{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>KATİP\t\t: ...\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR\t: 1- ...... <br>\t\t  2- ......   <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t: 1- ......   <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALILAR\t: 2- ...... <br>\t\t  3- ...... <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 26/09/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/09/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...... 'nin, 14/11/2021 günü 19:00 sıralarında davalılardan ......'ın kullandığı diğer davalı ......'a ait araç ile ...... Mahallesi'nden ...... İlçesi'ne seyir halindeyken, araç sürücüsü davalı ......'ın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkmış ve tek taraflı trafik kazası yaptığını, müvekkilinin bu kaza sonucu ağır yaralanarak Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alındığını, kaza mahalline gelen trafik ekibi tarafından tutulan 14/11/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağında, kazanın Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-B kuralının ihlal edilmesi sonucu meydana geldiğinin tespit edildiğini, ...... plakalı araç sürücüsü olan davalı tam kusurlu olarak belirlendiğini, müvekkili kaza yapmadan önce ...... Mahallesi'nde hayvancılık yaptığını, kaza sonrasında tedavisi devam ettiği için çalışamadığını, müvekkilinin bakıma muhtaç durumda olduğunu, ayrıca diğer müvekkili ......'nin de müvekkil ......'un eşi olduğunu, bu zorlu kaza sonrası süreçte manevi olarak büyük bir yıkım yaşadığını, bu sebeple her iki müvekkili yönünden manevi tazminat talebi bulunduğunu, arabuluculuk süreci sonunda herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, Yunak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ... nolu soruşturmanın halen devam ettiğini, bu sebeplerle, müvekkili ......  yönünden 5,000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 5.000 TL ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan tazminat, 5.000 TL geçici iş göremezlik dönemi bakıcı gideri ve 5.000 TL SGK'nın karşılamadığı tedavi giderleri olmak üzere toplamda 25.000 TL ( müvekkilinin maddi zararının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik) maddi tazminat taleplerinin kabulü ile kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile her üç davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsilini (Sigorta Şirketinin limitleri dahilinde diğer davalılar yönünden tüm zarardan sorumlu olacak şekilde), müvekkili ......  için 150.000 TL, diğer müvekkili ...... için 75.000 TL toplamda 225.000 TL manevi tazminat taleplerinin  kabulü ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ...... ve ......'dan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenizce res’en göz önüne alınacak sebeplerle öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise öncelikle açıklanan nedenlerle Kusur raporu alınmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini,  maluliyet raporu alınmak üzere davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne sevkini, davacının müterafık kusurunun araştırılması ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek, davacının davasının esastan reddini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...... ve ...... vekili cevap dilekçesinde özetle;  kazanın meydana gelmesinde müvekkili atfedilen kusur yerinde olmadığını, davacı tarafın olay esnasında emniyet kemeri takılı olmadığını, kabul etmemekle birlikte davacının ehliyet kemeri olmamasından dolayı müterafik kusur indirimi sebebi ile belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, dava konusu kazada, hatır taşıması mevcut olup, hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiklerini, davacının iddia ettiği bakıcı giderinin öncelikle hangi teminat türü kapsamında olduğunun tespiti gerektiğini, davacı tarafın bir başkasının bakımına muhtaç olup olmadığının tespiti için adli tıp kurumu’ndan rapor aldırılmasını, ortaya çıkan bakıcı giderine ilişkin zarardan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, ......'nin davacı ......  nin tedavi sürecinden etkilendiği ifade edilmiş ise de bu durum olağan bir süreç olduğunu, ...... açısından manevi tazminat gerektirmediğini, bu nedenle husumet yokluğundan ...... açısından davanın reddini talep ettiklerini, bu sebeplerle davanın usulden ve esastan reddi ile, işbu talebimizin kabul edilmemesi halinde, hesaplanan tazminat tutarından hatır taşıması sebebiyle en az % 25 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasını, aksi kabul anlamına gelmemek üzere, bakıcı giderine ilişkin olarak aile için yardımlaşmadan kaynaklı indirim uygulanmasını, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"...Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükmü, bilirkişi raporları ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde; 14 Kasım 2021 tarihinde meydana gelen kazada kaza tarihi itibariyle davacı ...... 