{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1384 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1456<br>KARAR TARİHİ\t: 10/09/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/118  Esas 2024/453 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tespit<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/09/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/09/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan  inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA : <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ...... .’de bulunan gümrüksüz açık sahanın kiralanmasına ilişkin Temmuz 2019 dan bu yana 31.07.2019 tarihli kira sözleşmesi gereğince kiralama ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafın kiralama hizmeti nedeniyle davacı şirkete uygulamakta olduğu ücret tarifesinin sözleşmenin 3.1 maddesi gereği ilk 30 gün için her bir ton başına 0,02.USD, 30 günden sonraki günler için her bir ton başına 0,04.USD olduğunu, yine emtianın sözleşmenin 3.2 maddesi gereği liman ile açık saha arası nakliye, açık sahada yapılacak figüre, yükleme ve kantar tartımı bedelleri toplamı her bir işlemde gerçekleştirilen ton başına 2.USD, emtianın herhangi bir sebepten dolayı .. sahası dışına çıkarılması halinde açık sahada yapılan figüre, yükleme ve kantar tartımı bedelleri toplamı her bir işlemde gerçekleştirilen ton başına 3.USD olacağını, ne var ki uygulanan bu tarifenin 06.10.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğe aykırılık teşkil ettiğini, davalının davacı yana aralarındaki kira ilişkisine istinaden ancak açıkça yasaya aykırı bir şekilde faturalar düzenlediğini, söz konusu faturalara konu hesaplama oranlarına mail ve noter kanalıyla itiraz edildiğini, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı kararın 8.maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesinin zorunlu olduğunu, dolayısıyla taraflar arasında USD üzerinden akdedilen gümrüksüz açık alan kira sözleşmesi tarife bedelinin 02.01.2018 tarihli .....Bankası efektif satış kuru (USD kuru 3,7776.TL) üzerinden 2 yıllığına yeniden belirlenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davaya konu sözleşmenin genel itibarıyla karma bir sözleşme olup ağırlıklı olarak bir hizmet sözleşmesi olduğunu, yine kararlaştırılan ücret incelendiğinde ücretin tonaj üzerinden belirlendiğini, klasik kira sözleşmesinin tipik özelliği olan gün ya da ay üzerinden zamansal ya da hasılata dayalı bir bedel tespitinin söz konusu olmadığını, davacının ilk başta davasını sözleşme ilişkisini kira olarak yorumlayarak Sulh Hukuk Mahkemesinde ikame ettiğini, Sulh hukuk Mahkemesinin ise sözleşmede kira sözleşmesi kapsamı dışında kalan düzenlemelerin olduğu, davanın da bu kısma ilişkin olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verdiği, dosyanın gönderilmiş olduğu İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin de görevsizlik kararı vererek  dosyanın uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla istinafa gönderildiğini, İzmir BAM 6.Hukuk Dairesi 2021/4706 E.ve 2023/11 K. 18.01.2023 tarihli ilamı ile uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 31.07.2019-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olduğunu, sözleşmenin 3.1 maddesine bakıldığında sözleşme bedelinin ilk 30 günden sonra 0,04.USD bedel üzerinden ücretlendirilmesi gerekirken çok daha düşük bir bedel üzerinden ücretlendirme yapıldığını, bu durumda davalının sözleşmeden kaynaklı alacağının bulunduğunu, yine sözleşmenin 4.maddesinde görüldüğü üzere her ay geciktirilen bedeli % 6 sı oranında gecikme cezası öder, ceza bedeli ifa ile birlikte istenebilir dendiğini, davacının geç ödeme yapmış olduğu tarihler için ceza da ifa ile birlikte isteneceğinden davacı taraftan bu anlamda alacağın bulunduğunu, açıklanan nedenlerle menfaat şartı nedeniyle davanın öncelikle usulden reddine, yazılı sözleşmeli dönem için sözleşme döviz üzerinden kararlaştırılsa da TL üzerinden dövize endeksli olmaksızın ödemelerin sözleşmenin çok altında yerine getirildiği, bu anlamda yazılı sözleşmesel dönemden davalının alacağı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu dönemde yapılan ödemelerin dövize endeksli olduğu Mahkemece kabul edilecek olursa söz konusu karma sözleşme ve ağırlıklı hizmet sözleşmesi olması nedeniyle ilgili tebliğ çerçevesinde dövizle kararlaştırma yasağından bağışık olduğunun tespitini, davalının davacıdan olan alacaklarının gerek cezai şart gerekse eksik alınan sözleşme bedelleri olarak hesaplanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasında 31/07/2019-31/12/2019 Tarihleri arasında yürürlükte kalan ve 04/01/2019-22/03/2021 tarihleri arasında da süren ticari ilişkinin dava tarihi