{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/126 <br>KARAR NO: 2025/3357<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/09/2023<br>NUMARASI: 2021/87 Esas - 2023/646 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.01.2020 tarihinde müvekkilinin ...su Mah. ... Cad. No: ... Ümraniye/İstanbul adresinde bulunan işyerinde atık su borusundan kaynaklı lağım sularının işyerini basarak depoda mevcut ürünlerin hasarlanmış olduklarını, ... tarafından depo içi ve atık su toplama rögarında taşmaya sebep olan boruların temizliğinin yapılmış olduğunu, işlemler esnasında davalı şubeye ait logolu ambalajlar, katı yağ birikintileri vb. atıkların taşkına neden olduğu tespitinin yapılmış olduğunu, söz konusu atık su borusunun direkt davalı şirketin kullanımında olduğunu, müvekkilinin iştigal alanlarının birisini de hijyenik ürün kategorisinde anne bebek ürünleri olduğunu, söz konusu olay nedeni ile depoda bulunan 63 koli anne sütü saklama poşetinin zarar görmüş olduğunu, her kolide 2.000 adet anne sütü saklama poşetinin bulunduğunu, ve ürünün  alış bedeli üzerinden 2.394 EUR + 430,90 EUR + KDV olmak üzere toplam 2.824,92 EUR maddi zarar meydana gelmiş olduğunu,( Hesaplama yöntemi kolilerde toplam 126.000 adet ürün bulunduğunu, Her bir ürün bedeli 0.019 EUR olmak üzere 126.000 x 0.019 EUR = 2.394 EUR + KDV ) müvekkilinin telef olan ürünler nedeni ile toplam zararının 26.194,00 TL olduğunu, ayrıca müvekkilinin dağıtım yapmak üzere temin ettiği ürünleri satamamasından kaynaklı ticari itibarının zedelenmiş olduğunu, bu kapsamda zararın tahsili için davalıya ihtarname gönderilmiş olduğunu ancak davalının sorumluluğu kabul etmediğini, bu vs. nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 EUR hasar, 100,00 TL depo temizlik ve onarım, 1.000,00 TL ürün satışından elde edilecek kazanç kaybının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile: Dava dilekçesinde talep edilen miktarların birleştirilmesi sonucu; 2.802,50 Euro hasar gören ürünler sebebiyle  olaşan maddi zararımızın tazmini talebi 26.194,00 TL Mahrum kalınan ticari kazanç kabı talebi, 500,00 TL Depo temizlik ve onarım masrafları talebi olmak üzere Toplam 2.802,50 Euro ve 26.694,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Husumet eksikliği nedeni ile davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava açan şirketin farklı şirketler olduğunu, su taşma olayında müvekkilinin sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığını, davacı tarafından atık yağ birikintisi olduğunun iddia edildiği ancak müvekkilinin işyerinde dondurulmuş ürünlerin pişirildiğini ve yağ kullanılmadığını, ayrıca bu iddiayı ispatlayan herhangi bir bilgi, belge ve dokümanın bulunmadığını, taşmanın bulunduğu yerde 3 ayrı pis su borusunun bulunduğunu, ve bu borulardan sadece birisinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkiline ait borunun rögara en yakın boru olduğunu, müvekkilinin atık suya ilişkin kullanımının olmamasına rağmen atık su borusundan sürekli su geldiğini, söz konusu olayın bağımsız bir nedenle rögardaki taşma nedeni ile meydana gelmiş olduğunu, 07.01.2020 tarihinde İstanbul genelinde kuvvetli yağış ve fırtına yaşanmış olduğunu, bu nedenle taşma olmasının muhtemel olduğunu, üç farklı atık borusu varken neden müvekkiline ait boru sebebiyle  taşmanın olduğunun belirtilmesinin teknik olarak anlaşılamadığını, yapılan incelemeler neticesinde davacıya ait olduğu iddia edilen işyerinde 2 cm yüksekliğinde ve yaklaşık 2 ton suyun depoya dolduğunun görüldüğünü, tek kullanımlık su akıntısı ile bu kadar yoğun suyun oluşamayacağını, bu nedenle sorunun rögardaki taşmadan meydana gelmiş olduğunun gösterdiğini, ayrıca zarara yönelik ürünlerin ambalajında bulunduğundan suyun ürünlere sirayet etmesinin mümkün olmadığını, depoda nem alma, koku önleme, mikrop kırma vb. önlemlerin alınmamış olduğunu, bu kapsamda ürünlerin incelenerek mikrop seviyesine ilişkin bu mikropların taşmadan önce olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının müvekkili tarafından zararının karşılanmasının mümkün olmadığını, bu vs. nedenler ile davanın reddedilmesini, ilgisi sebebiyle davanın ... Sigorta AŞ’ye ihbarına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... Tüm kapsamının incelenerek dava konusu taşkının atık su borusundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kaynaklanmış ise davalının yaşanan taşkından sorumlu olup olmadığı, davacının taşkın sebebi ile ürünlerinin zarar görüp görmediği, kazanç kaybının olup olmadığı ve temizlik ve onarım masraflarının olup olmadığı varsa miktarlarının tespiti için inşaat mühendisi ve hesap uzmanından oluşan heyetten rapor istenilmiştir. Bilirkişilerin 29/06/2023 tarihli raporlarında özetle: İnceleme ve değerlendirme bölümünde detaylı olarak izah edildiği üzere  meydana gelen zararın, o  davalı işyerinin parsel bacasından önce niteliğine göre yağ tutucu veya çamur kapanı yapılması zorunluluğu olmasına rağmen bu hususun ihmal edilmiş olması, ayrıca  atıksu hattının ... Abone yönetmeliğine aykırı şekilde idarenin onayı olmadan davacı işyeri içerisine yapılmış olması ve yapılmış olan boru hattının yönetmeliklerde belirtilen esaslar dahilinde yapılmamış olmasından kaynaklandığını, Davalıya ait logoyu taşıyan ürünlerin borularda tespit edilmiş olmasına rağmen bunun su basması ile bağlantısını