{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2015/829  <br>KARAR NO\t\t: 2019/761<br><br>(ASIL DAVA YÖNÜNDEN)<br><br>DAVA\t\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t\t: 10/12/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 20/11/2019<br><br>(BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN)<br><br>DAVA\t\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t\t: 16/03/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 20/11/2019<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A.TALEP:<br>1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen feci kazada, yaya olan ...'ın, davalı ...'nün kullandığı ... plakalı aracın altında kaldığını, ...'nün kullandığı aracın hızla seyrederken, sollama yerine önündeki aracı yanlış sağlama yaptığını ve emniyet şeridinde geçişi tamamlayıp ayağını kaldırıma attığı esnada çocuk ...'ye çarptığını, ağır yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası düzenlenen kusur tutanağının gerçek durumu yansıtmadığını, müvekkili çocuğun kusursuz, davalı sürücünün ise tam kusurlu olduğunu, sürücünün ilgili kaza hakkında Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiğini, diğer davalı ...'in ise aracın ruhsat sahibi olduğunu, davalıların bu kaza sonrası hastaneye dahi gitmediklerini, çocuğun ömür boyu bitkisel hayatta yatalak olarak bakıma muhtaç kaldığını beyan ederek; maddi-manevi tazminat talebinde bulunmuştur.<br>B. TARAF TEŞKİLİ:<br>2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)<br>3.Bu açıklamalar ışığında,\tmahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. <br>C.CEVAP:<br>4.Davalı ... ... ve ... vekili özetle; dava dilekçesini kabul etmediklerini, kazaya karışan çocuğun ... tarihinde vefat ettiğini, istenen manevi tazminatların fahiş olduğunu, vefat nedeni ile çocuğun manevi tazminat talep edemeyeceğini, kaza tutanağını kabul etmediklerini, iddia edildiği gibi kazanın emniyet şeridinde meydana gelmediğini, kazaya karışan çocuğun ... yaşında olduğunu, tek başına karşıdan karşıya geçmesinin mümkün olmadığını, çocuğun vefat etmesi nedeni ile bakıcı giderinin de istenemeyeceğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>5.Davalı ... şirketi vekili özetle; dosyada kusur tespitinin yapılması gerektiğini,maluliyete ilişkin raporun ATK dan alınması gerektiğini, tedavi giderinin ZMMS teminatı dışında olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili özetle; ATK dan kusur ve maluliyet  raporu aldırılması gerektiğini, müterafık kusurun değerlendirilmesini, kendileri lehlerine ve aleyhlerine hüküm kurulmaması gerektiğini, aktüer sicilinden bir bilirkişiden hesap raporu aldırılmasını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:<br>6.Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>7.Aşamalarda Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazası neticesinde 7 aylık bitkisel hayattan çıkamayıp vefat eden ... yaşındaki çocuk için daha evvel Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası  ile dava açıldığını, dosyanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini beyan etmiş olup, talebin kabulü ile dosyanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davanın davacıları, esas dosya olan iş bu davada da davacı sıfatına sahiptirler. Birleşen dava destekten yoksun kalma talebinden ibarettir. Vefat eden çocuğun anne ve babası davacıdırlar.<br>8.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.<br>9.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. <br>10.TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. <br>11.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; somut olayda ispat yükü davacı taraftadır.<br>12.Mahkememizce aşamalarda adli yardım kararı ve geçici ödeme kararı verilmiştir.<br>13.Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından “özel bilgi” ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır.<br>14.Mahkememizce özel ve teknik bilgi gerektiren kusur ve maluliyete ilişkin raporlar aşamalarda aldırılmıştır.<br>15.Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesi tarafından düzenlenen ... tarihli kusur raporunda özetle; sürücü ...'nün %40, yayanın ise %60 kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>16.Adli Tıp Kurumu ... İhtisas dairesi tarafından düzenlenen ... tarihli maluliyete ilişkin raporda özetle; davacı vefat eden yayanın maluliyet oranının %100 olduğu belirtilmiştir.<br>17.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.<br>18.Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası incelendiğinde; ilgili yargılamanın devamı sırasında mağdur ...'ın vefat ettiği bildirilmiş vefat olayı ile trafik kazası arasındaki illiyet bağı araştırılmış Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca ... tarih ve ... sayılı rapor ile mağdur ... Trafik kazasında meydana gelen yaralanmalar sonucu öldüğü ve bu olayla arasında illiyet bağı bulunduğunun bildirildiği tespit edilmiştir. <br>19.Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinde, ATK dan maluliyet konusunda rapor aldırılmış, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı raporunda olayla ilgili değerlendirmeler yapılmış olayda sürücü ... nün tali kusurlu, yaya ... doğumlu ... ın davranışlarının sonuç üzerinde asli derecede etkili olduğu bildirilmiştir. Bu rapor ceza dosyasında hükme esas alınmıştır.<br>20.Mahkememiz dosyasında aldırılan ATK kusur raporunda da ceza dosyası ve oradaki kusur raporları da irdelenmiştir.<br>21.Mahkememiz dosyasında aldırılan kusur raporu ile ceza dosyasında hükme alınan kusur raporu birbiri ile uyumludur.<br>22.Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin, 2018/2037 Esas,  2018/6418 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ceza mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuk mahkemelerine etkisi hususu Anayasa Mahkemesi' nin  2013/4701 başvuru numaralı, 23/01/2014 karar tarihli kararında değerlendirilmiş olup, söz konusu karara göre; \"... Hukuk ve ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarını çözmek bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir  \"bekletici sorun\" iddiası karşısında kalan hâkimin, görevi dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini  bekleme yükümlülüğü yoktur. Kendisi de birçok durumlarda  ileri sürülen hususu karara bağlayabilir. Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla  bağlı ise de, maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir.<br>Kaldı ki AİHM de, Türk hukuk sistemine göre, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemeleri kararlarına tabi olmadığını, bu nedenle ceza davasının sonucunu beklemek için yargılamayı uzun bir süre ertelemek durumunda bulunmadığını belirtmektedir. (bkz. Mustafa Türkoğlu / Türkiye, B. No. 58922/00, 8/8/2006, § 40).\" hususları belirtilmiştir. Kusur raporlarının uyumlu olması da göz önüne alınarak; ceza dosyasının sonucu bekletici mesele yapılmamıştır.<br>23.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).<br>24.Bu belirlemeler ve kusur raporlarının çelişkili olmaması göz önüne alınarak; kusura yapılan itirazlar kabul edilmemiştir. Mahkememizce aldırılan kusur raporu hükme elverişli bulunmuştur. Maluliyet raporu ATK tarafından düzenlenmiş ve mahkememizce hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun bulunmuştur.<br>25.Mahkememizce hesap/aktüer bilirkişiden rapor alınmış ancak aşamalarda davacı vekili, ... tarihli dilekçede, davalı ... ile maddi tazminat yönünden haricen anlaşıldığını, maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.<br>26.Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. (HMK. 311/1-2. cümle; Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, Cilt:IV, İstanbul 2001, sahife:3646 vd.)Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu,İ.E.:Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası,İstanbul 1975,  sahife:479).<br>27.Bu açıklamalar ışığında, maddi tazminata ilişkin davanın feragat nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada da, maddi tazminat talepleri olduğundan, birleşen davanın da feragat nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.<br>28.Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu değildir. Davacı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ile haricen anlaşıldığını beyan etmiştir. Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Karar) Mahkememiz bu nedenlerle, sigorta şirketi dışındaki davalılar lehine vekalet ücretine hükmetmemiştir.<br>29.Davacıların manevi tazminat talepleri mevcuttur.<br>30.Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki ; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın \"Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği\" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun  24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) <br>31. Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;\"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim,  takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi).<br>32.Davacı çocuk tam olarak maluldür ve vefat emiştir. Vefat edenin kusur oranı ise %60 dır. Dava dilekçesindeki talep miktarları, kusur oranı (tam kabul sonucunu çıkarmayacak değerlendirme yapılmıştır), vefatın gerçekleşmesi manevi tazminatta önemle göz önünde tutulmuştur. Mahkememiz yukarıda anılan ilkesel hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur oranları olayın oluşu ve sonucu, yaş durumları, maluliyet oranı/ kaza sonrasında da vefatın gerçekleşmesi, sebebinin kaza olması (illiyet bağı) 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;\"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği şekilde manevi tazminatlara hükmetmek gerekmiştir. <br>33.Aşamalarda, gerçek kişiler davalılar vekili, çocuğun vefat ettiğini, manevi tazminat isteyemeyeceğini beyan etmiştir. Bu itiraz kabul edilmemiştir. Burada önemle belirtmek gerekir ki; Manevi tazminat isteminin mirasçılara geçmesi konusunda gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda her hangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu hususa ilişkin tek düzenleme Türk Medeni Kanunu’nun 25/4. fıkrasında yer alan \"manevi tazminat istemi miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez\" hükmüdür.  