{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1602 <br>KARAR NO\t: 2025/1003<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2017/103<br>KARAR NO\t: 2021/72<br>DAVA TARİHİ: 12/01/2016<br>KARAR TARİHİ: 26/01/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu)<br>KARAR TARİHİ: 24/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... mah. ... cad. 16. Sok. No : 4 ... -2 ve -3 katlarında yer alan borçlular ... ve ... tarafından işletilen ... imalathanede 26/07/2013 Tarihinde ... A.Ş tarafından yapılan kazı esnasında yer altı elektrik kabloları kazaen patlaması ve kısa devra yaptırması nedeniyle ve ayrıca borçlunun usulüne aykırı olarak ve yangına sebebiyet verecek şekilde bakır kablo ile bağlanmış ... biçak tipi sigortaların bulunduğu alçak gerilim dağıtım panosunda başlayan ve kısa sürede iş yerine yayılan yangın ve bu yangına bağlı olarak yaşanan elektrik kesintisi neticesinde iş yerinin bitişiğinde yer alan müvekkili sigorta şirketinin sigotalısı ... Tic. Merkezi A.Ş'nin emtia kıymetli soğuk ürünlerinde bozulma meydana geldiğin, bu nedenle 01/07/2013 başlangıç tarihli ...-0-0 nimaralı ... Programı Poliçesi ve açılan ... nolu h0asar dosyası kapsamında 25/12/2013 tarihinde sigortaya ödenen 9.960,33 USD asıl ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş 168,64 USD faizi olmak üzere toplam 10.128,97 USD tazminat bedelinin TTK nın 1472. hükmü gereğince rücuen tazmini için İstanbul 22. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile icra takibine geçildiğini borçluların itiraz ettiklerini ve icra takibinin durduğunu, itirazların haksız olduğunu beyan ederek, itirazın iptaline karar verilmesini ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yangının meydana geldiği ... imalathanesinin müvekkili ...'ya ait olduğunu, kardeşi olan ...'nun müdür olarak tayin edildiğini, ... hakkında icra takibi yapılamayacağı ve dava açılmayacağı için ... yönünden husumet itirazlında bulunduklarını, sık sık elektrik kesintileri olduğundan sigortalı tarafından basiretli tacir olarak gerekli önlemler alınsa ve  jeneratör bulundurulsa idi soğuk hava depoları çalışmalarını sürdüreceğini ve hasarın oluşmayacağını, bu nedenle hasardan sigortalı şirketin sorumlu olduğunu, müvekkilinin kusur ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini ayrıca illiyet bağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; ''...İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelenmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları ve dava dışı ... A.Ş., ... aleyhine 9.960,33 USD asıl alacak, 168,64 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.128,97 USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçluları ve dava dışı ... A.Ş. tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. ....Davacı taraf, dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödemenin davalılardan rücuen tahsilini talep etmektedir. Davacı taraf, dava konusu yangın olayının ... isimli işletmeden kaynakladığı iddiası ile iş bu davayı açmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarının celbinde davalı ... adına ... ismimli gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğu, davalı ...'nun ise ticari işletme kaydı bulunmadığı görülmüştür. Hali ile davalı ...'nun iş bu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporu davalı  ...'nun  dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sebebiyle olayın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı ...'nun oluşan zarardan sorumlu olması gerekmektedir. Zarar miktarının tayini noktasında ise, alınan ek bilirkişi raporu ile yangın sonrası alınan ekspertiz raporunda belirtilen  zararın 38.395,70 TL olduğu ve doğru hesaplandığı rapor edilmiş olmakla, hesap edilen zararın davacı ... şirketinin sigortalısına ödemiş olduğu hasar miktarının da üzerinde olduğu, rücuen tazminin yalnızca ödenen bedel kadar istenilebileceği, açıklanan bu nedenlerle davacı tarafın davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne, davalı ... yönünden ise açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; yabancı para alacağına konu davalarda, hükmedilen miktarın karar tarihi itibarıyla TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın bu yönden kaldırılmasını, karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere iş yerinin yangın sebebiyle is