{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1592 <br>KARAR NO\t: 2025/959<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2020/594 <br>KARAR NO\t: 2021/449<br>DAVA TARİHİ: 28/07/2020<br>KARAR TARİHİ: 22/06/2021<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 17/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alt iş vereni olan ... A.Ş.'nin sigorta çalışanı ... tarafından uğramış olduğu iş kazası neticesinde maddi ve manevi tazminat talebi ile Ankara 9. İş Mahkemesi 2012/954 E sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda başlatılan icra takibinde müvekkili şirket tarafından 193.099,98 TL ödeme yapıldığını, davacı ile davalı arasında, söz konusu iş kazasının meydana geldiği tarihleri kapsayan İşveren... Sigorta Poliçesi ve Teminat İlave/Artış Zeyilnamesi bulunduğunu, sigorta poliçesi ile davacı çalışanlarının sigorta teminatı altına alındığını, sigorta poliçesi kapsamında ödenen 193.099,98 TL tazminat bedelinin rücuen tahsili açısından bir çok defa davalı sigortaya başvuruda bulunulduğunu, dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle huzurdaki davayı açtıklarını, haklı davalarının kabulü ile sigorta poliçesi kapsamında müvekkilince yapılan 193.099,98 TL ödemenin 11/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğradığını, sigorta poliçesine göre bildirilen adreste çalışan işçilerin bu adreste, poliçe vadesinde meydana gelebilecek olaylar yönünden sigortalının kusurunun olması halinde sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu olacağını, müvekkilinin zararın tamamından sorumlu olmadığını, davaya konu kazazede tarafından açılan dosya kapsamında bulunan iş mahkemesince hükmedilen tazminatlardan sigortalı/davacı tarafından kaza tarihinden itibaren faiz ödenmiş olup müvekkil şirketin varsa poliçe kapsamında ferilerden sorumluluğu ise temerrüt tarihi itibariyle başlayacağından, sigortalı davacı tarafından yapılan tüm ödemenin talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iş mahkemesindeki davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle de müvekkilinin faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi ferilerden sorumlu tutulamayacağını beyan ederek, davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; \"...Dosya, sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş; 22.04.2021 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, ilgili dosyalar ve deliller ışığında, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında 05.01.2011 tarihinde düzenlenmiş İşveren... Sigorta Poliçesi bulunduğu, 20.01.2011 tarihinde düzenlenen Poliçe-Tminat İlave/artış Zeyilnamesi ile bir kısım başka firma çalışanlarının da sigorta kapsamına ilave edildiği, iş kazası geçiren ...'ya kesinleşen mahkeme ilamına istinaden, başlatılan icra takibi neticesinde 193.099,98 TL ödeme yapıldığı, TTK 1472 halefiyet maddesi ve ilgili poliçelerin klozları doğrultusunda davacının talebinin yerinde olduğu, davacı sigorta şirketinin davalı sigorta şirketinden 193.099,98 TL talep edebileceği rapor edilmiş olup, bilirkişi raporunun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, tespit edilen alacak miktarının 193.099,98 TL olduğu, bu miktar yönünden davacının rücuen alacak şartlarının oluştuğu, iş kazası sebebiyle işçiye yapılan ödeme sonucu davacı tarafın halefiyetinin gerçekleştiği ve işçinin tacir olmaması sebebiyle davacı tarafça yasal faiz talep edilebileceği, ödeme tarihinin 11.02.2015 tarihi olduğu da nazara alınarak ödeme tarihinde temerrüdün gerçekleşmiş olduğunun tespitiyle beraber, davanın kabulü ile 193.099,98 TL'nin temerrüt tarihi olan 11.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 05/04/2018 tarih 2016/8343 esas 2018/3844 karar sayılı ilamı).