{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/175 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1236<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/673 Esas 2022/654 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Rekabet Etmeme Yasağından Kaynaklı Maddi - Manevi \tTazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 19.09.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.09.2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.11.2022 tarih ve 2022/673 Esas 2022/654 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili,  Davalı ...'un, müvekkili şirket bünyesinde 06.01.2016 tarihinden 08.10.2021 tarihine kadar “Dış Ticaret Meslek Elemanı” pozisyonunda; diğer davalı ... ise 04.01.2016 tarihinden 12.12.2021 tarihine kadar, “Muhasebeci” pozisyonunda çalıştığını, işçilerin çalışma dönemi içerisinde olduğu gibi sonrasında da müvekkil şirkete karşı rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüğü, Türk Borçlar Kanunu ilgili hükümleri uyarınca devam ettiğini, buna rağmen müvekkili şirket tarafından, davalı işçilerin bu yükümlülüklerine aykırı davranışlarda bulunduğu tespit edildiğini, Müvekkili şirket bünyesinde uzun süre çalışmış olan işçiler ... ve ..., işten ayrılmalarından kısa bir süre sonra, müvekkili şirket ile aynı sektörde rakip firma olarak faaliyet gösteren \".... Şti.\" bünyesinde yasal veya yasadışı olarak çalışmaya başladıklarını,  davalı işçilerin, müvekkil şirketin pek çok üretim ve ticari sırlarına vakıf olup, .... Şti. bünyesinde çalışmaya başlayarak sadakat ve rekabet etmeme yükümlülüklerine aykırı olmak üzere bu bilgileri, müvekkili maddi ve manevi zarara uğratmak maksadıyla rakip firmayla paylaştıklarını, Davacı şirketin organik tarım ürünleri sektöründe, özellikle kuru incir üretimi, ithalatı ve ihracatı alanlarında sektörün ileri gelen firmalarından olup uluslararası müşteri portföyüne sahip olduğunu, bu şirketlerden biri olan Avusturya menşeili \"....\" isimli firma ile müvekkil şirketin, 2021 senesinin temmuz ayında 5 tır hacminde taze incir kesme, kurutma ve ihracatı üzerine anlaşma yaptığını, bahsi geçen firma tarafından verilen bu siparişin akabinde işçi ... tarafından, \"Siz bu işi yapamazsınız, .... firması çalışanı... .. bana çok güveniyor, ben onun Türkiye'deki en güvendiği iş partneriyim, ben dışarıda başka firmalara yaptırırım bu işi bırakın, yapmayın.\" demek suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil eden beyanlarda bulunduğunu, Davalı ...'un bu beyanlarından 2 ay sonra, 5 tır büyüklüğündeki kuru incir siparişini bir anda iptal edildiğini, 1 ay içerisinde ... elle tutulur bir sebep olmaksızın işten ayrılmak istediğini, İşten ayrılmasının hemen akabinde ise, diğer davalı ... de işten ayrıldığını,  birlikte rakip şirket ... Şti.'de çalışmaya başladıklarını, İşçiler ... ve ...'in müvekkil şirketten ayrılarak .... Şti. bünyesinde çalışmaya başladıktan sonra...firması tarafından iptal edilen 5 tırlık kuru incir siparişi .... . firmasına verildiğini, davalıların hukuka aykırı eylemleri neticesinde müvekkilinin zarar tutarı yaklaşık 1.000.000,00 Euro olduğunu, yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda müvekkili şirket tarafından tespit edilen, rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüklerine aykırı eylemler neticesinde müvekkil şirket telafisi zor maddi ve manevi zarara uğradığını, iş akdi devam ederken taraflar arasında mevcut iş sözleşmesi, iş akdi sonrasında ise hakkaniyet gereğince davalılar tarafından müvekkil şirket zararına haksız olarak gerçekleştirilen rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüklerine aykırı eylemler neticesinde doğan yaklaşık 1.000,00 TL maddi (bilirkişi incelemesi neticesinde net zarar sabit olacaktır.) ve her bir davalıdan ayrı ayrı talep edilmek üzere 50.000,00 TL manevi zararın (toplamda 100.000,00 TL) giderilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında ne yazılı ne de sözlü rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, işçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermediğini, Müvekkilinin davacıya ait işyerinde 06.01.2016 tarihinde Dış ticaret departmanın da satış ve pazarlamacı olarak işe başladığını, davacıya ait iş yerinde işe başlamadan önce, Türkiye de eğitimini tamamladıktan sonra yabancı dil için İngiltere de hem çalışmış hem de yüksek lisansını tamamlamış  toplamda 4 yıl kaldığını, müvekkili yurt dışı eğitimini tamamladıktan sonra ...A.