'nin yaşı, kazanın meydana gelmesinde zararın artmasında kusuru bulunması, kaza sebebiyle davacıda meydana gelen %  6,1 oranındaki kalıcı bir maluliyet oranı ve 9 aylık tedavi süreci,  bu sürenin 4 ayında bakıcıya ihtiyaç duyması, geçirmiş olduğu tıbbi müdahaleler, bu sürecin davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı lehine takdir edilecek 48.000,00 TL manevi tazminatın davacı için zenginleşme ve davalı için de yıkım olmayacağına, keza davacı ......'un eşi olan davacı ......'nin kaza sürecinin bu davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı ...... lehine takdir edilecek 12.000,00 TL manevi tazminatın bu davacı için zenginleşme ve davalı için de yıkım olmayacağına kanaat edinilmekle; davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur.<br>Davacı vekilinin ıslah dilekçesi nazara alınmak sureti ile; Davacı ...... 'nin maddi tazminat davasının -bu davacının müterafık kusuru da dikkate alınarak- KISMEN KABULÜ İLE,<br>30.573,52  TL geçici iş göremezlik tazminatı,<br>264.278,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatı,<br>14.266,76 TL bakıcı gideri tazminatı,<br>7.364,00 TL tedavi gideri tazminatı<br> olmak üzere hesaplanan maddi tazminat tutarı olan toplam ‬316.482,56 TL'nin DAVALI ...... ANONİM ŞİRKETİ'nden sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 18.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, DAVALILAR ...... ve ......'dan kaza tarihi olan 14.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine<br>Davacı ...... 'nin manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 14.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu manevi zararlarını tatmin amacıyla -bu davacının müterafık kusuru da dikkate alınarak- 48.000,00 TL manevi tazminatın DAVALILAR ...... ve ......'dan kaza tarihi olan 14.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>Davacı ......'nin manevi tazminat davasının, -davacı ...... 'nin müterafık kusuru da dikkate alınarak- KISMEN KABULÜ ile; 14.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu manevi zararlarını tatmin amacıyla 12.000,00 TL manevi tazminatın DAVALILAR ...... ve ......'dan kaza tarihi olan 14.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından müvekkili ...... lehine hükmedilen maddi tazminatta müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını, müvekkili ......'un meydana gelen kazada emniyet kemeri takıp takmadığı hususu yeterince araştırılmadan emniyet kemeri takmadığı yönünde çıkarımda bulunulmasının yerinde olmadığını, yerel mahkeme tarafından cüz'i miktarlarda kabul edilen manevi tazminatların günümüz ekonomik koşulları ve enflasyon oranları göz önüne alındığında müvekkillerinin mağduriyetini gidermekten çok uzak olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Kararı katılma yoluyla istinaf eden davalı ...... A.Ş. Vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  söz konusu engelliliğin verilebilmesi için kişinin kalça protezi ameliyatı olması gerekmekte olup dosya kapsamındaki bilgiler dahilinde kalça protezi ameliyatı yapıldığına dair bir ibareye rastlanılmadığını, müvekkili şirketin bakıcı ve fatura edilemeyen tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından, tedavi/bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı, sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davacılar ve katılma yolu ile davalı sigorta şirketince  aşağıdaki sebeplerle istinaf edilmiştir.<br>1-Kamu düzeni yönünden ve Davalının Maluliyete itirazında;<br>Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Öte yandan  icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere  cümle ve maddeye  fıkra eklenmiştir.<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/06/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede  düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir<br>Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun   hesaplama yapılması gerekecek ve  yasal düzenleme bu ise de  2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)<br>Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.<br>2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre<br>Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.)<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.<br>(3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)  şeklindedir.<br>Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile<br>Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplacağı<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplacağı<br>Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplacağı<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği<br>Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE<br>Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin \"...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...\" ibaresi ile \"...ve genel şartlarda...\" ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.  <br>Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin  dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.<br>GEREKÇESİYLE<br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Sakatlık Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 2'nin,  4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 3'ün  İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİ<br>YİNE<br>DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE<br>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik \"Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması\" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE,<br>KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR<br>Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ   iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ  düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.