{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1534 - 2025/1758<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1534 <br>KARAR NO\t: 2025/1758<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                    \t      K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/315 E.  -  2023/179 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/05/2023 tarih ve 2022/315 E. - 2023/179 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait “...” markasının, Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin markasının, gerek \"yumurta\" ürünleri gerekse \"yem, gübre vb\" ürünlerinde sektörde oldukça bilindiğini, müvekkilinin markası ile davalının markası aynı ve ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olup, markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalı marka başvurusu kapsamında yer alan emtianın 35. sınıfta yer alan 29, 30 ve 31. sınıflardaki malların satışı hizmeti olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla müvekkilinin hayvancılık ve tarım sektöründe faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda ve önceki tarihli marka başvuruları göz önünde bulundurulduğunda, ürünlerin benzer olduğunun kabulünün gerektiğini, ticaret unvanı sebebiyle müvekkilinin faaliyet alanı ile özdeş bir markanın tescilinin mümkün olmadığını, davalı şirketin, basiretli bir tacir gibi davranmamış, kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2022/M-7622 sayılı kararının 35. Sınıfın  altında yer alan 29., 30. ve 31. Sınıfların satışı hizmetleri yönünden iptaline, 2021/06521 sayılı \"...\" ibareli markanın tescil edilmesi halinde 35. Sınıfın altında yer alan 29., 30. ve 31. Sınıfların satışı hizmetleri yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, dava konusu markalardan diğer davalı şirkete ait 2021/06521 sayılı başvuru markası ile davacı şirkete ait olan itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların, benzer markalar olmadığını, dava konusu markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer markalar olmadıklarını, 6769 sayılı SMK m. 6/5. hükmü kapsamında bir markanın reddedilebilmesi için itiraza mesnet markalar ile karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunması gerektiğini, anılan hüküm kapsamında ret koşulları oluşmadığından davacı tarafın bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönündeki iddianın somut delillerle ispatlanmadığını, sadece markalar arasındaki benzerlik ve iltibas iddiasına dayandırıldığından ve markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. AB Adalet Divanı Genel Mahkemesi, 01/02/2012 tarih, T-291/09 sayılı kararı, para. 90) davacı vekilinin bu yöndeki iddialarının da mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasında geçen ..., yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri, ... ise belli iki yer arasında gidip gelebilme, ulaşım anlamında kullanılmakta olup, davacının markası ile benzerlik söz konusu olmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanaksız olduğunu, somut olayda kötüniyetli bir kullanım ya da basiretli davranış ilkesine bir aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın kapsamındaki, “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için…Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin davacının redde mesnet markalarının kapsamlarında ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu markanın, siyah renkte, ilk harfleri büyük, “...” ibaresi ile bu ibarenin alt, üst ve solunda sarı noktaların yer aldığı karma marka olduğu, davacının redde gerekçe markalarının, “...” ibaresinin münhasıran veya bu ibare ile birlikte “...” ibarelerinin yer aldığı veya “...” ibaresine “-en” veya “-san” ekinin eklenmesiyle oluşturulmuş markalar olduğu, dava konusu markada yer alan “...” kelimesinin, “1. Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak. 2. Bir yere ulaşmak, varmak” anlamlarına gelen “...” fiilinin köküne “im” eki getirilerek oluşturulmuş türemiş isim olduğu, davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin “...” fiilinin köküne “iş” eki getirilerek oluşturulmuş türemiş isim olduğu, dava konusu “...” ibaresi ile davacı markalarında yer alan “...” ibarelerinin kavramsal olarak farklı olduğu, dava konusu marka ile davacının markaları, marka işaretleri bakımından karşılaştırıldığında, her ne kadar dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, davacı markalarının ilk dört harfini aynen içerse de, dava konusu markanın sonunda yer alan “im” harflerinin mevcudiyeti işitsel, görsel ve kavramsal olarak markaları farklılaştırdığı, ilgili tüketicilerin algısının dava konusu markanın ilk kelimesi olan “...” ibaresi üzerinde olacağı, nitekim markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı, somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın ilk ibaresi olan “...” ibaresinin görsel, işitsel, yazılış ve kavramsal bakımından dava konusu “...” ibaresini içeren markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacı markasının tanımış olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olması olduğu, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı, davacının ticaret unvanı, “... Yem Sanayi Ve Ticaret A.Ş.” olup ek unsurunun “...” olduğu; dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu; somut uyuşmazlık bakımından, davacıya ait ticaret unvanının “ek” unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının dava konusu markasının esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu, yukarıda SMK 6/1 kapsamında yapılan değerlendirmede detaylı bir şekilde ifade edildiği gibi dava konusu markanın esas unsuru ile davacının ticaret unvanının ek unsuru arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimali bulunmadığı; dolayısıyla davacının SMK 6/6 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, davacı yanın iddialarının temelini, taraf markaları arasındaki benzerlik iddiası oluşturmakta ise de benzerlik iddiasının tek başına kötü niyet karinesine olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markası ile davalı markasının aynı/ ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı markasında bulunan ''...'' ibaresinin kavramsal olarak müvekkilinin markalarından farklı olduğu yönündeki değerlendirmeye katılmanın mümkün bulunmadığını, tanınmış markalara ilişkin benzerlik incelemesi yapılırken, bu incelemenin daha geniş yorumlanması ve tanınmış markanın itibarının dikkate alınması gerektiğini, davalı markasının müvekkiline ait seri marka olarak algılanacağını, müvekkilinin tüketici nezdinde oluşturduğu güveni zedeleyeceğini, müvekkilinin markasının tanınmışlığının göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının \"... + Şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği  \"...\" esas unsurunu da içeren tüm markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu markanın, siyah renkte, ilk harfleri büyük, “...” ibaresi ile bu ibarenin alt, üst ve solunda sarı noktaların yer aldığı karma marka olduğu, davacının redde gerekçe markalarının, “...” ibaresine eklemelerle oluşturulan markalar olduğu, dava konusu markada yer alan “...” kelimesinin türemiş isim olduğu, davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin “...” fiilinin köküne “iş” eki getirilerek oluşturulmuş türemiş isim olduğu, kavramsal olarak farklılık bulunduğu, ilgili tüketicilerin algısının dava konusu markanın ilk kelimesi olan “...” ibaresi üzerinde olacağı, nitekim markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı, somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın ilk ibaresi olan “...” ibaresinin görsel, işitsel, yazılış ve kavramsal bakımından dava konusu “...” ibaresini içeren markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusunu gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı, davacının SMK'nın 6/6. maddesi kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, başvurunun kötüniyetli yapıldığının ispatlanamadığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c80110bf50d89a4a","SID":"68a5391c0e3dc14f"}}