{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/373 Esas<br>KARAR NO\t:2025/635<br><br>DAVA:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ:06/06/2024<br>KARAR TARİHİ:11/09/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortaklar defterinin 31. sayfasında 22/09/2006 tarihinde ... Blok, 8 numaralı daireye 71 numaralı ortaklık senedi ile 29/09/2006 tarihli ve ... numaralı karar ile ortaklığa kayıt edildiğini, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Blok, 8 numaralı bağımsız bölümün müvekkiline isabet ettiğini, noter çekilişi sonrası kooperatif üyelerine ferdileşme işlemi sonrasında tapuların devrinin yapılacağı kooperatifçe ilan edildiğini, müvekkilinin kooperatife karşı tüm sorumluluklarını yerine getirmiş ise de davalının 04/03/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısının 55. karar sıra numaralı kararı ile kooperatif üyeliğinin muvazaalı olmasına dayanarak müvekkili aleyhine ortaklıktan çıkarma kararı verildiğini, çıkarma kararının yönetim kurulu tarafından kanuna aykırı şekilde verildiğini, çıkarma kararının müvekkiline tebliğinin biçiminin usulsüz olduğunu, müvekkiline yapılan tebliğin noter kanalı ile yapılmamış olmasının kanunun açıkça emrettiği hususlara uyulmaması ve hukuki işlemde kullanılan kurucu unsurların eksik kalması neticesinde mutlak butlan ile geçersiz sayılması gerektiğinin açık olduğunu, müvekkilinin kooperatif üyesi olup hak ettiği dairenin davalı tarafından kendisine verilmediğini, bu nedenle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dairenin tapusunun iptali ve müvekkili adına tescil için davalıya açılan davanın derdest olduğunu, bu nedenlerle davalının 04/03/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısının 55 karar sına numaralı kararının iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kooperatif üyeliğinin muvazaalı olup, müvekkili tarafından davacının haklı ve hukuka uygun bir şekilde çıkarıldığını, davacıya haklı nedenle ortaklıktan çıkarma yazısının tebliğ edildiğini, davacının ortaklıktan çıkarılma kararının usulsüz tebliğ edildiğini iddia ettiğini, ortaklıktan çıkarılma kararının noter yoluyla tebliğ edilmesinin geçerlilik şartı olmadığını, davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklı edimlerini yerine getirmemesinin, söz konusu borçlarını ödemekten imtina etmesinin, iş bu meyanla davacının iddia ettiği şekilde müvekkili kooperatif tarafından yapılan icra takiplerinin varlığının bile tek başına davacının ortaklıktan çıkarılması için yeterli bir gerekçe olduğunu, davacı hakkında .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davacının bu borca itiraz etmesi üzerine .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığını ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının 2006 yılından bu yana kooperatif genel kurul toplantılarına dahi katılmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkememizin 14/11/2024 tarihli celsesi, 5 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'in 15/07/2025 tarihli raporunda özetle; tafsilen arz edilen hususlar nedeniyle, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafça 2018 sonrasına ilişkin sunulan defterlerin davalı lehine delil niteliğinin bulunduğu, diğer taraftan 2018 öncesi yıllara ait defterlerin ise sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığının kabulünün gerektiği, davalı defterlerine göre davacının borcunun 85.232,00 TL asıl alacak olduğu,<br> kooperatif tarafından çıkarma sebebi olarak gösterilen, davacının kooperatif üyeliğinin muvazaalı olduğu gerekçesi kooperatif ana sözleşmesinde kooperatif üyeliğinden çıkarma sebebi olarak gösterilmediği, kooperatif Kanununa göre; çıkarma kararının noter vasıtasıyla gönderilmesinin geçerlilik şartı olmadığı, kooperatif üyeliğinden çıkarmanın davacıya kooperatif ana sözleşmesinde belirtildiği gibi Noter kanalı ile gönderilmediği, noter kanalıyla gönderilme davalının ana sözleşmesinde belirtildiğinden geçerlilik şartı olduğu, davacının halen kooperatif üyesi olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Dava, davacının davalı kooperatif ortaklığından çıkarılmasına ilişkin 04/03/2024 tarihli ve 55 sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan işbu davada, davalı kooperatifin 04.03.2024 tarih ve 55 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına dair kararın iptalinin talep edildiği, davacının bu kararın hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, davalının ise çıkarma kararının davacının kooperatif üyeliğinin muvazaalı olması nedeniyle haklı ve hukuka uygun bir şekilde verildiğini savunduğu anlaşılmaktadır.<br>Öncelikle mahkememizce dava şartlarının incelenmesi neticesinde, dava konusunun kooperatif ortaklığından çıkarma kararının iptali olması nedeniyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, davalı kooperatifin merkezi İstanbul'da bulunması nedeniyle İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu, tarafların dava ehliyetine sahip oldukları, çıkarma kararının 04.03.2024 tarihinde verildiği ve davanın 17.04.2024 tarihinde yasal üç aylık süre içinde açıldığı, davanın doğru hasma yöneltildiği tespit edilerek dava şartlarının mevcut olduğuna karar verilmiştir.