{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/178 Esas 2025/956 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/178 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/956<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/456 Esas 2022/787 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 18/09/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 01/10/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, kaza sonrası araçta oluşan zararın mahkemece alınan tespit raporundan belirlendiğini, müvekkili tarafından öğrenilen hasar miktarı fazla olup, onarım aşamasında bu miktarın artabileceği kuşkusuyla aracın hasarlı haliyle rayiç değerinin çok altında 46.800,00 TL'ye satıldığını, müvekkilinin zararının davalı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek şimdilik 100.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, delil tespit masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 121.186,00 TL'ye artırarak delil tespit masraflarının yargılama giderlerine eklenmesini istemiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; meydana gelen trafik kazasında davalı ... şirketinden kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın hasara uğradığı, tüm dosya kapsamı ve delillere göre araçtaki hasar bedelinin 124.363,37 TL olarak belirlendiği, aracın yetkili serviste onarım yaptırıldığına dair bir delil olmadığı, bu nedenle hasar bedeli üzerinden %25 oranında muafiyet uygulanmasının gerekmediği, delil tespit dosyasında yapılan masrafların yargılama gideri miktarı içerisinde hükme bağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 121.186,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 22/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin hasar tespiti yaptığını, bu hasar tespitinde makine mühendisi bilirkişinin araçtaki hasarı kdv dahil 121.186,00 TL olarak hesap ettiğini, hükme esas alınan raporda bunun dışında herhangi bir hesaplama veya araştırma yapılmadığını, yedek parça ve işçilik fiyatlarının kaza tarihi itibariyle fahiş belirlendiğini, hiçbir şekilde rayiç değer ve sovtaj değerlendirmesi yapılarak pert total işleminin ekonomik olarak uygun olup olmayacağının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasara ilişkin hiçbir değerlendirme bulunmadığını, savunma haklarını da kullanamadıklarını, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan bilirkişi raporu düzenlendiğini, işbu rapora dayalı kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, denetlemeye uygun olmayan yetersiz bilirkişi raporları, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağını, T.C. Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 8/8/2011 tarihli ve 60 nolu katma değer vergisi sirküleri sigorta tazminatları kdv'nin konusuna girmediğini, bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden aldığı tazminat için kdv hesaplanması yapmasının söz konusu olmayacağını, müvekkilin sorumluluğunda olmayan kdv'den kaynaklı tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, mahkeme kararında poliçede yer alan muafiyetin bilirkişi raporunda da anlaşmasız serviste tamir tespiti yapıldığı halde uygulanmadığını, sigortalının anlaşmasız ve yetkisiz serviste onarım yapması sebebiyle poliçede belirlenen servis  muafiyetinin uygulanması gerektiğini, ayrıca poliçede yer alan genel muafiyetin hiçbir şarta bağlı olmaksızın uygulanması gerektiğini, buna bilirkişi raporunda da yer verilmesine rağmen uygulanmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, her bir hasarda 4.900 tutarında genel muafiyet uygulanacağını, diğer muafiyetlerin, genel muafiyet uygulandıktan sonra hesaplanarak hasar bedelinden düşüleceğini,  olay tarihi itibariyle müvekkilinin temerrüte düşmüş olduğu söylenemeyeceğinden, hasarın meydana geldiği tarihten itibaren faiz talebinin de reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için istenebilir bir tazminat oluştuğu kabul edilecek olsa dahi, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, kazaya karışan araç ile müvekkili şirkette sigortalı olan aracın kullanım tarzının hususi olup, ticari amaçlı kullanılmadığını, alacağın haksız fiilden doğup zarar görenler arasında da sözleşme ilişkisi bulunmadığından istenebilecek faiz türünün sadece yasal faiz olduğunu, dava konusu hususların sübuta erdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 111/10/2021 tarihli birinci rapor, makine mühendisi bilirkişiden alınan 22/09/2022 tarihil ikinci rapor, araç satış sözleşmesi, davacı tarafından davalıya yapılan başvuru sureti, davalı şirketin 08/10/2020 tarihli müzekkere cevabı, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2019.E.100391-2020/35312 Karar sayılı karar sureti, itiraz hakem heyetinin 2020.İ.8656-2020/İHK-12363 Karar sayılı karar sureti, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/150 D. İş dosyasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 03/10/2019 tarihli tespit raporu, ... Bankası A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen cevap, kaza tespit tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDava Ankara 13. