{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/185 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1237<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/639 Esas 2022/794 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 19.09.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.09.2025<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.11.2022 tarih 2021/639 Esas 2022/794 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı ... Kooperatifinin 2003 yılında kurulduğunu, ana taşınmaz üzerine 90 adet daire 16 adet dublex mesken yapılması için sözleşme yaptığını, 27 daire ve 3 dubleksin arsa sahibine bırakıldığını, kooperatifin 41 üyesi olduğunu, müvekkilinin 2006 yılında kooperatife üye olduğunu, 2006-2007 yıllarında ödemeler yaptığını, kooperatifin ilerlemediğini, iflas ettiğini duyduğunu, 18 yıl geçmiş olmasına rağmen hala tasfiye olmadığını, müvekkili dışında tüm üyelere gayrimenkullerini teslim ettiğini ancak tapularını teslim edemediğini, müvekkilinin 2010-2014 döneminde zor dönemler geçirdiğini bu sürede kooperatif genel kurul kararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, 2019 yılında yapılan icra takibi üzerine konuyu araştırdığını, kooperatifin bittiğini, 2011-2012 yıllarında taşınmazların teslim edildiğini, bir kısmına tapularının da teslim edildiğini öğrendiğini, bunun üzerine davalı kooperatife ihtarname çekilerek müvekkiline çıkan taşınmazın teslimini, taşınmazın bulunmaması halinde yaptığı ödemelerin diğer üyelerin yaptığı ödemeler ile oranlanarak bağımsız bölümlerin bu günkü değerinin bu orana göre hesaplanarak ödenmesini, yine taşınmazın teslim edilmemesi nedeni ile gelir kayıplarının ödenmesini talep ettiğini, ancak ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, 1163 sayılı yasaya göre tüm kooperatif üyelerinin eşit olması gerektiğini, diğer üyelerin taşınmazlarını aldıklarını ve 10 yıldır oturduklarını müvekkilinin 10 yıllık gelir kaybına uğradığını, şifai olarak müvekkiline daire verilemeyeceğinin söylendiğini, kooperatif tarafından Menemen 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/595 E sayılı  tapu iptal davasında sadece 16 üyenin daireleri belirtilerek dava açıldığını, kooperatifin sorunlarının halen devam ettiğini ancak buna karşın tasfiye sürecini başlattığını beyanla müvekkili için kurada belirlenen bağımsız bölüm bilgilerinin ve bu bağımsız bölümün müvekkiline tapu devri için gereken ödemenin belirlenerek taraflarınca depo edilmesi ile müvekkiline ait bağımsız bölümün teslimini ve tapusunun devrine, böyle bir bağımsız bölümün bulunmaması durumunda müvekkilinin yaptığı ödemenin diğer üyelerin yaptığı ödemelerle oranlanarak, bağımsız bölümlerin dava tarihindeki değerlerinin bu orana göre hesaplanması ve dava tarihinden başlayacak faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, kooperatif üyeleri arasında eşitlik olması gerektiğinden bahisle müvekkiline teslim edilmeyen bağımsız bölüme ilişkin 10 yıllık gelir kaybının faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının kooperatif üyelerinden olduğunu, davacının kooperatifin sorumluluklarını yerine getiremeyeceğini düşünerek kooperatifin müteahhitliğini üstlenen .... Şti. ile anlaşarak, bu firma tarafından inşa edilen başkaca bir taşınmaz satın aldığını, davacının yapmış olduğu ödemelerin söz konusu firmadan satın aldığı daire fiyatından düşüldüğünü düşündüklerini, davacının da beyan ettiğin üzere ortakların hak ve vecibelerde eşit olduğunu, davacının 2007 yılından sonra hiçbir ödeme yapmamakla diğer ortakların sahibi olduğu haklara eşit olarak sahip olmadığını, yapmış olduğu ödemeler kapsamında herhangi bir tazminat hakkına sahip olmadığını, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatife karşı akçalı yükümlülüklerini eksik olarak yerinde getirmediği, adlarına taşınmaz tescil edilen ve teslim edilen diğer üyeler ile akçalı yükümlülükler bakımından aynı konumda olmadığı gibi davalı kooperatif uhdesinde herhangi bir taşınmazın kalmadığı, tüm bağımsız bölümlerin üyeler arasında dağıtıldığı anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine, ödemeler ve taşınmaz değerlerinin oranlanması ile tespit edilen tazminat yönünden davasının