{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2180 <br>KARAR NO: 2025/1468<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 25/03/2022<br>NUMARASI: 2018/487 Esas - 2022/274 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 24/09/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Sigorta şirketine ... Trafik poliçesiyle sigortalı, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, 01.10.2017 tarihinde asli kusurlu olarak yaya konumunda bulunan müvekkiline çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kazada, müvekkili ... yaralandığı ve sürekli sakat kaldığı, davalı sigorta şirketi tarafından usulüne uygun müracaata rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak herhangi bir ödeme yapılmadığı, müvekkilin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik, müvekkili ... için geçici iş göremezlik tazminatı olarak 500,00 TL, geçici bakım gideri tazminatı olarak 500,00 TL ve Sürekli Sakatlık tazminatı olarak 2.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL tazminatın (davalı sigorta şirketi azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket tarafından... poliçesi  ile sigortalanan ... plakalı aracın 01.10.2017 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, müvekkili şirket sigortalısının kusursuz olduğunu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/40408 Soruşturma nolu dosya için hazırlanan bilirkişi raporundan da  görüleceği üzere davacının kusurlu bulunduğunu, davacının sürekli iş görmezlik ve geçici iş görmezlik talepleri, davacının da kusurlu olması sebebiyle reddedilmesi ya da müvekkil şirket sigortalısının kusuru olması halinde, müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında tazminat belirlenmesini, huzurdaki dava kısmi dava olduğundan, davanın kısmi dava hükümlerine göre karara bağlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"davanın kabulü ile 57.180,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.113,41-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 500,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 62.793,87-TL tazminatın 04/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın trafik kazasından kaynaklanan bir haksız fiil isnadından doğduğu için görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, kazadaki kusur oranlarına itirazları söz konusu olup kazadaki kusur durumunun ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesi gerektiğini, kaza ve poliçe tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından kullanılan yaşam tablosu ve formüller, maluliyet oranı hatalı olduğundan hatalı  ve fazla hesaplama yapıldığını, huzurdaki dava bakımından dava şartı mahiyetindeki sigortacıya başvuru usulü yerine getirilmemiş olup davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, tedavi masrafları ve bu kapsamda değerlendirilen geçici iş göremezlik tazminatları ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve kazanç kaybı tazminat talebi bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, müterafik kusurunun varlığı halinde davacı lehine hükmedilecek tazminattan  müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini, davacının var olduğunu iddia ettiği maluliyet sebebiyle SGK’dan herhangi bir ödeme alınıp alınmadığı, kendisine maaş bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı giderleri, trafik sigortası genel şartları uyarınca maluliyet oranına göre belirlenmesi gerektiğini, şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, sigorta şirketine usulünce yapılan bir başvuru olmadığından faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken sigortaya başvurudan 8 iş günü sonrasından itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporuna göre dava dışı sürücünün  % 85 , davacı yayanın ise % 15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/418 Esas 2019/416 Karar sayılı dosyasına sunulan  bilirkişi raporuna göre sürücü nün asli derecede, davacı yayanın kusurunun olmadığının tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Kazaya ilişkin davacının müterafik kusuruna ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının;Eldeki davada davalı zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketidir. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Davacı  zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak davalı sigorta şirketinden tazminat talep etmektedir. Bu durumda dava TTK'da düzelenmiş olan sigorta hukukuna dayandığından açılan dava TTK' nın 4/1. maddesine göre mutlak ticari dava olup ihtilafın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/03/2017 gün ve 2014/19001E. - 2017/3223K. sayılı; 30/03/2017 gün ve 2015/5763E. - 2017/3414K. sayılı; yine 21/03/2017 gün  2014/20096 E. - 2017/3049K. sayılı kararları). Bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinden  sorumluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları). Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı Sigorta Şirketine başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerektiğinden başvuru yapılmadığına; 26/03/2018 tarihli başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı temerrüde düşmüş olacağından faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olmasına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Somut uyuşmazlıkta trafik kazası 01/10/2017 tarihinde gerçekleşmiş, davacı  yaralanmıştır. Eylem için (TCK'nın 89/1.maddesi) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Eldeki dava 01/06/2018 tarihinde açıldığına göre zamanaşımı süresi dolmadığından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusu da yerinde değildir.Mahkemece yargılama sırasında SGK'ya yazılan müzekkere cevabına göre davacıya  rücuya tabi ödeme yapılmadığının tespit edilmesi nedeniyle aksi yöndeki  istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince ATK 2. İhtisas Dairesi'nden aldırılan 18/06/2019 tarihli ATK raporunda özetle; \"...’ın 01/10/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: E cetveline göre %7,1  oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 01/10/2017 tarihinden itibaren 4  aya kadar uzayabileceği\" belirtilmiştir.  ATK 2. İhtisas Dairesi'nden aldırılan 23/10/20219 tarihli ATK raporunda özetle;\"...’ın Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’e göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının % 3 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren  4 aya kadar uzayabileceği\" belirtilmiştir.Somut uyuşmazlıkta  ATK 2. İhtisas Dairesi'nin 23/10/20219 tarihli kaza tarihi olan 01/10/2017 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan  Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ve davacı için %3 oranında maluliyet belirleyen maluliyet raporunun hükme esas alınması gerekmektedir. Mahkemece de gerekçeli kararda  23/10/2019 tarihli ATK raporunun denetime elverişli olduğu belirtilmesine rağmen davacının %7,1 maluliyet oranı üzerinden tazminat hesabı yapılan  14/06/2021 tarihli aktüerya  bilirkişi ek raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Somut olayda; davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan  ek rapor alınması, bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde, aktüerya uzmanından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporu alınmaksızın geçici bakıcı giderine hükmedilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur (Benzer yönde Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin 15/10/2018 tarih, 2015/17264 E.ve 2018/9039 K.sayılı kararı).O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; - Bakıcı gideri tazminatı yönünden; davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan  ek rapor alınması, bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde aktüerya uzmanından ek rapor alınması,- Sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ; 14/06/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna davacının itirazı ve istinafı olmaması nedeni ile usuli kazanılmış haklar gözetilerek 14/06/2021 tarihli bilirkişi raporu tarihindeki verilere göre davanın %3 maluliyet oranı üzerinden  hesaplama yapılması için  aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve  usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9fc6bd1b663e400e","SID":"d0d44a284c44cc8e"}}