{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1378 Esas<br>KARAR NO: 2025/1439 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/434 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 15/05/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>TALEP: İhtiyati tedbir<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, ... ve davacılar ..., ... ile birlikte kurulduğunu, ...'ın şirket müdürü ve ticari sicilde şirketin %60 paya sahip ortağı olduğunu, ancak fiili olarak şirketin %55 pay sahibinin davacılar olduğunu, ... ın %45 pay sahibi olduğunu, şirkette tek imza yetkilisi ve müdürün ... olduğunu, davacıların şirket hakkında en ufak fikir sahibi olmadıklarını, ihtarname ile şirket yetkilisinden toplantı talep edildiğini, toplantı talebinin de reddedildiğini, ...'in davacıları şirkete yaklaştırmadığını ve şirket faaliyetleri hakkında en ufak bir bilgi dahi vermediğini, ... 'in aynı iş kolunda faaliyet gösterecek şekilde, davalı şirketle aynı adreste,... sicil numaralı ... Limited Şirketi adında bir şirket daha kurduğunu, davalı şirketin anılan şirketin aparatı haline getirildiğini, bu şartlar altında davalı şirketin tasfiyesi gerektiğini, davalı şirketin kayıt dışı olarak tabir edilen faturasız şekilde ürün satışları da yaptığını ve ticari gelirin kayıtlara yansıtılmadığını, şirkette toplantı yapılamadığını beyanla  şirketin kayıt dışı işlerinin tespiti için kolluk ve bilirkişi marifetiyle şirket muhasebesinin tutulduğu bilgisayarda inceleme yapılmasına ilişkin delil tespiti yapılmasını, şirket ortağının çalışma izni iptal edilerek ülkeden çıkışına mecbur bırakıldığı da gözetilerek şirkete kayyum atanmasını, mevcut envanterin korunması amacıyla şirketin tüm taşınır ve taşınmaz mallarının satışının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 15/05/2025 tarih ve 2025/434 Esas sayılı kararında; \"Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Bir şirkete kayyım atanmasının yegane yolu, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. Maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacı vekili;  şirketin kayıt dışı işlerinin tespiti için kolluk ve bilirkişi marifetiyle şirket muhasebesinin tutulduğu bilgisayarda inceleme yapılmasına ilişkin delil tespiti yapılmasını, şirket ortağının çalışma iznini iptal ederek ülkeden çıkışına mecbur bıraktığı da gözetilerek şirkete  kayyum atanmasını, mevcut envanterin korunması amacıyla şirketin tüm taşınır ve taşınmaz mallarının satışının engellenmesi şeklinde ihtiyati tedbir  talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı, dosyanın henüz bilirkişiye gönderilmediği, delillerin de toplanmadığı, ayrıca  yargı organları ancak yasanın öngördüğü hallerle sınırlı olarak (organ boşluğu gibi) şirket yönetimine kayyım atayabilecek olup davacının, ...'nde organ boşluğu olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge olmaması nedeniyle, ayrıca denetim kayyımı için istenecek delillerin bilirkişi raporu ile tesbitinin uyuşmazlık konusu itibariyle sağlanacağı, raporun ibrazından sonra itiraz aşamasında değerlendirilebileceği, ihtiyati tedbir talebinin HMK nun 389. vd maddelerindeki koşulların da oluşmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin davalı şirketin tüm taşınır ve taşınmaz malları üzerinde satılmaması şeklindeki ihtiyati tedbir talebinin, davalı şirkete kayyım atanması talebinin ve delil tespitine ilişkin taleplerinin bilirkişi incelenmesinden sonra, rapor ibrazına müteakip rapora itiraz aşamasında yazılı talep halinde tekrar değerlendirmeye alınmasına, bu aşamada HMK 389. Maddesi uyarınca reddine  karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Davacılar vekilinin şirketin tüm taşınır ve taşınmaz malları üzerinde satılmaması şeklindeki ihtiyati tedbir talebinin, davalı şirkete kayyım atanması talebinin ve delil tespitine ilişkin taleplerinin bilirkişi incelenmesinden sonra, rapor ibrazına müteakip rapora itiraz aşamasında yazılı talep halinde tekrar değerlendirmeye alınmasına, bu aşamada HMK 389. Maddesi uyarınca reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece organ boşluğu oluşmadığı gerekçesiyle şirkete kayyum atanması talepleri reddedilmiş ise de şirketin haklı sebeple feshi davasında kayyum atanması için mutlak suretle organ eksikliğine ihtiyaç olmadığını, HMK 389 vd. maddeleri de dikkate alınarak şirketin