{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/51 Esas<br>KARAR NO: 2025/1394 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2014/1411 Esas- 2022/55 Karar <br>TARİH: 01/02/2022 <br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin ... Şubesinin özel bankacılık müşterisi olduğu, müvekkilinin bankaya güvenerek yüksek meblağdaki birikimini çeşitli yatırım araçları vasıtası ile değerlendirmek için davalı Banka'ya hesap açarak yatırdığını, müvekkilin davalı bankaya duymuş olduğu güvene rağmen, SPK ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu mevzuatları, Bankacılık etik kuralları ve taraflar arasında imzalanan tüm sözleşmeler hiçe sayılarak banka ve çalışanları tarafından ağır kusur ve ihmal neticesi müvekkilinin büyük zarara uğradığını; Dava konusu olan opsiyon, hisse senedi ve benzeri işlemler neticesinde müvekkil, banka tarafından ciddi meblağlarda zarara uğratıldığını; Döviz opsiyon sözleşmelerinin türev işlemleri olup SPK tebliğlerine tabi olduğu, Davalı banka ile müvekkili arasında imzalanan opsiyon sözleşmelerinin türev işlemleri olarak nitelendirildiği, gerçekleştirilen bu işlemlerin yani döviz opsiyon sözleşemlerinin türev işlemleri olup, Sermaye Piyasalarını düzenleyen 6362 sayılı sermaye Piyasası Kanunu 3. Maddesinin (S) bendinde bu hususun açıkça düzenlendiğini; Geçerliliği tartışmalı olan dava konusu sözleşmelerin Genel İşlem Şartlarına aykırı olduğu, özellikle Banka tarafından alınan teminatlar konsunda teminat tamamlanmasının hangi şartlarda, hangi oranlarda ne süre içinde, hangi teminat türü olması gerektiği, sözleşmede açıkça yazmadığını, dava konusu sözleşmelerdeki şartların genel işlem şartı (GİŞ) niteliğinde olup 6098 Sayılı TBK'nun 20 ve devamı müddeleri gereğince geçersiz olduğunu; Davalı bankanın, müvekkilinin hiçbir onayını almadan adete kendi kafasına göre müvekkili adına işlem yapmış olduğunu,  daha sonra da işlemlere ait imzaları almak için müvekkiline baskı yaptığını, bankanın, müşteri menfaatlerini hiçe sayarak ve kendi karlılığını ön planda tutarak, müvekkilini aşırı ve yanlış yönlendirmiş olduğunu;  Müvekkiline hiçbir detaylı açıklama yapmadan belirtilen uyuşmazlık konusu işlemleri yaptığını, bu işlemlere dair ses kayıtlarını talep etmelerine rağmen 6 ay süreyle oyalayarak, 22.09.2014 tarihinde ses kayıtlarına dair cd'nin teslim edildiğini, teslim tutanağında görüldüğü üzere 2011, 2012 ve 2013 yıllarına az sayıda kaydın kendilerine verildiğini, davaya konu işlemlerden sadece ikisine ait ses kaydı bulunduğunu, ses kayıtlarında da işlemin ne tür bir işlem olduğu, kim için yapıldığının anlaşılamadığı, kayıtlardan da görüldüğü üzere hiçhir detay, açıklama ve risk bildirimi yapılmadığını; Davalı bankanın, müşteriyi aşırı şekilde yönlendirme yoluna giderek Dolar Satış opsiyonlu işlemi (Türev Araç) yapılması suretiyle en iyi şekilde kullanılacağını taahhüt ettiğini, Şöyleki, bankanın türev araç işlemi yapması konusunda vekile vaatler ve aşırı ısrarlarda bulunduğunu, müşterisinin değil sadece kendi menfaatlerini önemseyerek işlem yaptığını, bankanın, yapılan dolar satış opsiyonu işlemi ile ile ilgili olarak müvekkilinin izni olmadan nakit blokaj (rehin) miktarını artırarak müvekkilinin hesabındaki paraları rehin etmiş olduğunu, ne için imzalattırıldığı belli olmayan boş rehin sözleşmelerini ileride kullanmak için hala muhafaza etmekte olduğunu; Bankanın, davaya konu opsiyon işlemlerine istinaden almış olduğu nakit  blokaj (rehin) miktarlarına dair müşteriden onay almadığı gibi, yüksek meblağlı işbu opsiyon işlemlerine dair hesap ekstresi göndermemiş ve yolladığı hesap ekstrelerinde de bunlara dair işlemlerin görülmemekte olduğunu; Bankanın, dolar satım opsiyon işlemleri için nakit blokaj (rehin) miktarlarını müvekkilinin onayı olmadan artırdığı gibi, müvekkilinin yeni bir opsiyon işlemi yapmasına da mani olduğunu; Bankanın müvekkil adına yapmış olduğu türev araç ve hisse senedi işlemleri SPK ve türev araç lisansı olmayan kişiler tarafından yapıldığını, Lisansı bulunmayan Müşteri ilişkileri yöneticisi ... tarafından tavsiye ve danışmanlık yapılması neticesi müvekkilinin  zarara uğratıldığı, aşırı yönlendirildiğini; SPK'nın 01.06 2009 tarihli Bankalar için görev tanımları ve aranan lisanslar duyurusunda bildirildiği üzere, Türev araçlar Müşteri temsilciliği yapacak personelin “Türev