{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/160 Esas  - 2025/942 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/160 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/942<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/277 Esas  2022/652 Karar<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/05/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 18/09/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 18/09/2025<br><br>\t<br>\tTaraflar arasındaki menfi tespite ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından dava dışı ...'e kullandırılan 100.000,00 TL tutarlı 18.05.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilin kefil sıfatıyla yer almasına rağmen genel kredi sözleşmesinde yer alan kefiller kısmında bulunan yazı ve rakamların  müvekkilin kendi el yazısı ürünü olmadığını,   6098 sayılı Yasa m.583 gereği ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını bildirerek  aleyhine başlatılan Tavşanlı icra Dairesi’nin 2017/2378 Esas sayılı dosyası bakımından müvekkilin borçlu olmadığı yönünde menfi tespit kararı verilmesi ile ilgili Tavşanlı İcra Dairesi’nin 2017/2378 Esas sayılı dosyasında müvekkilin maaşından yapılan kesintiler bakımından şimdilik 14.000,00TL yönünden istirdat talebinin kabulüne  kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalı tarafça davaya herhangi bir cevap verilmemiştir . <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında davacının kefaletine  ilişkin yazı ve rakamların kendi el yazısı olmadığına dair iddiaya ilişkin toplanan bilgi, belgeler ve alınan bilirkişi raporu kapsamında sözleşme kapsamında  kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil ifadesinin  kendi el yazısı olduğu anlaşılmakla kefaletin geçerli olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu  genel kredi  sözleşmesindeki isim, imza ve adres bilgilerinin davacı tarafından yazıldığını, bu bakımdan raporun imzanın davacının eli ürünü olduğu hususundaki kısmının  çekişme konusu olmadığını,  davacının  \"kefil olunan miktar ve tarihi'' yazmadığını, ilgili yazıların davacının eli ürünü olmadığını,  mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında alınan yazı örnekleri ile genel kredi sözleşmesindeki yazılar arasında yer yer benzemezlikler olduğu belirtilmiş ise de k hangi kelimelerde hangi tür benzemezlikler olduğu hususunda hiçbir açıklama yapılmadığını, zira ilgili husus açıklanmadan raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, mahkemece    yazıların ve tarihin her biri bakımından ayrı ayrı değerlendirmenin yapılarak  ve ayrı ayrı benzerlik ve benzemezlik hususlarına dair açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişli olarak Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden grafilojik rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesi kapsamında alınan bonoya dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış  menfi tespit istemine  ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  \t<br>\tDava konusu Tavşanlı İcra Müdürlüğü'nün 2017/2378 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı banka tarafından davacı ve dava dışı asıl borçlu ...  aleyhine  toplam 203.138,70 TL alacağın tahsili talebi ile düzenleme tarihi 18/05/2015, vade tarihi 11/05/2017 olan 300.000,00 TL bedelli   kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı görülmüştür. <br>\tAnılan icra takip dayanağı  18/05/2015 tanzim tarihli  11/05/2017  vade tarihli,  100.000,00 TL bedelli, ihdas nedeni ise nakden olan  bonoda, borçlunun isminin yazılı olmadığı , asıl borçlu ...'in tc kimlik numarası ve adresinin yazılı olduğu , avalistin davacı  lehtarın davalı  olduğu ,<br>\tYine  icra takip dayanağı  18/05/2015 tanzim tarihli  11/05/2017  vade tarihli,  200.000,00 TL bedelli, ihdas nedeni ise nakden olan  bonoda, borçlunun asıl borçlu  ...'in ,   lehtarın davalı  olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDavalı banka  ile dava dışı asıl borçlu ...  arasında akdedilen 18/05/2015 tarihli 100.000,00 TL bedelli  genel kredi sözleşmesi akdedildiği,  davacı ...'ın  kefil sıfatıyla 100.000,00 TL limite, sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefil/kefiller başlıklı bölümüne isim soyad, adres, kefil olunan tutar “100.000,00 TL”  el yazısı ile yazmak suretiyle imza attığı  ve eş rızasının mevcut olduğu  görülmüştür.<br>\tDavacı tarafça  ilgili genel kredi sözleşmesinin (20) sayfasındaki isim, imza ve adresin kendi elini ürünü olmasına rağmen ''100.000,00 TL'' tutarındaki yazı ve tarihin kendisi tarafından yazılmadığını , bu yazıların kendisine ait olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda; dava konusu belgede bulunan yazıların ...'ın eli ürünü   olduğu görüşünün bildirildiği görülmüştür.<br>\tYine davacı tarafça Tavşanlı Cumhuriyet BAS 'na , asıl borçlu kayınpederi ...'in 25.000,00 TL miktarlı borcuna davacının kefil olduğunu, banka yetkililerince kefil olunan miktarın 25.000,00 TL olarak kendilerine açıklanmasından sonra banka yetkililerince rızası hilafına kefalet miktarın 100.000,00 TL olarak yazıldığını bildirerek , banka yetkililerinden şikayetçi olduğu, soruşturma aşamasında tanzim olunan 08/04/2020 tarihli  uzmanlık raporunda, sözleşmede müşteri bölümünde yer alan yazı ve imzaların ... tarafından, müteselsil kefiller bölümünde yer alan yazı ve imzaların  ... ile ... tarafından atıldığı, bu bölümler dışında kalan bölümlerde yer alan yazı ve imzaların müştekiler ile şüphelinin elinde çıktığını gösterir bulgular tespit edilemediği, yapılan soruşturma neticesinde,  suça konu sözleşmenin 25.000 TL olarak hazırlandıktan sonra 100.000 TL olarak bir başkası tarafından değiştirilmesi suretiyle açığa imzanın kötüye kullanıldığı suçunun işlendiğine ilişkin müştekilerin soyut iddialarından başka şüpheli hakkında kamu davası açmayı gerektirir nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediğinde kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.