{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/402 <br>KARAR NO: 2025/1164<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2022<br>NUMARASI: 2018/927 E. - 2022/306 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurucusu ve ortağı olduğunu, uzun yıllardır ... San. Ltd. Şti. ile ticari ilişki içerisinde bulunduğunu, resmi ortak ... olarak görünse de tüm işlerin ... tarafından yürütüldüğünü, 30/06/2017 tarihi itibarıyla ortaklığın ...’ın oğlu ...’a geçtiğini, Haziran 2017’ye kadar devam eden ortaklığın ilişkilerin bozulmasıyla sona erdiğini, bu tarihten sonra ... tarafından müvekkili aleyhine asılsız takipler başlatıldığını, ... ve oğlu ...’ın mal kaçırmak amacıyla .... ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurarak faaliyetlerini bu şirket üzerinden sürdürdüklerini, müvekkilinin ... ile ilişkilerinde bazen elden para vererek, bazen şahsi hesabından veya ... şirket kasasından ödeme yaparak ...’un piyasadaki senetlerini ödediğini, bu senetleri iade alarak ...’a geri verdiğini, bu kapsamda ... ... Bankası’na toplam 260.000,00 TL ödeme yaptığını ve 11 adet dekont üzerinde senet borçlusu olarak ...’un göründüğünü, açıklamalarda ise müvekkilinin isim ve kimlik numarasının yer aldığını, davalı tarafından İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında takibe konu edilen nakit avans ödemesinin de gerçekte bu senetlerin ödenmesi amacıyla yapıldığını, dolayısıyla davalının kötü niyetli şekilde haksız kazanç sağlamak amacıyla işlem başlattığını, müvekkilinin ödediği bedellerin kendisine iade edilmediğini, davalının alacaklı olduğunu ispatlayamadığını, takip konusu alacağın hangi işleme karşılık doğduğuna ilişkin hiçbir belge ibraz etmediğini, yapılan ödemelerin nakit avans değil mevcut borçların ödenmesi mahiyetinde olduğunu, aksini davalının ispat edemediğini, bu nedenle İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takibinin haksız olduğunu, sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını ileri sürerek takibin iptali ile davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 07/08/2018 tarihinde 103.203,00 TL tutarında davacıya karşı ilamsız alacak takibi yapıldığını, davacı bu takibe öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olan 27/09/2017 olarak değiştirilmesine karar verilmesini, yetkiye, borca faize ve tüm ferilerine ilişkin itiraz olduklarını, icra müdürlüğünce yapılmış olan tebligatın TK 21 maddesi usullerine uygun olduğunu ve tebligat şerhlerinde gerekli şekil ve uyarma işlemlerinin yapılmış olduğunu ve haber kağıdının kapıya asılarak tebligatın mahalle muhtarlığına bırakıldığını, borçlunun usulsüz ve tebliğ şikayetinin reddine karar verilmesi mahkemece yasal ve yerinde görüldüğünü, İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/1077 esas sayılı 2018/514 karar sayılı kararı ile bu husustaki itiraz ve şikayetin ret edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile;Davalı şirket ... Organize Sanayi Şubesi nezdindeki hesabından davacıya farklı tarihlerde toplam 417.570 TL'lik ödeme gerçekleştirildiği, mali incelemeye göre  310.105 TL'lik senet ödemesi dışındaki kalan 107.465TL'lik kısmı kadar davalı şirkete borcunun bulunduğu tespit edildiği,  davacı tarafın ise 417.570 TL'lik ödemenin tamamının davalı şirketin borçlarının kapatılması için kullanıldığını dosyaya sunulan delillerle ispat edemediği, bu kapsamda kambiyo senedinin illetten mücerret olduğu değerlendirildiğinde davanın reddine karar vermek gerekmiş ve ayrıca İİK M. 72/4 uyarınca ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almasına sebep olunduğundan asıl alacağın %20 si oranında tazminata hükmedilerek, \"Davanın REDDİNE\" karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirket ve davalı şirket kurucusu ... adına keşide ettiği toplam 88.000 TL'lik çek bedelinin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait ICBC ve Axess kredi kartlarının ... tarafından kullanıldığını, bu nedenle kredi kartlarından yapılan harcamanın hesaplamadan düşülmesi gerektiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, bu hususlar dikkate alındığında borçlu değil alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, davalı tarafça yapılan ödemelerin borç ödeme olarak kabul edileceğini, herhangi bir ticari ilişki olmaksızın müvekkiline avans vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İK m.72/4 uyarınca asıl alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, icra takibinden sonra menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili , müvekkilinin  kendi hesabı veya şirket kasasından ...’a ait senet borçlarını ödediğini ve bu senetleri iade alarak şirkete geri verdiğini, bu kapsamda toplam 260.000,00 TL ödeme yaptığını, ilgili banka dekontlarında hem ...’un hem müvekkilinin adının yer aldığını, davalı tarafın bu ödemeleri kötü niyetle müvekkiline borç olarak göstererek icra takibi başlattığını, ortada avans verilmesine dair herhangi bir ispat olmadığını, ödemelerin mevcut borçlara istinaden yapıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibi yaptığını, bu nedenle takibin iptalini ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, 2016-2017 yılları arasında müvekkili ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı ...’a gönderilen ve yaklaşık 500.000 TL’yi bulan toplam ödemeler kapsamında, sadece 260.000 TL’sinin davacı tarafından müvekkili şirketin borçları için kullanıldığını, geri kalan kısmın ise davacıda kaldığını ve iade edilmediğini, bu ödemelerin tamamının davacının kendi talimatı üzerine ... Şubesi’ndeki hesaptan gerçekleştirildiğini, kalan kısmın davacı tarafından kendi ihtiyaçları için kullanıldığını, dolayısıyla davacının takip konusu edilen 100.203 TL’den fazlasıyla müvekkili şirkete borçlu olduğunu, davacının kendisine emanet edilen veya mahsup için verilen paralardan artan kısmı iade etmediğini , davacı tarafından yapılan ödemelerin sadece 260.000 TL ile sınırlı olduğunu, senet ödemelerinin dışında, kredi kartı borçları, kişisel harcamalar ve başka yerlere yapılan ödemeler yoluyla müvekkil şirketin borçları dışında kullanım yapıldığını; bu kapsamda davalının halen davacıdan alacaklı olduğunu beyanla davanın reddine ve davacı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında, davalı ... Sanayi  Şirketi tarafından davacı ... aleyhine 07.08.2018 tarihinde 103.203,00 TL alacağın tahsili amacıyla  ilamsız alacak takibi başlatıldığı , takip konusu alacağın şirket hesaplarına göre  “ avans”  olarak verilen iadesi olarak gösterildiği görülmektedir.  26/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda ; davacı ve davalı arasında bir ticari ilişki bulunmamakla birliktte uzun süre devam eden (tarafların beyanı) para alışverişinin bulunduğu, para alışverişinin havale/eft yapıldığı, sonradan mahsuplaşma ile hesapların kapatıldığı (tarafların beyanı) ancak 2017 yılı içerisinde ilişkilerin bozulduğu, davanın konusunu, davalı yan, davacıya havale ve EFT yoluyla vermiş olduğu/göndermiş  olduğu paraların 500.000,00 TL yi aşkın olduğunu, halbuki davacının ... için 260.000,00 TL ödeme yaptığını beyan ederek 100.203,58 TL nin iadesi için İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından takip talebinde bulunduğu, davacı Yan ise davalı taraftan alınan paraların tamamının, davalının borçları için harcandığını, ...'un senetlerinin ödendiğini, onun adına çek düzenleyerek alacaklılarına ciro edildiğini, yine kendisine ait bulunan ... ve... Kredi kartının davalı şirket yöneticileri tarafından kullanıldığını iddia ederek bunları ispatlama yoluna gittiği, hatta davalı taraftan alacaklı olduğu iddia edildiğini, davacı ..., davalı firmaya ait bankalardaki senetler için ödeme yapmış olması konusunda taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığının anlaşıldığı, davalı yanın, davacı tarafa 520.692,98.