araçlar müşteri temsilciliği lisansı\" bulunması gerektiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Hileli ve ihmali davranışları nedeni ile vekalet sözleşmesine aykırı davranışından dolayı müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların şimdilik 10.000 TL. sının işleyecek ticari işlemlere uygulanan reeskont faizi, masraf ve avukatık ücreti ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talcp etttiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın da belirttiği gibi türev işlemlerin Sermaye Piyasası işlemleri olduğu, söz konusu işlemlerin yüksek getirisi nedeniyle tercih edilmiş olmakla kur riski ihtiva eden işlemler olduğu, bu tür işlemlerin içerdikleri kur riski nedeniyle Bankacılık Kanunu 48.Maddesinde de kredi olurak tanımlandığını; SPK mevzuatına uygun olarak davacı tarafça dava konusu işlemlere ilişkin çerçeve sözleşmeler, standart formlar ve işlem dekontlarının eksiksiz olarak imzalandığını, ...'ın  dava konusu işlemleri kendisi adına yapması için vekil tayin ettiği ... tarafından Özel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, Genel Kredi Sözleşmesi, Opsiyonlu Döviz Mevduatı Sözleşmesi, Risk Beyannamesi ve opsiyon işlem türlerinin ve uygulamasının anlatıldığı bilgi formlarının  imzalandığını, imzalanan sözleşmelere istinaden dava konusu işlemler için ...'a 1,5 milyon USD tutarında türev ürünler yabancı para ve 2,8 milyon TL tutarında türev ürünler TL. Limiti tanımlandığını, davacı tarafça her işlem özetinde dava konusu işlemlere ilişkin tüm detay bilgileri içeren işlem sonuç formlarının imzalandığını; Davacının şikayeti üzerine Özel Bankacılık Yeşilköy Şubesinde gerçekleştirilen teftişte, herhagi bir usulsüzlük veye eksiklik tespit edilmemiş olduğunu; Davacı tarafın müvekkil Bankanın matbu - bankacılık sözleşmelerindeki hükümlerin müşterinin menfaatlerine aykırı ve haksız şart oluşturduğu şeklindeki iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığını, davacı işlem  zararının döviz fiyatlarına bağlı olarak meydana geldiğini, işlem zararının ... sözleşmelerindeki hükümlerle ilgili olmadığı, kur hareketleri nedeniyle müşterinin zarar ettiği işlemlerde bu zararın banka bünyesinden karşılanmasının söz kanusu olmadığını; Davacı tarafın işlemlere ilişkin dekontların müvekkili banka tarafından baskıyla imzalatıldığı şeklindeki iddiasının gerçek dışı ve tutarsız olduğunu; Davacı tarafın 2011 yılından beri 81 adet türev işlemi gerçekleştirdiğini, müvekkili banka personelinin davacı adına, davacının bilgi ve talimatı dışında opsiyon işlemleri yapmasında herhangi bir menfaati söz konusu olmadığını, zira dava konusu işlemlerin davacı tarafça yüksek getirisi nedeniyle tercih edilmiş, kur riski ihtiva eden vadeli işlemler olduğunu, dava konusu işlemlerin müşterinin talebi üzerine ilgili piyasada oluşan fiyat, vade ve tutarda mutabık kalınması üzerine opisyon işlemlerinin gerçekleştirildiğini, opsiyon priminin yani opsiyon işlemi için müşteriye ödenecek tutarın uluslararası türev işlem piyasasında işlem riskine göre oluştuğunu, bu işlemler neticesinde bankanın cüz'i bir kar elde etmekte, davacının ise mevduat faizine ek olarak ilave kazanç sağladığını; Delil listelerinde yer alan belge ve kayıtların uzman  bilirkişilerce incelenmesi neticesi görüleceği üzere, dava konusu işlemlere ilişkin gerçeğe aykırı, sahte yada tahrif edilmiş herhangi bir belge veya kanıtın mevcut bulunmadığını, bu tür vadeli işlemlerde, vadeye kadar olan dönemde piyasadaki kur hareketleri nedeniyle işlem zararının oluşma ihtimalinin mevcut olduğunu, türev işlemlerindeki kur riski nedeniyle opsiyon satıcısına opsiyon primi ödendiğini, Müşterinin opsiyon/dcd işlemi ile üstlendiği taahhüde karşılık Banka ikinci bir işlemle aynı taahhüdü yurt dışı bankaya verdiğini, bu bakımdan opsiyon/dcd işlemlerinde müvekkili bankanın esasen müşteriler adına aracılık yapmakta olduğunu, belirtilen nedenle opsiyon/dcd işlemleri nedeniyle zarar eden davacının tazmin talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu; Davacı tarafından düzenlenen özel vekaletnamede dava konusu işlemler için hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açık yetkilendirme yapıldığını; Dava konusu türev işlemlerine ilişkin tüm detay bilgilerin davacı tarafça imzalanan işlem sonuç formlarında yer almakta olduğunu,  2011 yılından bu yana