{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1336 - 2025/1554<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1336 <br>KARAR NO  : 2025/1554<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                             K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/525 E.  -  2023/189 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21/03/2023 tarih ve 2021/525 E. - 2023/189 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili nezdinde nakliyat emtia blok sigorta poliçesi ile sigortalı, ...’ye ait emtianın davalı tarafından taşınmak üzere teslim alındığını, emtianın davalının sorumluluğunda iken nakliye sürecinde hasarlandığını, CMR taşıma belgesinde hasar kaydının mevcut olduğunu, hasarın aracın ani manevrası sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin sigortalı ...’ye 2.702,42 Euro (27.140,57 TL) hasar tazminatı ödediğini, TTK’nın 1472. maddesi uyarınca müvekkilinin sigortalının haklarına halef olduğunu, olaya uygulanacak CMR’nın 17. maddesi uyarınca taşımacının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 27.140,57 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, taşınan eşyanın cam olması nedeniyle TTK’nın 878/1-d maddesinde özellikle sayılan kırılgan ve kolayca zarar görmesine yol açan doğal nitelikte bir eşya olduğunu, bu durumda müvekkilinin sorumluluktan kurtulduğunu, camların nakliye sırasında kırıldığını da kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek üzere nakliyecinin kusuru olup olmadığının da araştırılması gerektiğini, davacının eşyayı kırılgan olduğunu bile bile sigortaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, hasarın yanlış yüklemeden mi yoksa uygun olmayan seyir koşullarından mı kaynaklandığı yönünde bir delil bulunmadığından bu hususun tespit edilemediği, ancak davalı taşıyıcı firmanın düzenlemiş olduğu CMR belgesinde özel bir not düşülmemiş olması ve eşyanın kırılgan eşya niteliği yönünden bu durumu dikkate alarak özenle taşıma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve teslim alındığı yer ilk alınış şekli ile hasarsız bir şekilde taahhüt ettiği yere teslim ile yükümlü olduğu, aksinin ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafça bu yönde bir delil ileri sürülmediği, dosyaya sunulan ekspertiz raporu ile de hasarın sabitleme hatası olmadığı, aracın sevkiyatı esnasında kara yolu üzerinde muhtemel sert sarsıntı ile oluşabileceği yönünde tespit bulunduğu, buna göre; hasarın meydana gelmesinden davalı taşıyıcının tamamen sorumlu olduğu, alınan bilirkişi raporu ve ek raporu ile CMR Konvansiyonu 23. maddesi hükümlerine göre; yapılan hesaplamaya göre, davacının bu kapsamda talep edebileceği tazminat miktarının 2.702,42 Euro olduğu, belirlenen bu miktarın SDR miktarını aşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; toplam 2.702,42 Euro'nun ödeme tarihi olan 31/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, TTK’nın 878/1. maddesi uyarınca müvekkilinin sorumluluktan kurtulduğunu, varsayıma dayalı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin kusurunun ispat edilemediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, nakliyat Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı ile dava dışı sigortalısı arasında nakliyat emtia blok sigorta poliçesi düzenlenmiş ve davacı nezdinde sigortalı olan dava dışı şirkete ait emtianın taşıma sırasında hasarlanması üzerine, dava dışı sigortalıya ödenen tazminatın taşımayı gerçekleştiren ve zarara sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili için eldeki dava açılmıştır. <br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2018 tarih ve 2016/12047 E.-2018/4971 K. sayılı kararında \"Dava konusu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı sigorta ettiren ... A.Ş. arasındaki nakliyat abonman sigorta poliçesi yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya ibraz edilmiştir. Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, yani belirli bir taşımaya ilişkin kazadan önce bildiri ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik poliçe olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Bu  husus aktif dava ehliyetine ilişkin olup mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Zira abonman sigorta sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde  olup,  sigortacı  ile  sigorta  ettiren arasında, sigorta  ile  ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta primini istiyebilir.” hükmünü haizdir.\" şeklindeki açıklamalara yer verilmiş ve sigortacı ile sigortalı arasında sadece abonman sözleşmesinin bulunmasının belirli bir taşımaya ilişkin düzenlenen spesifik poliçe olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermeyeceği, sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmayacağı vurgulanmıştır. <br>\tSomut uyuşmazlıkta ise, dosyaya böyle bir spesifik poliçe ibraz edilmediği gibi,  dava dışı sigortalının her türlü hak, alacak ve dava hakkının temlik alındığına dair bir temlikname de dosyaya sunulmamıştır. <br>\tBu durumda mahkemece, varsa dava dışı sigortalıya yapılan ödemeye ilişkin temlikname, yoksa davaya konu taşımaya ilişkin spesifik poliçenin bulunup bulunmadığı araştırılarak, davacının aktif dava ehliyetinin olup olmadığı konusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta araştırma yapılmadan, işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br> Her ne kadar davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde yukarıda açıklanan hususlara ilişkin bir istinaf itirazı ileri sürülmemişse de, aktif dava ehliyeti, HMK'nın 114. maddesinde düzenlenen dava şartları arasında sayıldığından ve bu nedenle yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğinden, davalı tarafın istinafı üzerine Dairemizce res'en incelenmesi gerekmiştir.<br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin  diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 21/03/2023 gün ve 2021/525 E. - 2023/189 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 946,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/09/2025<br><br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69c3ef3b721528f0","SID":"f95dc9f789ae4507"}}