-TL ödeme yaptığı, davalı ...'un ...'a gönderdiği tutardan 12.402,02 TL daha fazla olduğu, havale gönderici ya bir borcunu ödemekte ya da havale alıcıya borç verdiği, hesaptan hesaba havale işlemi söz konusu olup yaklaşık 1,5 yıl devam ettiği, Yargıtay bir çok kararında; havalede herhangi bir niteleme yoksa, bunları borç ödeme olarak nitelemekte şayet havalelerde borç verme veya borç gibi ifadelerin yer almasında ise bunları borç verme olarak dikkate aldığını, olayda yapılan havalelerde borç vs şeklinde bir beyan söz konusu olmadığı, havaleyi gönderenin borç verdiğini veya avans verdiğini belirtmesi gerektiği, bu şekilde bir belirlemenin söz konusu olmadığı bir durumda yapılan havalenin borç ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 20/03/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı tarafın, davacıya havale ve EFT yoluyla 500.000 TL’yi aşkın bir ödeme yaptığı, buna karşılık davacının, ... adına 260.000 TL ödeme yaptığını beyan ederek, 100.203,58 TL’nin iadesi için İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla takip başlattığı , davacı ...’ın, davalı ... adına toplamda 533.095,00 TL ödeme yaptığının  tespit edildiği, bu ödemeler içinde, bankalara yapılan senet ödemelerinin de  yer almakta olup, bu konuda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı , aynı şekilde, davalının davacıya toplamda 520.692,98 TL ödeme yaptığı ve bu ödemelerin hesaptan hesaba havale yoluyla ve yaklaşık 1,5 yıl süresince yapıldığı,   yapılan havalelerde borç vs. şeklinde bir beyan  olmadığı,  yapılan havalenin borç ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği  bildirilmiştir.01.11.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; somut olayda taraflar arasındaki ihtilafın, davalı şirket tarafından kendi borçlarının kapatılması amacıyla davacı tarafa yapılan ödemelerden, işbu borçların kapatılması sonrasında davacı taraf uhdesinde bir bakiye alacak kalıp kalmadığı, kaldı ise hangi miktarda kaldığı hususlarında düğümlendiği, şu halde işbu davaya konu uyuşmazlığın ispat hukuku kuralları çerçevesinde çözüme kavuşturulabileceği, görülmekte olan menfi tespit davasında taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığını ispat yükünün davalı şirket üzerinde olduğu, davalı şirket tarafından davacı taraf ile arasındaki hukuki ilişkinin, kendisinin piyasaya olan borçlarının kapatılması amacıyla davacı tarafa bir takım ödemeler yapılmasından ibaret olduğunun ileri sürüldüğü, işbu hukuki ilişkinin davacı tarafından da ikrar edildiği, davacı tarafından hukuki ilişkinin varlığı ikrar edilmiş ise de davalı şirket tarafından anılan hukuki ilişki çerçevesinde davacı tarafa gönderilen meblağın miktarının taraflar arasında halen çekişmeli halde olduğu, davalı şirket tarafından ... Organize Sanayi Şubesi nezdindeki hesabından davacıya farklı tarihlerde toplam 417.570 TL’lik ödemenin gerçekleştirildiği, taraflar arasında anılan türden bir hukuki ilişki dışında başkaca bir ilişkinin kurulmadığı, kurulmuş ise de bu ilişkinin varlığına ilişkin mübrez dosyaya herhangi bir delilin sunulmadığı, havale yolu ile yapılan ödemelerde herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği hususları dikkate alındığında, bu meblağın davalı şirket tarafından kendi borçlarının kapatılması amacıyla davacı tarafa gönderilen meblağ olduğu, davacı tarafın ise 417.570 TL’lik ödemenin tamamının davalı şirketin borçlarının kapatılması için kullanıldığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafın davalı şirketten aldığı işbu ödemeler ile yalnızca davalı şirket adına ... ... Bankası’na toplam 260.000 TL tutarında senet ödemesi ve ... adına toplam 50.105 TL tutarında senet ödemesi gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, yapılan işbu senet ödemelerinin toplam tutarının 310.105 TL olduğu, anılan senet ödemeleri dışında başkaca bir ödeme veya işlem yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediği, kendisine ödenen 417.570 TL’nin toplamda 310.105 TL’lik senet ödemesi dışındaki kalan 107.465 TL’lik kısmı kadar davalı şirkete borçlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık ,  mevcut olduğu ikrar edilen hukuki ilişki kapsamında, davalı şirket tarafından davacı tarafa yapılan para havaleleri  karşılığında davacı tarafından davalı yararına yapılan ödemelerin miktarı arasında doğan farktan kaynaklanan alacağın mevcut olup olmadığı,bu kapsamda davacının borçlu olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında, davalı şirketin piyasaya olan borçlarının kapatılması amacıyla davacıya ödemeler yaptığı yönünde bir hukuki ilişkinin mevcut olduğu, bu ilişkinin taraflarca kabul ve ikrar edildiği,  bu kapsamda çözümlenmesi gereken hususun davalı tarafından davacıya  gönderilen bedellerin tamamının davacı tarafından davalının piyasaya olan borçlarının kapatılması veya davalı yararına kullanılıp kullanılmadığı olduğu görülmektedir. Bu itibarla, ispat yükü, söz konusu kendisine havale edilen bedelin  tamamının davalı şirketin borçlarının kapatılması amacıyla kullanıldığını ileri süren davacı taraf üzerinde bulunmaktadır. Somut olayda bilirkişi raporu ile ,  davalı şirket tarafından ... Organize Sanayi Şubesi nezdindeki hesabından davacı tarafa farklı tarihlerde toplam 417.570,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı tarafça bu ödemelere ilişkin olarak  ... ... Bankası'na davalı şirket adına yapılan 260.000,00 TL tutarında senet ödemesi ile, ticaret sicil kayıtlarına göre 25.05.2017 tarihine kadar davalı şirketin ortağı olan dava dışı ... adına 50.105,00 TL tutarında senet ödemesi yapıldığının tespit edildiği  toplam 310.105,00 TL nin davalı yararına ödemede kullanıldığının ispatlandığı , ancak  davacı yan kredi kartından yapılan bir kısım harcamaların da davalı yararına yapıldığı ve kendisi tarafından ödendiği, yine 88.000,00 TL tutarında  davalı emrine aslında bedelsiz çek keşide ettiği  ve davalının bu çeklerle borçlarını ödediği  iddia edilmiş ise de; kredi kartına bağlı  bu harcamaların davalı için yapıldığı, bu  ödemelerin davalı şirket borçları kapsamında yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği , aynı şekilde davacının davalı ile uzun süre ortak gibi hareket ettiği ve ticari ilişki içinde bulunduğunu ileri sürdüğü, söz konusu çeklerin dava konusu ilişki içinde verildiği ve  bedelsiz olduğu iddiasının yazılı delil ile ispatının bulunmadığı,    davalı tarafça gönderilen bedelden   107.465,00 TL’lik kısım yönünden davalı yararına herhangi bir ödeme veya işlem yapıldığına ilişkin somut delil bulunmadığı, bu nedenlerle  menfi tespit davasının reddine ve  İcra ve İflas Kanunu’nun 72/4. maddesi uyarınca, ihtiyati tedbir nedeniyle  davalı yararına asıl alacağın %20’si oranında  tazminata hükmedilmesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği  anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine   karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih ve 2018/927 E., 2022/306 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0caa96c331045a16","SID":"594c54dbefa49a82"}}