{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                           <br><br>ESAS NO\t\t: 2019/337  <br>KARAR NO\t\t: 2019/861<br><br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 23/07/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 18/12/2019<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A.TALEP:<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında mal alım satımı gerçekleştirildiğini, bu ticari ilişki gereği davalı tarafın borcunu ödememesi üzerine takip tarihi itibariyle ... TL tutarında müvekkil şirket alacağını tahsil etme amacıyla Antalya ... İcra müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazların haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili tarafından çeşitli faturalar düzenlendiğini beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>B. TARAF TEŞKİLİ:<br>Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)<br>Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. <br>C.CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin gerek takibin açıldığı, gerekse iş bu davanın açıldığı tarihte konkordato mühleti içinde olduğundan aleyhine takip yapılamayacağını, yapılmış olsa bile takiplerin duracağını, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağını, yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:<br>Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.<br>Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri  İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas,  2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu.,  2006/19-260 esas, 2006/251 karar)<br>Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; savunma dilekçesi göz önüne alınarak; İstanbul ... Asliye Ticaret mahkemesine yazı yazılarak, .../... esas sayılı dosyanın örneği uyaptan istenmiştir.<br>İstanbul ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; davalı şirketin konkordato başvurusunda bulunduğu, ... tarihinde geçici mühletin verildiği (uyapta ara karar evrakı), ... tarihli celsede geçici mühletin iki ay süre ile uzatıldığı,... tarihli celsede 1 yıllık kesin süre verilmiştir.<br>Konkordato; «bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bununla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir  hukuki müessese»dir. (UYAR, Talih., Yeni Konkordato Hukukumuzun Temel İlkeleri, İSTANBUL BAROSU DERGİSİ, Cilt: 92,Sayı: 4, Yıl: 2018, s. 15-102) Bu kurum, hem borçlunun ve hem de alacaklıların lehinedir. Gerçekten, konkordato sayesinde borçlu iflâsa tabi ise iflâstan ve onun bütün hukuki ve cezai sonuçlarından kurtulmuş olur. Eğer borçlu iflâsa tabi değilse, bütün malvarlığının, alacaklıları tarafından haczedilip sonunda satılmaları sonucunda, borçlularından kısmen kurtulur ve alacağını kısmen ya da tamamen alamamış olan alacaklılarının da cebri icra tehdidiyle hayatını sürdürmeye çalışır. Bu kurum alacaklıların da lehinedir. Çünkü, konkordato ile alacaklılar haciz ve iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan -ve dolayısı ile, daha fazla ölçüde- alacaklarını elde ederler.<br>2004 sayılı İİK.nın 287.maddesinde, geçici mühlet düzenlenmiştir. 287/4. fıkrada, geçici mühletin 3 ay olduğu, mahkemece bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabileceği, 287/5. fıkrada ise, 291. ve 292.maddelerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. 291. maddede, borçlunun mali durumunun düzelmesi nedeniyle kesin mühletin kaldırılması, 292.maddede ise, kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile İflasın açılmasına yer verilmiş, 291/2. fıkrada, mahkemenin kesin mühletin kaldırılmasına karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet edeceği, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet edeceği belirtilmiş, 292.maddenin son fıkrasında yine benzer düzenlemeye yer verilmiştir. <br>İİK m. 288 gereği, geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. İİK m. 294 gereği; Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.<br>Antalya ... Asliye  icra dairesinin .../... esas sayılı dosyasında takip tarihi, ... dir. ... tarihinde geçici mühletin verildiği düşünüldüğünde, takip tarihi geçici mühlet kararından sonradır. İİK m. 294 de özetle; \"Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır.\" hükmü mevcuttur. Uyaptan bakıldığında, geçici mühlet kararından hemen sonra ilan yazılarının da yazıldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra kesin mühlet verilmiştir ve İİK m. 288 gereği, geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.<br>Anlaşılmaktadır ki, icra takibi geçici mühlet içinde yapılmıştır.<br>Mülga iflasın ertelenmesi kurumu dönemindeki Yargıtay ilamlarının bu durumu kıyasen uyacağı düşünülmektedir.