{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/01/2022<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:25/09/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ:25/09/2025<br><br>Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden istinaf incelemesinin duruşma açılmadan yapılmasına karar verilerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:<br>Dava dilekçesinde özetle davalı ...’in kullandığı, davalı ... Gıda … Ltd şirketi adına tescilli, davalı ... Sigorta AŞ tarafından sigortalanan ... plakalı aracın 27/02/2017 tarihinde davacının babasına çarpmasıyla gerçekleşen olayda davacının babasının vefat ettiği, vefat nedeniyle davacının ölenin desteğinden yoksun kaldığı ve manen zarara uğradığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan; 90.000 TL manevi tazminatın ise sürücü ve işleten olan davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.<br>Davalı işleten vekili tarafından özetle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.<br>Davalı sürücü vekili tarafından özetle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.<br>Davalı sigortacı vekili tarafından özetle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince özetle desteğin vefat tarihinde boşanmış olduğu, 25 yaşından büyük üç erkek çocuğunun olduğu, eldeki davada davacının da oğlu olduğu, müteveffanın oğlu davacının kaza tarihinde 54 yaşında oluşu ve dosya içinde çalışmaya engel bir durumu olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ve belge olmaması nedenleriyle davacının müteveffanın desteğinden yoksun kalmadığı; davalının kazadaki ağır kusuru, davacının kaza sonucu babasını kaybetmesi nedeniyle uğradığı acı birlikte değerlendirildiğinde manevi tazminat miktarının 15.000 TL olmasının uygun olacağı gerekçesiyle maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının 15.000 TL yönünden kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Davacının vekili tarafından manevi tazminattan davalı sigorta şirketi sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması gerektiği, tazminat miktarının düşük kaldığı, ölenin davacıya destek olduğu, ölenin ne kadar emekli maaşı aldığının SGK’den sorulmadığı, arabuluculuk giderinin davacı üzerinde bırakılmasının hatalı olduğu, gider avansı ve bilirkişi ücretinin hüküm altına alınmadığı, aleyhe vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Davalı işleten vekili tarafından kaza tarihi ile dava tarihi arasındaki sürenin iki yıldan fazla olduğu, ceza dava dosyası bulunmakta ise de o davada şikayetten vazgeçildiği, zamanaşımı süresinin dolduğu, manevi tazminattan davalı sigorta şirketi sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması gerektiği, ceza dava dosyasında şikayetçi olmayan davacının, diğer mirasçıların açtıkları tazminat davasını kazandıklarını gördüğünde işbu dosyadaki davayı açtığı, diğer davalar gözetildiğinde toplam tazminat miktarının 57.000 TL’ye ulaştığı, seksen yaşında ölen bir kişi için hükmedilen tazminatın miktarının yüksek olduğu, eş lehine ancak 10.000 TL tazminata hükmedildiği, ölen tali kusurlu olduğunun gözetilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dava, trafik kazasındaki ölümden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK’nin 53. maddesinde düzenlenmiş olup \" Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: …3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.\" şeklinde hükme bağlanmıştır.\t<br>Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.<br>Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nin 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.<br>TBK’nin 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.<br>O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.<br>Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/04/1982 tarihli 979/4-1528 Esas ve 1982/412 Karar sayılı kararı).<br>Davacı vekili, ölenin emekli aylığı ile davacıya destek olduğunu ileri sürmektedir. <br>Somut olayda destek 80 yaşında vefat etmiştir. Davacı, vefat edenin çocuğu olarak destek alma ihtiyaç yaşından çıkmıştır ve geçimi kendisi tarafından sağlanmaktadır. Bu halde, davacının vefat edenin sağlığında kendisine düzenli olarak yardımda bulunduğunu ispatlaması gerektiği halde dosya içerisinde ispata yarar bilgi ve belgeye rastlanamamıştır. İlk derece mahkemesince, davacının gösterdiği delilleri toplanıp değerlendirilerek, varsa tanıkları dinlenerek, davacının sosyal ekonomik durumu araştırılarak, ölenin banka hesap hareketleri celp edilerek diğer tüm delillerle birlikte davacının destekten yoksun kalıp kalmadığının açıkça tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi için hükmün ortadan kaldırılması gerekmiştir.<br>Yapılan araştırma sonucunda davacının destek iddiasında haklı olduğu anlaşıldığı takdirde TRH 2010 Yaşam Tablosundaki beklenen yaşam süresinden daha önce vefat etmesini gerektirir bir sağlık sorunu olup olmadığı araştırılmalıdır. Böyle bir sağlık sorunu bulunmadığının tespiti halinde TRH 2010 Yaşam Tablosundaki beklenen yaşam süresine göre tazminat hesaplamasına gidilmelidir.<br>Tazminat hesaplamasından önce işbu dosyadaki kusur raporu ile ceza dava dosyasındaki kusur raporu arasında çelişki olduğu gözetilerek çelişkiyi giderecek şekilde kusur yönünden yeni bir rapor alınmalıdır.<br>Manevi tazminat miktarı yönünden, ölenin, olaydan önce davacı ile birlikte yaşadığı, olayın gerçekleşme biçimi ve olaydaki kusur dikkate alındığında 15.000 TL tazminatın düşük olduğu açık olup ortadan kaldırma kararından sonra manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilmelidir.<br>Bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın esasının incelenmeksizin mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek yazılı gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğinden bu aşamada davalı işleten vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçe ile<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca başvurunun esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, <br>2- Davalı işleten vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına,<br>3- Başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde başvuranlara iade edilmesine, <br>HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. <br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a48f3966976c950e","SID":"7f2da1ee56db3587"}}