Ş de dış ticaret departmanın da işe başladığını ve 3 yıl boyunca Çin Halk Cumhuriyeti satın alma sorumlusu olarak çalıştığını, ayrıca orta düzeyde Çince konuşabildiğini, toplamda 7 yıl yurt dışı tecrübesine sahip olduğunu, sonrasında  06.01.2016 tarihinde davacıya ait firmada  işe başladığını, ancak 08.10.2021 tarihinde müvekkilin işine işveren tarafından son verildiğini, miştir. Davacı firma  sahibi ... 2021 yılı Ekim ayı başında davacı firma çalışanı olmayan .... ile beraber yurt dışına müşteri firmaları ziyarete gittiğinde müşteri firma yetkililerine davalı  ...’u işten çıkarıp yerine .... yı işe alacağını beyan ettiğini, Davacı .... yabancı firma yetkililerine bundan sonra davalı ... ile görüşmeyi kesip .... ile görüşmelerini istediğini, davacının bu söylemleri üzerine yurt dışı müşteri yetkilileri müvekkile “...Ltd den  ayrılıyor musun senin patron .... bize söyledi” diye aradıklarını bilgi verdiklerini, Müvekkili de  müşterilere, iyi niyetli olarak “İşten ayrılmadığını  bir yanlış anlaşılma olabileceğini, işinin başında olduğunu ayrıca siparişlerin ve yüklemelerin de yolunda olduğunu ve kendilerinin bu konuda sakin kalmalarını söylediğini, Ancak bunun öncesinde zaten müvekkilin bilgisi dışında davacı firmaya dış ticaret pozisyonu için CV lerin geldiğini ve ....ile iş görüşme  yapıldığı bilgisini müvekkil almış ve görüşmenin yapıldığı gün müvekkil şahit oldum akabinde müvekkilin çalıştığı  pozisyon için.. .. ile anlaşmışlar ve  ... işe başladıklarını, Davacı şirket sahibi .... yurt dışına gidip müşterilere davalıyı işten çıkaracağını söyledikten sonra Türkiye’ye geri dönmüş sonra müvekkilin, ....’ın konuşmasını beklemesine rağmen müvekkil ile işten çıkarma hususunda konuşmadıklarını,  Müvekkili iki gün bekledikten sonra davacı şirket sahibi ....ile kendisi ile görüşmek istediğini, görüşme  esnasında Yurt dışında müşterilere ...’u işten çıkaracağını söylediklerinden faklı olarak müvekkile “.... sana yardımcı aldık ve işleri ....Hanım’a öğretmeni istiyoruz dediklerini, Müvekkil de “ Siz  zaten beni işten çıkartacağınızı müşterilere belirtmişiniz, benim yıllar süren eğitim hayatımda yaptığım kazanım ve tecrübelerimi herhangi bir kişiye aktarma yükümlülüğüm olmadığını söylemiş” akabinde de davacı şirket sahibi .... müvekkili işten çıkardığını, müvekkilin davacı tarafından işten çıkarıldığına dair sigorta kayıtları mevcut olduğunu, müvekkilin işine son verirken sadece kıdem tazminatını ödediklerini, diğer işçilik alacaklarını müvekkilin talep etmesine rağmen ödemediklerini,   müvekkilinin mevcut iş yeri olan .... Şti  müvekkil ile çalışmaya başladığını, davacı şirketi ekonomik zarara uğratması söz konusu olmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. Maddesinde yer alan müvekkil aleyhine koşulları oluşmadığını, davacı ile müvekkil arasında ne yazılı ne de sözlü rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, işçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermediğini, müvekkili aleyhine açılan davanın öncelikle usulden reddine usulden red olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dile getirilen iddialar hem maddi gerçeğe hem de hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği şekilde müvekkil Muhasebeci pozisyonunda işe alındığını, sonrasında müvekkilin rızası