{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/87 Esas<br>KARAR NO: 2025/1140<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/02/2021<br>NUMARASI: 2018/782 Esas, 2021/164 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 25.07.2017 tarihli servis sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda ... plakalı araçların onarımının davalı tarafından eksik şekilde yapıldığının tespit edilmesi üzerine yeniden yapılan onarıma ilişkin masrafların ödenmesinin ihtar edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, sözleşme hükmüne göre davalının fatura borcu yanında vade farkından ve gecikme faizinden de sorumlu olduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında mevcut davacının araçlarının bakım ve onarımlarının yapılmasını düzenleyen sözleşme uyarınca iddia edilenin aksine müvekkilinin araçları onarıp eksiksiz teslim ettiğini, müvekkilinin, yaptığı işler karşılığında davacıdan olan alacağının tahsili için 22.03.2018 tarihinde İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibinde davacının 03.04.2018 tarihinde icra takip dosyasına 5.438,09 TL kısmi ödeme yaparak bakiye borç için ise itiraz ettiğini, bu şekilde davacının, iddia ettiği alacağını mahsup ederek müvekkiline 4.775,96 TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, buna rağmen davacının borç ikrarında bulunduğu tarih öncesine ait Mart ve Nisan ayına ilişkin faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia etmesinin dayanaksız olduğunu, eksik onarıma ilişkin düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığı gib müvekkiline tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin kayıtlarında da görünmediğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre eksik işlerin başkaca servislere onarımının yaptırılıp müvekkiline rücu edilebilmesi için bu durumun müvekkiline bildirilerek onayının alınması gerekirken bir bildirim yapılıp onay alınmadan ve hangi araç ve hangi iş için olduğu belli olmaksızın (fiktif) düzenlenen faturalarda ki borç tutarlarını kabul etmediklerini, davacının eksik onarım yapıldığı iddiasına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığını belirterek davanın reddi ile alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davalının eksik onarım yaptığı iddiası sebebiyle düzenlendiği belirtilen icra takibinin dayanağı olan faturaların dayanağını teşkil eden delillerini sunması için ihtaratlı kesin süre verilmesine karşın davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde faturaların dayanağı ile ilgili herhangi bir dayanak belge sunamadığı, söz konusu faturalarda sadece eksik onarım ibaresinin yer aldığı, eksik onarımın nelerden kaynaklandığı yani davalı tarafından davaya konu ... plakalı araçlarda yapılan onarımlarda hangi onarımın eksik yapıldığı, davacı tarafından hangi onarımların üçüncü bir kişiye yaptırılmak durumunda kalındığı, üçüncü bir kişiye bu eksik onarımların tamamlanması amacıyla ilave onarım yaptırılmış ise bu onarımın kime yaptırıldığı, başka bir deyişle üçüncü kişinin kim olduğu hususunun ispat olunamadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının sözleşme uyarınca hizmetin onay koduna uygun olması hususunu kanıtlayamadığını, yine sözleşmede ayıplı onarıma ilişkin müvekkilinin her türlü talep ve rücu hakkının saklı olduğunun yazılı olduğunu, bu nedenle davalı yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğinden ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu, bilirkişi raporu ile alacaklarının varlığının sübuta erdiğini, mahkemenin kesin süre yönünden yaptığı değerlendirmenin hukuka aykırı  olduğunu, ara karar üzerine tüm bilgi ve belgelerin taraflarınca mahkemeye sunulduğunu, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere kesin süre kuralı, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konulduğundan kanunun amacına uygun olarak kullanılması ve davanın reddi için bir araç sayılmaması gerektiğini, ayrıca mahkemenin ara kararında taraflarından istenen bilgi ve belgelerin neler olduğu ayrıca ve açıkça belirtilmediğinden taraflarınca da takibe dayanak bilgi ve belgelerin istendiği kanaati ile ilgili bilgi ve belgelerin sunulduğunu, ara kararda açıkça ve ayrıca yazılmayan belgeler yönü ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava eksik onarım bedeline ilişkin olduğundan hasar uzmanı bilirkişiden rapor alınması talepleri reddedilerek eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, inceleme yapılmış olsaydı davalının sözleşme gereğince üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle müvekkili tarafından araçların ek olarak onarıma tabi tutulduğu, bunun için masraf yapılması gerektiği hususlarının ortaya çıkacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 8.697,13 TL asıl alacak ve 13,94 TL işlemiş ile 340,06 TL vade farkı ve 0,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.051,68 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı davayı açarken vade farkına ilişkin 0,55 TL faizin sehven işletildiğini belirterek bu miktar dışında kalan 9.051,13 TL'nin tahsili için bu davayı açmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 20/04/2020 tarihli raporda; davacı ve davalıya ait ticari defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davaya konu faturaların davacıya ait defterlerde usulüne uygun olarak kayıt altına alındığı ve beyan sınırını geçen faturanın BS formunda beyan edildiği, ancak bu faturaların davalıya ait ticari defterlerde yer almadığı, kendi defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 8.697,13 TL alacaklı olduğu, davalının ise kendi defterlerine göre davacıdan takip tarihi itibariyle 66.028,29 TL alacaklı olduğu, 8.697,13 TL asıl alacak tutarına 278,40 TL temerrüt faizi işlediği belirtilmiştir.Takibe konu faturalar \"eksik onarım (...)