{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/659 <br>KARAR NO: 2025/1427<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/02/2024<br>NUMARASI: 2018/973 Esas -  2024/207 Karar<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ATM'NİN 2019/333 ESAS SAYILI DOSYASINDA\t  <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2025<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalı kurum tarafından müvekkili şirkete gönderilen 02/09/2015 tanzim tarihli, ...-... sayılı ... E icra takip nolu ödeme emrine dair borç talebinin 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usuli Hakkındaki Kanun hükümlerine dayanarak tanzim ve talep edildiğini ancak dava ve ödeme emri konusu edilen borcun amme  alacağı borç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek davalı tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilen ... sayılı ödeme emrinin iptaline ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/333 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkili şirkete 16/01/2017 tanzim tarihli ... sayılı ödeme emrini düzeltme yazısı şeklinde yeniden ödeme emri tebliğ edildiğini ancak bu ödeme emrinin 02/09/2015 tanzim tarihli ... sayılı ...- E İcra takip nolu dosyanın devamı ve düzeltilerek yeni ödeme emri olduğunun anlaşıldığını,  SGK tarafından aynı icra takibi dosyasından aynı alacaklar için yeniden ödeme emri düzeltme yazısı gönderilmesinin hatalı olduğunu, gönderilen 16/01/2017 tarihli ... sayılı yazının iptalinin gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından söz konusu borç talebinin 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine dayandırılarak tanzim edildiğini ancak dava ve ödeme emri konusu edilen borcun amme  alacağı borç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek davalı kurum tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilen 16/01/2017 tarihli ... nolu ödeme emri düzeltme emrinin iptaline ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili asıl ve dava dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Asıl davada, davalı kurum tarafından davacı şirkete gönderilen 02/09/2015 tanzim tarihli, 9... sayılı ...  icra takip nolu ödeme emrine emrinin iptali-menfi tespit talebiyle dava açıldığı,  sonrasında davalı kurum tarafından davacı tarafa 16/01/2017 tanzim tarihli ... sayılı düzeltilmiş ödeme emrinin gönderildiği asıl davaya konu ödeme emrinin ortadan kalktığı, Birleşen davada davalı Kurumun 16/01/2017 tarih ve... sayılı ödeme emrinin, 6183 Sayılı Kanuna dayalı ödeme emrine konu ettiği alacağının 5510 Sayılı Kanundan doğan bir kamu alacağı olmadığı, 2918 Sayılı Kanunun 98. maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olduğu, bu nedenle bu alacağın tahsilinde 5510 Sayılı Kanunun 88/16 fıkrası atfı ile 6183 Sayılı Kanuna göre takip yapılamayacağı, gerekçesiyle;-Asıl davada, davacı tarafça açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,-Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/333 E. Sayılı dosyasında, davacı tarafça açılan davanın KABULÜ ile, davacının, davalı kurum tarafından gönderilen 16/01/2017  tarih ve ... sayılı ödeme emrinin İPTALİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece asıl dava yönünden konusuz kalması gerekçesiyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, asıl ve birleşen dosya yönünden müvekkil lehine hükmedilen maktu avukatlık ücretinin hatalı olduğu, icra emrinde belirtilen tazminat tutarları üzerinden hesaplama yapılarak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri ise; mahkemece asıl davaya yönelik yapılan incelemede  dosyaya sunulan dilekçeler ve bilirkişi raporlarına karşı itirazlar değerlendirilmeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğu; birleşen davaya yönelik yapılan incelemede ise müvekkil kurumun 6183 sayılı kanuna dayalı ödeme emrine konu ettiği alacağının 5510 Sayılı Kanundan doğan bir kamu alacağı olmadığı, 2918 Sayılı Kanunun 98.maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan bir prim alacağı olduğu, bu nedenle bu alacağın tahsiline 5510 Sayılı Kanunun 88/16.fıkrası atfı ile 6183 Sayılı Kanuna göre takip yapılamayacağı görüşüne dayandırılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiği hususuna yöneliktir.Uyuşmazlık ve dava, 2918 sayılı Trafik Kanunu'nun 98.maddesi uyarınca trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigorta şirketlerince Sosyal Güvenlik Kurumu'na prim aktarımı yapılmaması halinde sigorta şirketlerinin sigorta primi borcundan 6183 sayılı yasa kapsamında sorumlu olup olmayacakları ve davalı tarafından gönderilen ödeme emri nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup,Asıl dava ile birleşen davada davacı, ... A.Ş  özel sigorta primlerinin davalı SGK'ya ödenmemesi nedeniyle kendisine gönderilen prim borcunun tahsili istemli ödeme emri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.(1)Bilindiği üzere; 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle 1.fıkrasında \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı...\" hükmüne yer verilmiş; Aynı maddenin 2. fıkrasında \"Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14.maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. \"  Aynı maddenin 3. fıkrasında ise \"Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun'un 89.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" hükmüne yer verilmiştir. Ne var ki bu hüküm, kurum alacağında gecikme cezasının nasıl ve hangi oranda alacağına ilişkin olup, alacağın amme alacağı olduğuna ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağına yasal dayanak oluşturmamaktadır.6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan  düzenleme ile kanunun yürürlük tarihinden sonra ve önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması amaçlanmıştır. SGK  için oluşacak maddi yük ise  sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının Kuruma aktarılması ile sağlanacaktır. Buradaki prim borcu, sigorta şirketi ile sigortalı kişi arasında imzalanan  sözleşme niteliğindeki sigorta poliçelerinde yazılı olan ve sigortalı tarafından ödenen bedeldir. Sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Kuruma zorla tahsil yetkisi verilmiştir.  5510  sayılı  Kanunun  88.  maddesinde (ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35.  maddesinde) ise SKK'nın  5510 sayılı Kanun'dan doğan prim alacağına ilişkin olarak düzenleme getirilmiş olup buna göre aynı Kanun'un 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işverenlerin prim borcunu ödememesi halinde işveren konumundaki kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli  kamu  görevlileri ile  tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir. Somut olaya, 2918 sayılı Kanun'da sayılan alacakların kamu alacağı niteliğinde olup olmadığı ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağı açısından da bakmak gerekecektir. 6183 sayılı Kanun'un 1.maddesinde Kanunun uygulama alanının bulunduğu kurumlar sayılmıştır. Davalı SGK, bu kurumlar arasında değildir. SGK’nın söz konusu alacağı 6183 sayılı Kanun'un 1.maddesindeki kamu alacağı tarifine de girmemektedir. SGK, 2918 sayılı Trafik Kanunu'nun 98.maddesinden kaynaklanan alacaklarını genel hükümlere göre takip yapması gerekmektedir. 2918 sayılı Kanun'da hangi hallerde 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapılacağı tek tek sayılmıştır. 35.maddesinde, araçların muayene için ödenmesi gereken Hazine payını süresinde ödemeyen ya da eksik ödeyen yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerden, söz konusu tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesince tahsil edileceği; 14.maddesinde, süresinde ödenmeyen para cezaları için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümleri uygulanacağı düzenlenmiştir. Bunun gibi, 5510 sayılı Kanun'da da hangi alacakların 6183 sayılı Kanun'a göre takip edileceği tek tek sayılmıştır. Sonuç olarak; Sosyal Güvenlik Kurumu'na prim aktarımı yapılmaması halinde SGK’nın sigorta şirketlerine ve güvence hesabına 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapmasını mümkün kılan düzenleme bulunmamaktadır. 5510 sayılı Kanun'da Sosyal Güvenlik Kurumu'nun alacaklarının takibi düzenlenmiş ise de tamamı kamusal nitelik taşımamaktadır. Örneğin, iş kazası ve meslek hastalığına dayanan rücu alacakları genel hükümlere göre takip yapılmaktadır. Kurum alacağının kaynağı 2918 sayılı Kanun'un 98/2.maddesidir. Kurum alacağı 5510 sayılı Kanun'da düzenlenen sosyal sigorta primi değil özel sigorta şirketleri tarafından sözleşme ile tahsil edilen primlerdir. Sigorta şirketlerinin sigorta ettirenlerden sözleşme kapsamında aldıkları sigorta primlerinin kaynağı özel sigorta ilişkisi olup kamusal nitelik taşımamaktadır. (-bkz..Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2023/2435 esas, 2024/1297 karar sayılı ve 22/04/2024 tarihli, aynı olaya ilişkin ilamı-)Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, davalı SGK vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.(2)Mahkemece aldırılan bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere birleşen davaya konu 16/01/2017 tarih ve ... ödeme emri ile asıl davaya konu 02/09/2015 tanzim tarihli, ... sayılı ... icra takip nolu ödeme emrinin geçersiz hale geldiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun detaylı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla Mahkemece asıl dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına,  1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı yasanın 35. maddesi “6183 sayılı yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince Mahkemece davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık olmamasına göre davacı  vekilinin asıl dava ve birleşen dava bakımından yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı SGK vekili ve davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden  davacıdan asıl ve birleşen dava yönünden  alınması gereken 1.230,80-TL (615,40-TL*2) harç peşin olarak yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, -İstinaf eden davalı SGK harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.01/10/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a39f85667cf4284","SID":"09125793bb77193d"}}