<br>Usule ilişkin olarak asıl incelenecek husus, davalı kooperatifin çıkarma kararını davacıya usulüne uygun bir şekilde tebliğ edip etmediği meselesidir ki, davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 14. maddesinde \"Çıkarma kararı gerekçeli olarak yönetim kurulu karar defteri ile ortaklar defterine kaydedilir. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere 10 gün içinde notere tevdii edilir\" şeklinde açık bir düzenleme bulunduğu görülmüştür. Bu düzenleme karşısında, kooperatif ana sözleşmesinin kooperatifin anayasası niteliğinde olduğu, ana sözleşme hükümlerinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmadığı sürece taraflar için bağlayıcı olduğu, bu nedenle çıkarma kararının ana sözleşmede belirtildiği şekilde noter kanalıyla tebliğ edilmesinin bu konkret olayda bir geçerlilik şartı teşkil ettiği değerlendirilmiştir.<br>Davalının bu hususta \"noter tebligatının geçerlilik şartı değil ispat şartı olduğu\" yönündeki savunması, ana sözleşmede açıkça düzenlenmiş bir usulü göz ardı etmesi nedeniyle kabul edilemez niteliktedir, zira ana sözleşmede yer alan bu düzenleme tarafları bağlamakta ve usulün bu şekilde yerine getirilmesini gerektirmektedir. Dosyada davacıya ana sözleşmede öngörülen usule uygun olarak noter kanalıyla tebliğ yapıldığına dair herhangi bir delil bulunmaması karşısında, çıkarma kararının usulüne uygun tebliğ edilmediği sonucuna varılmıştır.<br>Esas yönünden yapılan incelemede, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesinde \"Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler ana sözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar ana sözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar\" şeklinde kesin bir hükmün yer aldığı görülmekte olup, bu hüküm kooperatiflerde ortaklıktan çıkarma işlemlerinin ancak ana sözleşmede sayılan sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceğini, bunun dışında herhangi bir sebeple çıkarma işlemi yapılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.<br>Davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 14. maddesinin incelenmesinde, ortaklıktan çıkarılmayı gerektiren sebeplerin \"1- 10. maddede yazılı ortaklık şartlarını kaybedenler, 2- Parasal yükümlülükleri otuz gün geciktirmeleri üzerine yönetim kurulunca noter aracılığı ile yapılacak ihtarı takip eden otuz gün içinde bu yükümlülükleri yerine getirmeyenler, 3- Kura çekimi sonrasında kendilerine düşen konutları kabul etmeyenler, 4- Tapuda kendi adlarına tescilinden önce konutlarında yaptıkları tahribat veya tadilatı yazılı ihtara rağmen düzeltmeyenler, 5- Kooperatifin para, mal ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı mahkum olanlar\" şeklinde sınırlı sayıda ve açık bir şekilde belirlendiği tespit edilmiştir.<br>04.03.2024 tarih ve 55 sayılı yönetim kurulu kararının incelenmesinde, davacının ortaklıktan çıkarılma gerekçesi olarak \"kooperatif üyeliğinin muvazaalı olması, tüm hak ve borçlarının yüklenici şirket tarafından yapılması, taşınmazın ferdileştirme işleminin yüklenici şirket adına yapılması ve ferdileştirme sonrasında üçüncü kişiye devredilmesi\" hususlarının gösterildiği görülmekte, ancak bu gerekçelerin ana sözleşmenin 14. maddesinde sayılan çıkarma sebepleri arasında yer almadığı açıkça anlaşılmaktadır. Özellikle \"muvazaalı üyelik\" kavramının ana sözleşmede hiçbir şekilde çıkarma sebebi olarak düzenlenmediği, dolayısıyla bu gerekçeye dayanılarak yapılan çıkarma işleminin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.<br>Davalının savunmasında ileri sürdüğü \"ana sözleşme kooperatif ortaklığından çıkarmayı gerektiren nedenleri gösterebilir, ancak bunların dışındaki haklı nedenlerle de ortaklıktan çıkarılma olanağı vardır\" şeklindeki Yargıtay kararlarına dayalı görüşü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesinin açık lafzı karşısında kabul edilemez niteliktedir, zira anılan madde \"ortaklar ana sözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar\" şeklinde kesin bir yasak getirmekte ve bu yasağın hiçbir istisnası bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının ana sözleşme dışı gerekçelere dayalı çıkarma yapabileceği yönündeki savunması hukuka uygun görülmemiştir.<br>Davalının temel savunmasını oluşturan muvazaa iddiasının incelenmesinde, muvazaanın hukuki tanımı gereği tarafların gerçek iradeleri ile beyan ettikleri irade arasında bilinçli bir aykırılığın bulunması, bu aykırılığın üçüncü kişileri aldatma kastıyla yapılması gerektiği, muvazaanın varlığını iddia eden tarafın bunu somut delillerle ispat etmesi zorunlu bulunduğu hususları nazara alınmıştır. <br>Dosyada davalı tarafından sunulan deliller incelendiğinde, davacı adına ödemelerin ... A.