<br>Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği  dosyaya sunulan 10.07.2023 tarihli ATK raporunun, 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne  göre düzenlendiğiVE HESAPLAMANINDA yukarıdaki anlatımlara göre yapıldığı anlaşılmakla  itiraz yersizdir.<br>2-Davalı sigortanın geçici iş göremezliğin, bakıcı giderinin ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,<br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.<br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;<br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.<br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Yine, Güvence Hesabı için de uygulanan Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN \"VE GENEL ŞARTLARDA\" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı sigorta vekilinin geçici işgörmezlik, bakıcı giderinin, tedavi giderlerinin   teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.<br>3-Davacıların müterafik kusur indirimi yapılmasına yönelik itirazlarında;<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.<br>Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)<br>Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması gibi koruyucu önlemlerin alınmaması; alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi; ehliyetsiz sürücünün aracında seyahat edilmesi ve istihap haddi üzerinde yolcu  taşınması gibi durumlar TBK 52 madde anlamında zararın doğmasında yada artmasında etkili davranışlar olarak kabul edildiğinden zarar görenin müterafik kusurunu oluşturur. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması  gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz (17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354) Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalının bu hususu savunma olarak ileri sürülmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre tazminattan indirim yapılmasını gerektirir. Müterafik kusurun belirlenmesi halinde usulünce tenkis yapılması gerekir.<br>Somut olayda, kaza tespit tutanağında, davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığının belirsiz olarak işaretlendiği, ancak 16.01.2023 tarihli Adli Trafik Bilirkişi raporunda; yaralı ...... 'nin dosya kapsamındaki tüm tıbbi belgelerin incelenmesinde; trafik kazasında çıkan enerjinin emniyet kemeri kullanımını bağlı mekanizmanın ani ivme değişiklikleri ile kilitlenmesi ve ortaya çıkan kuvvetin vücuda aktarımı sonucu göğüs ve kuşak kısmında görülmesi beklenen ekimoz, sıyrık ve benzeri travmatik lezyonların hastaneye evraklarında tariflenmediği ve şahsın kaza yerinden belli bir mesafede yaralı olarak bulunduğu, araçtan fırlamış olduğum tespit edildiği anlaşılmakla, tespitinin yer aldığı, buna göre davacı ......'un kaza sonrası araçtan fırlamış olması nedeniyle  emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığı, yine davacı ......'un Akşehir Polis Merkezi Amirliğinde verdiği 12.04.2022 tarihli ifadesinde, araç sürücüsü davalı ......'ın alkollü olarak direksiyona geçtiğini ifade ettiği, alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi sonucu oluşan zararda müterafik kusurlu sayılacağı, bu sebeplerle ilk derece mahkemesince, belirlen tazminatlara %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasında bir yanlışlık bulunmadığından, itirazın reddi gerekmiştir.<br>4-Davacıların manevi tazminatın az  taktir edildiği istinafı yönünden;<br>Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.<br>O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza neticesinde yaralanmış olması alınan ATK raporuna göre davacının yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Yönetmeliği hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranının %24 oranında  bulunması, iyileşme süresinin 9 ayı bulacağı, davacı ......'un  yaralanmasının basit nitelikte olmayıp sürekli maluliyete neden olmuş bulunması ve tedavi süreci ile davacı ......  dışındaki eşi ......'nin de de manevi tazminat şartlarının yukarıda anlatıldığı biçimde oluşması sebebiyle, davaya konu maluliyete neden olan yaralama eyleminin sabit bulunduğu, taksirli eylem neticesinde ağır yaralanmanın meydana gelmesi, oluşan maluliyet ile diğer davacının yakınlık durumu da gözetilerek, olayın gerçekleşme biçimi, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, hükmedilen tazminatın AZ OLDUĞU,<br>davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu anlaşılmış olup somut olayın özelliklerine göre trafik kazasında davacı ......'un ağır yaralanması nedeniyle,  Davacı ......  için, 100.000,00 TL, davacı eş ...... için 50.000,00 TL manevi tazminatın dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin  kabulü gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı ...... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak, yeniden  karar verilmesi gerektiği  sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.   <br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davalı ...... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun REDDİ, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda KABULÜ ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>1-Davacı vekilinin ıslah dilekçesi nazara alınmak sureti ile; Davacı ...... 