{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2016/535 <br>KARAR NO\t\t: 2019/710<br><br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 25/07/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 08/11/2019<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A.TALEP:<br>1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, toptan ve perakende hırdavat malzemesi satımı konusunda ticari faaliyette bulunduğunu, davalının, müvekkilinden, muhtelif tarihli ve sayılı faturalarda belirtilen hırdavat malzemelerini satın ve teslim aldığını, satımı ve teslimi yapılan hırdavat malzemelerine ilişkin düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini ve davalı tarafından da kayıtlarına işlendiğini, satın alınan malzeme bedeli karşılığında müvekkiline bir kısım ödeme yapılmış ise de bakiye ... TL nin ödenmediğini, bu nedenle Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeni ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>B. TARAF TEŞKİLİ:<br>2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.  (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)<br>3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. <br>C.CEVAP:<br>4.Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:<br>5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.<br>6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri  İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.<br>7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas,  2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221).  <br>8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu.,  2006/19-260 esas, 2006/251 karar)<br>9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, iş bu dosya arasına uyap sisteminden alınmıştır.<br>10.Aşamalarda, Antalya ... Sulh Ceza mahkemesinin .../... d. İş sayılı kararı ile davalı şirkete FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlantısı tespit edildiğinden, kayyım atanmasına karar verilmiştir.<br>11.Aşamalarda, ... tarafından şirkete yönetim kurulu atandığı ve yönetim kurulu tarafnıdan da vekil olarak ...'a vekaletname verildiği anlaşılmıştır. (uyapta mevcuttur)<br>12.Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin ibrazı istenmiştir. <br>13.Önemle söylemek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).  Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur  (HMK 222/4).<br>14.Davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan ... tarihli kök raporda özetle; davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacının defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davalıdan ... TL alacaklı olduğu, davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada bir belge olmadığından takip tarihi itibariyle faiz talep edemeyeceği belirtilmiştir.<br>15.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.<br>16.Aşamalarda, davalının da ticari defterleri incelenmiştir. ... tarihli ek raporda özetle; davalı şirket yevmiye defterinin usulüne uygun olmadığı, ticari defter kayıtlarının davalı lehine delil olma özelliğini taşımadığı, kayıtlarında davacıdan ... TL tutarında mal aldığının ve hiç ödeme yapılmadığının, davacıya ... TL borçlu göründüğünün anlaşıldığı, davacının davalı adına düzenlediği faturaları ve davalının ödemeleri 2016 yılı defterlerinde kayıt ettiği, defter kayıtları ile vergi dairesine satışlarını beyan ettiği BS formundaki bilgiler ile uyumlu olduğu,  davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacının defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davalıdan ... TL alacaklı olduğu, davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada bir belge olmadığından takip tarihi itibariyle faiz talep edemeyeceği belirtilmiştir.<br>17.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur  (HMK 222/4).<br>18.Davacının iddiası, ticari defter kayıtları ile sabit olmakla; tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının kabulüne, itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Takip dosyasında her ne kadar asıl alacak ve faiz yönünden talepte bulunulmuş ise de dava zaten asıl alacak üzerinden açılmıştır.  Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu nedenle asıl alacak göz önüne tutularak, tam kabul şeklinde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\"Dava dilekçesi harçlandırma formunda dava değeri gösterilmiş ve bu miktarın harcı yatırılmıştır. Harçlandırılan değer takip talebindeki asıl alacağa karşılık gelmektedir. Bu durumda takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından sözedilemez. HMK’nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup fazlasına karar veremez. Mahkemece kurulan hüküm takip öncesi işlemiş faizi de kapsadığından HMK’nın 26. maddesine aykırıdır.\"<br>(Yargıtay 15. HD.,  2014/3480 E., 2015/2000 K.)<br>\"HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlılık ilkesi gereği mahkemece davanın kabulü ile icra takip dosyasındaki asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekirken, talep konusu olmadığı halde işlemiş faiz alacağını da kapsar şekilde icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmayıp, resen gözetilen davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir.\"<br>(Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/247  Esas,  2018/1611 Karar )<br>\"Ancak dava dilekçesinde dava değeri, icra dosyasındaki asıl alacak miktarı olan  ... TL gösterilmiştir. Davacı taraf, takip konusu asıl alacak yanında  faiz ve ferileri yönünden itirazın iptali isteminde bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 26. maddesi gereği taleple bağlılık kuralı nazara alınarak sadece icra takibindeki asıl alacak miktarı olan ... TL üzerindendavalının  itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak tüm takibe itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir. \"<br>(Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/136  Esas,  2018/1558 Karar )<br>19. Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;<br>20.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir.<br>21.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır:<br>a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı,<br>b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı,<br>c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı,<br>d)Talep olmalı,<br>e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. <br>22.Dosyaya baktığımızda; yukarıdaki şartların var olduğu, alacağın likit olduğu anlaşılmakla; inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>23.Son olarak, denetime elverişlilik açısından belirtmek gerekir ki; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. HD nin  2019/2946 esas, 2019/1189 karar sayılı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. HD nin 2019/3020 esas, 2019/2501 karar sayılı; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. HD nin 2018/3218 esas, 2019/1990 karar sayılı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD nin  2017/1470 esas, 2018/63 karar sayılı emsal ilamlarında da belirtildiği üzere;  6758  sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair Kanun'un \"Kayyımlık Yetkisinin Devri ve Tasfiye\" başlıklı 19.maddenin 6.fıkrasında;<br>\"(6) (Ek: KHK/690 - 17.4.2017 / m.73) Kayyımlık görevi ... tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaftır.\" şeklinde düzenlemenin içeriğinden açıkça \"açtıkları davada\" harçtan muaf olduğu yazılıdır. Söz konusu yasal düzenleme gereği, davalı harçtan muaf değildir.<br>HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;  <br>1-Davanın KABULÜ İLE, borçlunun Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... takip sayılı icra takibine yapmış olduğu İTİRAZIN asıl alacak yönünden İPTALİ ile, takibin ... TL asıl alacak üzerinden aynı şartlarda DEVAMINA, <br>2-Davacının inkar tazminatı talebinin KABULÜ İLE, ... TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcı ve icra dosyasında yatırılıp bu dosyada peşin karar harcından mahsup edildiği anlaşılan ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden,  kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- \"harç tahsil müzekkeresi\" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)<br>6-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  icra dosyasında yatırılıp bu dosyada peşin karar harcından mahsup edildiği anlaşılan ... TL için icra dosyası ile tahsilde tekerrür edilmemesine,<br>7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>9-Davacı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,<br>10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın  hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi\" nin, \"Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.\" düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,<br>11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,<br>Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2019          <br><br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır   <br> <br> <br>Hakim ...<br>  ¸e-imzalıdır   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f774d4ca96ea4096","SID":"cdd039493a0408a0"}}