Ş. tarafından yapıldığı, ferdileştirme işleminin yüklenici şirket adına gerçekleştirildiği ve taşınmazın sonradan üçüncü kişilere devredildiği hususlarının tespit edildiği görülmekte, ancak bu tespitlerin tek başına muvazaanın varlığını gösterir nitelikte olmadığı, özellikle davacının bu işlemlere bilinçli olarak rıza gösterdiğine, bu işlemlerde aktif rol aldığına, gerçek iradesinin beyan ettiği iradeden farklı olduğuna ve bu farklılığı üçüncü kişileri aldatma kastıyla yaptığına dair somut hiçbir delilin sunulmadığı anlaşılmaktadır.<br><br>Bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, ana sözleşmede aidatların mutlaka bizzat üye tarafından ödenmesi gerektiğine dair bir hükmün bulunmaması, üçüncü kişilerin üye adına ödeme yapabileceğini göstermekte olup, bu durumun tek başına muvazaa oluşturmayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca davacının üyelik işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği, ortaklar defterine usulüne uygun kaydedildiği, kura çekiminde hakkına düşen taşınmaz belirlendiği hususları muvazaa iddiasını desteklemez niteliktedir.<br>Bu itibarla davalının muvazaa iddiasının somut delillerle desteklenmediği, bu iddianın soyut kaldığı ve ispat yükünün gereği gibi yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.<br>Davalının savunmasında ileri sürdüğü davacının parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği, genel kurul toplantılarına katılmadığı yönündeki iddiaların incelenmesinde, bu hususların 04.03.2024 tarihli çıkarma kararında gerekçe olarak gösterilmediği, çıkarma kararının sadece muvazaalı üyelik gerekçesine dayandırıldığı tespit edilmiştir. Bir çıkarma kararının geçerliliğinin değerlendirilmesinde, kararın alındığı tarihte mevcut gerekçelerin esas alınması, sonradan ileri sürülen gerekçelerin kararın geçerliliğini etkilemeyeceği hukuk ilkesi gereği, bu savunmaların da kararın geçerliliğini sağlayamayacağı sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan bilirkişi raporunda davacının 85.232,00 TL borcu olduğu tespit edilmiş olsa da, ana sözleşmenin 14. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen usul (noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi ve 30 gün süre verilmesi) yerine getirilmeden bu gerekçeyle de çıkarma yapılamayacağı, zaten çıkarma kararında bu gerekçenin yer almadığı hususları nazara alınarak bu savunmanın da davalı lehine sonuç doğurmayacağı değerlendirilmiştir.<br>Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, davalı kooperatifin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, muvazaa gerekçesinin ana sözleşmede çıkarma sebebi olarak yer almadığı, noter tebligatının ana sözleşme gereği geçerlilik şartı olduğu, bu tebligatın yapılmadığı, davacının halen kooperatif üyesi olduğu sonuçlarına varıldığı görülmüştür.<br>Bilirkişi raporunda yer alan teknik tespitler ve hukuki değerlendirmeler mahkememizce yerinde bulunmuş, raporda herhangi bir eksiklik veya hata tespit edilmemiş, davalının rapor aleyhine yaptığı itirazların gerekçeli olmadığı anlaşılmıştır. Özellikle davalının \"noter tebligatının ispat şartı olduğu\" yönündeki itirazının ana sözleşme hükmü karşısında dayanaktan yoksun olduğu, \"yeni bilirkişi raporu alınması\" talebinin de mevcut raporun yeterli ve doğru olması nedeniyle gereksiz bulunduğu değerlendirilmiştir.<br>Davalının savunmasında ileri sürdüğü, davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında \"kooperatif üyeliği yıllar öncesinde son bulmuştur\" şeklinde beyanda bulunduğu, bu nedenle çelişkili davranış sergilediği iddiasının incelenmesinde, anılan davada davalı kooperatifin davacıdan aidat alacağı talep ettiği, mahkemenin de 89.685,45 TL tutarında alacağın varlığını kabul ederek kooperatif lehine karar verdiği tespit edilmiştir.<br>Bu durum karşısında, kooperatifin kendi davacısı olduğu davada üyeliği kabul ederek alacak talep etmesi, mahkemenin de bu alacağı onaylaması, daha sonra aynı kooperatifin \"üyelik yoktur\" diyerek çıkarma yapması arasında çelişki bulunduğu, asıl çelişkili davranışın davalı kooperatif tarafından sergilendiği, bu durumun davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davalı kooperatifin 04.03.2024 tarih ve 55 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacıyı ortaklıktan çıkarmasının hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın KABULÜ ile davalı Kooperatif yönetim kurulunun 04.03.2024 tarihli, 55 sayılı yönetim kurulu kararının davacının ihracı kararı açısından iptaline,<br>2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20 -TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan 20.233,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,<br>Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.11/09/2025<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Katip ...<br>e-imzalıdır<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a9828812efbb16f","SID":"3bc4058282337f96"}}