{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2015/759 Esas<br>KARAR NO\t\t: 2019/663<br><br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 01/12/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 18/10/2019<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t:<br>TALEP\t:\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ülkemize tatil yapmak için geldiğini, müvekkillerinden ... ve kızı ... geldikleri gün yani ... tarihinde otelin karşısında bulunan ...de dolaşmak için yolun karşısına geçmeye çalıştıkları bir sırada ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın her iki müvekkiline birden çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı kaza meydana geldiğini, kazadan sonra heri iki müvekkilinin de tedavi gördüğünü, ...'nın yoğun bakımda 17 gün bilinci kapalı komada kaldığını, ...'nın da çeşitli yerlerinden yaralanarak sol kalça kemiğinde yürümesini engelleyecek şekilde yaralandığını, baba ...'ın hastane ve otel arasında sürekli eşi ile çocuğu ile ilgilendiğini, eşini hastanede bırakarak kızını ülkesine götürdüğünü, ardından yeniden geri geldiğini, daha sonra konmadan çıkan ...'yı da tedavisinin ülkesinde devam etmesi için ülkesine götürdüğünü, ...'nın asli kusurlu olduğunun Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. Sayılı dava dosyasındaki bilirkişi raporu ile belirlendiğini, belirterek davacı ... yönünden ... TL maddi tazminatın her iki davalıdan birden ... TL manevi tazminatın ise ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, davacı ... yönünden ise ... TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, davacı ... yönünden ise ... TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP\t:<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, yayalara kırmızı ışık yanmasına rağmen yayaların yola çıkarak müvekkilinin aracının önüne çıktıklarını kaza ve yaralanmaya kendilerinin sebebiyet verdiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, müvekkilinin henüz mesleğinin başında iş bulduğu zaman dershanelerde çalıştığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, teminat miktarının ... TL olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, davadan önce müvekkiline başvurulup hasar dosyası açılmadığını, kusura ve maluliyete ilişkin Adli Tıptan rapor aldırılmasını, aktüerya bilirkişisinden rapor aldırılmasını, yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVA\t:<br>Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: \t<br>Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.<br>Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; sanığın ..., katılanların ... ve ... olduğu, taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüşttür.<br>Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda özetle \"...Davalı sürücü ...'nın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, yayalar ... ve ...'nın kusursuz olduğu...\" belirtilmiştir.<br>Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016  tarih 2014/14706E. 2016/11417K. sayılı kararı ).<br>Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2016 tarih 2016/2010E. 2016/4825 K. Sayılı kararı).<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih 2014/19438E. 2017/2199K. Sayılı kararında; \"...Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, hükmedilen maddi tazminatta sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak; sigorta şirketi yönünden ise asıl ve ıslah edilen kısım yönünden dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir...\"denilmiştir.<br>Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Türk Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin  09/10/2017 tarih 2016/3622E. 2017/13558K. sayılı kararı).<br>5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 231/5. maddesi uyarınca; \"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.\" Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi,  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2017 tarih 2017/2801E. 2017/4714K. sayılı kararı).\t<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/11/2012 tarih 2012/11-413E. 2012/901K. sayılı kararında; \"...yeni durum karşısında ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek kalmadığı sonucuna varıldığından yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı yerinde görülmüştür...\" denilmiştir.<br>Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 05/02/2018 tarih 2017/1515E. 2018/103K. sayılı kararında; \"...Hukuk hakimi, ceza mahkemesi kararları ile bağlı değildir (TBK 74). Bu kural gereğince hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinin, eylemin, sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle verdiği beraat kararları ile bağlı olmadığı gibi eylemin, hukuki ilişki kapsamında kalmasından dolayı suçun unsurunun  oluşmadığı gerekçesi ile verdiği beraat kararları ile de bağlı değildir.  Öte yandan, ceza mahkemesince toplandığı gerekçesi ile hukuk mahkemesine sunulan delillerin toplanmaması da usule uygun değildir...\" denilmiştir.<br>Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2018 tarih 2018/3232E. 2018/7342K. sayılı kararında; \"...6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk  hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğundan, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerekmektedir...\" denilmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/06/2006 tarih 2006/4-355E. 2006/457K. sayılı kararında; \"...Ceza mahkemesindeki ...'in ...'ye yönelik olarak söylediği saptanan ve hakaret içeren sözlerin söylenmiş olup olmadığı hususu yeniden hukuk mahkemesinde tartışma konusu yapılamayacağından, bu maddi olgunun sabit olduğunun kabul edilmesi gerekir...\" denilmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/11/2012 tarih 2012/11-413E. 2012/901K. sayılı kararında; \"...Görülmektedir ki, ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Bu durumda, ceza mahkemesi kararının kusurun varlığı ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda hukuk hakimini bağlamayacağı kuşkusuzdur (HGK, 10.12.1975 gün ve 19975/11, 406 E., K; 25.11.1983 gün ve 1983/4-261, 1220 E., K. sayılı ilamları). Böylece, kural olarak hukuk hakimi ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmamış; BK’nun 53.maddesi ile bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir (Mustafa Reşit Karahasan, Tazminat Hukuku, 1996, s. 437 vd.). Ne var ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 10.01.975 gün ve 1971/406 E., 1975/1 K.; HGK, 23.01.1985 gün ve 1983/10-372 E., 1985/21 K. sayılı ilamları). Bilindiği gibi ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır (HGK, 16.09.1981 gün ve 1979/1-131 E., 1981/587 K. sayılı ilamı, Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965,  s. 22 vd.)...