hilafına servis şoförlüğü de dahil çeşitli işlerde çalıştırıldığını, Çalışma hayatı boyunca da sık sık mobinge maruz kaldığını, patronları tarafından insan onuruna yaraşmayacak sözler duyduğunu, bununla birlikte son dönemde muhasebe servisine .... isimli yeni bir personel alınarak, işleri bu yeni personele öğretmesi istenildiğini, müvekkili bu yeni personele de yardımcı olduğunu, bildiklerini öğrettiğini, sonrasında yeni alınan personelin, aslında kendisi yerine işe alındığı yönünde duyumlar alması ile birlikte zaten huzursuz olan iş ortamından ayrılmak istediğini, bu şekilde Aydın 4. Noterliği'nin 06.12.2021 tarih ve 13117 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile işverene çekmiş olduğu ihtar ile işten ayrıldığını, hatta taraflar arasında Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2021/342537 nolu dosyasında ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlenerek karşılıklı olarak alacaklar konusunda anlaşmaya varıldığını,  O dönemde haksız rekabet yönünde böyle bir iddia da ortaya atılmadığını, Nitekim işveren tarafından da 12.12.2021 tarihinde müvekkilin 14 kodu ile işten çıkışı yapıldığını, 18.01.2022 tarihinde ..  Ltd ile görüşerek işe başladığını, Davacı taraf, her ne kadar müvekkili ve diğer davalının yasadışı olarak çalıştığını iddia etmiş ise de bu yasadışılık olgusunu açıklaması gerektiğini, Müvekkili diğer firmada işe girdikten sonra, davacı şirket tarafından müvekkil telefonla farklı numaralardan aranarak, pek çok kez baskı yapıldığını, yeni işini bırakıp eski işine dönmesi için telkinlerde bulunulduğunu, müvekkikli eski işine dönmeyeceğini belirttiğini, Davacı tarafın şirket olduğunu, tüzel kişi olduğunu, rekabete aykırı davranılmış olmasının tüzel kişiliği üzdüğü iddiası ile manevi tazminat talep ettiğini,  bu tarz iddialar ile tüzel kişilik açısından manevi tazminat talep edilebilmesi mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalılar arasındaki iş sözleşmesi ile rekabet etmeme yasağının düzenlenmediği gibi, davalılar tarafından yazılı olarak  rekabet etmemeye ilişkin  üstlenme de bulunmadığından, davacı yanca iş akdinin sona ermesinden sonra rekabet etmeme ve sadakat yükümülüklerine aykırı davranıldığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, işçilerin çalışma dönemi içerisinde olduğu gibi sonrasında da davacıya karşı rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarının devam ettiği, davacı bünyesinde uzun süre çalışan davalıların işten ayrılmasından kısa bir süre sonra davacıyla aynı sektörde rakip firma olarak gösterilen .... Şti. bünyesinde yasal veya yasa dışı (davacı şirketten ayrılmadan önce de bu şirket ile iletişim halinde olduğu davacı tarafından tahmin edildiği) olarak çalışmaya başladığı, davalıların davacının pek çok üretim ve ticari sırlarına vakıf olduğu, davacıyı maddi ve manevi zarara uğratmak maksatlı bunların dava dışı rakip firmayla paylaşıldığı, deliller dahi toplanmaksızın usul ve yasaya aykırı red kararı verildiği, bu durumun hak arama hürriyeti ile hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, davacının organik tarım ürünleri sektöründe kuru incir üretimi ithalatı ve ihracatı alanında sektörün ileri gelen firmalarından olmakla birlikte davalıların iş sözleşmesi devam ederken Avusturya menşeili firma ile 2021 yılının Temmuz ayında beş tır hacminde ticaret sebebiyle kurulan ilişkinin davalı ... tarafından verilen beyan ile sona erdiği, bu durumun sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğu, yurt dışı firma tarafından iki ay sonra siparişin iptal edildiği, sonra davalı ...'in rakip firmaya geçtiği ve akabinde daha evvelden davacı ile anlaşan yurt dışı firmasının bu sefer davalıların yeni geçtiği firma ile beş tırlık aynı konuda ticari münasebet kurduğu, bunun yanında davalılar tarafından müvekkilinin ticari sırlarının açığa çıkarıldığı, özel bir üretim tekniğinin