{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/821 - 2025/1076<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/821 <br>KARAR NO\t: 2025/1076<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/634 Esas - 2024/354 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 18/09/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 19/09/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin desteği olan ...'ın 16.05.2010 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile kaza yaptığını, iş bu kazada vefat ettiğini, kaza nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/19589 Soruşturma numaralı dosyası ile tahkikat yürütüldüğünü, kazada müteveffanın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davalı şirket ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandığını, bu nedenle müvekkillerinin uğramış olduğu maddi zararların sigorta şirketince karşılanmasının yasa gereği olduğunu, kaza tarihinde yürürlükte olan ZMMS Genel Şartları gereği Sigorta Şirketi, müteveffanın desteği konumunda bulunan annesinin ve babasının destekten yoksun kalma tazminatlarını karşılamakla mükellef olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dâhilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu olan sorumluluk sigortası olduğunu, müvekkillerinin bu nedenle uğradığı maddi zararın davalı Sigorta şirketlerince kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitleri dâhilinde karşılanması gerektiğini, müvekkillerinin uğradığı zararın tazmini ile yükümlü bulunanların (araç, sahibi, sürücü, sigortacı ve diğer tüm sorumlular) meydana gelen zarar nedeniyle müştereken ve müteselsilen (ortaklaşa-zincirleme) sorumluluğu bulunduğunu, bu nedenle müşterek ve müteselsil sorumluluk esası çerçevesinde meydana gelen zararı tazmin etmesi gerektiğini, tek taraflı vefatlı trafik kazalarında zaman aşımının 15 yıl olarak uygulandığını, iş bu sebeple davalı tarafça ileri sürülecek olası zaman aşımı def'ini reddettiklerini, davalı Sigorta Şirketi ile iş bu hukuki uyuşmazlık açısından ilk olarak 25.11.2021 tarihinde arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, şirketçe taleplerinin reddedildiğini, 16.05.2010   tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat eden ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalan  babası ... İçin 100TL ve annesi ... için 100TL olmak üzere toplamda 200TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraflardan tanzim edilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara müştereken ve müteselsilen tahmil edilmesini talep ve dava etmiş, 30.04.2024 tarihli dilekçesinde ise; müvekkili ... için dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 100 TL destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 117.434,73 TL'ye, ... için talep etmiş oldukları 100TL destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 57.565,27 TL'ye artırarak toplam talebini 175.000TL'ye artırdığını bildirmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; başvurucu tarafın dava konusu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, başvurunun zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu kaza nedeniyle meydana gelen destekten yoksun kalma zararından müvekkil Sigorta Şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, zira; davacı yanın, destekten yoksun kalma tazminatı isteminin TBK’nın 52. maddesi hükmü; \"Hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz\" ilkesi gereği reddedilmesi gerektiğini, davacılar murisinin kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olması ve TBK 52. maddesi ile sürücünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kalması dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini, dava konusu taleplerin destek kusuru nedeniyle teminat dışında kaldığını, kazadan dolayı müvekkili Şirketin sorumluluğu bulunmadığını, 18.05.2022 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince 01.06.2015 sonrasında olduğu gibi öncesine ait poliçe ve hasarlarda da kusurlu sürücünün ölümü halinde tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunun hükme bağlandığını, Zorunlu Trafik Sigortası motorlu araç işleteninin KTK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasında yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstleneceğini, ancak davaya konu kazada sigortalının kendisinin üçüncü kişi olmadığı, dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep eden hak sahiplerinin de üçüncü kişi olarak sayılamayacağının kabul edilmesi gerektiği, sürücü yakınlarının destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmalarının mümkün olmadığını,  ZMMS, üçüncü kişilerin zararlarını teminat altına alan bir poliçe olup müvekkili Şirketin sorumluluğu bulunmadığını, raporda belirtilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, zira destekten yoksun kalma tazminatı varsayımlara dayanılarak belirlendiğini, gerçeği yansıtmayan bu tazminat miktarının kabulünün mümkün olmadığını, sigortanın zenginleşme aracı olmadığını, ancak gerçek zararın tazmininin talep edilebileceğini, bu nedenle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, aksi düşünülecek olsa bile bilirkişi raporunda belirtilen miktarın kabulünün mümkün olmadığını, işbu sebeple dava konusu kazada davacı sigortalı, müteveffa sigortalı araç sürücüsü olup asli kusuru sebebiyle kaza meydana geldiğinden, müvekkili Şirketin gerek Hukuk Genel İlkeleri gerekse Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müvekkili Şirket tarafından sağlanan Zorunlu Trafik Sigortası Sorumluluk Sigortası olup, bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararın karşılanmasının amaçlandığını, müvekkili Şirketin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve Trafik Poliçesi Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatının, zarar görenin gelecekte gerçekleşmesi muhtemel farazi bir zararının karşılanmasını konu alacağını, bu bağlamda tazminatın hesaplanabilmesi için müteveffa ve destekten yoksun kalanın ömürleri, çalışma hayatları ve gelir düzeyleri ve sair konularda varsayımlarda bulunmak gerektiğini, bu varsayımlar temelinde bir takım teknik