{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t                                      <br>  <br>ESAS NO\t: 2025/290 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/624 Karar<br><br>DAVA\t: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/04/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 16/07/2025<br>G. K. YAZILDIĞI TARİH \t: 17/07/2025<br><br>Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalılardan ... ve dava dışı ..., ... ve ... arasında, 21.01.2011 tarihinde davalılardan ... San. A.Ş.'nin %36,249 oranında hissesinin müvekkili şirkete satışına ilişkin “Hisse Alım Sözleşmesi” ve aynı tarihte aynı taraflar arasında 21.01.2011 tarihli “Hissedarlar Anlaşması” imzalanmış; akabinde “Hissedarlar Anlaşması”nın taraflarına davalılardan ... San. A.Ş. de dahil edilerek 10.03.2014 tarihli, “Hissedarlar Sözleşmesi ve Yeniden Finansman Hakkında Protokolü” imzalandığını, adı geçen sözleşmeler kapsamında müvekkilinin hisse alım opsiyonu hakkı 16.03.2018 tarihinde davalılara gönderilen Ankara .... Noterliği 16.03.2018 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarname ile kullanıldığını, bahsi geçen ihtarnamede davalılara sözleşme gereği verilen süre içinde sözleşme gereği ödemeleri gereken hisse bedellerini ödeyerek hisseleri geri almadıklarını, 22.06.2018 tarihinde temerrüde düştüklerini, bunun üzerine davalılara karşı 20.07.2018 tarihinde dava açıldığını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. ve ... K sayılı dosyasında Ek-2 ile dosyaya sundukları ihtarname uyarınca 22.06.2018 tarihini temerrüt tarihi olarak kabul ederek aşağıda hüküm bölümü alıntılanan karar kurulduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. ve .... K sayılı dosyasında verilen karar 28.12.2021 tarihinde İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konulduğunu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. ve ... K sayılı dosyası davalılar tarafından tehiri icra talepli istinaf edildiğini, gelinen aşamada mahkeme kararına konu müvekkili şirketin alacağı henüz tahsil edilemediğini, huzurdaki munzam zarar talebine ilişkin olarak zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve arabuluculuk süreci “anlaşamama tutanağı” düzenlenerek sonuçlandırıldığını, Borçlar Kanunu madde 122 uyarınca temerrüt faizini aşan zararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 107 uyarınca fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak ve belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 10.000.000 TL’sinin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E.- ... K. Sayılı ilamında;  ''Davacının, davalı şirket nezdinde bulunan %36,249 oranındaki B grubu hisselerinin davalı ...'e iadesi koşuluyla 38.720.000-TL'nin temerrüt tarihi olan 22/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya  verilmesine,'' şeklinde hüküm kurulduğunu, ilgili karar için istinaf yasa yoluna başvurulduğunu, kararın halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... Esas Numarasıyla  inceleme aşamasında olduğunu, davacı tarafça söz konusu ilamda taraflara yükümlülükler yüklenmesine yani  aynı anda edim söz konusu olmasına rağmen   İstanbul .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasından kendi edimini yerine getirmeden  takibe konulduğunu ve akabinde   müvekkillerince icra mahkemesine şikayet yasa yoluna başvurulması üzerine İstanbul ... İcra  Hukuk Mahkemesi ... E.- .... Sayılı ilamıyla; '' Şikayetçinin icra takibinin aynı anda ifa kuralına aykırı olarak başlatıldığı iddiasına yönelik şikayetinin KABULÜ ile, davalı alacaklının, şikayetçi borçlu .... A.Ş nezdinde bulunan %36,249 oranındaki B grubu hisselerinin, şikayetçi borçlu ....'e hukuken teslim edilinceye kadar İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takibinin DURDURULMASINA,'' şeklinde karar verildiğini, söz konusu kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğini, temerrüt gerçekleşme olgusunun söz konusu olabilmesi için Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E.