{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1507 <br>KARAR NO: 2025/1521<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30.05.2025 <br>NUMARASI: 2025/369 Esas <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında  ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara  karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe davalının iş ayakkabısı siparişinin yerine getirilerek iş ayakkabıların davalıya teslim edildiğini,  tarafların 30 günlük vade için anlaştıklarının faturalardaki ödeme şartları başlığı altında yazılı olduğunu, ancak davalının 30 günlük vade süresinde ödemeyi yapmadığını, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, borçlunun mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  ARA KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 30.05.2025 tarihli ara kararında; \" ...İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz kararı talep edebilmek için alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/II. maddesindeki koşulların gerçekleşmiş bulunması gerekir. Anılan yasa maddesinin ikinci fıkrasındaki şartlar  vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunması olarak açıklanmıştır.İİK'nın 258/I. maddesinin ikinci cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir. İhtiyati haciz talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini  açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimali de gözetilmelidir. Bu nedenle, ihtiyati hacize karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati haciz kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati hacize karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati haczin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Her somut olayda  ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir.  İhtiyati haczin şartları mevcut değilse, yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmelidir. İİK’nun  258/2 maddesi gereğince tarafları dinleme gereği duyulmaksızın evrak üzerinde karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre; talep edenin e-fatura, e-irsaliye ve eklerine dayandığı, faturanın tek taraflı olarak düzenlenen belge olup alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı gibi sunulan irsaliyelerde davalının malı teslim aldığına dair imzanın bulunmadığı, diğer belgelerle de alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edilemediği, bu nedenle İİK'nın 257. maddesindeki koşulların oluşmadığı, alacağın varlığının ve miktarının yargılama neticesinde belirleneceği kanaatine varılmış olup, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı,  ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki anlaşma doğrultusunda  davalı yana iş ayakkabılarının ekteki teslim görsellerinden de görüleceği üzere ... Kargo aracılığı ile davalı şirket nezdinde ... isimli kişiye teslim edildiğinin kanıtlandığını, ancak  teslim edilen ayakkabılar için düzenlenen  3 adet fatura konusu borcun ödenmediğni, Firma ile anlaşılan ve faturalarda da ödeme şartları başlığı altında açıkça yazılı olduğu üzere ödeme vadesinin  30 gün olup, davalının, ödemeyi 30 günlük vade süresi içinde gerçekleştirmediğini, bunun üzerine  müvekkil firma yetkilisi tarafından telefonla görüşmeler sağlandığını ve yine Şirket vekili tarafından davalı borçlu firmaya vadesinde yapılmayan ödemelerin yapılması aksi halde aleyhlerine yasal yollara başvurulacağının bildirildiği bir email gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, Bir sonuç alınamaması üzerine davalı aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyadan ilamsız icra takibi başlatıldığını,  davalı borçlu yan tarafından ödeme emrine karşı yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, bu nedenle eldeki itirazın iptali davasının açıldığını, İlk derece mahkemesince alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edilmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ise de fatura konusu malların teslimi, teslime ilişkin bilgiler ve faturalara itiraz edilmemiş olması ile davalı yanca daha önceki bir kısım fatura bedellerinin ödendiği gözetildiğinde, alacağın varlığının kanıtlanmış olduğunun kabulü ile ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, Müvekkil ile davalı arasındaki ticari ilişki bulunduğunun şüphesiz olup,  ... kargo ile gönderilen ticari malların teslim edildiğinin  de mahkemeye sunulu  teslimat görselleri ile ispat edilebilmiş olduğunu, dolayısıyla burada alacağın varlığı gerçek bir borç ilişkisine dayanmakta ve alacağın varlığı konusunda yaklaşık bir kanaatin mevcut olduğu hiç şüphesiz olmakla birlikte hukuki süreç öncesi davacı yana gönderilen emaillere dönüş sağlanmaması, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunda arabulucunun haftalarca borçlu yana ulaşamaması gibi sebeplerle beraber yargılamanın uzun sürebileceği ihtimali ve borçlunun mal kaçırma veya ödeme kabiliyetini kaybetmesi durumları ile birlikte davalı borçlunun müvekkilin hakkının ihlaline yönelik işlemlerde bulunması ihtimaline binaen öncelikle teminatsız, mahkemeniz aksi kanaatte ise uygun bir teminat tutarı karşılığında ihtiyati hacze karar verilmesini talep etmenin zorunlu olduğunu,Neticeten müvekkil ve davalı arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmakta olup, dava bu ticari ilişki devamlılığı olan müvekkilin teslim ettiği ticari mallarla birlikte düzenlediği faturalar karşılığı davalının da müvekkile ödemelerde bulunduğu cari hesap kayıtlarından da görülebilecek  olduğundan  alacağın varlığı konusunda yaklaşık bir kanaatin mevcut olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf, dava içinde ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili,  davacının davalıya yaptığı iş ayakkabısı  satışlarına istinaden  davalı şirket adına düzenlenen üç  adet fatura düzenlendiğini, faturalardan kaynaklı borcun ödenmediğini, İstanbul Anadolu 34. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe ve arabuluculuk yoluna başvurulmasına rağmen davalının borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin  edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise  iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya  hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken  alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı vekili tarafından faturalardan kaynaklanan   alacaklarının olduğu iddia edilerek ve  borçlunun  yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali olduğu iddiası ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Fatura tek başına alacak ve tutarını kanıtlamaya yeterli değildir. Davacı vekilince davalıya satılan ürünlerin ... kargo aracılığı ile davalı çalışanına teslim edildiğine dair bir kısım evraklar sunulmuş ise de, davalının istinaf dilekçesine cevap dilekçesi içeriğindeki beyanları da gözetildiğinde,  bu belgelerin davacı yanca tek yanlı düzenlenen fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini kanıtlamaya yeterli nitelikte belge olmadığı da gözetildiğinde,  ara karar tarihi itibariyle, İİK'nın 258. maddesi uyarınca, alacağın varlığına ve miktarına dair kanaat oluşturacak delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında ihtiyati haciz talebinde bulunulması ve mahkemenin bu konuyu yenide değerlendirmesi mümkündür. Bu durumda, mahkeme tarafından ihtiyati haciz talebine dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen  ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.09.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"671368d7fabe7b9f","SID":"06a71c7a1b585eb4"}}