<br>\tDavacı tarafça, dava konusu 18/05/2015 tarihli 100.000,00 TL bedelli  genel kredi sözleşmesi ve   icra takibi nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığını, 100.000 TL tutarlı  krediye kefil olma iradesi  bulunmadığını, kefalet miktarı ve tarihin kendisi tarafından yazılmadığını  ve sözleşmedeki kefaletinin geçersiz olduğunun iddia edildiği,  mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe ile menfi tespit talebinin  reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tTaraflar arasında davalı banka ile dava dışı ...  arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının sözleşmede müteselsil kefil olduğu, dava dışı asıl borçlu  tarafından davalı banka lehine düzenlenen dava konusu bonoda davacının avalist sıfatıyla imzasının bulunduğu, dava dışı  ... 'in davalı bankadan kredi kullandığı,  dava dışı  asıl borçlu ... ve davacı  aleyhine bonoya dayanarak işbu dava konusu icra takibini başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, dava konusu 18/05/2015 tarihli 100.000,00 TL bedelli  genel kredi sözleşmesindeki davacının kefaletinin geçerli olup olmadığı ,   davacının dava konusu icra takip dayanağı bonoda aval sıfatıyla sorumlu olup olmadığı, dava tarihi itibarıyla davalının bononun nakde düzenlendiğine dair ihdas sebebi gözetildiğinde genel kredi sözleşmelerden kaynaklı bir alacağı bulunup bulunmadığının tespiti hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere dava konusu icra takip dayanağı bonoda davacının aval sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Bonoda borçlu dava dışı  ...,  lehtar ise davalı bankadır. Davacının bonoda yer alan imzasına yönelik bir inkarı bulunmamakta olup,  genel kredi sözleşmesinindeki kefaletin geçersiz olduğunu  ileri sürülmüştür.<br>\tSomut olayda, mahkemece genel kredi sözleşmesi üzerinde inceleme yapılmak suretiyle , inkar edilen yazıların davacı kefile ait olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, oysa ki davacı tarafça aynı zamanda Tavşanlı İcra Dairesi’nin 2017/2378 Esas sayılı dosyası bakımından davacının  borçlu olmadığı yönünde menfi tespit kararı verilmesinin talep edildiği, davaya konu ilgili takip, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip olup,   takibin dayanağı bono ve  bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı, sadece genel kredi sözleşmesinde  yazı  incelemesi gerçekleştirildiği, banka kayıtları üzerinde  bankacı bilirkişice inceleme yapılmadığı,  dava konusu bononun banka kayıtlarında  kayıtlanıp kayıtlanmadığı, kayıtlı ise, \"teminat\" olarak veya borcun ifasına yönelik kayıtlı olup olmadığının da bilirkişice tetkik edilmediği görülmüştür. <br>\tHal böyle olunca, öncelikle mahkemece alanında uzman bankacı bilirkişi vasıtasıyla banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle dava konusu takibin dayanağı  bononun, banka kayıtlarında kredi açılış belgeleri ve kıymetle evrak tevdi bordroları da dahil tüm kredi dosyası dahil kayıtlı olup olmadığının belirlenmesi, teminat olarak yer alıyorsa teminatı olduğu alacak yönünden araştırma yapılarak davacının borcu olup olmadığı varsa tutarı (bankanın alacağı olup olmadığı) bononun \"teminat\" olarak  kayıtlı olmadığının tespiti durumunda ise,  <br>\tSomut olayda genel kredi sözleşmelerinde takibe dayanak bonoya herhangi bir atıf yapılmadığı gibi alacaklının da senedin teminat senedi olduğuna dair kabulü bulunmadığı, bu kabule göre davacının bonoda aval sıfatıyla imzası bulunması nedeniyle avalist sıfatıyla borçtan sorumlu olacağı, bu  itibarla söz konusu senetlerin bankadan alınan kredi borcuna karşılık ifa amacıyla verildiğinin kabulü gerekeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2025 tarih, 2024/3156 E, 2025/1297 K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu, davacının takibe dayanak senedin  teminat senedi olduğu iddia ve ispat etmediği  kabul edilmek suretiyle, mahkemece menfi tespit davalarında haklılık durumu davanın açıldığı tarihte belirleneceğinden, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davaya konu takipten ötürü davalı bankaya borçlu olup olmadığının ve borçlu ise borç  miktarın denetime elverişli olarak belirlenmesi suretiyle hüküm tesis etmesi gerekirken mahkemece banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesinde isabet görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2- Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2022 tarih , 2021/277 Esas  2022/652 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa  iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2025<br><br>Başkan-      Üye -                        Üye -                     Zabıt Katibi -<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c7b4a046f2c3ddf","SID":"ff59e79e8bf5d492"}}