müvekkili bankanın özel bankacılık Yeşilköy Şubesinde 11 adet dcd ve 70 adet opsiyon işlemi gerçekleştiren davacı tarafın bu işlemlerden mevduat faizine ek olarak taplam 208.897 - USD, 39.374 - EUR ve 48.269 - TL brüt prim kazancı elde ettiğini, bu güne kadar kadar  kar ettiği aynı tür işlemlerde herhangi bir itirazda buılunmayan davacının kur hareketleri nedeniyle zararla sonuçlanan işlemlerin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiğini iddia etmesinin  TMK'nun dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını; Davacı tarafın dava konusu işlemlerde fiyatlamanın SPK lisansı olmayan personele yaptırıldığı şeklindeki iddiasının yerinde olmadığını; Dava konusu vadeli işlemlerin zararla sonuçlanması üzerine, davacı tarafça imzalanan çerçeve sözleşmelerin ilgili hükümlerine uygun olarak işlem zararının davacı hesabından tahsil edildiğini, taraflar arasında aktedilen sözleşme hükümleri ve ayrıca işlemler özelinde alınan rehin sözleşmeleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının doğmuş ve doğacak tüm borçları için müvekkili banka nezdindeki hesaplarının rehinli olduğunun hükme bağlandığını, söz konusu sözleşmelerde müvekkili Bankanın rehin hakkının davacının bankaya olan tüm borçlarını kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup rehin kapsamı konusunda tartışılacak bir hususun bulunmadığını savunarak; haksız ve dayanaksız olan davanın reddine,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/02/2022 tarih ve 2014/1411 Esas- 2022/55 Karar sayılı kararında; \"Dava; Davalı Banka ve şubesinin, davacı adına yapmış olduğu türev araç ve hisse senedi işlemlerinde, hileli ve ihmali davranışları nedeniyle oluştuğu iddia olunan zararın davalılardan tazmini istemine istemine ilişkindir.....İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde;Davacı ... tarafından,  davalı ...Ş.'nin Özel Bankacılık Şubesi Yeşilköy Şubesi nezdinde vekil tayin ettiği dava dışı ...'in aracılığıyla taraflar arasında imzalanan sözleşmeler çerçevesinde gerçekleştirilen döviz alım satım opsiyonu ve hisse senedi işlemleri neticesinde, davalı banka ve şubesinin çalışanlarının hileli işlem, ihmal ve kusurları dolayısı ile oluştuğu iddia olunan maddi zararlarının tazmini talep  edilmiştir.Davalı ... TAŞ. tarafından davanın reddi talep edilmiştir.Uyuşmazlık teknik çözümü gerektirdiğinden, CD içeriğindeki ses kayıtlarının uzman bilirkişiye çözümletilmiş,  önce bir bankacı bilirkişiden, sonrasında ise bir SPK Uzmanı ve 2 bankacı bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan raporlar alınmıştır. Alınan Kök ve ek bilirkişi raporlarında sonuç olarak davacının davalı taraftan talep edebileceği bir alacak, tazminat bulunmadığı kanaati bildirilmiştir. Bilirkişi raporları arasında bir çelişki bulunmamaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları denetime elverişli ve karar vermeye uygun bulunmuşlardır.Dinlenen davacı tanıkları ... ve ... tarafından davacı bankaca müşterilerin yanlış bilgilendirildiği yönünde bir kısım beyanlarda bulunulmuş ise de tanık ...'ın banka çalışanı olması ve davalı banka tarafından işten çıkarılması ve bu kapsamda uyuşmazlığın mahkemeye taşınmış olması, diğer tanık ...'in dava konusu sözleşme ve işlemeleri davacı adına bizzat yapan ve yürüten kişi olması nedeniyle bu beyanlara itibar edilmemiştir.TTK'nın 18/2 maddesine göre, her tacir, ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.TMK'nın 2. Maddesine göre, herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.TBK'nın 20. Ve devamı maddelerinde ise Genel İşlem Koşulları düzenlenmiştir.Bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere, Opsiyonlu Döviz Mevzuatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi bu sözleşmelerin ekinde yer alan Rehin sözleşmelerinin davacı ...'