{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1443 - 2025/1644<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1443 <br>KARAR NO\t: 2025/1644<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                      K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/261 E.  -  2023/182 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararı İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/04/2023 Tarih ve 2022/261 Esas - 2023/182 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilin bankacılık sektöründe öncü bulunduğunu, “...”, “...” şeklinden oluşan tanınmış markaların sahibi olduğunu, “... kart” markasının ödeme sistemleri pazarında ilk 3 marka arasında yer aldığını,  davaya konu YİDK kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı marka başvurusu ile müvekkilinin markaları arasında benzerlik bulunduğunu, markalara ait mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğunu, karıştırılma ihrimalinin açık bulunduğunu, davalı markasının tescilinin haksız yararlanmaya neden olacağını ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2022 M 7220 sayılı YİDK kararının iptali ile 2020/68245 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin bankacılık sektöründe saygın ve itibarlı olduğunu, markalarını uygun şekilde tescil ettirdiğini, markalarının ayırt edici olduğunu, kendilerine ait şekil markasının ... Bankası A.Ş. ile özdeşleştirilmiş savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının başvuru markasının \"Şekil+...\" şeklinde, davacı markalarının da \"şekil+...\" şeklinde görselini içermesi karşısında esasen  benzerlik oluşmakla beraber bu benzerliğin  aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilmeyeceği, SMK'nın 5/1-ç maddesine göre mutlak ret sebebinin oluşturmayacağı, davalının \"Şekil+...\" ibareli marka başvurusu ile davacının \"şekil+...\" ibareli tescilli markaları arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel  benzerlik oluştuğu, her iki markada \"...\" ibaresinin asli ve belirleyici ayırt edici marka işareti olarak öne çıktığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının  kanıtlanmadığı, diğer yandan dava konusu  marka açısından  SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, 2022-M-7220 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/68245 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mükekkili adına tescil edilen marka ile davacının markası arasındaki şekil, renk ve tasarım farklılığının çok açık ve net şekilde ortada olduğunu, farklılığın markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde bulunduğunu, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibasın şartlarının gerçekleşmediğini, markaların bankacılık ve finans ürünlerinden yararlanan belirli bir bilgi ve tecrübeye sahip olan/olması beklenen özel bir kesimine hitap ettiğini, bilirkişi heyeti raporunda da, SMK m.6/1 kapsamında markaların karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik olmadığı ve sonuç olarak iltibasın mevcut olmadığı tespitinin yapıldığını, ek rapor almadan veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan hüküm veremeyeceğini, yapılan incelemenin yeterli bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında kapsamlarında bulunan mal ve hizmetler yönünden görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan herhangi bir benzerlik/karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalarda ortak unsur olarak yer alan “...” harfinin stilize tarzı birbirinden tamamen farklı olduğu için taraf markalarını gören hedef tüketici kesiminin markaları birbiri ile ilişkilendirmeyeceğini, davacı ve davalı markasının benzer kabul edilmesinin, “...” ibaresinin kullanımının bir nevi davacının tekeline verilmesi anlamına geleceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararı iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının \"... + şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının \"... + şekil\" markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazın reddi üzerine iş bu davanın açıldığı, mahkemece davanın markalar arasında SMK'nın 6/1. Maddesinin koşullarının bulunduğu gerekçesi ile kabulüne karar verildiği, bu karara yönelik olarak davalılarca markalar arasında SMK'nın 6/1. Maddesindeki koşulların bulunmadığı yönünden istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmakta olup, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalının başvurusuna konu \"...\" ibaresi ile davacının itirazına mesnet  \"...\" ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı görülmektedir.  <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tDiğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247). Zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılacağı da düşünülemeyeceğinden, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin marka olarak tescil edilebileceği değerlendirilmektedir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan siyah noktalı zemin üzerine eğik bir stil ile yazılılan \"...\" harfi ve etrafındaki siyah noktalardan oluşan marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği, markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada bulunan \"...\" harflerinin düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1606 Esas, 2019/8091 Karar ve 11/12/2019 Tarihli kararının da bu yönde bulunduğu, her ne kadar mesnet markalarda da \"...\" ibaresi bulunmakta ise de ayırt ediciliği düşük bulunan bu ibarenin dava konusu olaydaki gibi yeterli farklılık sağlanarak kullanılabileceği, zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, somut uyuşmazlıkta da davacının başvurusunun yeterli ayırtedicilik sağladığı, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/04/2023 gün ve 2022/261 Esas - 2023/182 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 137,00.TL posta masrafı ve 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 629,00.TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine, <br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan  yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalılardan peşin olarak alınan 179,90'ar.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8c3d14f01492ff2","SID":"9a9f337eb59812c2"}}