itibariyle sona erdiği ve sözleşmenin dava tarihi itibariyle uygulanmadığı her iki tarafın da kabulündedir. Davacı vekilinin 02/04/2024 tarihli celsede alınan beyanına göre tespit hükmü sonrası ileride alacak davası açılacağı belirtilmiş ise de, davacının doğrudan sözleşme nedeniyle fazla ödenen paranın iadesine yönelik eda davası açma hak ve imkanı olduğu halde, icra kabiliyeti bulunmayan tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2015/41330 Esas 2018/3080 Karar sayılı 14/03/2018 tarihli ilamında da \"Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin bulunması gerekir. Davacı, dava dilekçesi ile davalı ile aralarında imzalanmış olan sözleşmenin süresinin uzadığının tespitini istemiştir. Davacı, eda davası açmış olsa idi eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile bu dava sonucunda verilecek tespit hükmünün aynı olacağı, kesin hüküm etkisi bakımından da hiçbir fark bulunmayacağı açık olup, dava dilekçesindeki istem sonucunun açılacak eda davası ile elde edilmesi mümkün olduğundan, davacının bu tespit davasını açmada hukuki yararı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.\" şeklinde açıklandığı üzere, davacının görülmekte olan dava ile elde etmeyi istediği sonucu alacak/eda davası ile elde etme imkanı bulunduğu halde dava ve karar tarihi itibariyle yürürlükte olmayan sözleşmede kararlaştırılan USD cinsi bedellerin Türk Lirası karşılığının belirlenmesini talep etmesini gerekli kılan somut bir tehlike veya menfaati bulunmadığı, talep konusu hususta açılacak eda davası ile doğrudan fazla tahsil edildiği ileri sürülen bedelin iadesinin talep edilmesi ile aynı hukuksal korumanın elde edilebileceği ve tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı değerlendirildiğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.....\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili şirkete sunulan antrepo kiralama hizmetine ilişkin olarak uygulanan ardiye ücret tarifesinin Türk Parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğe aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple ilk derece mahkemesinin hukuki yarar bulunmadığı şeklindeki tespit ve değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, anılan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı kararın geçici 8.maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesinin zorunlu olduğunu, dolayısıyla davalı taraf ile müvekkili şirket arasında 1 USD/TON üzerinden akdedilen antrepo kira sözleşmesi tarife bedelinin 02/01/2018 tarihli ....Bankası efektif satış kuru (USD kuru 3,7776 TL) üzerinden 2 yıllığına yeniden belirlenmesi gerektiğini, dava konusu faturaların tebliğ hükmüne aykırı olarak düzenlendiği için hukuka aykırı olup, kesin ve hükümsüz olduğunu, hal böyleyken dosyada mübrez bilirkişi raporunda belirleme tarihinin herhangi bir hukuki dayanak olmadan dava tarihi olarak esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini talep ve istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekilinin 01/07/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği görülmüştür.<br>Davacı vekilinin Üsküdar 17. Noterliğinin 26/12/2024 tarihli ve 50607 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; davadan feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.<br>Davalı vekili 11/07/2025 tarihli dilekçesi ile feragat nedeniyle davanın reddine hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini bildirdiği görülmüştür.<br>Dava, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin davadan feragatine ilişkin beyanı davaya son veren taraf işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK m.310 gereğince feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 Tarih, 2023/118  Esas ve 2024/453 Karar<br> sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>2-Davacı tarafın davadan feragat etmesi nedeniyle davanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, <br>3-Davadan feragat edildiğinden alınması gereken maktu karar ve ilam harcının (615,40 TL) 2/3'ü olan 410,26 TL'den önceden alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 350,96 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,<br>4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacının yatırmış olduğu 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, <br>6-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvurma harcının davacıya iadesine, <br>7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>8-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>9-Kararın taraf vekillerine dairemiz tarafından tebliğine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/09/2025<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0956fbe97990de96","SID":"45a621a8a8bd2626"}}