlerine dayanarak ispat edebileceği kabul edilemez. Davalının takip konusu fatura içeriği mal veya hizmeti davacıya teslim ettiğini irsaliye v.s yazılı delil ile ispat etmesi gerekir. Ancak davalı fatura konusu mal veya hizmeti verdiğini usulüne uygun deliller ile ispat edememiştir. Davalı sundukları sevk irsaliyelerinin fatura konusu mal ve hizmet verilmesine ilişkin olduğunu belirtmişse de, sunulan sevk irsaliyelerinden hangisinin faturaya ilişkin olduğu tespit edilememiştir. Davalı bu konuda teknik bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini savunmuşsa da, sunduğu sevk irsaliyelerinden hangisinin, takip konusu faturaya ilişkin irsaliye olduğunun davalı vekilince de açıklanmaması karşısında, Mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yapılmamasında isabetsizlik görülmemiştir. Sonuç olarak davalının alacağını ispat edemediği ve ilk derece mahkemesi kararının esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin   istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/59 Esas, 2021/518 Karar sayılı ve 01/07/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.18/09/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1c230b6d6936c6d","SID":"980a56f4a51b47df"}}