ın vekil tayin ettiği ... tarafından imzalandığı, hukuken geçerli olduğu; Müşteri Emirleri, İşlem Sonuç Formları ve Sözleşmelerin Sermaye Piyasası mevzuatı uyarınca düzenlenmesi zorunlu olan belgeler olduğu, dava dışı ...'in  bu  belgeleri vekaleten bizzat imzaladığı, bu belgelerin hukuken  tarafları bağlayıcı ve geçerli  olduğu; Dava  dışı ...'in  profesyonel bir portföy yöneticisi, yatırım dunışmanı gibi hareket ederek kendisine vekalet veren davacı yanında başka fon sahiplerinin de yatırımlarını davalı banka ile birlikte dava dışı diğer bankalarda da değerlendirdiği, söz konusu işlemlerin sonuçlarını bizzat ve karşılıklı olarak e-mail trafiği ile takip ettiği; Dava konusu olayda ...'in, müşteri ile banka arasında vekalet ilişkisi kapsamında davacı müşteri hesabına belirli bir ücret karşılığında işlem yaptığı;  Vekilin, asil tarafından verilen yetkileri kullandığı, kârlı pozisyonlarda, kur miktarı kadar teminat fazlasının oluştuğu, zararlı pazisyonlarda ise zarar kadar teminat eksiği oluştuğu, teminat fazlası/eksiği kadar kar/zarar oluştuğu; Opsiyon sözleşmesi ile dövizi belli bir kurdan satma veya alma yükümlülüğü altına giren davacının, aldığı prim veya komisyona karşılık, büyüklüğü belirsiz bir risk altına girdiği,  davalı bankaca davacının talebi doğrultusunda yapılan opsiyon ve dcd işlemlerinde kar oluşabileceği gibi zarar da oluşabileceği hatta anaparanın bile kaybedilebileceğinin açık olduğu; Davacının da kazancını daha fazla artırabilmek adına bu riskleri bilerek bu işlemleri yaptığı,  bu işlemleri yapması için bankacılık alanında uzmanlığı bulunan ...'e vekalet verdiği ve bu işlemleri vekili eliyle yürüttüğü, bu kapsamda davacı yanın kendisinin bilgilendirilmediği, banka çalışanları tarafından yanıltıldığı, aleyhine olan genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme maddelerinin geçersiz olduğu yönündeki iddialarının dayanaksız olduğu, yine davacı tarafın davalı banka nezdinde dava konusu işlemler gibi birçok işlem yaptığı, ancak sadece zarar edilen dava konusu 5 işlemden dolayı sözleşmenin haksız şartlar içerdiğinin, davalı banka çalışanları tarafından bilgilendirilmediğinin, yanıltıldığının ve zarara uğradığının ileri sürülerek tazminat talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına da, TTK'nın 18/2 maddesindeki basiretli tacir gibi davranma  ilkesine de aykırı olduğu, davalıların davacının zararından sorumlu olmadıkları değerlendirilerek davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacı ...'ın emekli olduğunu, birikimlerini değerlendirmek üzere davalı banka nezdinde hesap açtığını, devamında dava dilekçesinde belirtilen usulsüz ve hileli işlemler sonucunda zararlara uğramış olup, bu zararlara ilişkin huzurdaki davanın açıldığını, müvekkilinin, izahtan vareste olduğu üzere emekli olup, tacir statüsünde bulunmadığını; yapılan işlemlerin de herhangi bir ticari niteliği olmadığını, bu sebeple müvekkilinin tüketici statüsünde olduğundan dosyanın görevli tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, Tanıklar ... ve ... yapılan işlemlerden birinci derecede bilgi ve görgü sahibi tanıklar olup beyanlarının dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bankanın, yapılan dolar satış opsiyonu işlemleri ile ilgili olarak müvekkilinin izni olmadan nakit blokaj (rehin) miktarını arttırarak müvekkilinin hesabındaki paralarını  rehnettiğini,29/12/2021 tarihli dilekçe ile talep edilen ve delil listesinde de bulunan banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bloke ve rehin koyulan miktarların tespit edilmesini talep etmiş olmalarına rağmen bu konuda bir karar verilmemiş olmasının ve delillerinin toplanmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yapılan Opsiyon İşlemleri ile ilgili imzalanan bazı Rehin Sözleşmelerinde uygulanacak Rehin Oranı %16 olarak açıkça belirtildiğini, bunun hilafına davalı Banka Rehin Konulan Tutar kısmına toplam işlem tutarını yazdığını, kasten müvekkilinin hesabındaki parasını bloke ederek müvekkillini mağdur ettiğini ve maddi sıkıntı yaşamasına sebep olduğunu, Bu konuda dosya ile bağlantılı bulunan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1501 E. Sayılı dosyasında çözümlemesi yapılan ses kayıtlarının incelenmesinde bu hususu tanık ...'in ifade ettiğini, Davalı Banka tarafından müvekkiline ve vekiline hile yolu ile imzalattırılan Rehin Sözleşmeleri ve Opsiyon İşlem Sonuç Formları’ndan bazılarının  Rehin Miktarı’nın da yazılı olması gereken alt kısımlarının Banka tarafından boş bırakılarak imzalattırıldığını, rehin konulan tutar kısmına herhangi bir suiistimal olmaması adına el yazısı ile %16 oran yazıldığını, buna rağmen davalı banka çalışanı tarafından boş kısımların el yazısı ile doldurulduğunu ve Rehin Konulan Tutar kısmına da işlem tutarı kadar bir tutar yazıldığını, boş bırakılan kısımda %16 şerhini yazmasına rağmen bilerek ve kasten işlem tutarının %100’ü kadar bir tutar yazıldığını, piyasada döviz kurlarının dalgalanması sonucunda kendini riskte gören banka ve personeli sözleşmeyi bu şekilde hazırlayarak ve miktar kısmını boş bırakarak müvekkilini yine hile yoluyla kandırarak haksız ve hukuksuz eylemler içerisinde bulunduğunu, haberi ve onayı olmaksızın yapılan işlemlere dair fazladan rehnedilen paralarını başka şekilde kullanmak ve değerlendirmek isteyen müvekkilinin, davalı bankanın haksız ve kasti işlemi yüzünden parasını kullanamadığını ve zarara uğradığını, davalı bankanın, fazladan rehnettiği miktarları müvekkilinin hesabına iade etmediğini ve herhangi bir işlem yapmasına da engel olduğunu, bu hususun bilirkişi heyeti tarafından değerlendirilmediğini, Diğer tüm esas hakkında aşağıda belirtilen itirazların kabul edilmese ve işlemlerin geçerli olduğu kabul edilse dahi,  Rehin Sözleşmelerinde belirtilen %16 oranına uygun işlemler yapılıp yapılmadığı ve bu oranın %100'lere nasıl çıktığının ve bunun zararın artmasına sebep olup olmadığının, Knock-out işlemi hususunun ve Opsiyon İşlemleri’nden doğabilecek zarara karşı işbu Opsiyon İşlemlerini sonlandırması veya yeni bir Dolar Opsiyon İşlemine yönelik pozisyon alması için imkan olup olmadığının değerlendirilmesi, rehin sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı ve/veya hangi miktarlar için bankanın rehin ve teminat hakkının bulunduğu ve müvekkilinin zararlarının bu sebeple artıp artmadığı, bankanın nitelikli personel vasıtasıyla bu işlemleri yapıp yapmadığı konularının incelenmesi, dava konusu işlemlerin ekstrelerde yer alıp almadığı konularında Yerel Mahkeme ve Bilirkişi Heyeti tarafından değerlendirme yapılmadığını, bu hususun tanık beyanlarında belirtilmesine rağmen Mahkemece dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini, Davalı bankanın, buna benzer hileli fiillerinin müvekkili olan başka bir müşterisine karşı da yaptığını ve bununla ilgili olarak da İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2014/1367 E. (Yeni esas: 2017/458 E.) sayılı dava açıldığını, işbu davaya konu işlemler için de açığa imza attırılmış ve henüz doldurulmamış Rehin Sözleşmesi örnekleri mevcut olduğunu, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1501 E. Sayılı dosyasında alınan 28.04.2016 tarihli raporda bilirkişi heyetinin, Rehin Sözleşmeleri ile ilgili bazı tespitlerde bulunduğunu, 25/09/2020 tarihli Bilirkişi raporunda da, bilirkişi heyeti rehin sözleşmeleri ile ilgili olarak \"%16 oranı üzerinden rehin alındığını, ancak dava konusu 5 adet opsiyon işlemine bağlı rehin sözleşmelerinin banka personeli tarafından elle doldurulduğu ve bu elle doldurulan rehin sözleşmelerinde %100 oranında rehin meblağı olduğunun belirlendiği\" ni belirttiğini,  Dava konusu olan ... Halı Hisse senedi satışı konusunda da bilirkişi heyetlerinin herhangi bir zarar hesaplaması yapmamış olup, eksik raporlar düzenlendiğini,Tanık ..., “... Halı hissesini de genel müdür ... tavsiye edilmesi gerektiğini ...'ın üç ay destekleyeceğini, herşeyin çok iyi olacağını söyleyip, bunları müşteriye söylememizi istedi, bizim yorum yapmamız yasak olmasına rağmen ... Halı hisselerinin alınması yönünde tavsiyelerde bulunduk” dediğini, Tanık, müdürleri ve özellikle ... Özel Bankacılık’tan sorumlu genel müdür yardımcısı ...’nın ... Halı hisse senedinin tavsiye edilmesi gerektiğini ve ...’ın bu hisseyi destekleyeceği şeklinde zorlamaları ile adı geçen hisse senedini alması için müvekkili de açıkça yönlendirdiğini, davalı Bankanın Müvekkili ve vekilini kendi çıkarları için nasıl yönlendirdiği bizzat yönlendiren tanık tarafından açıkça itiraf edildiğini, Müvekkile satılan ... HALI hisse senedi adetleri uyarınca alış ve dava tarihi arasındaki borsa fiyatı farkı uyarınca zarar hesaplaması yapılması gerektiğini, ancak yerel mahkemenin hisse senedi satışları ile ilgili eksik ve hatalı değerlendirme yapmış olmasının usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması ve kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir.Davalı bankanın, davaya konu işlemlerin ... tarafından yapıldığını kabul ettiğini, ... isimli şahsın davalı Banka nezdinde adına işlem yaptığı birçok müşterisi bulunduğunu, müvekkili hesabından yapılmış işlemler davalı Banka nezdinde diğer müşterileri için yapmış olduğu işlemlerin yanında küçük bir meblağ oluşturduğunu, davalı