{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2114 <br>KARAR NO: 2025/1482<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 20/04/2022<br>NUMARASI: 2021/1038 Esas - 2022/403 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar  Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 13/05/2012 tarihinde... plakalı aracın ... sevk ve idaresinde iken, karşı şeritten gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı motorsikletin çarpışması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, araç sürücüsü ...'nin 107,5 promil alkollü olduğunu, kazaya alkolün etkisinde sebep olduğunu, ... plakalı aracın sahibi ...'e 09/10/2015 tarihinde 11.698,70 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeyi talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, riziko kapsamında olmayan tazminatı ödeyen sigorta şirketi nezdinde sigortalı araç işleteni ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine araç işletenin kusur sorumluluğu esaslarınca ... 2. İcra Dairesi ... esas sayılı numarası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek, itirazın iptaline, takibe devam edilmesine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin adresinin İstanbul olması nedeni ile mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davalı şirkete ait aracı kullanan ...’nin olay anında ne kadar alkollü olduğunun tespit edilemediğini, alkol kontrolünün 7,5 saat sonra yapıldığını, ödeme yapılan ...’in 109 promil alkollü olduğunun ... Devlet Hastanesi’nce 13/05/2012 günü saat 02.00 sıralarında yapılan kan tahlilinde ortaya çıktığını, bu şartlarda ...’e yapılması gereken bir ödeme bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Asıl dava yönünden; davanın reddine,Birleşen dava yönünden; takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili sadece asıl dava yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin anlaşıldığı, dolayısı ile... genel şartlarına göre rücu koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, trafik poliçesi genel şartlarında 2015 Haziran ayında yapılan değişiklik ile yasal promil üstünde alkollü araç kullanılmasının rücu sebebi olarak belirtildiğini, kazanın salt alkol etkisinde gerçekleşmesi şartının kaldırıldığını, Yargıtay’dan emsal bir karar çıkmamış olup, ekli BAM kararında ilgili değişikliğe yer verildiğini, davalı araç işleteni olup kazanın oluşundan sonra kollukça yapılan alkol kontrolünde ...'nin 100 promil civarında alkollü olduğunun dosyaya sunulan ve alınan raporlarla ortada olduğunu, yasal promil üstünde alkollü araç kullanılmasının rücu sebebi olduğunu, mahkemece verilen red kararının yasaya, hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava; yaralamalı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, rücuen sigortalısından tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davacı sigorta şirketinin sigortalısı olup, davalı şirkete ait ve olay esnasında dava dışı ...'nin sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı motorsikletin çarpışması sonucu meydana gelen maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası nedeniyle, dava dışı ...'in yaralandığı, davacı sigorta şirketinin 09/10/2015 tarihinde ...'e 11.698,70-TL ödeme yaptığı, davacı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsü ...'nin yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu iddiasıyla, yapılan ödemenin rücuen tahsili talebiyle esas dosyaya konu icra takibini başlattığı, davalı sigortalının takibe yaptığı itiraz nedeniyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.KTK'nın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" Maddenin son fıkrasına göre ise; \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin \"Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı\" başlıklı 97/1. maddesinde ise alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan \"b-2\" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. ...'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile... poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.  Yine davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında\"...  taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir.Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken TTK 1281. madde uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.İlk Derece Mahkemesince; makine mühendisi bilirkişi ve nörolog bilirkişiden rapor alınmış ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle oluşmadığı tespit edilmiştir. Kaldı ki, davacının sigortalısı olayda %20 oranında kusurlu olup, ... plaka sayılı araç sürücüsünün de olayın meydana gelmesinde %80 oranında kusuru bulunmaktadır. Açıkça görüleceği üzere ve yukarıda değinildiği gibi kaza, tek başına davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün alkollü olmasının etkisiyle meydana gelmemiştir. Olayda bu etmen yanında diğer araç sürücüsünün yasal sınır üzerinde alkollü olması, gece farlarını yakmaması, karşı yönden gelen araçların şeridine girmesi şeklindeki davranışlar da rol oynamıştır.Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece içlerinde nöroloji uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda kusur yönünden yapılan incelemede alkollü sürücü dışında diğer sürücünün de kazanın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu, iki sürücünün bir bütün olarak trafik kurallarını ihlal etmesi sonucunda kazanın oluştuğu, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin tespit edilmiş olmasına göre; dava dışı yaralı ...'e davalı sigortalının... poliçesi kapsamında ödeme yapan davacı sigorta şirketinin sigorta genel şartları ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi uyarınca ödediği hasar bedelini sigortalısından rücu etme hakkı olmadığından, asıl davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3c3b226f7cec314","SID":"f4fe94abae29ea72"}}