{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/890 - 2025/1023<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/890 <br>KARAR NO\t: 2025/1023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br> <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.07.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/79 Esas 2023/446 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 18.09.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 29.09.2025<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta Aş vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.08.2021 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu, davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki, davalılardan ...'ın maliki olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın tek taraflı kaza yaptığını ve davacının yaralandığını, yüzünde ve vücudunda kalıcı yaralar oluştuğunu, yüzünde oluşan izler nedeniyle iş ve sosyal hayatında sıkıntı çektiğini, bu durumdan davacının psikolojik olarak çok etkilendiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu cevap alamadıklarını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, araç sürücüsünün ehliyetsiz ve/veya alkollü olduğundan ve zarar görenin emniyet kemeri takmama durumu olduğundan müterafik kusur itirazlarının bulunduğunu, hatır indirimi taleplerinin olduğunu, davacının faiz talebinin fahiş olduğunu ve yasal faiz işletilmesi gerektiğini, davacı tarafından sigorta kuruluşuna yapmış olduğu başvuru evraklarının eksik olduğunu, usulüne uygun başvuru yapılmadığından usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Diğer davalılar, tebliğ edilen dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %43, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun mütalaa edildiği, araç sürücüsünün 1.84 promil alkollü olduğu, davacının sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği, davacının baş/yüz bölgesinde yaralanmasının oluştuğu nazara alınarak kaza sırasında emniyet kemerini takmadığının anlaşıldığı, davacının her iki durum nedeniyle ayrı ayrı müterafik kusurunun bulunduğu, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kazada farklı bir yolcunun da yaralandığını, poliçe limitinin 50.000,00 TL olduğu dikkate alındığında garameten hesaplama yapılması gerektiğini, diğer yolcunun davalı sigorta şirketine başvurusunun bulunduğunu, davacının maluliyetine ilişkin üniversite raporunu kabul etmediklerini, depresyonun kalıcı olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, raporu tanzim eden heyet yapısının yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>6098 sayılı TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.  Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. <br>Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, yaralanma halinde yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmiş olması, maluliyet varsa oranı, iyileşme süresi, tedavi süresi ve tedavi süresince yapılan işlemler, varsa ameliyatlar, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.<br>Haksız fiil sonucu manevi tazminat talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi ve tazminatın somutlaştırılması için maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Somut olayda, davacının, dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının ve tıbbi iyileşme süresinin belirlenmesi yönünden mahkemece Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı; raporda, davacının araç içi trafik kazası geçirdiği, sağ forntal bölgede 7cm'lik kesi olduğu, başkaca travmatik patoloji saptanmadığı, davacıda kaza sonrası post travmatik stres bozukluğu geliştiği belirtilerek Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda %43 oranında daimi maluliyet belirlendiği, bu rapor hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Raporda, maluliyetin belirlenmesi yönünden esas alınan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Psikiyatri Bölümüne ait 08.03.2023 tarihli ve 41369 sayılı Adli Sağlık Kurulu raporunda, hastanın kendisinden, yakınından ve tıbbi kayıtlardan edinilen bilgilere göre 05.08.2021 tarihinde araç içi trafik kazası geçirdiği, aracı arkadaşının kullandığı, aracın takla attığı, sağ alın bölgesinde kazaya bağlı kalıcı yara oluştuğu, kazadan sonra kendini çok mutsuz hissettiği, bir süre dışarı çıkamadığı, arabaya binemediği, sık sık irkildiği, kaza ile ilgili kabuslar gördüğü, 13.06.2022 tarihinde bu şikayetlerle poliklinikte değerlendirildiği, venlafaksin 75 mg/gün başlandığı, kontrol muayenelerinde çökkün ruh halinin devam ettiğinin görülmesi üzerine venlafaksin ilacının kademeli olarak 225 mg/güne çıkıldığı, bu tedavi ile kaçınmalarının azaldığı, dışarı çıkabildiği, arabalara artık binebildiği, kabuslar görmediği, ancak hala kendisinin araba kullanamadığı, bindiği arabalar biraz hızlansa kaza anına geri dönüyormuş gibi hissettiğinin öğrenildiği, ruhsal durum muayenesinde giyiminin sosyoekonomik düzeyi ile uyumlu, özbakımının normal olduğu, konuşma miktarı ve hızının normal olduğu, duygu durumunun ötimik, duygulanımının uygun olduğu, düşünce sürecinin amaca uygun olduğu, düşünce içeriğinde yüzündeki kalıcı yara izi etrafında temaların hakim olduğu, algı patolojisinin olmadığının saptandığı, 01.03.2023 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Adli Sağlık Kurulunda değerlendirildiği, alınan öykü ve yapılan muayene sonucunda geçirdiği kazayla illiyet bağlantısı olan \"Tedavi İle İşlevselliği Kısmen Düzelen, Tedavi İle Çalışma Olanağı Veren Travma Sonrası Stres Bozukluğu\" tanısının konduğu, “iyileşme sürecinin devam etmekte olduğu” kanaatini bildirdiği görülmüş, davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiştir. <br> Bu durumda mahkemece hükme esas alınan raporda davacının  araç içi trafik kazası geçirdiği, sağ forntal bölgede 7cm'lik kesi olduğu, başkaca travmatik patoloji saptanmadığı, maluliyetinin post travmatik stres bozukluğu nedeniyle oluştuğu belirtildiğinden davacının psikiyatrik rahatsızlığına ilişkin tüm tedavi evrakları getirtilerek davacının zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, bu nedenle tedavi görüp görmediği, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. Maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br>4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36b770cc7796e40c","SID":"e78b29dc0acbbb11"}}