ve dumanla kaplandığı anlaşıldığından soğutucu dolapların çalışması için gerekli elektrik enerjisi kesintisiz olarak sağlansa bile gıdaların ne kadarının ne miktarda is ve dumana maruz kaldığına dair herhangi bir veri bulunmadığından değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, -18 derece ve 4 derecede kapalı dolapta muhafaza edilen ürünlerin dolap kapaklarının açılmaması ve içlerine is ve dumanın girmemesi koşulu ile kesintisiz enerji sağlandığı takdirde bozulmayacaklarını, ortada gerçekleşip gerçekleşmediği açık ve net olarak ortaya konulmayan bir sözde zarar olduğunu, müvekkilinin sorumluluğuna başvurulabilmesi için zararın varlığı ve bu zararın yangından kaynaklandığının net olarak tespit edilmesi gerektiğini, dava dışı ... A.Ş marketinin jeneratörlerinin çalışması durumunda ürünlerde bozulma meydana gelmeyeceğini, jeneratörlerin çalışmaması sebebiyle ürünlerin bozulması durumunda ise illiyet bağının kesilmesi sebebiyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Dava dışı ... Tic. Merkezi A.Ş. \"... Programı Poliçesi\" ile 01/07/2013-2014 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde sigortalı olup dava konusu yangın 26/07/2013 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı tarafından 25/12/2013 tarihinde, dava dışı sigortalıya  9.960,33 USD ödenmiştir. Rücu ve ..., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının ... hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun \"...\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.İşbu dava, davalı ... ve ...'ya karşı açılmış olup, mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı gerek davacı vekili gerekse davalı ... vekili tarafından, kabul edilen kısma yönelik istinaf yoluna başvurulmuştur. Dava konusu ihtilaf, yangının hangi nedenle çıktığı, talep edilen tazminat nedeniyle davalı ...'nın sorumlu olup olmadığı, sigortalının kusurunun bulunup bulunmadığı, vekalet ücretinin hesaplanması noktasında toplanmaktadır. Olay yeri inceleme raporunda; yangın olayının 26/07/2013 tarihinde saat 13:00 sıralarında patlama sesinin duyulması ile başladığı, olay yerinin davalıya ait baza imalat atölyesi olduğu, ortamdaki yoğun sis, duman, sıcaklık ve söndürme çalışmaları sebebiyle olay mahalline girilmesinin mümkün olmadığı, itfaiye görevlileriyle yapılan görüşmede su tahliyesinin 8-10 saat sürebileceğinin bildirildiği, suyun tamamen tahliye edilip, ısı basıncı ile sisin ortadan kalkmasına kadar teknik inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, olay yerinin güvenliğinin sağlanması için şeritle muhafaza altına alındığı, zemin katta 1 ve bodrum katta 1 işçi olmak üzere 2 işçinin olay nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilmiştir. İtfaiye raporunda; yangının meydana geldiği binanın 3 bodrumu ile beraber 6 katlı betonarme bir yapı olup bodrum katlarda davalıya ait ... isimli imalathanenin bulunduğu, yangının etkili olduğu bodrum katlar incelendiğinde baza ve çekyatların imalatının yapıldığı bölümde metal kesim, büküm, kaynak, ... ile çalışan fırınlama, kompresör çivileme, delme metal taşlama işlemlerinin yapıldığı, bu kısımda yanıcılık ve parlayıcılık özelliği olan çok sayıda piknik ve sanayi tüpleri, yapıştırıcıları, tiner, makine yağları, bant sistemlerinin mevcut olduğunun tespit edildiği, meydana gelen yangının patlama ile başladığı ancak patlamaya neden olan ısı ve ateş kaynağının tespit edilemediği, yangının çıkış sebebinin adli makamlarca tetkik edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.  Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/102 D.İş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda; davalıya ait işyerinde elektrik iş tesisat yönetmeliği ve fenni şartnameye uygun olmayan tarzda ... bıçaklı sigorta çıkışından usule uygun olmayan bir biçimde TTR kablo ile elektrik çekildiği, alçak gerilim ana dağıtım panosu üzerinde bulunan ... sigortalar üzerine 1,5 mm kesitinde tek damarlı bakır iletken ile çok telli 1,5 mm kesitinde bakır teller sarıldığı, panonun son derece bakımsız olduğu ve uzun yıllar periyodik bakımlarının yaptırılmadığı, panonun zeminden aldığı rutubetli bir ortamda bağlantı elemanlarında korozyon ve çürümelerin başladığı, alçak gerilim ana dağıtım panosu içerisinde yer alan ... sigortalar R.S.T. fazları arasında eşit bir şekilde aynı amperajda olması