<br>İflasın ertelenmesi kurumu döneminde Yargıtay 6. HD nin verdiği, 15/11/2012 tarihli, 9127 esas, 14930 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, ilkesel olarak;<br>\"Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2012 tarih ve 2012/6-238-2012/635 sayılı kararı ile [Görüldüğü üzere, bu hükümde (İİK.nun 179/b maddesi kastedilerek) iflasın ertelenmesi kararının davalara etkisinden söz edilmemiştir. Bu durum karşısında; iflasın ertelenmesi üzerine borçlu hakkında \"hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur\" ise de, iflasın ertelenmesinden önce yapılan (veya tedbiren durdurulan) takiplere ilişkin olarak açılan iflas davası dışındaki, itirazın iptali, borçtan kurtulma gibi takiplere ilişkin davalara, dava bir takip işlemi olmadığından erteleme süresi içinde devam edilebileceği, ancak bu davalar sonucunda verilen ilama dayanarak takip yapılamayacağı konusunda doktrinde bir görüş bulunduğu gibi (Pekcanıtez, Hasan; İflas Ertelenmesi, İBD 2005/2, s.344; Atalay, Oğuz Borca Batıktık ve İflasın Ertelenmesi, İzmir, s.152), benzer konuda Yargıtay kararları da bulunmaktadır. (Y.19.H.D. 26.01.2010 gün ve 2009/2694-2010/552; Y.15.H.D. 25.02.2008 gün ve 2007/4752-2008/1114)] görüşüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan kanun hükmü ve Hukuk Genel Kurulu kararına göre, iflasın ertelenmesi kararının verilmesinden sonra borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takibin yapılamayacağı, öncesinde başlamış bir takip varsa, başlayan takiplerin  duracağı, iflasın ertelenmesi veya tedbir kararının verilmesinden önce başlatılan takip nedeniyle    açılan itirazın kaldırılması, itirazın iptali ya da menfi tespit davalarına iflasın ertelenmesi (ya da tedbir) kararının etki etmeyeceği ancak, açılan bu davaların sonunda verilen ilamların infazını engelleyeceği anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan iflasın ertelenmesi ya da takip yapılmaması yönünde verilen tedbir kararından sonra yapılan takip nedeniyle itirazın iptali ya da itirazın kaldırılmasının istenmesi durumunda ise, davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.\" (Benzer ilamlar için bkz; UYAR, Talih., Yeni Konkordato Hukukumuzun Temel İlkeleri, Şanlıurfa Barosu Yayını,  s. 56-63; iş bu ilamlar tahliye ile ilgili hükümlerin infazı ile ilgili olup, konumuzla ilgili kısmı yargılamayı ilgilendirdiğinden burada bahsedilmiştir) <br>İstanbul ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasındaki ... tarihli geçici mühlete ilişkin ara kararda;<br>\"İİK. 288. maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından İİK. 294. maddesindeki YASAL DÜZENLEME GEREĞİNCE;<br>3 AYLIK GEÇİCİ MÜHLET İÇİNDE;<br>İİK. 206. maddesinin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla yapılan ve yapılacak takipler ve Rehnin Paraya Çevrilmesi yoluyla yapılan veya yapılacak takipler hariç olmak üzere;<br>6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanuna göre yapılan takipler de dahil olacak şekilde davacı şirket aleyhine; hiçbir TAKİP YAPILMAMASINA, <br>Evvelce başlamış TAKİPLERİN DURDURULMASINA, <br>İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının UYGULANMAMASINA,<br>İİK. 295. maddesi uyarınca, 3 aylık geçici mühlet sırasında, Rehnin Paraya Çevrilmesi yoluyla yapılan ve yapılacak takipler yönünden MUHAFAZA TEDBİRİ ve REHİNLİ MALIN SATIŞININ ÖNLENMESİNE\" karar verilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında; davalı için İstanbul ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında verilen ... tarihli geçici mühlet kararı/orada verilen tedbir kararından sonra iş bu davaya konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmakla; açılan iş bu itirazın iptali davasının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Son olarak belirtmek gerekir ki;  itirazın iptali davalarında,borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Somut olayda takibin haksız olduğu anlaşılmış ise de davacının kötüniyetli olduğuna dair bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, böyle bir kanaate ulaşılamadığı için davalının davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;  <br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE, <br>3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,<br>5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın  hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi\" nin, \"Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.\" düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,<br>9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,<br>Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2019          <br><br><br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır   <br> <br> <br>Hakim ...<br>  ¸e-imzalıdır   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f123a0b99c505693","SID":"dc0fe763828c2476"}}