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2020/289 Esas 2020/641 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. Anılan mahkemece tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2021/126 Esas 2021/180 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 13. Hukuk Dairesine yargı yerinin belirlenmesi için gönderildiği, anılan dairece 2021/764 Esas 2021/753 Karar sayılı karar ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesi üzerine dosya Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/456 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. <br>\tAnkara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/150 D. İş dosyasında sigortalı araç üzerinde yapılan inceleme ile alınan tespit raporunda, kazadan önceki haliyle aracın ikinci el piyasa değerinin 200.000,00 TL, kazadan sonraki hasardan dolayı %18 kdv hariç, parça ve işçilik olmak üzere 102.700,00 TL zarar olduğu, %18 kdv olan 18.486,00 TL'nin ilavesiyle zararın 121.186,00 TL olarak tespit edildiği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı vekili tarafından 12/10/2019 tarihinde davalı ... şirketine başvurularak sigortalı araçta tespit raporu ile kdv dahil 121.186,00 TL hasar oluştuğunun tespit edildiği, manevi olarak yıpranıldığı belirtilerek 121.186,00 TL hasar bedeli ile 10.000,00 TL manevi tazminat, 1.264,90 TL delil tespit masrafı olmak üzere toplam 132.450,90 TL'nin ödenmesi talep edilmiştir. Anılan başvuru dilekçesi üzerinde davalı ... şirketinin 16/10/2019 tarihinde evrak kabul şerhi bulunduğu görülmüştür. <br>\tSigortalı araç 26/02/2020 tarihinde dava dışı ...'e 46.800,00 TL bedel ile satılmıştır. <br>\tİşbu dava konusu kaza nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine 06/11/2019 tarihinde yapılan başvuru üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 21/04/2020 tarihli 2019.E.100391-2020/35312 Karar sayılı kararıyla, delil tespit raporu esas alınarak onarım bedelinin 121.186,00 TL olduğu, araç satış bedeli olan 46.800,00 TL'nin mahsubuyla 74.386,00 TL bakiye alacağın bulunduğu, taleple bağlı kalınarak 39.900,00 TL'ye hükmedilebileceği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 39.900,00 TL'nin 30/10/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>\tAnılan karara karşı yapılan itiraz üzerine, itiraz hakem heyetinin 2020.İ.8656-2020/İHK-12363 Karar sayılı kararıyla, kasko sigorta poliçesindeki dain mürtehin hakkı sahibinin açık muvafakatinin sağlanamadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun usulden reddine karar verildiği görülmüştür. <br>\tKasko sigorta poliçesinin muafiyetler başlıklı klozunda, davalı şirketle anlaşması olmayan marka yetkili servislere gidilmesi durumunda hasar bedeli üzerinden %25 tenzili muafiyet uygulanacağı, her bir hasarda 4900 tutarında genel muafiyet uygulanacağı, diğer muafiyetlerin genel muafiyet uygulandıktan sonra hesaplanarak hasar bedelinden düşüleceği hükme bağlanmıştır. <br>\tYargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi raporunda, tespit bilirkişi tarafından hesaplanan hasar miktarının makul bulunduğu, 121.186,00 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, aracın perte çıkarılmadığı, 46.800,00 TL'ye satıldığı, aracın davalı tarafından 243.795,00 TL kasko değeri üzerinden sigorta edildiği, hasar bedelinin araç değerinin %50 değerini aşmadığı için perte çıkarılmadığı, davacının hasarlı aracı kendi isteğiyle 46.800,00 TL'ye sattığı, davalının 121.186,00 TL hasar bedelini ödemekle yükümlü olduğu kanaat bildirilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda, aracın ikinci el rayiç değerinin 197.364,67 TL olduğu, araçtaki hasar bedelinin tespit raporundaki maddi hata düzeltildiğinde 124.363,37 TL bulunduğu, bu miktarın esas alınabileceği, mahkeme aksi kanaatte ise onarımın yapıldığı servis kayıtlarının, değişen malzeme listelerinin, değiştirilen malzemelerin parça numaralarına göre orjinal veya eşdeğer olup olmadıklarının yapılan işçilik açılımlarının, varsa davacının yaptırdığı ekspertiz hasar raporunun dosyaya katılmasının uygun olacağı, araç kasko bedelinin ise 243.795,00 TL olduğu, aracın dosyadaki beyanlardan onarımının anlaşmasız serviste yapıldığının kanaatine varıldığı, %25 tenzili muafiyet uygulanacağı, davacının 12/10/2019 tarihinde davalıya başvurduğu, 8 iş günü sonrasında temerrütün oluştuğu tespit edilmiştir. <br>\tKasko sigorta poliçesinde dain mürtehin hakkı sahibi olduğu görülen ... Bankası A.Ş'ye yazılan müzekkereye verilen 13/04/2022 tarihli cevapta, bankanın alacağının kalmadığı, davaya açık ve koşulsuz muvafakat verildiği bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasara uğradığını, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu uğradığı hasar miktarı, aracın pert total olup olmadığı, davalının hasara ilişkin kdv bedelinden sorumlu tutulup tutulamayacağı, poliçede yer alan muafiyet klozunun uygulanıp uygulanamayacağı, faiz başlangıç tarihi ve türü hususlarından kaynaklanmaktadır.\t<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. <br>\tKasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2. maddesinde; \"onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tesbit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir...\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında, sigortalı araçta kaza nedeniyle meydana gelen hasarın aracın kasko değerinin %50'sini aşmadığı için perte ayrılmadığı, tamirinin ekonomik olduğu değerlendirilmiştir. Davalı vekilinin sigortalı aracın pert total işleminin ekonomik olarak uygun olup olmadığının değerlendirilmediğine yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. <br>\tHükme esas alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan tespit raporundaki hasarlı parçalar esas alınmak suretiyle sigortalı araçta kaza nedeniyle meydana gelen hasar miktarı tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. <br>\tÖte yandan, davalı ... şirketi sigortalı aracın onarılıp onarılmadığına bakılmaksızın, aracın tamiri sırasında ödenmesi gereken miktarın kdv dahil miktar olması nedeniyle kdv dahil hasar bedelinden sorumludur. <br>\tDavacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı aracın onarılmadan hasarlı hali ile satıldığını ileri sürmüş, aracın satıldığına ilişkin araç satış sözleşmesini ibraz etmiştir. <br>\tSigortalı aracın yetkili/yetkisiz serviste tamir edildiğine ilişkin dosyada bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, davacı yanın aracın onarılmadan satıldığına ilişkin iddiasının aksini gösterir dosyaya sunulan yoktur. Bu durumda sigortalı aracın yetkisiz serviste onarıldığının kabulü mümkün olmayacak, kasko sigorta poliçesindeki aracın davalıyla anlaşması olmayan marka yetkili serviste tamir edilmesi halinde uygulanması gerektiği düzenlenen muafiyet klozunun somut olayda uygulanması mümkün olmadığı gibi, her bir hasarda uygulanacağı belirtilen genel muafiyet hükmünde belirtilen \"4900\" ibaresinde herhangi bir para cinsi yazılı bulunmadığı gibi rakamın yazılış itibarıyla parasal birimi ifade ettiğine ilişkin bir yazılış şekli de bulunmadığından bu genel muafiyet klozunun da uygulanması mümkün değildir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece sigortalı aracın pert total işlemine tabi tutulamayacağı, aracın onarımının ekonomik olduğu, aracın tamir edilmeden satıldığı, muafiyet klozunun uygulanamayacağı, alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. <br>\tDavalı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi de usul ve yasaya uygundur (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar).<br>\tDavalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihini belirtmiştir.  Mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan hasar miktarına temerrüt tarihi olduğu tespit edilen 22/10/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. <br>\tTTK'nun 1427. maddesinde, sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar). <br>\tDava konusu zararın meydana geldiği olay, 21/09/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, davacı vekilince 12/10/2019 tarihinde davalı ... şirketine başvurulmuştur. Anılan başvuru dilekçesi üzerinde davalının 16/10/2019 evrak kabul kaydı bulunmaktadır. Kural olarak anılan başvuru dilekçesinin davalı tarafından evrak kaydına alındığı 16/10/2019 tarihinden itibaren 45 günün sonunda davacı alacağı muaccel hale gelmiş olacak ve sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşecek ise de, 45 günden önce davalı yanın başvuruyu reddetmesi halinde muacceliyet/temerrüt tarihi olarak bu tarihin esas alınması gerekecektir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere, davacı tarafından işbu dava konusu kaza nedeniyle hasar bedelinin tazmini için davalı aleyhine uyuşmazlık hakem heyetine 06/11/2019 tarihinde başvurulmuştur. Anılan başvuru tarihinin davalı tarafından davacının sigorta şirketine başvurusunun reddedildiği, bu nedenle davacı tarafından uyuşmazlık hakem heyetine başvurulduğunun kabul edilmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla, uyuşmazlık hakem heyetine başvuru tarihi olan 06/11/2019 tarihinin, davalının davacının yaptığı ve 16/10/2019 tarihinde kayıtlarına aldığı başvurusunun 45 gün dolmadan reddedildiği tarih olarak kabul edilmesi gerekecektir. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının davalıya yaptığı başvuru tarihinden itibaren 45 günlük süre sona ermeden 06/11/2019 tarihinde davalı tarafından reddedildiği, davacının davalının reddi nedeniyle uyuşmazlık hakem heyetine başvurduğunun kabulü gerektiği, 06/11/2019 tarihinde davalının temerrüte düştüğü, anılan tarihin mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiği, artırılan bedel yönünden de aynı tarih faiz başlangıç tarihi olarak bildirildiğinden aynı tarihin faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması gerektiği gözetilmeden faiz başlangıç tarihi yönünden temerrüt tarihinden daha önceki bir tarihin esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. \t <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında faiz başlangıç tarihi yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi yönünden KISMEN KABULÜNE,<br>\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih 2021/456 Esas 2022/787 Karar sayılı kararının faiz başlangıç tarihi yönünden KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\t2-Davanın KABULÜNE, 121.186,00 TL'nin 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t3-Alınması gerekli 8.278,21 TL karar ilam harcından ıslah harcı olarak alınan 2.073,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.205,21 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davacı tarafından peşin yatırılan 2.073,00 TL ıslah harcı ile 59,30 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan 1.468,00 TL bilirkişi ücreti, 517,90 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.985,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,   <br>\t6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, kararın kaldırma gerekçesi ve istinafa davalı tarafın gelmesi nedeniyle aleyhe hüküm verme yasağı da gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihi itibarıyla hesaplanan 19.177,90 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t8-Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tB)1-Davalı tarafından yatırılan toplam 2.069,55 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2025   <br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...    ...  ...   ...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cd96bb9fba477fd","SID":"a4c14211b79e713e"}}