kabulüne, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden tapu iptal tescil talebi olmadığından ve doğal sonucu olarak da kira kaybı tazminatı da talep edemeyeceğinden bu yöndeki talebinin de reddine ve açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının bakiye miktarın depo edilerek tapu tescil ve iptale yönelik davasının reddine, 154.794,37-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kira kaybı alacağına yönelik davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kira kaybı yönünden mahkemece yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığını belirterek hükmün bu yönden istinaf edildiği, davalı kooperatifin iflas yada tasfiye durumunun söz konusu olmadığı, kooperatif üyelerinden 24'ünün tapusunun aldığı 16'sının halen tapusunun almadığı, kooperatif tarafından bahsedilen aidatların tahsilatı yönünden davacıya gönderilen herhangi bir ihtarın bulunmadığı, davacının aidat ödememesi diye bir durum söz konusu olmadığından eksik ödeme nedeniyle davanın reddinin yanlış olduğu, kooperatif üyeleri arasında  eşitliğin sağlanması gerektiği, diğer üyelerin hepsinin 10 yıldır dairelerinde oturduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıylla davacının kendi kusuruyla eksik ödeme yaptığı kabul edilse dahi normal ödemelerini gerçekleştiren bir ortağın kooperatiften sağladığı yararlanmanın hala kooperatif üyesi olan davacının da ödeme yaptığı oranda sağlanması gerektiği, 2007 tarihindeki kura tutanağında davacının unutulduğu o dönemde tüm üyelerin kuraya katıldığı ve belirlendiği, kusurun kooperatife ait olduğu belirtilerek hükmün 3 nolu bendinde kurulan kira kaybı alacağına yönelik davanın reddinin yerinde olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili, davacının üyeliği Kooperatifler Kanunu'n 27.maddesine göre kendiliğinden düştüğü, bu kapsamda 17.madde çerçevesinde davacı yönünden işlem yapılması gerektiği, kooperatif ortaklığından çıkarılmış sayılan davacı tarafın ortaklığın sona ermiş olmakla birlikte hak ve alacağı çıkarılmış sayıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacağı, davacının talep ettiği parayı zaten müteahhit şirketten aldığı daire fiyatından düşürülmesiyle birlikte talep ettiği alacağın da zamanaşımına uğradığını, bu sebeple tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddi yerine kısmen kabulü yönünden karar verilmesinin hatalı olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminatın paranın alım gücüne oranlanarak tespit edilmesinin gerektiği, bunun için kazandırılan daha evvelki raporlar arası çelişkinin giderilmesi ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması yönünden altın, döviz, faiz, enflasyon....vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamaların alınması gerekirken yalnızca dava konusu taşınmazın güncel değeri üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle belirlenen rapora dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek mahkemece verilen kabul yönündeki kararın yerinde olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili ve kira kaybı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tÖncelikle şu hususa değinilmekte fayda vardır; kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden davalı yanın bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay 23. HD'nin 2014/2533 esas ve 2015/1924 karar sayılı ilamı)<br>\tHer ne kadar davalı yanca davacının üyeliğinin Kooperatifler Kanunu 27.madde çerçevesinde düştüğü belirtilmiş ise de, dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere göre davacı üyeliğinin düştüğünden bahsedilemeyeceği değerlendirilerek bu yönden de davalı yanın istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>\tKonut tahsisine yönelik kazandırılan bilgi ve belgelere göre 2007 yılında yapıldığı anlaşılan kura çekimi neticesi davacı yana konut tahsisi yapılıp yapılmadığının anlaşılmasına yönelik kazandırılan delillerde bu tahsisin yapıldığına dair bir bilgi bildirilmemekle birlikte bu yönde bir tahsisin yapıldığının davalı yanca da beyan edilmediği gibi davacı yanca hüküm kira kaybından dolayı istinaf edildiğinden ayrıca açıklanan husus kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekli görülmeyerek kayıtlar nezdinde hale üye olan davacıya konut tahsisi yönünde bir karar alınmadığı kabul edilmiştir.