gerektiği halde ... sigortaların farklı farklı amperlerde kullanıldığı, daha düşük amper olan ... sigortaların sık sık atması neticesinde üzerlerine 1,5 mm kesitinde tek damarlı ya da 1,5 mm kesitinde sarılmış çoklu telli bakır iletkenler ile desteklendiği, bu durumun sigortaların devre dışı kalmasını önlediği, Elektrik İç Tesisat Yönetmeliğine göre sigorta üzerine tel sarmanın yanlış bir uygulama olduğu, bu tür uygulamaların çoğunlukla yangın çıkardığı, bakır iletken dolayısıyla ... tipi sigorta amperaj değeri çok fazla yükseleceğinden sigorta üzerindeki iletkende ergime yaşanmayacağından elektrik tesisatı üzerinde yüksek ısı meydana getirerek yangının başlamasının kaçınılmaz olacağı belirtilerek, kazı çalışmaları sırasında yer altı kablolarının kısa devre yaptırılması neticesinde işyeri ortamında bulunan elektrik ana kumanda panosu içinde yer alan tesisat ve sigortaları tetiklediği alçak gerilim dağıtım panosundaki sigortaların üzerine sarılan kalın bakır iletkenin yüksek amper çekmesi sonucu atmadığından kablo tavalarında bulunan tüm iç tesisatı ısıttığı ve yeterli ısıya ulaşan kablo izolelerinin yanmaya başladığı ve kısa sürede yangının imalathanenin tüm alanlarına taşındığı, yangının davalıya ait ... isimli imalathanede yer alan alçak gerilim dağıtım elektrik panosunda başladığı açıklanmıştır. Ekspertiz raporunda; ... A.Ş. tarafınca, elektrik kablolarının tamiri içi yapılan kazı çalışması sırasında yer altı kablolarını kazaen patlaması neticesinde davalılar tarafından kullanılan imalathanedeki alçak gerilim panosunda yer alan ... sigortaların usulüne uygun dizayn edilmemesi sonucu sigortaların devre dışı kalmaması nedeni ile ... isimli işyerinde bulunan ve kablo tavalarından geçen iç tesisatın ısınması sonucu kablo izolelerinin yanması ile yangının meydana geldiği belirtilmiştir. Mahkemece yargılama aşamasında yangın uzmanı, elektrik uzmanı ve gıda mühendisi bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; yangın olayının ... isimli imalathanede elektrik panosundan başladığı, panoda bulunan ... tipi bıçaklı sigortalara yönetmeliklere aykırı şekilde (yetkisiz kişilerce) dışarıdan müdahale edilerek bakır tel ve TTR kablo sarıldığı, bu sayede sigortaların atması önlenerek (kısa devre, aşırı yük veya arıza durumlarında) tava içerisindeki kabloların ısınmak suretiyle tutuşmasına sebep olduğu, iş yerinde bulunan yüksek yanma yüküne ve kolay tutuşan maddelere rağmen yangın güvenliğinin alınmadığı, dikkatsiz ve tedbirsiz davranılması sebebiyle ... isimli iş yerinin sahibi ...'nun asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, diğer davalılara meydana gelen yangın olayı ile ilgili olarak atfı kabil kusur olmadığı, ... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti. görevlilerinin iş yerinin önünde yaptıkları kablo arızası kazı çalışmasının yangın olayına doğrudan etkisi olmaması nedeniyle atfı kabil kusur olmadığı hususlarında görüş bildirilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan ek raporda; kök rapordaki kanaatlerini tekrar ederek, soğutucu dolapların çalışması için gerekli elektrik enerjisinin 26/07/2013 saat:13.00'dan 27/07/2013 saat 09.00'a kadar 20 saat süreyle sağlanamadığı, bu sürenin donmuş ürünlerin çözünmesi ve soğukta muhafaza edilen ürünlerin ısılarının ise ortam sıcaklığına ulaşması için yeterli  olduğu, ayrıca dosya içerisinde bulanan ekspertiz raporundan işyerinin yangın sebebiyle is ve dumanla kaplandığı anlaşılmakla soğutucu dolapların çalışması için gerekli elektrik enerjisi kesintisiz olarak sağlansa bile duman ve ise maruz kalan gıdalarda tat ve koku değişimleri meydana geleceğinden insan tüketimine sunulmalarının mümkün olmayacağı, özellikle ambalajsız ve dökme olarak satılan ürünlerin ambalajlı ürünlere göre daha fazla etkileneceği, söz konusu ürünlerin ne kadarının ne miktarda is ve dumana maruz kaldığına dair herhangi bir veri bulunmadığından değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, -18 derece ve 4 derecede kapalı dolapta muhafaza edilen ürünlerin dolap kapaklarının açılmaması ve içlerine is ve dumanın girmemesi koşulu ile kesintisiz enerji sağlandığı takdirde bozulmayacakları değerlendirilmekte ise de ... tarafından hazırlanan atık listesinde dolap içi ve dolap dışı ayrımı yapılmadığından kesintisiz enerji sağlandığında ne miktarda ürünün insan tüketimine uygun kalacağının hesaplanmasının mümkün olmadığı, ekspertiz raporu ekinde bulunan atık listesi, faturalar ve servis tutanakları dikkate alındığında zararın ekspertiz raporunda belirtilen 38.395,70 TL (19.960,33 USD) zararın olduğu ve doğru hesaplandığı hususlarında kanat bildirilmiştir. Davalı tarafın istinaf sebepleri incelendiğinde;6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür.  (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1059).  Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1967, s. 89). TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup sayılan dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.Somut olayda; yangın olayının davalı ...'ya ait ... isimli imalathanede elektrik panosunda bulunan ... tipi bıçaklı sigortalara yönetmeliklere aykırı şekilde müdahale edilerek bakır tel ve TTR kablo sarılması ve bu sayede sigortaların atması önlenerek tava içerisindeki kabloların ısınması suretiyle meydana geldiği, olayda davalının kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yangın olayının meydana gelmesinde davacı şirket sigortalısına atfedilecek bir kusur bulunmadığından, davalı oluşan zarardan sorumludur. Yani yangın olayı davalının elektrik panosuna yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde müdahale etmesi, gerekli önlemleri almaması sebebiyle meydana gelmiş olup oluşan hasar ile eylem arasında illiyet bağı mevcuttur. Mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru gibi hallerde eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının kesilmesi mümkündür. İstinaf dilekçesinde, sigortalı tarafından jeneratör bulundurulmaması nedeniyle zarara sigortalının sebebiyet verdiği ve illiyet bağının kesildiği savunulmakta ise de, ileri sürülen hususlar illiyet bağının kesilmesine sebebiyet vermemektedir. Olayın büyüklüğü ve uzun süre olay mahalline girilememesi, polis kontrolüne alınması gibi hususlar nazara alındığında, ürünlerin tahliyesinin mümkün olmadığı gibi yoğun is ve dumana maruz kalması sebebiyle tüketiminin insan sağlığı açısından uygun olmayacağı anlaşılmış, hasara uğrayan ürünlerin faturalarla ispat edildiği, ekspertiz raporunda belirlenen bedelin piyasa rayiçlerine uygun olduğu bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden, davalının hasar nedeniyle sorumlu olduğu kanaatine varılmış ve istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Davacı tarafın istinaf sebepleri incelendiğinde;Davacı vekili, vekalet ücretinin hatalı hesap edildiğini ileri sürmekte ise de, vekalet ücretinin hesabında kararın verildiği tarihin değil harcın yatırıldığı tarihin esas alınması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2024 tarihli 2023/1605 E. 2024/2907 K. sayılı kararında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.11.1956 tarihli, 1956/15 Esas, 1956/15 Karar sayılı İBK'nın ilgili bölümünde;  \" Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme esas ittihaz olunması iktiza eylemesine....\" düzenlemesinin mevcut olduğu, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarihli, 1993/13-41 Esas, 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağının benimsendiği, bu durumda  mahkemece yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücretinin, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği, davada USD cinsinden yabancı paranın tahsili ve menfi tespiti ile Euro cinsinden teminat mektubu bedelinin iadesinin  talep edildiği ve aynı cins yabancı para alacağının tahsiline, menfi tespitine ve iadesine karar verildiği, doktrin ve Dairemizin bu konudaki yerleşik uygulamalarına göre; döviz cinsinden para alacağına hükmedilmesi halinde vekalet ücretinin, o dövizin dava tarihindeki efektif satış kuru karşılığı TL (Türk Lirası) miktarına göre hesaplanıp tahsiline karar verilmesinde hata olmadığı...\" yönünde karar verilmiştir. İşbu davada harca esas değer 21.668,91 TL olup, bu tutar üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretinin hesabında bir hata bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 370,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 244,90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu ile karar verildi. 24/09/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ<br>492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c5efb74a5f3a27e","SID":"7b75942a52857b36"}}