{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1427 - 2025/1630<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1427 <br>KARAR NO\t: 2025/1630<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/158 E.  -  2023/172 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2023 tarih ve 2022/158 E. - 2023/172 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2020/109844 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2018/76873 sayılı \"...\" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen yerinde görüldüğünü ve başvuru kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi istemiyle bu karara müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, marka işaretleri arasındaki benzerliğin davalı Kurum tarafından da kabul edildiğini, buna karşılık bir kısım mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle müvekkili itirazının yerinde görülmediğini, oysa müvekkili markası ile davalı markasının aynı tür ve benzer <br>malları kapsadığını, başvuru markasının tesciline karar verilen 03. ve 05. sınıf malların, müvekkili markası kapsamında yer alan mallarla ilişkilendirilebilir olduğunu ve kişisel <br>bakım reyonlarında satışa sunulduğunu, Türkiye'de de, kişisel bakım ve temizlik malzemelerinin bir arada satışının gerçekleştiğini, davalı Kurum <br>kararının sektörel gereklilik ile bağdaşmadığını, müvekkili markasının özellikle <br>tıbbi cihaz ve kozmetik ürünler ile vücut ve ağız bakımı ürünlerinde kullanıldığını, Türkiye’de tescilli olduğu sınıfların kapsamındaki mal <br>ve hizmetler üzerinde yaygın, fasılasız ve ciddi biçimde ticarete konu edildiğini, müvekkilinin “...” markası üzerinde SMK'nın 6/1 ve 6/3 maddeleri kapsamında kazanılmış hak sahibi olduğunu, “...” markasının, Paris Sözlesmesi ve SMK hükümleri uyarınca tanınmış bulunduğunu, davalının, müvekkili markasından <br>haberdar olmamasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacağını ve davalının marka <br>olarak seçmiş olduğu ibarenin tesadüfi olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-2057 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. \tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında, başvuru kapsamında bırakılan mallar yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu kapsamında kalan malların, davacının itirazına mesnet markasının kapsamındaki mallardan farklı bulunduğunu, söz konusu malların iddia <br>edilenin aksine farklı ihtiyaçlara yönelik, farklı reyonlarda tüketicilerin beğenisine <br>sunulan ve tüketicilerce karıştırma ihtimali bulunmayan mallar olduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığını, davacı huzurdaki davada tescilli <br>markaya dayandığından SMK'nın 6/3 maddesine dayalı talebin reddinin gerektiğini, davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediğini, kötü niyete dayalı davacı talebinin de yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...+şekil\" ibareli tescilli markası  arasında görsel ve sesçil benzerlik oluşsa da taraf markaları arasında mal benzerliği oluşmadığından, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacı tarafın \"...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzese de SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık şartlarının oluşmadığı, davacı tarafın \"...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, yine dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markalarının kapsamlarındaki  malların benzer olmadığı yönündeki değerlendirmenin doğru olmadığını, emtia benzerliği incelemesi yapılırken dikkate alınması gereken hususlar göz önünde bulundurulmadan değerlendirme yapıldığını, davalı markası kapsamında kalan mallar ile müvekkili markası kapsamında yer alan malların ilişkilendirilebilir olduğunu, \"Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları\" gibi ürünlerin de benzer şekilde temizlik reyonlarında satıldığını, yine \"İnsan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri\" mallarının ise kişisel bakım reyonlarında, yine müvekkili markası kapsamında yer alan ürünler  ile ilişkilendirilebilecek biçimde kullanıldığını ve satışa sunulduğunu, müvekkilinin öncelik hakkını kanıtlar nitelikte fatura suretleri ve gümrük evraklarının dosya kapsamına sunulduğunu, ancak ilk derece mahkemesince söz konusu deliller incelenmeden ve dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, söz konusu deliller incelendiğinde müvekkilin önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının ispatlandığının görüleceğini, davalı tarafın kötü niyetli olarak başvuru yaptığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmakla birlikte içinde kimya alanında uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında bırakılan mallar ile davacının itirazına mesnet markanın kapsamında yer alan mallar arasında benzerlik olmadığı, buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, başvuru kapsamında kalan mallar yönünden taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafça sunulan delillerle, başvuru kapsamında kalan mallar yönünden davacının başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında hak sahibi olduğunun da ispat edilemediği, yine sırf benzer marka başvurusu yapılmasının kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği ve bu husus dışında davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin bir delilin de davacı tarafça sunulamadığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfba00793814af45","SID":"2de599bb77724c4e"}}