{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/539 <br>KARAR NO: 2025/1385<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2021<br>NUMARASI: 2021/350 Esas - 2021/768 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ve alacağını vekil edeni şirkete temlik eden dava dışı ... Kumaş San. A.Ş. 'ye  ait ... plaka sayılı aracın; karıştığı 05/11/2017 günlü trafik kazasında hasarlandığını, söz konusu araçta KDV dahil 25.689,99-TL hasar meydana geldiğini, davalı sigortacının ... Poliçesi Genel Şartlarına göre oluşan bu zararın giderilmesinden sorumlu olduğundan, davalı sigorta şirketine araçta meydana gelen hasar bedelinin alacağın temliki sözleşmesine uygun olarak taraflarına ödenmesi için başvuruda bulunulmuş ise de sonuç alınamadığını beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.750,00-TL hasar bedeli ile ekspertiz ücreti olarak ödenen 250,00-TL'nin 17/02/2018 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 24/09/2021 havale tarihli talep artırım dilekçesi ile dava değerini 5.411,84-TL arttırarak toplam 10.411,84-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının temlik alacağı sebebiyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, herhangi bir onay alınmadan yapılan onarım ve bakımdan sorumlu olmadığını, talep edilen miktarın  yüksek olduğunu, ekspertiz ücretinden sorumlu olmadığını, faiz başlangıç tarihini  kabul etmediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.  Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile 10.161,84 TL hasar bedelinin 22/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davacı ve  davalı sigorta şirketi vekilllerince  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece alınan bilirkişi  raporuna iskonto ve KDV hususunda yaptıkların itirazın gözetilmediği, talep artırım dilekçesi sunulmak üzere  kesin süre verilmiş olmasının  hatalı olduğuna yöneliktir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davacının ıslahla arttırdığı kısmın zamanaşımına uğradığı, davanın belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceği, sigortalının müvekkiline bir bildirimde bulunmadan ve onayı alınmadan harici olarak aracın onarımının yapılmış olması nedeniyle  sözleşmenin ihlal edildiği, aracın hasar tutarının 10.764,66-TL olarak tespit edilerek anılan tutara %20 tenzili muafiyet uygulandıktan sonra kalan 8.611,72-TL olması nedeniyle  hükmün  bu haliyle de hatalı olduğundan ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava, 05/11/2017  tarihinde meydana geldiği ileri sürülen trafik kazasında hasarlanan ...   plaka sayılı araç nedeniyle, alacağın temliki sözleşmesine dayanılarak açılmış, araç hasar bedelinin ve ekspertiz ücretinin aracın kasko sigortacısından tahsili isteğine ilişkindir.Somut olayda,  05/11/2017 tarihinde meydana geldiği anlaşılan trafik kazasına karışan ve davalı sigorta şirketi nezdinde ... Poliçesi ile sigortalı bulunan ...  plaka sayılı aracın hasarlandığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup; ...   plakalı araç sahibi ...San. A.Ş nin  davalı ... A.Ş. nezdinde  işlem gören  aracında  05/11/2017 tarihinde vuku bulan, hasardan doğan alacaklarını 09/11/2017 günlü temlik sözleşmesi uyarınca davacıya devrettiği görülmüştür. Diğer bir anlatımla, dava dışı şirket  dava konusu olayla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği tazminata ilişkin alacağını TBK'nın 183 ve devamı madde hükümleri uyarınca davacıya temlik etmiştir. Bu durumda davacının, ...  San. A.Ş'nin  hak ve alacaklarını, alacağın temliki hükümleri uyarınca talep hakkı bulunduğu konusunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır.TTK'nın 1409/2. maddesi uyarınca kural olarak, rizikonun teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Öngörülen kural, rizikonun iyi niyet kurallarına uygun olarak ihbar edildiği hallerde geçerlidir. TTK.'nun 1446 ve devamı md. (1292 maddesi) gereğince, sigortalının rizikoyu kasten ihbar etmediğini sigortacı ispat etmelidir. Sigortalı, rizikonun gerçekleştiğine dairihbarı süresindeyapmış olmakla birlikte; iyi niyetkurallarına aykırı biçimde olayın gerçekleşme şekli yanlış bildirilmiş ve TMK.'nun 2. maddesi uyarınca hakim, sigorta ettirenin kötü niyetini dosyadaki delil ve emarelerden tespit etmiş ise, bu durumda sigortacıya ispat külfeti yüklenmemelidir. Bu halde ispat külfeti, sigortalıya ait olmalı ve meydana gelen rizikonun teminat içinde kaldığı hususu sigortalı tarafından ispat edilmelidir. Bu varılan sonuç, hem yasa koyucunun amacına hem de tarafların menfaatler dengesine uygun olacaktır.TTK'nın hükümlerine göre sigortalının rizikoyu 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmesi gerekmektedir. Rizikonun