{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:24/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:07/05/2025<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:24/09/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkilinin  28.12.2021 tarihinde ekte yer alan araç satış sözleşmesi kapsamında ... Plakalı, ... Marka, ... cinsi, ikinci el aracı davalı borçlu ...'dan 125.000-TL'ye satın aldığını, müvekkilinin aracı satın almasından ve noterde satış işleminin gerçekleşmesinden sonra, davalı borçlu ...'ın müvekkiline  aracın kalorifer radyatörünün tıkalı olduğunu ve sözde müvekkiline iyilik yapmak istediğini ve bu nedenle de tıkalı olan kalorifer radyatörünü değiştireceğini ve değişim yapıldıktan sonra aracı teslim edeceğini söylediğini ve davalı borçlunun tıkalı olan kalorifer peteğini değiştirerek, aracı müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin  aracı teslim almasından 2-3 gün sonra  aracın sürekli olarak su eksilttiğini ve bu nedenle de araçta bir sıkıntı olduğunu fark ettiğini, bunun üzerine müteaddit kereler aracı servise götürdüğünü, ancak araçta servis tarafından gözle görülür herhangi bir sıkıntı tespit edilemediğini, akabinde, kısa süre içinde araçta Turbo arızası meydana geldiği, servise götürülen araçtaki Turbo arızası sonrasında servis yetkililerinin aracın motorunda çatlak olabileceğinden şüphelendiği, bunun üzerine aracın motorunu söküp, teste gönderdiklerini, aracın motor bloğunda çatlak olduğunun tespit edildiğini,  motor bloğu tamirinin  pahalı olması ve servisin de tam olarak tamir olacağına dair garanti verememesi üzerine, yeni bir motor bloğu almak zorunda kaldığını, söz konusu ayıplı malın tamir ve işçilik bedeli kapsamında, müvekkilinin 38.771,26-TL masraf yaptığını, akabinde müvekkili tarafından yapılan söz konusu masrafların davalı borçludan tahsili için davalı borçlunun müteaddit kereler arandığını, davalı borçlunun bir görüşmede alay edercesine aracı sattığı değer üzerinden geri alabileceğini söylediğini,  oysa aracın satıldığı tarihten sonra aracın fiyatında fahiş bir yükselme meydana geldiğini, davalı borçlunun bu tutumu ile eyleminin dolandırıcılık suçuna vücut veren bir eylem olduğunu, davalı borçlunun bilerek ve isteyerek ayıplı bir malı satarak ve sonradan bu satıştan caymak isteyen alıcıdan aynı fiyatla aracı alarak, tekrar başkasına daha yüksek fiyatlara satmak suretiyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığı sonucuna varıldığını, kuşkusuz davalı borçlunun davanın haklılığını kabul eden ve fakat neticeten kötü niyetli teklifinin kabul edilmediğini, arabuluculuğa başvurduklarını, anlaşma sağlanamadığını, İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine, 40.159,86-TL toplam alacak için ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından takibe itiraz edilerek, takibin durduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibinin devamına, %20’den aşağı olmamak kaydıyla, lehlerine icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, işbu davada görevli mahkemenin  tüketici mahkemesi olduğunu,  davanın  usulden reddi ile görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, bu davanın kısmi dava  olarak açılamayacağını, motor blok çatlağının üretimden veya davacının kullanımından kaynaklı olabileceği, bunun müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı göz önüne alındığında davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, itirazın iptali davası açma şartlarından birinin de usulüne uygun bir takibin açılması ve bu takibin yetkili icra dairesinde açılması olduğunu ancak  İzmir 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına bakıldığında icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmadığı gibi, icra takibinde faiz miktarı ve faiz başlangıçlarının da usulüne uygun olmadığını, bu nedenle itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, davacının  müvekkiline süresinde ayıp ihbarında da bulunmadığını, davacının araç satımından önce aracı bakarak beğenerek ve yetkili ekspertizce gerekli kontroller yaptırıp onaylatarak aldığını, ekspertiz raporunda iddia edilen durumla alakalı herhangi bir kusur da bulunmadığını, ayrıca araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte, davacının 28.12.2021 tarihinde aldığı aracın  2-3 gün içinde su  eksilttiğini iddia ettiği ve bu durumla ilgili müvekkiline hiçbir bildirimde bulunmadığını ayrıca 25.04.2022 tarihinde test sonucunda aracın motorunun çatlak olduğunun tespit edildiğini iddia ettiği ancak 27.07.2022 tarihinde arabuluculuğa başvurduğunu, 18.10.2022 tarihinde de icra takibi başlattığını, davacının dava dilekçesinde, aracı satın aldıktan 2-3 gün sonra su akıtmaya başladığını iddia ettiği, ne bu durumu ne de motor bloğundaki çatlağı derhal müvekkiline bildirdiğini, bildirim olarak arabuluculuğa başvuru tarihini esas alınacak olursa aracın alınmasından itibaren arada 7 ay,  motor bloğunda çatlak olduğunun tespit edilme tarihi olan 25.04.2022 tarihine kadar arada yaklaşık 3 ay bulunduğunu, bu durumda davacının TBK 223/2 maddesi uyarınca sözde iddia ettiği gibi ayıbı hemen satıcıya bildirmediğini, öncelikle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, pasif husumet yokluğundan davanın reddine, esastan reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... taraflar arasındaki satıma ilişkin sözleşmede satıcının aracı teslim ettiği, alıcının da bedelini peşin ödeyerek aldığının belirtildiğinden sözleşmenin ifa yerinin Antalya ili olduğu, davalının yerleşim yerinin ise Antalya ili olduğu anlaşılmaktadır. <br>İcra takibinde yetki kurallarının düzenlendiği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbi olunur.