Bu yasal düzenleme gereği, manevi tazminat talep hakkı olan kişi tarafından dava yoluyla ileri sürülen manevi tazminat, o kişinin mirasçılarına intikal edebilecektir.(Y17HD., 2017/32 E, K. 2017/6026; 2014/11720 E,  2016/10442 K. Sayılı emsal ilam)<br>34.Davanın açılma tarihi ...'tir. Vefat eden çocuğun ölüm tarihi ise ...'tir. Davadan sonra, davacı çocuk tarafından, manevi tazminat istemi dava yoluyla ileri sürülmüştür. Bu nedenle, davacı vefat eden çocuk için de yukarıdaki esaslar dahilinde,  tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur oranları olayın oluşu ve sonucu, yaş durumları, maluliyet oranı/ kaza sonrasında da vefatın gerçekleşmesi, sebebinin kaza olması (illiyet bağı) 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;\"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak    manevi tazminata hükmedilmesi usule aykırı değildir.<br>E.SONUÇ:<br>35.Öğretide ünlü hukukçu sayın İMRE bir eserinde, \"Hakim, keyfî ve indî davranıp davranmadığının tesbit edilebilmesi için, olayın özelliklerini gözönünde tutarak kararını verirken dayandığı noktaları göstermek; kararını gerekçelendirmek (AY. m. 135 f. 4); bulduğu çözümün neden hakkaniyete uygun olduğunu belirtmekle yükümlüdür(ÎMRE, Zahit : Medenî Hukuka giriş, İstanbul 1971)\" demektedir. Ünlü hukukçu sayın hocamız ... ise \"gerekçe\" için; \"Yargıç denilen yüce kişinin beyinsel güç ürünü\" ifadesini kullanmaktadır. Çünkü gerekçe kuralı, bir meşruluk aracı olarak bireye hukukun ne olduğunu açıklamaktan başka, toplumsal varlığa yönelen herkesin, adil ve rasyonel biçimde yargılanmasını erek adına, diyalektik tartışma sürecini, süreci yöneten ve verenleri, amaç, neden, konu bakımında birey ve toplum adına denetlemeyi hedefleyen örtük garantidir(ŞEKER, Hilmi, Esbab-ı Mucibe'den - Retoriğe, Hukukta Gerekçe, 2010, s.13-14) Gerekçemizde hukukçular için anılan örnek sözlerin de gereğinin karşılandığı kanatiyle ve yukarıda değinilen gerekçeler ışığında, Türk Medeni Kanunu m. 1/f.3'ün gösterdiği yoldan da olabildiğince yararlanılarak aşağıdaki şekilde vicdani kanaate ulaşılıp, hüküm kurulmuştur(TC Anayasa m. 40,138, 141, AİHS ek 7 nolu protokol, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 vd.) ; <br>36.Birleşen davaların sadece tahkikat aşamaları müşterek olup, her dava bağımsız özelliklerini koruduğundan her bir dava için ayrı ayrı usule uygun şekilde hüküm kurulmuş, karar başlığında denetime elverişlilik açısından ayrı ayrı kişiler gösterilmiştir.<br>HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlaşıldığı üzere; <br>(Mahkememizde görülen .../... esas sayılı asıl dosya yönünden)<br>1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,<br>2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ İLE; <br>-Davacı (vefat eden) ... için ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten alınarak davacılar ... ve ...'a Türk Medeni Kanunu m. 496/1  gereği eşit oranda verilmesine, <br>-Davacı ... için ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten  alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>-Davacı ... için ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten  alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>-Davacı ...  için ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten  alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>-Davacı ...  için ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten  alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>-Davacı ...  için ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten  alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>3-Dosya adli yardımlı olduğundan; alınması gerekli ... TL başvurma harcının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, (harçlar devlet alacağı olduğundan/kamu düzenini ilgilendirdiğinden; başvuru harcı dava açılırken yatırılan harç olup, dava açılmasına Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere üzere davalılar sebep olduğundan, harçlar da vekalet ücreti gibi yargılama gideri olduğundan; bu harçtan tüm davalılar sorumlu tutulmuştur)<br>4-Dosya adli yardımlı olduğundan; alınması gerekli ... TL karar harcının davalı sigorta şirketi haricindeki davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, (harçlar devlet alacağı olduğundan/kamu düzenini ilgilendirdiğinden; karar