{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1531 - 2025/1763<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1531 <br>KARAR NO\t: 2025/1763<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/406 E.  -  2023/244 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 tarih ve 2022/406 E. - 2023/244 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı tarafından 2020/147608 başvuru numarası ile \"...\" ibaresinin, 03, 05, 35. sınıflarda yer alan emtia üzerinde tescili için marka başvurusu yapıldığını, müvekkilleri tarafından marka başvurusunun yayımına itiraz edildiğini, itirazın, marka/markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, karara karşı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) nezdinde itiraz edildiğini, YİDK tarafından, itirazın reddine karar verildiğini, ihtilaf konusu markanın müvekkilleri şirket adına tescilli markalarla birebir aynı sınıflarda tescil edildiğini, davalı markasını oluşturan \"...\" ibaresinin, müvekkilleri şirkete ait \"...\" ibareli markalar ve \"...\" kök markasını esaslı unsur olarak içeren diğer birçok markası ile markanın esaslı unsuru yönünden birebir aynı olduğunu, iş bu hususun iltibas oluşmasına sebebiyet verebileceğini, \"...\" ibaresinin İngilizce bir kelime öbeği olduğunu, “evrensel laboratuvarlar\" anlamına geldiğini, bu ibarenin, ayırt edici olmaktan uzak, tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markayı gören tüketicinin algıladığı ve aklında kalan kısmın davalı markasını oluşturan esaslı unsur olan “...” ibaresi olduğunu, davalı markasının müvekkillerine ait \"...\" kök ve seri markalarıyla ayniyet derecesinde benzer olduğunu, müvekkilleri şirketin \"...\" markasına haiz hijyen ürünlerinin, sahip oldukları yüksek kalite ile hijyen ürünleri sektöründe lider konumda olduğunu, tüketici nezdinde doğrudan aranır ve tercih edilir hale geldiğini, hijyen ürünlerini kullanmakta olan bir tüketicinin \"...\" markasından haberdar olmaması ve bu ibareyi müvekkilleri şirket ile ilişkilendirmemesi gibi bir durumun söz konusu dahi olamayacağını ileri sürerek 2022-M-10366 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/147608 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, davalı şirkete ait 2020/147608 başvuru numaralı marka ile davacı şirkete ait markaların benzer markalar olmadığını, markalar karşılaştırıldığında bütün olarak yarattıkları izlenim itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, davacı şirketin, hükümsüzlük taleplerine mesnet olarak gösterdiği markalarını markasal olarak 03., 05., 35. sınıfta yer alan tüm mal/hizmetler için kullandığını kanıtlamak zorunda olduğunu, müvekkilleri şirkete ait “...” ibareli markanın seri marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilleri şirkete ait “...” ve “...” esas unsurlu pek çok markanın mevcut olduğunu, öncelik hakkı elde ettiğini, taraf markalarında ortak olarak yer aldığı iddia edilen “...” sözcüğünün Türkçede \"evrensel, çok amaçlı\" anlamına geldiğini, “...”/“...” sözcüğünün, tescili talep edilen mal ve hizmetler başta olmak üzere diğer emtia bakımından da ayırt edici niteliğinin son derece zayıf olduğunu, davacı şirkete ait markalar ile müvekkilleri şirkete ait markanın kapsamındaki emtianın tamamen farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 2020 147608 sayılı markanın tescili talep edilen 03., 05. ve 35. sınıfta yer alan bütün mal ve hizmetler ile davacı yanın itiraza ve hükümsüzlüğe mesnet markalarının kapsamının benzer nitelikte olduğu, davaya konu 2020 147608 sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin itirazına ve hükümsüzlük istemine dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının, 6769 s. SMK’nın 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, kötüniyet iddiasına dayanak bilgi ve belgeye rastlanmadığından davalının kötüniyetli olarak nitelindirilemeyeceği, davalı şirket lehine kazanılmış hak oluşmadığı, YİDK'nın kararının yerinde olduğu ve davaya konu marka açısından hükümsüzlük halinin oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markası ile müvekkili şirket markalarının aynı mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, müvekkili şirketin \"...\" ibaresini havi markaları ile davalı şirket markası arasında görsel ve işitsel yönden iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili şirketin \"...\" ibareli markalarının tanınmışlığının sabit olduğunu, mahkeme tarafından alınmış bilirkişi raporu lehe olmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını, bunun hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibaresini içeren mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusunu gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, davacı markasının, 6769 s. SMK’nın 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, kötüniyet iddiasının dosya kapsamına göre ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17f98802633f5417","SID":"209b5b3f48ca9dd2"}}