bu süre içinde ihbar edilmemesi durumunda ne gibi bir yaptırımın söz konusu olduğu hakkında açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, ihbarın kasten yapılmaması hali sigorta haklarının zayiine, kusura bağlı olarak yerine getirilmemesi halinde ise kusurun ağırlığına göre sigorta tazminatında indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. Yine Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.l.l maddesinde öngörülen (5) günlük ihbar süresi hak düşürücü süre değildir.Somut olayda; trafik kazası  05/11/2017 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı tarafından hasar bildirimi, davalı sigorta şirketine 07/02/2018 tarihinde yapılmıştır. Davalı sigorta şirketince kazanın iddia edildiği şekilde gerçekleşmediği de ileri sürülmemiş olduğundan, davacı tarafın hasar talebinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta olup, ilk derece mahkemesince açıklanan hususlarda her hangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması yerindedir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Dairemizce de benimsenen 2021/21378 Esas-2022/12096 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere; Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir.6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre,  alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.   6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir.Ne var ki somut olayda, dava açan dilekçede fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı  belirtilmemiştir. Hal böyle olunca da, mahkemenin davanın  belirsiz alacak davası olduğu yönündeki kabulü ve bu kabule dayanan kararı doğru olmamıştır.Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince açılan davanın kısmi dava olduğu kabul edilerek ve talep konusu kazanın  05/11/2017  tarihinde meydana geldiği, ıslah talebinin ise 24/09/2021  tarihinde, iki yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmesinden sonra yapıldığı ve davalının ıslahla arttırılan miktar bakımından süresi içerisinde zaman aşımı definde bulunulduğu, ıslah ile artırılan talep bakımından zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle istemin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilerek bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olması hatalı olmuştur.Ancak; davalı sigorta şirketi aleyhine gerçekleştirilen hatalı bu uygulamanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun sadece açıklanan bu sebebe münhasır kabulüne, ıslah ile artırılan alacak kısmı yönünden zamanaşımının dolması nedeniyle davacının talebinin reddine, davacı ve davalı  vekillerinin  diğer tüm istinaf itirazlarının kaldırma gerekçesi gözetildiğinde, değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek suretiyle  HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca  yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarih ve 2021/350 Esas - 2021/768  Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin sair istinaf başvuru sebeplerinin yukarıda açıklanan nedenlerle HMK.m.353/1-b/1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE, davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE (HMK.m.353/1-b/2) a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketinden alınan 173,60-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,b/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin yatırılan 80,70-TL harcın düşümü ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,d/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarih ve 2021/350 Esas - 2021/768 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,a/Davanın kısmen KABULÜ ile 4.750,00-TL hasar bedelinin 22/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine b/Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 85,39-TL peşin harç ve 93,00-TL tamamlama harcı toplamı olan 178,39-TL harcın mahsubu ile bakiye 437,01-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, c/Davacı tarafından yatırılan 85,39-TL peşin harç ile 93,00-TL tamamlama harcından oluşan toplam 178,39-TL harç gideri ile davacı tarafından yapılan 250,00-TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 428,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, ç/Davacı tarafından yapılan 2.075,00-TL yargılama giderinden davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesaplanan 969,93-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesaplanan 4.750,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca davanın ret edilen bölümü üzerinden hesaplanan 4.750,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine,e/Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4aef55f6dbf5412f","SID":"70cde0a052130846"}}