banka ile ... arasında sadece para kazanmaya ve sadece ikisinin karşılıklı menfaatlerine dayalı bir ilişki bulunduğunu, yine davalı Banka ve ... tarafından işlemler yapılarak zarar uğratılmış davalı Bankanın başka müşterileri de bulunduğunu, davalı banka ve şubesi ile ... arasında çok yüksek miktarlı birçok işlem yapıldığını, bu işlemler sonucunda davalı şubenin yıllık hedefleri, ... vasıtası ile karşılıklı menfaatler dahilinde gerçekleştirildiğini, ayrıca, bu işlemleri yapan davalı banka personeli ... da bu sayede yılın personeli ve benzeri ödül ve ikramiyeler elde ettiğini, davalı Banka, Banka şubesi ve çalışanları ile ... arasında menfaat ilişkisi bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, bu hususun ses kayıtlarına yansıdığını, yapılan işlemlerin Portföy Yöneticiliği statüsünde olup, davalı bankanın, vekil marifetiyle hesapta yapılan Portföy Yöneticliği’ne ilişkin mevzuat hükümleri uyarınca yetkisiz olduğu açıkça ortada bulunan ...’den aldığı talimatlar ile yatırım danışmanlığı ve Portföy Yöneticiliği işlemlerini yürüttüğünü, bankanın söz konusu süreci ilgili kurumlara bildirmediğini, aksine işbu faaliyetin sürdürülmesine olanak sağladığını ve iştirak ettiğini,  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1501 E. sayılı dosyasında alınan 28.04.2016 tarihli raporda, bilirkişi heyetinin sonuç kısmında, bankanın, bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği, usulsüz işlemlere olanak sağladığı, işlem risklerinin bildirildiğine ilişkin ses kayıtlarının ve risk formlarının sunulamadığı, zararlardan sorumlu olduğunun tespit edildiğini, SPK mevzuatı ve tebliğleri incelendiğinde ise; işlem ve emirlerin 2 yolla yapılmasının mümkün gözüktüğünü, işlemler için esas olanın işlem tarihinde müşterinin imzasının alınması olduğunu, bu mümkün değilse ve sözlü emir sözkonusu ise de buna ilişkin daha önce onay alınmalı ve tüm ses vs. kayıtların saklanması gerektiğini, işbu SPK işlemlerinin günlük olarak tutulduğunu ve emir ve sonuç formlarının da işlemin yapıldığı gün düzenlenmesinin mecburi olduğunu, ancak davalı bankada, ıslak imzalı işlem, emir ve sonuç formları olmaması ve müvekkil tarafından herhangi bir işlem yapılmamış olması sebebiyle, mevcut herhangi bir ses kaydı da bulunmadığını, SPK mevzuatına aykırı olarak emir, işlem ve sonuç formları günler, haftalar ve aylar sonra aşağıda da detaylı izah edildiği üzere hile yoluyla müvekkilinden alınan imzalar sonucu oluşturulduğunu, Davaya konu Opsiyon İşlemleri için düzenlenen İşlem Sonuç Formlarının da müvekkilin haberinin olmadığı işlemler için, imzanın aylar sonra alındığını, Örneğin,11.01.2013 tarihli işlemin evrağı 21.02.2013 tarihinde,19.04.2013 tarihli işlemin evrağı 08/01/2014 tarihinde 16.05.2013 tarihli işlemin evrağı 22.05.2013 tarihinde 20.06.2013 tarihli işlemin evrağı 26.07.2013 tarihinde 26.07.2013 tarihli işlemin evrağı 29.07.2013 tarihinde, yine başka evrakların arasına sıkıştırılarak ve hile yolu ile imzalattırıldığını, Opsiyon İşlemleri’nin yapılabilmesi için müşteriye veya vekaletname ile yetkilendirdiği kişiye işleme dair tüm detaylar ve risklerin anlatılması ve açık onayının alınmasının gerektiğini, İşlem Sonuç Formu ve Rehin Sözleşmesinin derhal imzalattırılması gerektiğini, davalı bankanın, imzaları aylar sonra almak bir kenara, açığa imza attırılmış formları gerçeğe aykırı düzenlediğini ve daha kötüsü vekaletname ibrazı olmadan talimat ile işlem yaptıklarını,  Davalı bankanın, Müvekkile bilgi vermesi bir yana, bu işlemler için hesap ekstresi dahi göndermemesi Müvekkile verilen zararı saklama çabasından başka bir şey olmadığını, ayrıca raporda ekstrelere itiraz edilmediği belirtilmekte ise de, izah etmeye çalıştıkları ve tanık ...'nın da belirttiği üzere dava konusu işlemlerin, hesap ekstrelerinde yer almadığını, Davaya konu Opsiyon İşlemleri için davalı Banka’nın sunduğu kayıtlar ve tüm deliller birlikte incelendiğinde herhangi bir icap veya kabulün bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, davalı bankanın bu sözleşmelere dair tek dayanağı ve öne sürdüğü delilinin hile yolu ile imzalattırılmaya çalışılmış İşlem Sonuç Formları olduğunu, ortada hukuken kurulmuş ve geçerli sözleşme yok iken, sadece hile yolu ile aylar sonra imzalattırılmaya çalışılan İşlem Sonuç Formları’na dayanmanın hiçbir hukuki gerekçeye ve mantığa