{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1293 <br>KARAR NO: 2025/1403<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/06/2025<br>NUMARASI: 2025/436 Esas - 2025/491 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 19/06/2025<br>Davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalının hisse devir sözleşmesi çerçevesinde hukuki ilişkiye girdiğini, bu süreçte 25.05.2018 tarihli 1.000.000-ABD Doları bedelli bononun düzenlendiğini, ancak bu bononun müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu ve bono aslının kendilerinde bulunduğunu, davalının gerçeğe aykırı olarak bononun kaybolduğunu iddia ederek İstanbul 20. ATM'den zayi kararı aldığını, bu karara dayanarak Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından haksız icra takibine giriştiğini, müvekkilin  senet ve takip nedeniyle borçlu olmadığını belirterek; müvekkilinin davalıya 1.000.000-USD tutarındaki borçtan borçlu olmadığının tespitine, icra  takibinin durdurulmasına, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20 oranında kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesi neticesinde anılan icra dosyasında davacı aleyhine davalı tarafından 1.000.000-USD tutarında ilamsız icra takibi yapıldığını, davacının bu takibe 21.12.2023 tarihinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, akabinde davalı tarafından İstanbul 5. ATM'nin 2024/50 Esas sayılı dosya ile 19.01.2024 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, anılan davanın 05.12.2024 tarihinde kesinleşmemiş olmakla birlikte davalı (söz konusu davada davacı) lehine sonuçlandığı ve takibin 1.000.000-ABD Doları üzerinden devamına karar verildiğini, eldeki menfi tespit davasının ise yukarıda belirtilen itirazın iptali davasından sonra açıldığı, istinaf aşamasında bulunsa da, davacının eldeki menfi tespit davasında ileri sürdüğü iddiaların tamamının itirazın iptali davasında savunma olarak kullanılabileceği ve fiilen kullanılmış bulunması karşısında, davacının bu aşamada ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı kalmadığı, zira itirazın iptali davasında tüm savunma imkanlarını kullanan davacının aynı hukuki sebeplere ve delillere dayanarak tekrar dava açamayacağı, davacının eğer itirazın iptali davasındaki kararın haksız olduğu kanaatinde ise istinaf kanun yoluna  ya da karar kesinleşmiş ise \"Yargılamada, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmesi\" hükmü gereğince iade-i muhakeme yoluna başvurabileceği değerlendirildiğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle  usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; itirazın iptali davasının, alacaklının, borçlunun itirazı üzerine duran takibini devam ettirme amacına hizmet ettiğini, her iki dava da aynı borç ilişkisine dayansa da, amaçları, ispat yükleri ve sağladıkları hukuki sonuçlar itibarıyla taban tabana farklı olduğunu, menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçluda iken, itirazın iptali davasında alacaklıda olduğunu, icra takibine konu bononun bedelini davalıya ödemiş ve alacağın dayanağı olan bono elinde olduğunu, bu durum, sadece itirazın iptali davasında bir savunma yapmakla geçiştirilemeyecek, borcun fiilen sona erdiğinin bir mahkeme kararıyla tescilini gerektiren özel ve hayati bir hukuki yarar doğurduğunu, mahkemenin \"itirazın iptali davası var, hukuki yarar yok\" şeklindeki yüzeysel yorumu, bu temel farkı ve müvekkilinin haklı menfaatini göz ardı ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Davalı tarafından başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle İİK nın 72/3 maddesi uyarınca açılmış menfi tesbit davasıdır.Somut olayda, davacı aleyhine Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası ile davalı tarafından 1.000.000-USD tutarında ilamsız icra takibi yapıldığı, davacının bu takibe 21.12.2023 tarihinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, akabinde alacaklı  tarafından İstanbul 5. ATM'nin 2024/50 Esas sayılı dosya ile 19.01.2024 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, anılan davanın 05.12.2024 tarihinde  davalı alacaklı lehine sonuçlandığı ve takibin 1.000.000-ABD Doları üzerinden devamına karar verildiği, eldeki menfi tespit davasının ise yukarıda belirtilen itirazın iptali davasından sonra açıldığı  hususunda uyuşmazlık yoktur.Hakkı ihlal edilen bir kişi davacı olarak mahkemeye  başvurup hukuki korunma talep edebilir. Ancak,hukuki korunma talep edebilmesi için korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davacının dava hakkına sahip bulunması mahkemeden hukuki koruma isteyebilmesi için yeterli değildir. Dava açan kişinin  ayrıca  dava açmakta  hukuki bir yararı  bulunmalıdır.Tespit  davalarında bu arada menfi tespit  davasında davacının  davanın açılmasında hukuki yararı  bulunmalıdır. Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı  bulunduğunu bildirmeli, açıklamalı ve ispat etmelidir. (Kuru Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c.II.s.1368) Yapılan bir icra takibine itiraz üzerine, alacaklı tarafından “itirazın iptali” davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar, itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadığı bir evrede menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Elde ki dava itirazın iptali davasının kabulüne karar verildikten sonra  açılmıştır. İtirazın iptali davasında ileri sürülebilecek savunma nedeniyle menfi tesbit davası açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığından menfi tesbit davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; borcun ödendiği savunması yargılamanın her aşamasında ileri sürülüp ispat edilebileceğinden bu halde  davacının ayrı bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından istinaf sebepleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/09/202</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7c9b484904a0edd","SID":"21e619a18f7b474d"}}