'nin maddi tazminat davasının -bu davacının müterafık kusuru da dikkate alınarak- KISMEN KABULÜ İLE,<br>a- 30.573,52  TL geçici iş göremezlik tazminatı,<br>b- 264.278,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, <br>c- 14.266,76 TL bakıcı gideri tazminatı,<br>d- 7.364,00 TL tedavi gideri tazminatı,<br>olmak üzere hesaplanan maddi tazminat tutarı olan toplam ‬316.482,56 TL'nin DAVALI ...... ANONİM ŞİRKETİ'nden sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 18.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, DAVALILAR ...... ve ......'dan kaza tarihi olan 14.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-Davacı ...... 'nin manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 14.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu manevi zararlarını tatmin amacıyla  100.000,00 TL manevi tazminatın DAVALILAR ...... ve ......'dan kaza tarihi olan 14.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>3-Davacı ......'nin manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 14.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu manevi zararlarını tatmin amacıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın DAVALILAR ...... ve ......'dan kaza tarihi olan 14.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 31.865,42 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 853,88 TL harç ve yargılama sırasında alınan toplam 1.351,18 TL ıslah harcı toplamı olan 2.205,06 TL'nin mahsubu ile bakiye 29.660,36 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, (Davalı ...... A.Ş.'nin 20.122,91 TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalıların tamamından sorumlu olmak kaydıyla)<br>5-Davacılar tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 853,88 TL peşin harç, 1.351,18 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.285,76 TL harcın  davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, (Davalı ...... A.Ş.'nin 1.550,76 TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalıların tamamından sorumlu olmak kaydıyla)<br>6-Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin haklılık oranına göre ve hakkaniyet indirimine göre hesaplanan (395.603,21/400.603,21) 1.540,53 TL'nin davalı sigorta şirketinden, 19,47 TL'nin davacı ...... 'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>7-Davacılar tarafından yapılan 484,75TL posta-tebligat gideri, 5.100,00TL bilirkişi ücreti ve 2.918,00TL Adli Tıp ücreti  olmak üzere toplam 8.514,25TL yargılama giderinden haklılık oranına göre hakkaniyet indirimi de dikkate alınarak hesaplanan (583.103,20/625.603,21 oranında) 7.935,83 TL'sinin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına (Davalı ...... A.Ş.'nin 316.482,56/466.482,56 oranında 5.384,02 TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalıların tamamından sorumlu olmak kaydıyla)<br>8-Davacı ......  vekili yararına AAÜT'ye göre kabul edilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 50.637,21TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı ...... 'ye verilmesine,<br>9-Davacı ......  vekili yararına AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ...... ve ......'dan alınarak davacı ...... 'ye verilmesine,<br>10-Davacı ...... vekili yararına AAÜT'ye göre kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ...... ve ......'dan alınarak davacı ......'ye verilmesine,<br>11-Davalılar vekilleri yararına AAÜT'ye göre davacı ......  için reddedilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 5.000,00TL vekalet ücretinin  davacı ...... 'den alınarak davalılara verilmesine,<br>12-Davalılar ...... ve ...... vekilleri yararına davacı ......  için reddedilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacı ...... 'den alınarak davalılar ...... ve ......'a verilmesine,<br>13-Davalılar ...... ve ......  vekilleri yararına davacı ...... için reddedilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 25.000,00TL vekalet ücretinin davacı ......'den alınarak davalılar ...... ve ......'a verilmesine,<br>14-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>15-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harçlarının talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>16-Alınması gereken 21.618,92 TL harçtan peşin alınan 5.404,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.214,19‬ TL harç giderinin davalı ...... Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>17-Davacı ...... tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 80,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.763,1‬0 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>18-Davacı ......  tarafından istinaf başvuru gideri olmak üzere yapılan toplam 1.683,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>19-Davalı ...... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>20-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, HMK'nun 361 maddesi gereğince; davacı ......  yönünden TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davacı ve davalılar yönünden ise HMK'nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26/09/2025<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br><br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br><br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br><br> <br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b188889fa359f6b9","SID":"333c9fa0d1438bc8"}}