<br>\tSomut olayda, davacının davalı kooperatife yönetim kurulunun 10.01.2006 tarih ve 64 sayılı kararı ile ortaklığa kabul edilerek üye olduğu, sunulan genel kurul toplantı tutanaklarına dair hazirun cetvellerinde davacı ismi yer almamakla birlikte ortaklıktan çıkarılmasına yönelik alınan bir kararın olmadığı, kooperatif kayıtlarına göre halen ortaklık sıfatına haiz olduğu, davalı yanca üstlenilen yükümlülük kapsamında üyelerine ilişkin konut teslimine dair kuraların inşaat devam eder iken 2007 tarihinde çekildiği, devamında inşaatların tamamlanması ile hak sahiplerine teslim yapılmakla birlikte davacıya yapılan konut tahsis ve tesliminin olmadığı, davacının davalı kooperatife toplamda 23.500,00 TL tutarında olmasına karşın davacı ile aynı tarihte davalı ortaklığa giren emsal ortakları göz önünde alındığından yapılması gereken ödemenin 60.000,00 TL olduğu, her ne kadar borca ilişkin davacı tarafça herhangi bir bilgi yada belge verilmediği belirtilmiş ise de, kooperatif ortaklığını davacı tarafından da kendisine davet yapılmaksızın takip edilmesi gerektiği, bu nedenle davacı yanca diğer olması gerekenden düşük tutarda ödeme yapıldığı, kaldı ki ödenmeyen aidat sebebiyle taraflar arasında Karşıyaka ATM'nin 2020/518 Esas ve 2021/511 Karar sayılı kesin nitelikteki itirazın iptali davasında 2018 tarihli GK'da kasım sonuna kadar ek bir aidat ödemesi kararına davacının uymaması sebebiyle kesin nitelikte olmak üzere aleyhine hüküm kurulmuş olduğu, dava konusu uyuşmazlıklar yönünden emsal nitelikte içtihatların alındığı Yargıtay 23. Hukuk Dairesince, ödeme yapmayan ortağın tapu iptal talebinde bulunamayacağı gibi, kira alacağı talebinde de bulunamayacağı belirtilmekle birlikte dairenin karalarında belirtilen formüle göre konut tahsis edilmeyen ortak için kooperatif tarafından ödeme yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Bugüne kadar ödeme yapmayan ortakların, tapu iptal ve  kira alacağı talebinde bulunmayacağı, hatta manevi tazminat istenemeyeceği yönündeki yerleşik içtihatlarında bir değişiklik olmamıştır. Bu durumda, en son 18.01.2007 yılında ödeme yapan davacının ortaklıktan kaynaklı borcunu yerine getirmemesi nedeniyle, tapu iptal ve buna bağlı kira alacağı taleplerinin reddine karar verilerek davacı ödemesinin az önce bahsedilen formül kapsamında davacıya verilmesine yönelik değerlendirme doğru olup, davalı vekilinin bu yönden istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tDavalı yanca ileri sürülen bir diğer istinaf sebebi olan ödemenin yerinde olmadığına dair isteminin incelenmesi neticesinde, mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 11.03.2022 tarihli raporda davacı tarafça yapılan ödeme miktarının ve bu miktarın dava tarihi itibariyle güncel değerinin belirlendiği gibi emsal nitelikteki diğer ortaklar tarafından yapılması gereken ödeme ile bu ödemenin dava tarihi itibariyle güncel değerinin belirlenmesine yönelik hesaplamalarının yerinde olduğu, bununla birlikte 23.05.2022 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi tarafından sunulan raporda yapılan hesaplamaların Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin konuya ilişkin örnek kararlarında belirtilen formül üzerinden yola çıkılarak yapıldığı, ek raporda ise yapılan bu hesaplamaya dair itirazların reddi yönündeki değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla daire tarafından uygulanan yönteme ve emsal kararlara uygun bulunmakla birlikte davalı yanca bir başka taşınmazın alınması sebebiyle davacının ödemesinin o taşınmaz bedelinden düşülerek suretiyle aldığı yönündeki beyanın işbu dava dosyasında dinlenmesi mümkün olmadığı gibi bu anlamda yemin delilinin de ikmal edildiği göz önüne alındığında hesaplamaya dahil edilmemesi durumun da yerinde olduğu kabul edilerek bu yönden de davalının istinaf isteminin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 10.574,00-TL'den peşin alınan 2.643,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 7.930,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>...<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9685366eefee20fc","SID":"8ed4004c816810dd"}}