\" açıklamalı, 15/03/2018 tarihli, 7.083,55 TL bedelli ve \"eksik onarım (...)\" açıklamalı, 06/04/2018 tarihli, 1.310,06 TL bedelli faturalardır.Mahkemenin 15/04/2019 tarihli celsesinde, takibe konu faturaların davalıya ihtarnameden önce tebliğ edildiğine ilişkin delillerini sunması, eksik onarım açıklamalı bu faturaların dayanağının ne olduğunu açıklaması ve dayanağını teşkil eden delilleri ile 10/05/2018 tarihli ihtarnamenin tebliğ şerhini sunması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmiş olup aksi halde dosyadaki delillere göre karar verileceği hususu da ihtar edilmiştir. Daha sonra Mahkemece, verilen kesin sürede faturaların dayanağını teşkil eden deliller sunulmadığından ve mevcut delil durumuna göre de davacı davasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun \"Sürelerin belirlenmesi\" başlıklı 90. maddesinin \"(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.\" hükmünü içermektedir. Aynı kanununun \"Kesin süre\" başlıklı 94. maddesi ise \"(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.\" şeklinde düzenlenmiştir. Hakimin, tayin ettiği sürenin kesin olmasına karar vermesi durumunda kesin sürenin hukukî sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hâkimin de bağlı olduğu ve dolayısıyla hâkimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. İster kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir (YHGK'nun 2017/3-3179 Esas 2021/806 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, taraflar arasında varlığı ihtilaflı olmayan sözleşme ile davalı, davacıya ait araçların serviste periyodik bakım ve onarımları ile kaporta boya işlemlerini yapmayı üstlenmiş olup davacı işbu dava ile davalı tarafından araçların onarımının eksik yapıldığından bahisle yeniden yaptırdığı onarım sebebiyle oluşan masrafları takip konusu düzenlediği faturalar ile davalıya fatura ederek tahsil talebinde bulunmuştur. Söz konusu her iki fatura da \"eksik onarım\" açıklaması ile ... ve ... plakalı araçlar için düzenlenmiştir. Davalı ise, araçların onarılarak eksiksiz şekilde teslim edildiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde iddianın ileri sürülüş şekline göre davacı tarafından bu faturaların dayanağının ne olduğu açıklanarak buna ilişkin delillerin sunulması zorunlu olup Mahkemece de takip konusu faturaların dayanağının ne olduğunu açıklaması ve dayanağını teşkil eden delillerini sunması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de, bu süre içinde belirtildiği şekilde bir açıklama yapılmadığı gibi faturalara dayanak deliller de sunulmamıştır. Somut olayda hakim tarafından tayin edilen kesin süreye ilişkin ara kararın yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulduğu, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olduğu ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da davalı vekiline ihtar edildiği gözetildiğinde kesin süreye bağlanan hukuki sonucun doğacağı şüphesizdir. Bu nedenle kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan davacının artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığından sonradan sunulan bilgi ve belgelere itibar edilemez. Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.7 maddesinde, davalının, teslim aldığı araçların bakım ve onarımını davacı tarafından telefon vasıtası ile verilen ... onay koduna uygun olarak gerçekleştirileceği ve verilen hizmetin onay koduna uygun olduğunu ispatla mükellef olduğu, aksi halde doğan zarardan kusuru olmaksızın sorumlu olacağı kararlaştırılmış olup buna göre davacı ispat külfetinin davalı üzerinde olduğunu ileri sürmüş ise de, öncelikle davacının ayıp iddiasını ispat etmesi gerekir. Oysa mevcut delil durumuna göre davacının, davalı tarafından verilen hizmetin eksik/ayıplı olduğuna ilişkin iddiası soyut nitelikte olduğu gibi eksik onarım sebebiyle bahsi geçen araçlar için ne tür işlemler yapıldığı dayanak delilleri ile ortaya konulmadan davalıya fatura tanzim edilmesi de davacının alacaklı olduğunu göstermez. Bu durum karşısında hasar bilirkişisinden rapor alınmasının da sonuca bir etkisi olmayacaktır.Davacı vekili, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere kesin süre kuralının, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konulduğundan kanunun amacına uygun olarak kullanılması ve davanın reddi için bir araç sayılmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa yukarıda belirtilen YHGK'nun 2017/3-3179 Esas 2021/806 Karar sayılı ilamında, bazı hâllerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekle birlikte davanın kaybedilmesine de neden olduğundan kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıklanmış olup buradan hareketle Mahkemenin ara kararı yukarıda belirtildiği şekilde usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\t\t\t<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/782 Esas, 2021/164 Karar sayılı ve 25/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.18/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3357cd1d99581662","SID":"c32bc85d7ac74cbc"}}