hesaplamalar sonucu destekten yoksun kalma tazminatı bulunduğunu, yani davaya konu sigorta poliçesinin teminatının maktuen ödenecek rakam olmadığını, poliçede belirtilen limit, ölüm halinde mutlak ve likit ödenecek meblağ olmayıp, vefat edenin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yoksun kaldıkları zararın, yani destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması sonucunda belirleneceğini, davacı ölenin ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmesi gerektiğini, müvekkili Şirket nezdindeki Trafik Sigorta Poliçesi 09.12.2016 tarihinde tanzim edilmiş olduğundan bu poliçe 01.06.2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarına tabi olduğunu, bu durumda kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 01.06.2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve ilgili mevzuat gereği, hesaplanacak destekten yoksun kalma tazminatı, güncel TRH-2010 (kadın-erkek hayat) Tabloları esas alınarak yapılması gerektiğini, müteveffanın herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müteveffanın, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde, bu kurum tarafından yapılan ödemeler davalı sigortadan talep edilemeyeceğinden dolayı mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespiti gerektiğini, hukukun genel ilkelerinden kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği davacıların talep hakkı bulunmadığını, bu nedenle müvekkili Şirket aleyhine açılan işbu davanın reddi gerektiğini, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Genel İçtihatları ve TBK.m51-52 gereğince hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur ve %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, müvekkili Şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; davacıların murisinin aracının tek taraflı yaptığı trafik kazasında vefat ettiği, mirasçıların destekten yoksun kaldıkları iddiası ile eldeki davayı açtıkları, davacıların zararının TBK'nın 49. ve 53. maddeleri uyarınca tazmininin gerektiği, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının belirlendiği ve belirlenen kusur oranlarının oluşa uygun olduğu, davacıların talep edebilecekleri destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilerek ve 30.04.2024 tarihli talep artırım dilekçeleri de gözetilerek davanın kabulü ile 175.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının 117.434,73TL'sinin davacı ...'a, 57.565,27TL'sinin davacı ...'a 24.09.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limitleri ile sorumlu olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay’ın son kararlarına göre desteğin kusurundan kaynaklanan zararların poliçe teminatı dışında kaldığını, müteveffa sürücünün kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle davacıların tazminat talep etme imkanının bulunmadığını, ZMMS Genel Şartlar’da da bu durumun teminat kapsamı dışında tutulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, yerel mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini, davacılara ölenin destek olduğunun ispatı gerektiğini, tazminat hesabında poliçe tarihi itibariyle PMF Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini, davacıların ıslah taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, istinaf  isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tMahkemece, meydana gelen kaza nedeniyle oğullarını/desteğini kaybeden davacıların ölenin desteğinden mahrum kaldıklarından bahisle, davanın sigorta limiti ile sınırlı olarak kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tSomut olayda, kaza 16.05.2010 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacıların desteği vefat etmiştir. Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan söz konusu  trafik kazası 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi kapsamında bir fiil niteliğindedir ve davacıların desteği olan sürücünün vefat etmesi ve murisin kusurlu olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır.<br>\tBuna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında davanın açıldığı 22/09/2023 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadığı gibi davacı tarafın talep artırım dilekçesi verdiği 30/04/2024 günü itibariyle de zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, davalı Sigorta Şirketi vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tTüm dosya kapsamından; olay tarihi olan16/05/2010 günü davacıların oğlu/desteği olan ...’ın sevk ve idaresindeki davalıya sigortalı ... plakalı araçla Konya /Hadımiye Caddesini takiben Beyşehir Çevreyolu Caddesine doğru seyrederken kavşağa kontrolsüz giriş yaparak direksiyon hakimiyetini kaybedip sağa doğru savrularak, aracın sağ yan kısmı ile beton aydınlatma direğine, ön kısımlarının ise olay yerinde bulunan apartmanın bahçe duvarına çarparak durduğu, davacılar murisinin olayın akabinde kaldırıldığı hastanede 22/05/2010 günü hayatını kaybettiği, dosyada mevcut Kaza Tespit Tutanağı ve 09/01/2024 tarihli kusur raporuna göre meydana gelen olayda davacıların desteğinin tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDava konusu olay sırasında davacılar desteğinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 28/06/2009 - 28/06/2010 tarihleri arasında davalı şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk sigortasının yapıldığı, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 175.000TL olduğu anlaşılmıştır.<br>\tDosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere ve özellikle de 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelen tek taraflı ve tam kusurlu olarak kendi ölümüne neden olan sürücünün vefatı nedeniyle tazminatın hesaplanmasında ve poliçe limitleri dahilinde oranlama yapılarak davacılara ödenecek tutarların tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı vekili tarafından yatırılması gereken  11.954,25TL TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.989,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.965,25 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İstinaf talebinde bulunan davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df0134e95685f4f4","SID":"1b383bb8f7228093"}}