\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; her iki taraf yönünden ticari iş niteliğini haiz ticari davada avans faizine hükmedilmesi gerekirken mahkemece yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararı yalnızca faiz türü yönünden istinaf ettiklerini beyan ederek, kararın bu yönden kaldırılmasını ve rücu bedeline avans faizi hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça icra dosyasına 11/02/2015 tarihinde ödeme yapılmasına rağmen TTK 1420.maddesinde yer alan 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra eldeki davanın açıldığını, TTK 1420.maddesinin sözleşme, 1482.maddesinin ise haksız fiil zamanaşımı süresi olduğunu, davacı taraf sigorta sözleşmesinin tarafı olduğu için sigorta şirketi ile arasında uygulanacak hükmün TTK 1420.maddesi olduğunu, TTK 1482 maddesi il İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları 15.maddesi kapsamında getirilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin ise zarar gören kazazedenin ileri sürebileceği talepler kapsamında uygulanması amacıyla getirildiğini, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı yan tarafından icra dosyası kapsamında yapılan tüm ödeme talep edilmekte ise de müvekkil şirketin işbu talebin tamamından da sorumlu olmadığını, kazazede tarafından açılan dosya kapsamında mahkemece hükmedilen tazminatlardan sigortalı/davacı tarafından kaza tarihinden itibaren faiz ödenmiş olup müvekkili şirketin varsa poliçe kapsamında ferilerden sorumluluğunun ise temerrüt tarihi itibariyle başlayacağını, müvekkili şirket yönünden Ankara 9.İş Mahkemesi 2012/954 esas sayılı dosya kapsamında mahkeme kanalı ile tebligat yapılarak davanın müvekkil şirkete ihbarı sağlanmamış ise kazazedenin talepleri kapsamında müvekkili şirketin faiz, yargılama gideri vekalet ücreti vb gibi ferilerden dolayı herhangi bir sorumluluğunun doğmayacağını, kazazede tarafından Ankara 9.İş Mahkemesinde açılan davada müvekkili şirket taraf olarak bulunmadığından dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının kabulünün mümkün olmadığı gibi sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekirken Mahkemece işbu itirazlarının nazara alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.\t<br>Dava, işveren sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanmaktadır.Davalı şirket nezdinde 05/01/2011-05/07/2011 tarihleri arasında geçerli İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. Poliçenin başlık kısmında sigortalı ve sigorta ettiren olarak \"Köroğlu İnş. Ltd. Şti.-....-.... Ortak Grşm\" yer almaktadır. Alt kısımda ise poliçe uyarınca kimlerin sigortalı olarak kabul edildiği tanımı yapılmış ve \"Sigortalı: ...Girişimi Atlantis Projesi merkez bina çalışanları, şantiye çalışanları, işverene sözleşme ve hizmet akdi ile bağlı tüm yüklenicileri ve tüm alt yüklenicileri ile bunların çalışanları\" olarak belirtilmiştir. Poliçede  ... Uygulama İnşaat Nakliyat Sanayi Ve Tic. A.Ş. taşeron şirketler arasında sayılmıştır. Mezkur poliçede işveren mali sorumluluk teminatı kişi başına 320.000,00 TL, kaza başı 630.000,00 TL'dir.Davacı şirket taşeronu  ... Uygulama İnşaat Nakliyat Sanayi Ve Tic. A.Ş'nin çalışanı olan ... tarafından, 02/04/2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle ... Uygulama İnşaat Nakliyat Sanayi Ve Tic A.Ş, davacı şirket, ortak girişimi oluşturan diğer şirketler olan ....San.Tic.Ltd.Şti., .... Taş.Madencilik Tic. Ltd. Şti. Ve Renk-Yol Yapı İnş. Tic. AŞ. hakkında maddi ve manevi tazminat istemiyle Ankara 9. İş Mahkemesinin 2012/954 Esas sayılı dosyası ile 31/08/2012 tarihinde dava açılmıştır. Yapılan yargılama sırasında alınan kusur raporunda asıl işveren konumunda olan Köroğlu İnşaat ve Taah. Ltd. Şti., .... San. Tic. Ltd. Şti., .... Taş. Madencilik Tic. Ltd. Şti. Ve Renk-Yol Yapı İnş. Tic. AŞ.'nin müştereken ve müteselsilen %50 (yüzde elli), kazalının işvereni ... Uyg. İnş. Tic. AŞ.'nin %20 (yüzde yirmi) ve kazalı işçi ...'nın %30 (yüzde otuz)  oranında kusurlu oldukları, işçinin % 63 oranında malul kaldığı tespit edilmiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 18/12/2014 tarihli kararı ile \"Maddi tazminat yönünden; Davanın Kabulü ile; 80.000,00 TL Maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 02/04/2011 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ÖDENMESİNE, Manevi tazminat