\" denilmiştir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi (818 sayılı BK'nun 53. maddesi ) uyarınca; 'Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.' Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” olgusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2017 tarih  2017/1429E. 2017/1423K. Sayılı kararı).<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2017 tarih 2017/2801E. 2017/4714K. sayılı kararında; \"...CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur...\" denilmiştir.<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/06/2018 tarih 2018/1468E. 2018/5097K. sayılı kararında; \"...Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesi hükmüne göre ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Dava konusu olayda; davalı ...’nin davacı müşterek çocuk ...’a otomobiliyle çarpmak suretiyle kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, bu yaralanma neticesinde davacı ...’ın iyileşme süresinin 6 (altı) ay olduğu ve sürekli iş göremezlik halinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde yaralanmanın derecesine göre yaralananın yakınları olan diğer davacıların yansıma yoluyla oluşan manevi zarar talepleri yerinde değildir. Mahkemece, yansıma yoluyla manevi zarar talep eden davacı ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden, adı geçen davacılar lehine manevi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir...\" denilmiştir. <br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2017 tarih 2015/12866E. 2017/5721K. sayılı kararında; \"...Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesi hükmüne göre ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Dava konusu olayda; davalıların davacı çocuğu darp ederek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdikleri anlaşılmaktadır. Şu halde basit yaralanma hallerinde yaralananın yakınlarına yansıma yoluyla oluşan zararları nedeniyle tazminata hükmolunamayacağı gözetilmeden...\" denilmiştir.<br>Davamıza gelince; davacılar trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Davaya konu trafik kazası ... günü saat ... sıralarında sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile ... istikametinden ... ... istikametine seyir halinde olduğu ... Bulvarı sol  şerit üzerinden seyirle geldiği ... önünde bulunan bas-geç ışıkların araçlar için kırmızı yandığı esnada seyrine devam ettiği, ışıklı yaya geçidini kullanarak seyrine göre sağından karşıya geçmek için yola girmiş olan yayalar ... ve ...’ya çarpmasıyla meydana gelmiştir. Kazanın oluşumunda adli tıp raporuna göre davalı ... %100 kusurlu olup kaza sonucunda davacılar ... ve ... yaralanmıştır. Yargılama devam ederken davacılar vekili taraf maddi zararlarının karşılandığını ve maddi tazminat taleplerinin olmadığını ve maddi tazminat ile ilgili vekalet ücreti taleplerinin olmadığını belirtmişler ve feragat etmişlerdir. Maddi tazminat talebinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekmiştir. Manevi tazminat davası yönünden; davacılar ... ve ... trafik kazasında yaralanmış olması nedeni ile davacıların duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek, kusur raporu, kusur oranları, tarafların mali ve içtimai durumları da değerlendirilmiş ve çekilen elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek maksadı ile manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... yönünden ... TL manevi tazminat, ... yönünden ... TL manevi tazminata karar verilmiştir. Davacı ... yönünden ise; diğer davacıların yaralanmanın derecesine göre yaralananın yakını davacı ...'un yansıma yoluyla oluşan manevi zarar talepleri yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacı ...'nın maddi tazminat talebi yönünden feragat nedeniyle davanın REDDİNE,<br>2. Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, ... TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,<br>3. Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, ... TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,<br>4. Davacı ...'un manevi tazminat talebi yönünden davanın REDDİNE,<br>5. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ...'nın maddi tazminat davası yönünden ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ... TL'nin ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>6. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı ...'un manevi tazminat talepli davası yönünden hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ...'a iadesine, <br>7. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ...'nın manevi tazminat davası yönünden ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ... TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>8. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ...'nın manevi tazminat davası yönünden ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ... TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>9. Davacı ... tarafından yapılan ... TL harcın davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine;  davacı ... tarafından yapılan ... TL tebligat ve bilirkişi ücretinin kabul ve ret oranları dikkate alınarak takdiren ... TL'nin davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine; bakiye giderlerin davacı ...'da üzerinde bırakılmasına,<br>10. Davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı ... üzerinde bırakılmasına,<br>11. Davacı ... tarafından yatırılan ... TL harcın davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,<br>12. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine ye olmadığına,<br>13. Davacı ...'nın maddi tazminat istemli davasında davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş ise de feragatle sonuçlanan davada hakkın özünden vazgeçme söz konusu olmayıp, ödeme nedeniyle feragat gerçekleştiğinden Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı gereğince vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>14. Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,<br>15. Davalı ... kendi vekil ile temsil ettirdiğinden ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'ya verilmesine,<br>16. Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,<br>17. Davalı ... kendi vekil ile temsil ettirdiğinden ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'ya verilmesine,<br>18. Davalı ... kendi vekil ile temsil ettirdiğinden ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'ya verilmesine,<br>19. Karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafında yatırlan gider avansından arta kalan kısmın yatıran davacı ve davalıya iadesine, <br>Dair, davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine yapılacak sözlü beyanın tutanağa geçirilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/10/2019<br><br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35043fe0e9412901","SID":"eb835a3be4168e90"}}