feshi davasında davalı şirkete kayyum ataması yapılabileceğini, nitekim işbu hususun yüksek yargı kararlarında da teyit edildiğini;Müvekkillerinin, sahibi oldukları şirketin varlığı dışında, bu şirketin ne kadar kar elde ettiği, ne iş yaptığı hakkında en ufak fikir sahibi olmadıklarını, davalı şirkete ve ...'e gönderilen Beyoğlu 37. Noterliği'nin 12.03.2025 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile toplantı talep edildiğini, toplantı talebinin de reddedildiğini davalı tarafın, müvekkillerini şirkete yaklaştırmadığını ve şirket faaliyetleri hakkında en ufak bir bilgi dahi vermediğini, şirketin amaçlarına ulaşması ve varlığını sürdürmesinin imkansız hale geldiğini; Davalı şirketin, şirkette çalışma izni ile çalışan %10 pay sahibi müvekkili ...'in ... numaralı çalışma iznini iptal ettirdiğini ve müvekkilini Türkiye'den çıkma mecburiyetinde bıraktığını, davalı şirketin, şirket amaçlarını gerçekleştirmek için faaliyet göstermediğini, müvekkili hissedarların şirketten uzaklaşması için sistematik çaba içerisinde olduğu anlaşıldığından şirkete ivedilikle kayyum atanması gerektiğini, şirketin mal varlığının azaltılması halinde müvekkillerinin haklarına kavuşmasının imkansız hale geleceği açık olduğundan eldeki şirketin feshi davası sırasında şirketin tüm taşınır ve taşınmaz mallarının devrinin ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesi gerektiğini; Delil tespiti taleplerinin reddedilmesi ve bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesine yönelik oluşturulan ara kararın; delil tespiti istemlerinin konusuz kalmasına neden olacağını, davacı taraf olarak ispat yükünü yerine getirmek için talep edilen işbu hususun sürüncemede kalarak bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesinin müvekkillerinin hak kaybına neden olacağını beyanla istinaf başvurularının kabulü ile tedbir taleplerine reddine yönelik ara kararın kaldırılmasına, davalı şirket yönetimine öncelikle ve ivedilikle kayyum atanmasına, delil tespiti taleplerinin kabulü ile bilirkişi ve kolluk marifetiyle davalı şirketin muhasebesinin tutulduğu bilgisayarlar üzerinde inceleme yapılmasına ve mevcut bilgilerin dosya arasına alınmasına, şirketin tüm taşınır ve taşınmaz malları hakkında satılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, davalı şirketin haklı sebeple feshi talebi ile açılan davada, tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanması, şirketin taşınır ve taşınmaz malları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi maksadı ile ihtiyati tedbir konulması ve delil tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Aynı yasanın 390/3. maddesi; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep eden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. TTK'da anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta olup, şirketlerin seçilmiş organları tarafından yönetilmeleri esastır. TMK'nın 427/4 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, bir şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için yönetiminin bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yöneticileri bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetimin çalışamaz halde olması da, TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. Somut olayda; davanın, davalı şirketin haklı sebeple feshi talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin görev süresi devam eden seçilmiş yetkilisi mevcut olup, herhangi bir organsızlık durumu oluşmadığından Mahkemece, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına dair talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, dava dilekçesinde davalı şirketin feshi talebi kapsamında ileri sürülen iddiaların yargılamaya muhtaç olduğu, Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle dosyada, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarının devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği kanaatini oluşturur delil bulunmadığı, bu sebeple Mahkemece davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğu, 6100 sayılı HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341. maddesine göre, delil tespiti talebi hakkında verilen kararın istinafa tabi kararlardan olmadığı anlaşıldığından, mahkeme kararının gerekçesinde kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60e336c2d967aef8","SID":"0f9fa09bc57cc032"}}