{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/153 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1221<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/500 Esas - 2022/628 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ \t: 18/09/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 18/09/2025 <br>                   <br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/09/2022 tarih 2019/500 Esas 2022/628 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA : Davacı vekili, davalıların zorunlu mali mesuliyet ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın  dava dışı zarar görene ait araca çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu araçta hasar oluştuğunun tespit edildiğini, dava dışı zarar gören araç malikinin sigorta şirketinden olan alacağını davacıya temlik ettiğini, araçta meydana gelen hasardan davalıların ayrı ayrı poliçe limitleri ile sorumlu olduklarını, yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını, belirterek; hasar bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :  Davalı ....A.Ş. vekili, temliknamenin geçersiz olduğunu,  sigorta şirketine başvuru şartlarının oluşmadığını, belirsiz alacak dava açılmasının mümkün olmadığını, kazaya neden olduğu ileri sürlen aracın kaza tarihinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, limit dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında sorumlulukları olduğunu, kusur oranının tespiti gerektiğini, istenen zarar miktarının fahiş olduğunu, avans faizi talep edilemeyeceğini, kaza ile hasar arasındaki uyumun gözetilmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş. vekili, davalının şirketinin sağlanmış olduğu İMM teminatı poliçede yazılı olduğu üzere sorumluluğun limitle sınırlı olduğunu, ZMMS limiti üzerine çıkıklığında devreye gireceğini, uygun ihbar yapılmadığını, ekspertiz incelenmesinden kaçınıldığını, ileri sürülen hasar ile rapor arasında bir illiyet bağı olmadığını, raporda pert değerlendirmesi ve onarımının ekonomik olup olmadığının tespiti gerektiğini, rayiç ve sovtaj değerinin belirlenmesi gerektiğini, zarar gördüğü iddia edilen aracın aracın bu kazadan iki ay önce tek taraflı kazaya uğradığını ve önden hasar aldığını, tüm bu hususların kaza ile ilgili olumsuz görüş oluşturduğunu, belirterek; davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tanığının  huzurda alınan beyanları ile kaza tespit tutanağında gösterilen kaza oluş şeklinin gerçeğe aykırı olarak tutanağa geçirildiği ispat edilmiş olup zararın teminat kapsamında kaldığı hususundaki ispat külfeti davacı tarafa geçtiği, davacı tarafça davada delil olarak poliçelere, araç ruhsat kaydına, ehliyet fotokopisine, kaza tespit tutanağına, hasarlı araç fotoğraflarına, delil tespiti dosyasına ve bilirkişi incelemesi delillerine dayanıldığı, Araç maliki ...'ın huzurunda alınan beyanı ile dava konusu kazanın kaza tespit tutanağında anlatılan şekilde gerçekleşmediği ispat edildiğinden, davacının zararın poliçelerin teminatı kapsamında gerçekleştiğini ispat etmesi gerektiği, ancak davacı tarafça kazanın ispatına yönelik olarak tanık ve keşif delillerine dayanılmamış olduğu, bunun yanında dava konusu kaza sonrasını gösteren herhangi bir olay yeri fotoğrafı bulunmadığı, kazanın sigorta şirketlerine dava öncesi ihbar edilerek ekspertiz incelemesi imkanı sağlanmadığı hususları da dikkate alındığında davacının dayandığı ve dosya içerisine toplanan deliller itibariyle araçta meydana gelen hasarın kaza tespit tutanağında gösterilenden farklı şekilde olmakla birlikte davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunu gerektirecek şekilde teminat kapsamında gerçekleştiğini ispata elverişli olmadığı ve ispatın sağlanamadığı, belirtilerek; davanın reddine  karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, olay tarhinde... ve ... plakalı araçlar 01/08/2019 tarihinde kazaya karışmış olup, hazır bulunan taraflarca anlaşmalı kaza tespit tutanağı düzenlenerek kaza tutanak altına alındığını, araçtaki hasar miktarı tespit edilerek davalıya başvuru yapıldığını, hasar bedelinin ödenmemesi sebebiyle dava açıldığını, kök bilirkişi raporunda mevcut değişecek parça ve işçilik bedelleri incelendiğinde, parça ve işçiliklerin kaza, tutanak ve hasar ile uyumlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiğini, tutanak mümzii ... beyanında, kaza tutanağı altında bulunan imzanın kendisine ait olduğunu, kazanın meydana gelmiş olduğunu, davalı şirket sigortalısı aracın aracına çarpmış olduğunu ve bu sebeple de tutanak tutulduğunu ifade ettiğini, olayın davacının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi hâlinde bile, iddia edilen bu oluş şekli  teminat dışında kalan hâllerden olmadığını,  somut olayda ispat yükünü yer değiştirecek bir durum bulunmadığını,  davalı sigortacı tarafından zararın teminat dışında kaldığı somut delillerle ispatlanamadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalılar vekilleri  istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE :  Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasarın ZMMS ve İMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine, karar verilmiştir.<br>1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>2.Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. (Yargıtay HGK'nun 05/03/2020 tarihli ve 2018/17-1083 E.- 2020/259 K. ) Bir başka ifade ile rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı ZMSS Genel Şartlarına ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Bu durumda, sigortalı zararın poliçe kapsamına kaldığını ispat etmek zorundadır.<br>3.Bu çerçevede, zarar gören araç malikinin beyanı ile dosyaya kazandırılan ek bilirkişi raporunda; kaza yeri ile hasara ilişkin fotoğraflarından kazanın gerçekleştiği yer ile sigortalı  araçtaki hasarın derecesi gözetilerek olay nedeni ile araçta meydana gelen zararın kaza ile uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketleri tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiği savunulmaktadır. Kaza tespit tutağı resmi belge hükmünde ise de aksinin her türlü delil ile ispat edilmesi mümkündür. Nitekim, tutanakta imzası bulanan zarar gören araç malikinin tanık anlatımı ile anılan ek bilirkişi raporlarından kazaya karışan araçların konumu, oluşan hasar, çarpma noktası ve araçların kaza sonrasındaki yönelimi göz önüne alındığında kazanın ihbar şeklinin fizik kurallarına uygun düşmediği, kazanın davacının ileri sürüdüğü şekilde gerçekleşmediği, kaza ile zararın uyumsuz olduğu ve bu nedenle taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağının olayın gerçekleşeme şekli ile örtüşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığı somut deliller ile ispat edildiğinden ispat yükü yer değiştirmiştir. Artık, zararın poliçe kapsamında kaldığını davacı ispat etmek zorundadır. Rizikonun gerçekleşme şeklini iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildiren davacı tarafından sunulan deliller ile tüm dosya içeriğinden kazanın ihbar edildiği şekilde gerçekleştiği olgusu ispat edilememiştir. Teknik bilirkişi raporları karşısında davacının dayandığı deliller iddiasını ispata muktedir değildir.<br>4.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, araçta meydana gelen zararın kaza ile uyumlu olmadığının tespit edilmesine, hasarın teminat dışında kaldığı olgusunun sigorta şirketlerince somut delillerle ispatlanmış olması üzerine ispat yükünü üstüne alan davacı tarafından zararın poliçe kapsamında kaldığının ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14e126a5e71da48b","SID":"2339fa5349c9dd1f"}}