yönünden; Davanın Kısmen Kabulü ile; 35.000,00 TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 02/04/2011 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ÖDENMESİNE, Manevi tazminattan fazla isteğin REDDİNE\" karar verilmiştir. Temyiz yoluna başvurulması sonucu, işbu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek 12/06/2017 tarihli 2016/10085 E. 2017/5165 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Anılan karar, kazazede işçi ... vekili tarafından Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 22/01/2015 tarihinde ilamlı icra takibine konu edilmiş, davacı şirket tarafından icra dosyasına 11/02/2015 tarihinde 193.099,98 TL ödeme yapılmıştır. Uyuşmazlık; davacı sigortalı tarafından iş kazası nedeniyle dava dışı işçiye ödenen bedelin, sigorta poliçesi çerçevesinde sigortacı davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, talep edilen bedele uygulanması gereken faiz türü noktalarında toplanmaktadır. Öncelikle zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir.6102 sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna yönelik Genel Hükümlerin düzenlendiği Birinci Kısıma baktığımızda;TTK'nın 1420. maddesinde; ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'',TTK'nın 1427. maddesinde; ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükümleri yer almaktadır.6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde; \"Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.\" düzenlemesine yer verilmiştir.TTK'da Sorumluluk Sigortalarına ilişkin hükümler ise İkinci Kısımda 1473 vd. maddelerinde  düzenlenmiştir. TTK'nın \"Sözleşmenin Konusu Ve Kapsamı\" başlıklı 1473. maddesi; \"Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder...\" TTK'nın \"Doğrudan Dava Hakkı\" başlıklı 1478.maddesinde; \"Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.\"TTK'nın \"Zamanaşımı\" başlıklı 1482. maddesi; \"Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.\" şeklindedir. Bu maddenin gerekçesinde; Sorumluluğun doğumunun ve tazmini gereken zararının tespitinin uzun zaman alabiliyor olması nedeniyle genel hükümlerde öngörülen iki yıllık sürenin sorumluluk sigortalarında az olacağı düşüncesi ile bu tür sigortalarda zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Tasarının 1482.maddesinde yer alan beş yıllık zamanaşımı süresi Komisyonumuzca uygun görülmeyerek on yıllık süreye çıkarılmıştır. Yapılan bu değişiklik aşağıdaki gerekçelerle uygun görülmüştür. \"1420.maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi, sorumluluk sigortalarında da alacağın muaccel hale geldiği tarihten başlayarak işleyecektir. Ancak aynı hükümde öngörülen altı yıllık genel zamanaşımı süresi, 1482.maddenin saklı tutulmuş olması sebebiyle sorumluluk sigortalarında geçerli değildir. Hükümet Tasarısında, sorumluluk sigortaları için genel zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği tarihte başlayacaktır. Genel süre altı yıl belirlenmişken, sorumluluk sigortalarında daha kısa bir sürenin kabul edilmesi uygun görülmemiştir. Aksine bu sigorta türünde tazminat isteminin tabi olabileceği en uzun zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Bu açıdan 818 sayılı Borçlar Kanununun 60.maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi belirleyici olmalıdır. Nitekim tasarının 1473.maddesinin birinci fıkrası tazminatın doğrudan zarar görene ödeneceğini, 1478.maddesinin birinci fıkrası da zarar görenin sigortacıya doğrudan başvuru hakkını düzenlemektedir. Ancak zarar görenin borçluya yönelik isteminin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu hallerde, sigortacıya yönelik istem beş yılda zamanaşımına uğrarsa, sorumluluk sigortasından beklenen fayda sağlanamayacaktır; üstelik bu tür sigortaların zorunlu olduğu hallerde sigorta himayesi eksik kalacaktır. Bu gerekçeler dikkate alınarak 1482.maddede öngörülen sürenin on yıl olarak düzenlenmesi gerekmiştir.\" şeklinde açıklanmıştır. İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın \"Sigortanın Teminatının Kapsamı\" başlıklı 1.maddesi; \"Bu poliçe, işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin eder.