kuracak nitelikte bir incelemenin bulunmadığını, Hukuka aykırı eylemin davalı tarafından yerine getirildiğine yönelik bir hususun tespit edilemediği ve bu hususun ispatının davacının yükümlülüğünde olduğunu, zarar konusunda, zarar uğradığı bildirilen ürünlerin incelenmesinin mümkün olmadığını, bu ürünlerin hijyen konusunda uzman bilirkişi (muhtemel olarak eczacı) incelenmesinin uygun olacağını, ıslanan ürünlerin ve ıslanmamasına rağmen koku ve hijyen sebebiyle zarar gören ürünlerin bu şekilde belirlenebileceğini, diğer taraftan bu ürünlerin belirtilen dönemde şirketin envanterinde bulunup bulunmadığı ve bilahare zarar görmesi sebebiyle zayi işlemine tabi tutulup tutulmadığı hususlarında bir SMMM bilirkişinin bilgisine başvurulması gerektiğini belirtmişlerdir. Bilirkişi heyet raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekilinin itiraz ve beyanları doğrultusunda aynı bilirkişilere tevdi ile ek rapor alınmıştır. Bilirkişilerin 24/04/2023 tarihli ek raporlarında özetle: hususların mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmasını bunun haricindeki kök rapor görüş ve kanaatlerinin aynen devam ettiğini belirtmişlerdir. Dosyanın incelenmesinde;  meydana gelen olayda davalı iş yerinin parsel bacasından önce niteliğine göre yağ tutucu veya çamur kapanı yapılma zorunluluğuna rağmen bu hususun ihmal edilmiş olması sebebiyle  ve ... abone yönetmeliğine aykırı olarak idarenin onayı alınmaksızın davacı iş yeri içerisine yapılmış olması ve boru hattının da yönetmeliklere uygun olmadan yapılmış olması sebebiyle  dava dışı mülk sahibi ile birlikte davalının müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu , ancak davalıya ait logonun bulunduğu ürünlerin borularda tespit edilmiş olmasına rağmen bu hususun su basması ile bağlantısını kuracak delillerin dosyada bulunmadığı, dinlenen davacı tanıklarının her ikisinin de somut ifadelerle davalıya ait logolu ürünleri hatırlamadığı ve meydana gelen su basması olayında davalı tarafa kusur atfedecek somut beyanlarının da bulunmadığı, haksız fiilin şartlarından olan kusur durumunun iddia eden davacı tarafça ispatlanması gerektiği, davalı tarafın su basması ve ürünlere zarar gelmesi olayına ilişkin davalının zarar ile kusur arasındaki illiyet bağını ve davalının kusurunu somut olarak ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın REDDİNE,  ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taşkının meydana geldiği boru hattının davalı tarafından mülk kiralandıktan sonra inşa edildiğini,söz konusu hattan çıkan ambalajlar arasında  davalının logosu bulunan ürünler çıkıp çıkmamasının önemi bulunmadığını,çünkü hattın davalı tarafından inşa edilip, yalnızca davalı tarafından kullanıldığını, gerekçeli kararda hem davalının  sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmiş, hemde davalının kusurunun  bulunmadığına değinilerek davanın reddinin çelişkili olduğunu  beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Davacı tarafından, davalının kusurlu davranışları sebebiyle  uğradığı zararların tazmini talepli tazminat  istemine ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince  zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.  Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davaya konu olaya yönelik dava konusu işyerine ait atıksu hattının direkt davacı işyerinden geçirilmiş olduğu,  yönetmelik gereği su ve atıksu altyapı tesislerine idarenin izni olmadan müdahale edilemeyeceği, eğer ilave atık su kanalı yapılacak ise en az Ø 20 cm çapında mu flu beton boru ile minimum 1/50 eğim ile yatayda 45-60 derece açı ile akış yönünde atık şu şebeke kanalına bağlanması gerektiği, ayrıca binaların atık sularının doğal akış ile şebeke kanalına akıtılabilse dahi mülk sahipleri tarafından parsel çıkış bacasından binaların su basman seviyesi altında kalan kısımlarında atık suyun geri gelmesini önleyecek çek valf vb. ekipman ile önlem alınması gerektiği,   ancak atıksu borusundan suyun geri gelmekte olduğunun dosya muhteviyatına sunulmuş olan videolarda görüldüğü üzere yapılan atıksu boru hattının idarenin ilgisi haricinde  yönetmeliklerde belirtilen esaslar dikkate alınmadan yapılmış olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğü Asya Abone İşleri Daire Başkanlığının 06/08/2021 tarih ve Say: ...-... - E... sayılı yazısında özetle; “……10.01.2020 tarihinde gelen kanal arıza başvurusuna istinaden idaremiz ekipleri tarafından yapılan kontrollerde sorumluluk alanımız içerisinde kalan atıksu hatlarında arıza görülmediği, olay tarihinde civar adreslerden atıksu baskını hususunda herhangi bir kanal arıza başvurusunun bulunmadığının,….” bildirildiği, belirtilen olgular ve dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerindedir. Açıklanan sebeplerle davacının delil listesinde bildirmiş olduğu deliller celbedilerek zararın miktarının belirlenmesi için alanında uzman; inşaat mühendisi, mali müşavir ve medikal bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan rapor aldırılıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup davacı vekilinin  istinaf istemi yerindedir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/87 Esas  2023/646 Karar sayılı, 12/09/2023 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-a/6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4a08d3313cd154e","SID":"f5df613f291d0b11"}}