- ... K. Sayılı ilamının kesinleşmesi gerekir ki, ortada kesinleşmiş bir alacağın olmadığını, İstinaf incelemesi neticesinde kararın bozulması halinde temerrüdün varlığından bahsedilemeyeceğini, yine temerrüt faizini aşan bir alacağın varlığı da söz konusu olmadığını, Bakırköy .. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E.- ... K. Sayılı ilamında ticari avans faizine hükmedildiğini, söz konusu faizin dönemsel olarak yüksek oluşu karşısında bir zarardan bahsetmenin mümkün olmadığını, munzam zararın varlığı için gereken üçüncü kriter ise kusurlu davranış olduğunu, burada müvekkillerine izafe edilecek kusur bulunmayıp tam tersine davacıya izafe edilecek kusur söz konusu olduğunu, davacı tarafça Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...  E.- ... K. Sayılı ilamında belirtilen  aynı anda edim kavramı yorumlanmadan, kendi edimini yerine getirmeden, hisseleri devretmeden veya devre hazır olduğunu bildirmeden İstanbul ..... İcra Dairesi .... E. Sayılı dosyasından takip başlatan hatta bunun ötesi edimini yerine getirmek adına  yaklaşık 3 yıl boyunca işlem yapmadığı açık olan davacının kendi kusuruna dayalı hak iddiası gülünç olarak karşılanması gerektiğini, , hiçbir hukuk normunda kendi kusurundan kaynaklı oluştuğu iddia edilen zararın tazminini bir başkasına yüklemek kabul edilebilir olmadığını, neticede davanın reddine ve de müvekkilleri lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Müvekkilinin temerrüt faizi ile giderilemeyen bir munzam zararı olduğunu, davalıların, munzam zararın oluşmadığı, somut olarak ispatı gerektiği yönündeki değerlendirmelerinin hukuken kıymeti harbiyesi olmadığını, bu konuda ayrıntılı açıklamalarının hem dava dilekçesinde ve ekinde sunulmuş Mahkeme kararları ile sabit olduğunu, hem de yeni tarihli kararlarda da açıkça munzam zarar talep edilebileceği hususu açıkça ifade edildiğini, yukarıda izah olunan nedenlerle, haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; Yargıtayın belirlemiş olduğu somut zarar unsurlarını belirlemenin en önemli kıstas olarak belirlendiği bir durumda \"davacı tarafın somut olarak ispatı gerektiği yönündeki değerlendirmelerinin hukuken kıymeti harbiyesi yoktur.\" söyleminin Hukuk içerisinde hiç bir karşılığının olmadığını, iş bu güncel  Yargıtay kararında ve yine sunmuş oldukları diğer kararlardan görüleceği üzere, somut kavramlar yerine, soyut kavramlar üzerinden munzam zararın oluştuğunu beyan eden davacı yanın davasının reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>Davacı vekili 16/07/2025 tarihli uyap üzerinden gönderilen dilekçesi ile açılan davadan feragat ettiği görülmüştür. <br>Davalılar vekili 16/07/2025 tarihli uyap üzerinden gönderilen dilekçesi ile feragat sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan etmiştir.<br>Taraf vekillerinin vekaletnameleri incelendiğinde davadan feragat ve feragati kabul yetkilerinin bulunduğu görülmüştür. <br>Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı olup feragatın geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Somut olayda, davacı vekilinin feragat beyanı nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 307-312. maddeleri gereğince, davanın reddine  karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>2-Alınması gereken (615,40-TL'nin 1/3'üne denk gelen) 205,13-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 170.775,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 170.569,87‬-TL  harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,<br>-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, <br>3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)<br>4-Davalılar tarafınca yatırılan avansın talep halinde İADESİNE,<br>5-Davalılar vekilinin beyanı dikkate alınarak vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>6-6100 sayılı HMK' nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, <br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/07/2025<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imzalı<br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Katip ...<br>¸e-imzalı <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"626994a67f3e537a","SID":"fae8241cf069eba2"}}