{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/490 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1625<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t\t: 2022/448 Esas-2023/432 Karar<br>DAVA TARİHİ\t: 13/05/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 11/07/2023<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>DAİRE KARAR TARİHİ\t: 18/09/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/09/2025<br><br>Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/448 Esas 2023/432 Karar sayılı dosyasından verilen 11/07/2023 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br><br>İSTEM:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili adına kayıtlı .... Mah. ... Sk. No..../Aydın ve...i Mah. ...Sk. No:...r/Aydın adresinde bulunan iki işyeri hakkında davalı firma tarafından kaçak elektrik kullanımı tespit edilerek aynı tarihli iki adet fatura düzenlendiğini, söz konusu faturaların 01/02/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, AR12022000003043 numaralı fatura ile 185.023,99 TL, AR2022000003044 numaralı fatura ile 234.728,70TL talep edildiğini, 02/02/2022 tarihinde yapılan itiraz ile davalı şirketçe yeniden inceleme yapılarak fatura bedellerinin yeniden düzenlendiğini ve AR2022000003044 numaralı fatura AR12022000005876 numaralı fatura ile 222.302,52TL'ye, AR12022000003043 numaralı fatura ise AR1202022000005879 numaralı fatura ile 147.745,45TL 'ye düşürüldüğünü, kaçak kullanımdan kaynaklı tespitin 24/01/2022 tarihinde yapıldığını ve aynı tarihli 026539 sayılı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini bu tespitin müvekkilinin işlettiği ....mah.....Sk. No...../Aydın adresindeki işletmeye ilişkin olduğunu ....Mah. ...Sk. No:.../Aydın adresindeki işletmeye ilişkin hiçbir tespit işlemi bulunmadığını, dava konusu faturaların usulüne uygun olmadığını, eksik ve hatalı inceleme sonucu düzenlendiğini, davalı şirketçe düzenlenen AR12022000005876 numaralı fatura ile 222.302,52 TL ve AR1202022000005879 numaralı fatura ile 147.745,45 TL olmak üzere toplamda 370.047,97 TL borçlu olmadıklarını belirterek; müvekkilinin şimdilik 1.000,00TL den borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili ıslah dilekçesi ile 1.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti talebini 216.117,31TL daha artırılarak  217.117,31 TL’ye çıkartılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ekipleri tarafından yapılan mutad incelemeler esnasında 24.01.2022 tarihinde davacının pastane olarak işlettiği 3001736 ve 3007035 tesisat nolu tüketim noktasında yapılan ölçü devresi kontrolü sonucunda giriş hattından sayaca girmeden harici hat çekildiğinin  tespit edildiğini,  akabinde davacı hakkında 26540 ve 26539 seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiğini, elektriğin kesilmesi işleminin mevzuatın amir hükmü gereği yapıldığını, hesaplamaların Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak; davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:<br>Mahkemece, kaçak elektrik tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, bu durumda ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalı şirketin Kaçak Elektrik Tespit tutanağı ile birlikte tutanak gününe ait fotoğrafları da dosyaya ibraz ettiği, fotoğraflardan tutanakta belirtilen tüm cihazların işletmede yer aldığının görüldüğü, her ne kadar davacı taraf söz konusu cihazlardan bir kısmının yeni alınmış olduğunu ileri sürmüş ve faturalar sunmuş ise de davacının sundugu 22.01.2022 tarihli faturanın elektrikli ufoya ait olduğu, aynı tarihli diğer faturanın ankastre fırın olduğu,  diğer faturanın 02.01.2022 tarihli olup elektrikli ısıtıcı olduğu ve bunun da tutanak dahilinde olmadığının anlaşıldığı, fotoğraflar ile faturalar birlikte değerlendirildiğinde; olay yerinde tespiti yapılan faal olarak kullanıldığı belli olan cihazların hiçbirinin 2 günlük ya da 1 aylık yeni cihazlar olmadığı bu itibarla davacının bu cihazların bu kadar süre kullanılmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı, davalının kaçak tutanağının içeriğini ispat etmiş olduğu kanaatine varıldığı, davacının kaçak elektrik kullandığı, tutanak içeriğinin doğru olduğu ve davalı tarafça yapılan tahakkukun da doğru hesaplandığı gerekçeleriyle;  davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:<br>Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından hazırlanan ve 08.05.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre; \"Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır. Kaçak işleminin başlatılması için bu sürecin sonunda kaçak elektrik enerjisi kullanımının tespiti gereklidir.\" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\" davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığının tartışmasız olduğunu, açıklanan yönetmelik hükmü ile menfi tespit davalarındaki genel kural birlikte değerlendirildiğinde; ispat yükünün abonesi olan davacının sözleşme hükümlerine aykırı olarak kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden davalı şirkete ait olduğunu, buna göre kaçak kullanım bedeli hesaplanırken taraflar arasındaki sözleşme esas alınmalı ve bilirkişi raporunun sonuç bölümünde yer alan ortalama tüketim bedelinin uygulanması halinde tespit edilen bedellerin dikkate alınması gerektiğini, ayrıca taraflar arasındaki her iki abonelik sözleşmesinde kurulu gücün 5kW olduğunun yazdığını ancak davalı tarafça düzenlenen kaçak kayıt dökümünde No:1/B adresindeki işletmeye ilişkin çekilen güç 16 kW ve No:3/A adresindeki işletmeye ilişkin çekilen güç 11kW olarak belirtildiğini, YHGK 08.04.2021 T. 2017/3-1035 E. ve 2021/453 K. sayılı ilamında kaçak elektrik hizmet bedeli tespit edilirken abonelik sözleşmesinin esas alınacağının belirtildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardan kaçak kullanıma tabi eşyaların satın alınma ve kullanılmaya başlanma tarihlerinin açık olduğunu, ayrıca eşyaların ısıtıcı olduğu dikkate alındığında Aydın'ın iklim koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde hesaplama yapılırken yönetmelikte belirtilen 180 günün uygulanmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunı, zira Aydın gibi bir yerde Kasım Aralık aylarından önce ısıtıcılara ihtiyaç duyulmadığını, bu nedenle kaçak kullanım bedelinin hesaplanmasında 180 günün emsal alınmasının da mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: <br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dava, kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden  düzenlenen faturalardan kaynaklı  borçlu olunmadığının tespiti istemine dair menfi tespit davasıdır.