rakip firma bünyesinde kullanıldığı, dolayısıyla rakip firmalarla üretim ve ticari sırrın paylaşıldığı, bu sırdan yalnızca bir kısım çalışanların haber olmakla birlikte bu çalışanlardan ikisinin davalılar olduğu, zira .... işten ayrılmadan önce cep telefonu ile makine çalışırken videolarını çektiği ve teknik bilgilerini aldığı, davalı ...'in ise alım satım işlerinden pozisyonu gereği haberdar olup fiyatlama konusunda bilgi sahibi olduğu, davalıların eylemlerinin haksız rekabet ortamı yarattığı, davacı tarafından Aydın ATM'nin 2022/283 Esas sayılı dosyası üzerinden davalıların geçtiği rakip firma olan .... Şti. aleyhine dava ikame edildiği, birleştirme talep edildiği, az önce bahsedilen yurt dışı firmanın davacıya sipariş vermesinin sebebinin ... Paketleme ve Bakımlama Makinesi ile yaptığı üretimin özel bir üretim olması 6098 Sayılı Yasa'nın 444.maddesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüğünün devam ettiği, iş akdi devam ederken sadakat borcu gereği rekabet yasağı olduğundan ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek olmadığı, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da elbette ki sır saklama yükümlülüğünün devam ettiği, bu nedenle de uğradığı zararın davalılarca tazmin edilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGÖRÜŞ : Dava, sadakat yükümlülüğü ile rekabet yasağına aykırı eylemlerden kaynaklı açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı yan tarafından sunulan dava dilekçesi ile 6098 sayılı yasa kapsamında bir takım açıklamalar yapılmakla birlikte davalı eylemlerinin rekabete aykırılık durumunu oluşturduğu ve bu sebeple maddi ve manevi tazminat talep edildiği, yargılama aşamasındaki yazılı beyanlarda da haksız rekabet yönünden bir takım hususların belirtildiği, sunulan istinaf dilekçesinde ise davanın haksız rekabetten kaynakla tazminat davası olarak belirtilmekle birlikte davacının dava şirkete açtığı başka bir davadan bahsedilerek konuların aynı olduğundan söz edilmesi nedeniyle esasında yargılamanın başlangıcında tereddütün giderilmesine yönelik davacı yandan aydınlatma yükümlüğü çerçevesinde açıklama yapılmasının istenilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda İDM tarafından öncelikle açılı iş bu davanın 6102 sayılı yasanın 55 vd maddelerinde belirtilen haksız rekabetten kaynaklı mı yoksa 6098 sayılı yasanın 396 ve 444 vd maddelerinde belirtilen sadakat yükümlülüğüne aykırılık ile rekabet etmemeye aykırılıktan kaynaklı mı ileri sürüldüğü konusunda açıklama yapılmasının istenilmesi gerekmektedir.<br>\t Davacı yanca talebin TTK'dan kaynaklı haksız rekabet olarak belirtilmesi halinde 6102 sayılı TTK'nun 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğundan rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olacağı, kanunda belirtilen hallerin örnek mahiyetinde sayıldığı, iş bu sebeple öncelikle davacının istediği zararı kanıtlaması gerektiği, asıl olanın, davalı/davalıların  haksız rekabetlerinin olması halinde davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesi gerektiği, haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararın, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarı olacağı, bu zararın varlığının genel olarak ticari nitelikteki bilgi ve belgeler ile ticari defterler ve diğer kanıtlarıyla birlikte değerlendirilmesi yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.