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 5 inci maddesinde de, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine  göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir.  <br>İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. <br>Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; <br>1- Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, <br>2- Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, <br>3- Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.<br>Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.<br>İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi, dava şartıdır.<br>İtirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi durumunda İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir. İcra müdürlüğünün bu konuda re'sen inceleme yetkisi bulunmamaktadır. <br>6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde görülebileceği gibi, davalının  yerleşim yeri mahkemesinde de görülebilir.<br>Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, dosya kapsamından, taraflar arasındaki satıma ilişkin sözleşmede satıcının aracı teslim ettiği, alıcının da bedelini peşin ödeyerek aldığı belirtildiğinden sözleşmenin ifa yerinin Antalya ili olduğu, davalının yerleşim yerinin de Antalya ili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davacının birden çok mahkemenin dolayısıyla icra dairesinin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada, davacının yetkisiz İzmir İcra dairesinde icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. <br>İtirazın iptali davasının mesmu olabilmesi için yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin bulunması zorunludur. Davanın yetkili olmayan icra dairesinde yapılan takibe dayandığı ve davalının borca itirazında yetki itirazı yerinde olduğu görülmekle, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir İlinde ikamet eden müvekkilinin, Antalya İlinde ikamet eden davalı/borçludan satış sözleşmesi ile dava konusu aracı satın aldığını, aracın tesliminden 2-3 gün sonra araçta arızaların meydana gelmeye başladığını, yetkili serviste yapılan muayene sonucunda motor blokunun çatlak olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine karşı yan ile yapılan görüşmelerde dava konusu gizli ayıplı araç konusunda anlaşmaya varılamadığını, bunun üzerine 18.10.2022 tarihinde İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile karşı yan aleyhine, 40.159,86-TL toplam alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığını, 04.11.2022 tarihli itiraz dilekçesinde karşı tarafın \"..., borcun tamamına, YETKİYE, işlemiş ve işleyecek faiz oranlarına ve miktarlarına, zamanaşımına ve tüm feriilerine...\" şeklindeki beyan ile takibe itiraz ettiği ve takibin durduğunu, borçlunun yetkiye itiraz ederken yetkili icra dairesinin hangi icra dairesi olduğunu bildirmediğini, takip çıkışının kesinlik sınırı olan 40.000 TL'nin üzerinde olduğunu, usul ve yasaya uygun olarak, istinaf başvurusuna konu Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açıldığını ancak dava açılırken, harç hesaplamasına esas değer bildirimi yapılacakken sehven harç miktarı yazılacağına, başlığa dava değeri yazıldığı ve söz konusu bedel üzerinden dava açıldığını, ancak dava dilekçesinin netice ve talep kısmında, her hangi bir miktar sınırlaması olmaksızın haksız itirazın iptali ile takibin tüm miktar üzerinden devamına karar verilmesinin talep edildiğini, yargılama aşamasında, dava konusu aracın motoruna ilişkin yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda aracın gizli ayıplı olarak müvekkiline satıldığını, davalının kusurlu ve sorumlu olduğunun tespit edildiğini, 02.10.2024 tarihli celsede o dönemki sayın mahkeme hakimince eksik harç yatırıldığının tespit edilmesi üzerine, taraflarına eksik harcın tamamlanması için gelecek celseye kadar süre verildiğini, gelecek celseye kadar beklenmeksizin 08.10.2024 tarihinde eksik harcın tamamlandığını, böylece dosyanın tekemmül ettiğini ve eksik ve yanılgılı hukuki değerlendirme ile haklı davanın usulden reddedildiğini, hem kararın usulden reddedilmesi hem de hükmün kesinlik sınırının üzerinde bulunması nedeniyle, hukuka aykırı olarak tesis edilen yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, borçlunun yetki itirazının geçerli olabilmesi için, borçlunun itiraz dilekçesinde hangi icra dairesinin yetkili olduğunu bildirmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Bir davada alacağın bir kısımının dava edilmesi durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Davacı tarafından İzmir 15. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında, davalı aleyhine toplam 40.159,86 TL alacağın tahsili talep edilmesi nedeniyle alacağın tamamı 40.159,86 TL olduğundan kararın miktar itibariyle kesin olarak verilmesi doğru olmadığı gibi dava dilekçesinde netice ve talep kısmında, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin talep edildiği, yargılama sırasında takip çıkışı üzerinden 08/10/2024 tarihinde tamamlama harcının yatırıldığı gözetildiğinde istinaf kanun yolunun açık olduğu anlaşılmakla dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir.<br>İzmir 15. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu itirazında, yekiye itiraz ettiğini bildirmiş ancak yetkili icra dairesini göstermemiştir. Yetki itirazında bulunan tarafın yetkili icra dairesini doğru olarak göstermesi gerekir. Aksi halde bu itiraz dikkate alınmaz.<br>Hal böyle olunca, mahkemece; davalı borçlunun usulüne uygun olarak icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmadığı gözetilerek, davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırıdır.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24/09/2025<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba515086485b5536","SID":"bcc587cb40829520"}}