<br>Davacı,  aboneliği bulunan iş yerinde kaçak elektrik tespit tutanağı tutularak iki ayrı fatura tahakkuk ettirilmiş olduğunu, faturalara itiraz etmeleri üzerine her iki fatura bedelinin indirildiğini ancak iptal edilmediğini, kaçak kullanımın tespiti sırasında elektrikli aletlerinin tespitinin doğru yapılmadığını, işyerinin 10.01.2022 tarihinde fiilen faaliyete geçtiğini ve elektrikli aletlerin bir kısmının tutanaktan hemen önce satın alınmış olduğunu ileri sürmektedir.<br>Davalı ise; davalının ayrı bir hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanmış olduğunu, kaçak tespit tutanağı ekindeki fotoğraflardan elektrikli aletlerin de belirli olduğunu, fatura bedellerinin de Yönetmeliğe uygun olarak hesaplanmış olduğunu savunmuştur.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu noktada öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur.<br>\tEldeki dava Ticaret Mahkemesinde açılmış ve sonuçlandırılmıştır. Davaya konu kaçak elektrik tüketiminden dolayı ayrıca davalı ....A.Ş tarafından davacıya karşı Denizli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2023/411 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı bildirilmiştir.<br>\tAsliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır..<br>\t T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>\t Anılan kanunun 11.maddesinde \"ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir.\", 15.maddesinde de \"ister gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddesinin 2.fıkrasında çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanununa göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline yada odaya kayıtlı olmamakta tacir olmanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi vergi mükellefi olup olmamakta tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt kabul edilemez. (Yargıtay 3.HD'nin 2018/4288 E- 2018/8854 K sayılı 20/09/2018 tarihli kararı)<br>\t5362  sayılı  Esnaf  ve  Sanatkarlar  Meslek   Kuruluşları   Kanun'unun  3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. <br>Buna göre;<br>1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,<br>2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.<br>Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.<br>Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. <br>Öte yandan 6102 Sayılı TTK'nun 4.maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. 1.fıkrasında \"her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu kanunda...\" sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. 30/06/2012 tarihli RG'de yayınlanan 6335 Sayılı Kanunun 2.maddesiyle 6102 Sayılı TTK'nun 5.maddesinde değişiklik yapılmış, değiştirilen 3.fıkrasına göre; \"Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Görev hususu istinaf dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olmakla birlikte 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 ve 355.maddesi gereğince resen gözetilmiştir.Öte yandan göreve ilişkin dava şartları önce incelenmelidir.<br>Bu açıklamalar ışığında somut olayda; dosya kapsamında yer alan kaçak tespit tutanağı ile dosyadaki bilgi ve belgelerden davaya konu abone grubunun ticarethane olduğu ve kaçak tutanağın düzenlendiği iş yerinin fırın cafe unlu mamüller üzerine olduğu anlaşılmakta olup bu durum davacının tacir olduğu ve ticari işletmesi olduğunun kabulü için de yeterli değildir. Davalı tarafça tutulan kaçak tespit tutanığında da davacının abone grubu ticarethane olarak belirtilmiş ise de; mahkemece tacir araştırması yapılmadığından dosya içeriğinden davacının Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir ya da esnaf olup olmadığı anlaşılamamaktadır. <br>İlk derece mahkemesince tacir araştırması yapılarak görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken sırf aboneliğin ticarethane olduğu gerekçesiyle görevli olduğundan bahisle Asliye Ticare Mahkemesince davanın esasının incelenerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.<br>Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince yukarıda ifade edilen kanun hükümleri ve açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle T.T.K.nun 14,17,1463. maddeleri, 5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesi çerçevesinde davacının tacir olup olmadığı araştırılarak, davaya konu edilen uyuşmazlık yönünden genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi mi, yoksa Ticaret Mahkemesinin mi görevli olduğuna ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik ve yanılgılı değerlendirmeyle Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın esasının incelenerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Yarg. 3HD.E: 2016/19360 -K: 2018/7312-3;Yarg. 3HD E: 2016/20667 -K: 2018/8234)<br>Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı,  6100 Sayılı HMK'nun 355. ve 353/1-a-3 ve 353/1-a-6.maddeleri gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin görev yönünden kabulü ile kararın esası incelenmeden resen kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3-6 maddeleri uyarınca esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/448 Esas 2023/432 Karar sayılı dosyasında verilen 11/07/2023 tarihli kararının HMK'nun 353/(1)-a-3-6. maddesi uyarınca re'sen KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde inceleme yapılıp hasıl olacak sonuca göre yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>6-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,<br>Dair dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e88b64d9aad30283","SID":"e8a5c497a546a61c"}}