{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/395 <br>KARAR NO: 2025/1161<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/12/2022<br>NUMARASI: 2021/765 E. - 2022/903 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ekonomik sıkıntılar sebebiyle bankalardan kredi kullandığını, borçlarını ödeyememesi üzerine icra takipleri başlatıldığını, bu süreçte davalı yeğeni ...’tan yardım talep ettiğini, ...’ın kabulü üzerine bir dosya borcunun 70.000 TL’ye kapatıldığını, ...’un bankayla yaptığı görüşme sonucunda icra dosyasının diğer davalı ... tarafından temlik alındığını, ...’nın bu dosya üzerinden takibe devam ederek müvekkiline ait  Burdur ili ... ilçesi ... ada, 20 parsel sayılı taşınmazı önce babası ... adına aldığı, daha sonra kendi üzerine devrettiğini, müvekkilinin ...’a olan borcundan dolayı 100.000,00 TL’ye ihtiyacı olduğunu, bunun için tekrar yeğeni ...’tan yardım istediğini ve Antalya 14. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası için banka hesabına 100.000,00 TL ödendiğini, ...’ın bu yardımlar karşılığında müvekkilinden Burdur ili ... ilçesi ... köyü ... ada .. parsel, ... ada 5 parsel ve Kuşbaba köyü ... ada ... parsel sayılı taşınmazların devrini istediğini, müvekkilinin bu taşınmazların devrini teminat maksatlı olarak yaptığını, davalı ...’nın verdiği paralara karşılık ayrıca senet istediğini, bunun üzerine müvekkilinin borçlu kısmını kendisinin, kefil kısmını ise ...'ın  yazdığı boş bir senedi imzalayıp teslim ettiğini, sonrasında taşınmaz devirleriyle borçların karşılandığını ve senedin iadesinin talep edildiğini, ancak iade edilmeyip takibe konulduğunu belirterek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, Beykoz İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takibin iptaline, kötü niyet tazminatına, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada  arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğunu,  Cumhuriyet Savcılığına yapılan şikayetlerin takipsizlik kararı ile neticelendiğini, dava dışı ...’ı  23 yıldan bu yana tanıdığını, ...’ın kendisini arayarak dayısı ...’un borçları sebebiyle diğer dayısı ...’a ait Antalya’da iki evin satışa çıkarılacağını, ...’un evlerin satılmaması için ... ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazları satışa çıkardığını kendisinin taşınmazın bir parçasını almayı kabul ettiği takdirde diğer parçasını da evini ve ailesine ait bir yeri satmak suretiyle kendisinin alacağını ve bu konuda dayıları ile anlaştığını, ayrıca dayılarının da kendi aralarında anlaştığını, ...’a evlerin satışını düşürmek için 100.000 TL’ye acil ihtiyacı olduğunu beyan ettiğini, kendisinin 250.000,00 TL’si daha sonra ödenmek üzere ...’a banka üzerinden 100.000 TL avans ödemesi gönderdiğini, o tarihe kadar ...’a borç verdiği bedellerin daha sonra ödeneceğini, ...’ın söz konusu 100.000 TL bedeli ...’ta ... ve ...’un borç aldığı bir esnafa yine onlarla birlikte ödediğini, bu tarihten önce de yine banka kanalı ile kendisine borç paralar verdiğini, dava dilekçesinde bahsedilen ve icra dosyasına yapılan 100.000 TL tutarındaki ödemeye ilişkin parayı ...’ın nereden bulduğu hakkında bir fikri olmadığını, kendisinin 100.000 TL’yi gönderdiği tarihin 11.10.2017 olup icra dosyasına ise 08.10.2017’de 100.000 TL yatırıldığını, ... ada 20 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetini devretmek için ...’a vekaletname vermeyi ve temlik aldığı dosyada da makul bir süre herhangi bir taşınmazı ihaleye çıkartmamayı, ipoteği fek edilince 350.000 TL bedelle ... ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlardan birini almayı, alacağını kurtarabilmek adına kabul ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Somut dosyamızda davacı dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna ve teminat senedi olarak verildiğine dair yazılı delil ibraz etmedikleri gibi yemin deliline de dayanmamıştır. Bu sebeple davacının senedin boş olarak verildiğine ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. Maddesinde \"– (1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.\" hükmü düzenlendiği ve davalı asilin de uyap üzerinden gönderdiği 07.03.2022 uyap zaman damgalı dilekçesinde huzurdaki menfi tespit davasının 185.000,00 TLsini ön inceleme aşamasından önce  kabul ettiği dikkate alınarak davanın kabul edilen miktarı yönünden davacı tarafa nispi vekalet ücreti olan 28.750 TL'nin yarısı olan 14.375 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir, gerekçesiyle \"Davanın KISMEN KABULÜ ile: davalının 07/03/2022 tarihli kabul beyanı doğrultusunda davacının Beykoz icra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konu edilen 24/04/2018 vade, 09/03/2018 düzenleme tarihli, 550.000,00 TL bedelli lehtarı ..., keşidecisi ... olan bono sebebiyle kabul beyanında belirtilen 185.000 TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,\" karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinde senedin ihdas nedeni olarak malen kaydı yer aldığı bildirildiğini ancak gerçekte nakden kaydı bulunduğunu, gerekçeli kararda ispat yükünün davalıda olduğunun ileri sürüldüğünü fakat bu iddianın kanıtlanamadığının belirtildiğini, bu haliyle mahkeme gerekçesinin kendi içinde çelişkili olduğunu ve ispat yükünün kimde olduğunun açıklığa kavuşturulmadığını, mal karşılığı senet düzenlenmesi halinde ispat yükünün davalıda