<br>\tDavacı yanca talebin 6098 sayılı yasa kapsamında ileri sürülmesi halinde ise uyuşmazlığın gerek iş sözleşmesinin devamında gerekse de iş sözleşmesinin feshinden sonraki döneme ilişkin sadakat borcu ile rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklı tazminat davası olmakla birlikte elbetteki iş sözleşmesinin devamındaki aykırılıklar sebebiyle iş sözleşmesinde bu hususun ayrıca taahhüt edilmesine gerek olmamakla birlikte fesihten sonraki döneme yönelik tazminat konusu rekabet yasağına ilişkin 6098 TBK’nın 444 vd. maddeleri ile iş sözleşmesi sona erse bile devam eden sadakat borcuna aykırılığa dair düzenlenen hükümler doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olduğu, sadakat borcu ile rekabet yasağının somut olayda iddia edildiği üzere ticari sırların ve üretim tekniğinin haksız fiil oluşturacak mahiyette rakip firmaya taşınarak davacının zararına neden olunduğu belirtildiğinden uyuşmazlığın iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı yani özel bir taahhüt aranmasının kabul edilemeyeceği, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğünün TBK’nın 396. maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olduğu, TBK’nın 444. maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdünün (rekabet yasağının) ise açıklanan bu karakteri nedeniyle işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde olmadığından işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğünün TBK’nın 396. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlendiği dolayısı ile doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde olduğundan Mahkeme değerlendirmesinin aksine somut olaydaki talebin serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrıştığı, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiğinin gözden kaçırılmaması gerektiği, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda görevli olan ticaret mahkemesi tarafından (Yargıtay 11. HD'nin 03.12.2021 tarih ve 2021/1534 E. - 2021/6811 K,  17.05.2018 tarih ve  2016/11603 E. -  2018/3697 K.,  HGK'nun  29.02.2012  tarih  ve  2011/11-781 E. - 2012/109 K, 9. HD'nin 07.02.1019 tarih ve 2015/33389 E- 2019/2979 K sayılı ilamları ) uyuşmazlığın esası yönünde taraf delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerekir. <br>\tYukarıda yapılan açıklama kapsamında davanın niteliğinin ortaya konulmasından sonra taraf delillerinin toplanması, gerektiğinde ticari nitelikteki kayıtlar incelenip, davacının dilekçede bahsedilen makinesinin ticari sır niteliğinde olup olmadığı, bu anlamda  davacı üretiminin serbest piyasada herkesçe bilinen bir üretim tekniğine sahip olup olmadığı, davacı tarafından yapılan iş sebebiyle kullanılan makinede özel bir üretim tekniği kullanılıp kullanılmadığı, bu üretim tekniğinin rakip firmalar tarafından bilinebilir olup olmadığı, bilinebilir olmadığı durumda bunun muhatap davalı yanca rakip firma olarak belirtilen firmaya aktarılıp aktarılmadığı, rakip firma tarafından bu yönde bir teknik kullanılıp kullanılmadığı, diğer muhatap yönünden ise yine rakip firma olarak belirtilen firmaya geçişi sebebiyle finansal anlamda yükümlülüğe aykırı hareketi olup olmadığı, belirtilen hususlar kapsamında davacının maddi ve manevi zararının bulunup bulunmadığı ve zarar ile davalı eylemlerinin varlığı halinde aralarında illiyet bağının olup olmadığının varlığına yönelik inceleme ve değerlendirme yapılması için belirtilen hususlar kapsamında İDM'ce gerektiğinde gıda mühendisi, makine mühendisi ve SMMM bilirkişisinden oluşturulacak heyetten taraf idda ve savunmalarını karşılar mahiyette gerektiğinde mahallinde yapılacak keşif ile rapor alınıp olması halinde itirazları da değerlendirir şekilde talep konusu tazminat kalemleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak karar verilmesi için işin esasına girilmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın yukarıda belirtilen gerekçe ile işin esasına girilmeden ve deliller toplanmadan ve bu kapsamda yasa maddesi hatalı yorumlanmak suretiyle verilen red kararı yerinde görülmemiştir. <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.  \t<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.11.2022 tarih 2022/673 Esas 2022/654 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>  <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d159b34ad11888a","SID":"801a6a572ea55ffa"}}