\". \"Zamanaşımı\" başlıklı 15.maddesi; \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler on yılda zaman aşımına uğrar.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1420.maddesinde yukarıda yer verildiği üzere iki yıl ve altı yıllık zamanaşımı süreleri belirlenmiştir. TTK'nın 1482.maddesinde ise sorumluluk sigortaları yönünden on yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Ancak belirlenen bu on yıllık süre madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere sadece tazminat talepleri için geçerli olup, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan diğer talepler yönünden TTK'nın 1420.maddesi belirlenen iki yıllık zamanaşımı süresine bakılacaktır. Yine genel hükümlere ilişkin TTK'nın 1420. maddesine göre belirlenen zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlarken, 1482.maddesinde belirlenen zamanaşımı süresi sigorta konusu olayın gerçekleştiği tarihte başlamaktadır. İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 15.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi de sorumluluğu doğuran olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.Davacı ile davalı arasında sigorta ilişkisi olduğundan, aralarındaki ilişkide uygulanması gereken düzenleme TTK'nın 1482.maddesi değil, 1420.maddesidir. Ancak TBK'nın 73.maddesinde rücu isteminde zamanaşımı özel olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre, \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/09/2012 tarihli 2012/4-426 E. 2012/639 K. sayılı kararında açıklandığı gibi rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı, bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı başlamaktadır. Diğer bir deyişle; davacının rücu davasını açabilmesi için belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.Somut olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi TTK'nın 1420.maddesi ve TBK'nın 73.maddesi uyarınca 2 yıldır. Zira davacı, dava dışı işçiye ödediği bedelden sigorta sözleşmesi gereği davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik eldeki davayı açmış ve alacak ödeme yaptığı anda muaccel hale gelmiştir. Davacı 3.kişi değil sigorta sözleşmesinin tarafıdır. Bu nedenle zamanaşımı süresinin hesabında TTK'nın 1420.maddesinin nazara alınması yani icra dosyasına yapılan ödeme tarihleri itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından, icra dosyasına 11/02/2015 tarihinde tarihinde ödeme yapılarak işveren sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsil istemiyle iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 17/06/2020 tarihinde zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve eldeki davanın 28/07/2020 tarihinde açıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi yasal düzenlemelere aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğinden davacı vekilinin istinaf isteminin ise HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br>1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarihli 2020/594 E. 2021/449 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.297,67 TL'den mahsubu ile bakiye 2.682,27 TL'nin istemi halinde karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesinde davacı tarafa iadesine,c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, d-Davalı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,3-İstinaf yargılaması giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,ç-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafça yatırılan 3.298,00 TL'den mahsubu ile bakiye 2.682,60 TL'nin istemi halinde karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesinde davalı tarafa iadesine,d-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,e-Davalı tarafından sarfedilen 777,50 TL (istinaf başvuru ve karar harcı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,g-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/09/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a181761731961c7","SID":"4ca8db36d157ae00"}}