olduğunun Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, oysa dava konusu bonoda ihdas nedeninin nakden olduğunu, dava dilekçelerinde senedin teminat olarak verildiği, bedelsiz olduğu ve senet üzerinde tahrifat yapıldığı ileri sürülmesine rağmen yerel mahkemenin yalnızca teminat iddiası üzerinden yargılama yaparak karar verdiğini, diğer hususları değerlendirmediğini, davalı tarafın dava dilekçesi tebliğinden sonra alacağın 185.000,00 TL’lik bölümünü kabul ettiğini, davalının 24.12.2021 tarihli dilekçesinde bonodaki alacağın dayanağını üç sebep olarak açıkladığını, bunlardan ilki olan temlik aldığı bir dosya borcu karşılığı 50.000,00 TL yönünden davalının davacıdan nasıl alacaklı olduğunun anlaşılamadığını, çünkü temlik alınan dosyaların takipsiz bırakılmayıp tahsil edildiğini, ikinci sebep olarak gösterilen ... ada 20 parsel taşınmaz satışından elde edilecek 250.000,00 TL yönünden, taşınmazın önce davalının babası ... adına cebri satışla geçtiği, ardından 76.000,00 TL bedelle davalı ... adına satış yoluyla devredildiğinin görüldüğünü, üçüncü sebep olarak gösterilen ...’a gönderilen paraların (avans dahil 255.000,00 TL) müvekkilden istenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle somut olayda ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, ancak eksik inceleme ile karar verildiğini, senet üzerinde tahrifat yapıldığı iddiasının dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesine rağmen bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadığını, tahrifat yapılmadığını ispat yükünün davalı alacaklıya ait olduğunu belirterek, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava,  icra takibinden sonra menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı vekili ; müvekkilinin ekonomik sıkıntıları  hakkında icra takipleri başlatıldığını, bu süreçte yeğeni  ...’ın borçlardan birini kapatmak üzere 70.000,00 TL ödediğini, ayrıca bir başka borç için de 100.000,00 TL ödeme yaptığını, ...’ın diğer davalı ...’ten destek aldığını ve ...’nın da karşılığında senet istediğini, müvekkilinin borçlu, ...’un ise kefil olarak yazılı olduğu boş bir senedin imzalanarak verildiğini ,  bu borçlara karşılık olarak bazı taşınmazların ...’a teminat amacıyla devredildiğini, ancak senedin iade edilmediğini ve  icra takibine başlandığını beyanla  müvekkilinin davalıya  borçlu olmadığının tespitiyle Beykoz İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasının iptalini, kötü niyetli takip nedeniyle %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı asil, 07.03.2022 tarihli dilekçesinde huzurdaki menfi tespit davasının 185.000,00 TLsini kabul ettiğini beyan etmiştir. Beykoz İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında ; davalı tarafından davacı ve dava dışı ...  aleyhine  445.000,00 TL asıl  alacağın tahsili amacıyla kambiyo takibine geçildiği, takibin dayanağının   borçlusu davacı , kefili dava dışı ..., lehtarının davalı olduğu ,  09.03.2018 tanzim, 24.04.2018 vade tarihli  550.000 TL bedelli senet olduğu görülmüştür. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo  senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. İhdas nedeni belirtilen  senedin talil edilmesi halinde bu iddianın yazılı delil ile kanıtlanması gereklidir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin senet metninden  veya 2004 Sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen bir  belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.Davacı  dava konusu bononun  teminat amaçlı ve boş olarak verildiğini,  bononun bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünden  borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek  bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında  kambiyo senedine bağlı   temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği  borcun olmadığı ileri sürüldüğünden bu iddianın   ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190   maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı delil ile kanıtlanması gerekir. Dosya kapsamına göre, davacının dava ve takip konusu senedin borcuna karşılık  teminat olarak ve boş bir şekilde verildiğini iddia etmiş olup, bononun TTK 680.maddesi  uyarınca açığa senet şeklinde  düzenlenmesi ve  senedin işleme konulmadan önce zorunlu unsurlarının tamamlanabilmesi mümkündür. Bu nedenle senedin diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin  hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. Dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi  bono vasfında olduğu, keşidecisinin davacı olduğu, imzası inkar edilmeyen senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna dair iddianın ispatına elverişli delil bulunmadığı gibi , bono üzerinde  teminata ilişkin bir kayıt  olmadığı, teminat iddiasının  keza  yazılı belge ile ispat edilemediği, takip konusu alacağın bir kısmı yönünden iddianın kabul edilmiş olmasının  ispat noktasında davacı lehine sonuca katkısının bulunmadığı  bu nedenlerle mahkemenin davanın kabul beyanı nedeniyle kısmen kabul kısmen  reddine dair yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kararının  dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu  davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarih ve 2021/765 E., 2022/903 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2b29f2093beb8f5","SID":"10bc0714ba32b469"}}