{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1033 - 2025/1199<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/1033 <br>KARAR NO\t: 2025/1199<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/05/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/468 Esas 2025/403 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03/10/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 10/112024 tarihinde, dava dışı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı yolcu otobüsünün, sürücünün beyanına göre viraja girdiği anda frene bastığını, ancak frenin tutmadığını daha sonra retarder kolunu çektiğini, çektikten sonra ise aracın hakimiyetini kaybederek aracın hızla kaydığını ve direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüsün yolun sağında bulunan yeşil alana aracın sağ tarafı ile girdiği, otobüsü toparlamaya çalışırken otobüsün arka taraflarının savrulması ve otobüs sola yan yatması sonucu ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucunda ... plaka sayılı araçta yolcu konumda bulunan, müvekkilleri ... ve ... oğulları ...'nin vefat ettiğini, desteğin ölümü nedeniyle müvekkillerinin maddi açıdan mağdur olduğunu belirterek, maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 100,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin temerrüt tarihi olan 18.02.2025 tarihinden itibaren işleyecek, ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dâhil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61., 163. ve 2918 sayılı KTK'nın 88/1. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinde bulunmuştur.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili olan sigorta şirketine Trafik Sigortası Genel Şartları'nda bildirilen usule aykırı ve Trafik Sigortası Genel Şartları ekinde başvuru için istenilen zorunlu evraklar olmaksızın başvuruda bulunduğunu, doğrudan dava yoluna başvurduğundan huzurdaki davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, bu durumun yanı sıra mezkur kazanın oluşumunda müvekkili olan şirket nezdinde trafik sigortası poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, bu hususun bir yansıması olarak da müvekkili ... Sigorta A.Ş.’nin davacı yanca iddia ve talep olunan tazminattan sorumlu olmadığını bildirerek, davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeni ile davanın esastan reddini ve dava masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara bağlı tazminat istemine ilişkin olduğu, somut olayda davacının kaza tarihinde, davalıya sigortalı otobüste yolcu konumunda olduğunun anlaşıldığı, dava tarihinden önce 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketici Kanunu'nun 73/1 maddesinde; \"Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir.\", aynı Yasa'nın 3.maddesinin 1.fıkrasında \"Tüketici, işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.\" şeklinde düzenleme yapıldığı, açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, somut uyuşmazlıkta, davacının tüketici konumunda olduğu, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğine kanaat getirilerek, davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsiz olduğundan davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davadaki taleplerinin kazaya karışan araçta yolcu konumunda olan müteveffanın maddi desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin destekten yoksun kalma zararlarının tazminine ilişkin olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı hakkının, halefiyet yoluyla intikal etmiş bir hak olmayıp müvekkillerinin bizzat şahıslarında doğan bir hak olduğunu, hak sahibi müvekkillerinin davalıdan aldığı herhangi bir mal veya hizmet olmaması sebebi ile tüketici sıfatlarının bulunmadığını, yolcu konumunda olan müteveffa açısından dahi bir tüketici işleminin varlığından söz edilemeyeceğini, zorunlu mali sorumluluk sigortasının sigortalı ile sigortacı arasında akdedilen bir sözleşme olması sebebi ile tüketici konumunda olan kişinin sigortalı olduğunu belirterek, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2025 tarihli 2025/468 Esas ve 2025/403 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılarak, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğundan bahisle göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tGörev hususu kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülebileceği gibi yargılamanın her aşamasında mahkemelerce de kendiliğinden göz önünde bulundurulması gereken hususlardandır. <br>28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 3/k maddesinde tüketici; \"Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi\", tüketici işlemi; “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.<br>6502 sayılı TKHK'nın 73.maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.<br>Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması ve uyuşmazlığın bu Yasa kapsamında bulunması gerekir.<br>\tSomut olayda davacılar vekili, müvekkillerinin murislerinin yolcu olarak bulunduğu otobüsün sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybettiğini ileri sürerek, davacılar murisinin yolcu olarak bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigorta şirketine karşı dava açmıştır. Davacılar ile davalı arasında bir tüketici işlemi yoktur. Zarar gören üçüncü kişi olarak dava açan davacılar yönünden, davalı ile aralarında bir sigorta sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır. <br>\tDava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme ise Asliye Ticaret Mahkemeleridir. \t Sigorta Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda davacının talebi, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava niteliğini taşıdığından Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde bulunmaktadır. <br>Hal böyle olunca, davanın, ticari dava niteliği taşıması sebebi ile davaya Ticaret Mahkemesi tarafından bakılması gerekmekte olup; davanın açıldığı mahkemece işin esasına girilip, davacıların Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olmaları da göz önünde bulundurularak, teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususu araştırılmak suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2025 tarih, 2025/468 Esas - 2025/403 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılarak işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>\t2-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 353/1.a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5b541bb86c83955","SID":"bdbf4d10460501c0"}}