harcı manevi tazminat üzerinden hesaplandığından ve davalı sigorta şirketine karşı böyle bir talep mevcut olmadığından, karar harcından sorumlu tutulmamıştır)<br>5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden,  kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- \"harç tahsil müzekkeresi\" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)<br>6-Davacı tarafça dosyada yapılan (adli yardım kararından önce) ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat ücreti gideri toplamı ... TL nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,(Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere üzere davalılar sebep olduğundan,  bu kalemler de vekalet ücreti gibi yargılama gideri olduğundan bu kalemden tüm davalılar sorumlu tutulmuştur/davalılar lehine değerlendirilmemiştir)<br>7-Adli yardım kararından sonra hazineden yapılan ATK fatura bedeli ... TL, aktüer hesap bilirkişi ücreti ... TL, 21  tebligat gideri (yıla göre değerlendirilmiştir) ... TL nin  davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,  bu kalemler için birleşen dava dosyası ile tahsilde tekerrrür edilmemesine,(Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere üzere davalılar sebep olduğundan,   bu kalemler de vekalet ücreti gibi yargılama gideri olduğundan, bu kalemden tüm davalılar sorumlu tutulmuştur/davalılar lehine değerlendirilmemiştir)<br>8-Davacılar manevi tazminat talebinde kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden; ... TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketi haricindeki davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,<br>9-Davalılar ... ve ... kendilerini davacıların manevi tazminat taleplerinde vekil ile temsil ettirdiklerinden; AAÜT m. 3/2 ve  m. 10 hükmü de dikkate alınarak; ... TL  vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalılar  ... ve ...'e verilmesine,<br>10-Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararı ve o kararda atıf yapılan Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Kararı gereği davacıların feragat ettikleri maddi tazminat talepleri yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın  hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi\" nin, \"Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.\" düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,<br>12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,<br>(Mahkememizin .../... esas sayılı asıl dosyası ile birleşen Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... yönünden)<br>1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,<br>2-Dosya adli yardımlı olduğundan; alınması gerekli ... TL başvurma harcının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,(harçlar devlet alacağı olduğundan/kamu düzenini ilgilendirdiğinden; başvuru harcı dava açılırken yatırılan harç olup, dava açılmasına Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere üzere davalılar sebep olduğundan, harçlar da vekalet ücreti gibi yargılama gideri olduğundan; bu harçtan tüm davalılar sorumlu tutulmuştur)<br>3-Dosya adli yardımlı olduğundan; alınması gerekli ... TL karar harcının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, (harçlar devlet alacağı olduğundan/kamu düzenini ilgilendirdiğinden; davada sadece maddi tazminat talebi bulunduğu ve (Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı emsal kararı göz önüne alınarak harç davalıya yükletilmiştir/davalı taraf lehine değerlendirme yapılmamıştır)<br>4-Birleşen davada, o dosyaya hasren gider yapılmadığından bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, ancak adli yardımlı asıl dava dosyasıyla birlikte yapıılan ATK fatura bedeli ... TL, aktüer hesap bilirkişi ücreti ... TL, 21  tebligat gideri (yıla göre değerlendirilmiştir) ... TL nin  davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, bu kalemler için asıl dava dosyası ile tahsilde tekerrrür edilmemesine,(Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere üzere davalılar sebep olduğundan,  bu kalemden tüm davalılar sorumlu tutulmuştur)<br>5-Dosyada gider avansı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, (adli yardım)<br>6-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,<br>7-Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararı ve o kararda atıf yapılan Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Kararı gereği davacıların feragat ettikleri maddi tazminat talepleri yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair; davacı ... ile vekili ..., davalı ... vekili ... ile davalılar ... ve ... vekili ...'ın yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/11/2019         <br> <br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır   <br> <br> <br>Hakim ...<br> ¸e-imzalıdır    <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5289085689c9d69","SID":"dceab1568ede82d4"}}