sığmadığını, Opsiyon İşlemleri hiçbir yasaya ve usul kuralına uyulmamış olması sebebi ile yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde sayılması gereken işbu işlemler ve bunlardan doğan zararların tüm sorumluluğunun davalı bankaya ait olduğunu,  Opsiyon İşlemlerinin hiçbir yasaya ve usul kuralına uyulmamış olması sebebi ile yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde sayılması gereken işbu işlemler ve bunlardan doğan zararların tüm sorumluluğunun davalı bankaya ait olduğunu, Bankanın ... sistemi olmaması ve bunun zararın oluşmasına ve artmasına sebep olup olmadığı hakkında gerekli değerlendirmelerin yapılmadığını, Davalı taraf, işlemlerin Banka’nın Hazine Bölümü’nün SPK Türev Araçlar lisanslı personeli tarafından yapıldığını ve Yeşilköy şubesinde çalışan ..., ... ve ...’in SPK lisansının olduğunu iddia ettiğini, Türev Araçlar ile ilgili işlem yapabilmek için sadece SPK lisansının yeterli olmadığını ve Türev Araçlar’a dair lisans olmadan davaya konu işlemler yapılamayacağını,  ses kayıtlarının tamamı dinlenildiğinde SPK lisansı olmayan ...'nın da birçok işlem için tavsiyede bulunduğu, hatta sadece opsiyonlar değil başka birçok yapılandırılmış ürün vb tavsiyesinde de bulunduğunun anlaşıldığını, CD kayıtlarının tamamı daha dikkatli dinlenildiği takdirde, davalı bankanın hiçbir lisansı bulunmayan çalışanı ...'nın ne gibi tavsiyelerde bulunduğunun anlaşılacağını, Huzurdaki dava ile aynı olaylara ilişkin açılan benzer ve hatta aynı davalarda davalar ve deliller arasında irtibat bulunması sebebiyle,İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1502 E. Sayılı dosyası, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1501 E. Sayılı dosyası, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/458 E. Sayılı dosyasının celbini talep ettiklerini, Müterafik kusur oranları hesaplanmadan hesap yapılmasının hatalı olup kabul edilemez olduğunu, kusur oranlarına ilişkin itirazlar sonucu müterafik kusur oranları doğrultusunda zarar hesaplaması gerektiğini, Raporların bu yönüyle dahi kendi içerisinde çelişkili hal aldığını, bankanın hukuka aykırı eylemlerinin aslında kısmen de olsa raporlarda tespit edilmiş olmasına rağmen, bankaya herhangi bir kusur atfedilmemesinin kendilerince kabul edilemez olduğunu, Kendi içerisinde dahi çelişkili kök ve ek raporlar ile kusur oranlarının doğru şekilde tespit edilmediğini, işbu raporlara istinaden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması ve kaldırılması ile yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi için istinaf yoluna başvuru zorunluluğu doğduğunu, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ve kaldırılmasına, dosyanın görevli Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, aksi halde yeniden yargılama yapılarak, yeni bir heyet kurularak bilirkişi incelemesi yapılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında akdedilen Türev Araçları Alım Satım Aracılık Çerçeve Sözleşmesi, Opsiyonlu Çerçeve Sözleşmesi ve bağlı sözleşmeler ile SPK mevzuatı çerçevesinde, davalı bankanın haksız ve usulsüz işlemleriyle gerçekleştirilen opsiyon işlemleri sonucunda uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili kendisi tarafından davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasına rağmen iş bu yargılamada Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğunu ileri sürülmüş ise de, somut uyuşmazlıkta, davacının banka ile türev işlemler yapmak üzere opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmeleri  imzalayarak özel bankacılık hizmetinden faydalandığı, davacının bu hizmeti davalıdan finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacı ve işlemin limiti dikkate alındığında, davacının tüketici sayılmasının mümkün olmadığı, davacının bu yatırım işlemlerini yaparken tüketici olarak değil ticari amaçla hareket ettiğinin kabulünün gerektiği ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmakla, davacının göreve ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davalı bankanın davacı ve kendi adına işlem yapması için vekalet verdiği vekilinin bilgi ve talimatı olmadan işlem yaptığını, açığa imza almak suretiyle rehin sözleşmelerinin sonradan doldurulduğunu, davalı banka ile davacı adına hareket eden vekil ...'in iş birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zarara uğrattıklarını, işlem sonuç formlarının hile ile imzalattırıldığını, davacı adına hareket eden vekil ve banka çalışanlarının dava konusu işlemleri yapma lisanslarının bulunmadığını, Mahkemece bu hususlar dikkate alınmaksızın düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının ve davalı bankanın usulsüz işlemelerini ortaya koyan tanık beyanlarına itibar edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından ileri sürülen bu istinaf sebepleri dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesi ve beyan dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi kök ve ek raporları ile Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir.Davacı tarafından dava konusu işlemlerin yapılması için dava dışı ...'e vekalet verildiği, davacı ile davalı banka arasında vekili aracılığı ile Özel Bankacılık Hizmet sözleşmesi, Genel Kredi Sözleşmesi, Türev İşlemleri Alım Satım Araclık çerçeve Sözleşmesi, Opsiyonlu Döviz Mevzuati ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi, Yatırım Hesabı Menkul Rehin Sözleşmesi, Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi, Genel Krediler Taahütnamesi, ... İşlemleri Risk Bildirim Formu, Türev Araçlar Risk Bildirim formunun imzalandığı, sözleşmelerin ilgili maddeleri ve risk bildirim formlarına göre davalı tarafından olası risklere ilişkin yeterli bilgilendirme yapıldığı, davacının bu işlemler nedeniyle kar elde edebileceği gibi zarar da edebileceği, anaparayı kaybedebileceği, kur riski olduğunun açıklandığı, söz konusu sözleşmelerin vekaletname tarihinden sonra imzalandığı, işlem sonuç formlarının da vekil tarafından imzalandığı, davacı adına yapılan tüm işlemlerin vekilinin bilgisi ve talimatıyla yapıldığı, davacı tarafından dava ve istinaf dilekçesinde belirtilen bir kaç işlem sonuç formunun daha sonra imzalatıldığı ileri sürülmüş ise de sözlü talimat ile yapılan işlemlerin sonradan itiraz edilmeksizin imzalanmak suretiyle de onay verildiği, davacı tarafından Rehin Sözleşmeleri ve Opsiyon İşlem Sonuç Formları’nın bazılarına hileli bir şekilde açığa imza atılmak suretiyle boş alındığını ve miktar kısmının sonradan davacının iradesine aykırı doldurulduğu ileri sürülmüş ise de söz konusu belgelerin davacının iradesine aykırı olarak doldurulduğunun ve hileli bir şekilde imzalatıldığının, ayrıca davacının bizzat vekili olarak tayin ettiği, söz konusu işlemlerde uzman olduğu anlaşılan vekili ile banka çalışanlarının birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiğinin ispat edilemediği gibi incelenen ses kayıtlarında da bu sonuca götürecek bir verinin çıkarılamadığı, davacı tarafından vekilin ve banka çalışanlarının dava konusu işlemleri yapma uzmanlığının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, vekilin bizzat davacı tarafından verilen vekaletname ile görevlendirildiği ve kendisine aylık ücret ödendiği, ses kayıtları ve vekilin tanık olarak alınan beyanında söz konusu işlemlerde uzman olduğunun anlaşıldığı, bunun yanında davacının vekili aracılığı ile davalı banka nezdinde 2011-2013 yılları arasında 11 adet DCD ve 70 adet opsiyon işlemi olmak üzere 81 defa işlem yaptığı ve vekil tarafından 81 adet  işlem sonuç formunun itirazsız olarak imzalandığı ve bunlara ilişkin davacı tarafından da herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, bu süreçte davacının kar ettiği işlemlere ilişkin vekilin ve banka çalışanının ehil olmadığına ve bilgilendirilmediğine, banka tarafından hileli işlem yapıldığına ilişkin bir itiraz da ileri sürülmediği, bu kadar zaman ve işleme ilişkin davacının bilgisinin bulunmamasının mümkün olmadığı, davacının vekili aracılığı ile bilgisi, talimatı ve rızası dahilinde yapılan işlemlerden dolayı zarar tahsili talebinde bulunmasının yasal olmadığı gibi dürüstlük kuralına da aykırı olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi ve davacı adına hareket ederek tüm işlemlerde bilgisi, talimatı ve imzası bulunan ve bu konuda son derece uzman olan vekil ile banka ile arasında husumet bulunan banka çalışanının kendi yaptıkları işlemler aleyhine vermiş oldukları beyanlarına ses kayıtları ve yazılı belgeler karşısında itibar edilmemesi de yerinde olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.     <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3 Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c38b89439754c0fd","SID":"fe6877f86fef7344"}}