{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/115 Esas<br>KARAR NO: 2025/1076<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/09/2021<br>NUMARASI: 2018/1133 Esas, 2021/795 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 05/03/2016 tarihli sözleşme ve ek protokol uyarınca davalının Antalya Manavgat'ta işlettiği ... Hotel'in tüm bahçe bakım hizmetlerinin müvekkili şirket tarafından sözleşmenin sonuna kadar eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirildiğini, bu hizmete karşılık kesilen faturalara davalının itiraz etmediğini, müvekkiline ait cari hesaba göre ödenmesi gereken 49.780,76 TL'nin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, icra takibinden sonra ise davalının toplamda 8.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerden sonra müvekkilinin icra takibinden kaynaklanan alacağının 41.780,76 TL olduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; imzalandığı iddia edilen sözleşmenin karşılığının tam olarak yerine getirilmediğini, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının bahsi geçen hizmetleri eksiksiz yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli hareket etmek suretiyle müvekkilinden haksız kazanç sağlama çabasında olduğunu belirterek davanın reddine, icra takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davalı tarafından sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmediği beyan edilmiş ise de, dava konusu cari hesap alacağının tarafların ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu ve davalının BA formuna göre dosyaya konu 5 adet faturanın Vergi Dairesine bildirildiği anlaşılmakla davalının hizmeti aldığının ve aldığı hizmetin bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından borcun sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve delil sunulmadığı, davalı tarafından takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin davacının kabulünde olduğu gibi davacı tarafından ticari defterlere de işlendiği, davacının bu miktarları mahsup ederek eldeki davayı açtığı, davalı ticari defter kayıtlarında davacıya 10.000,00 TL'lik farklı bir ödeme kaydı bulunmakta ise de, ödemeye ilişkin bir belge sunulmadığı gibi bu ödemeye ilişkin davacı ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir bilginin yer almadığı, bu nedenle bu ödemenin mahsubunun mümkün olmadığı, ayrıca dosyaya konu alacağın cari hesap ilişkisi/faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, itirazın iptaline ve takibin, takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi üzerinden devamına karar verilerek asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; faturanın hukuken değer ifade edebilmesi için ilgili kişiye ulaşmış olması ve faturayı gönderenin ise bu durumu ispatlaması gerektiğini, oysa müvekkiline teslim edilen bir faturanın söz konusu olmadığını, ayrıca mal/hizmet tesliminin ayrıca ve açıkça yazılı imzalı belgeler ile ispatlanması gerektiğini, bilirkişi raporunda BA formunun bulunduğu ancak BS formunun bulunmadığı belirtilmiş olup BS formlarının da mevcut ise, ilgili Vergi Dairesinden talep edilmesi gerektiğini, sözleşme konusu işin sözleşme koşullarına uygun şekilde ifa edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, ispat yükü üzerinde olan davacı hizmetleri yerine getirdiğini sunacağı belgeler ve ticari kayıtlar ile ispat etmesi gerekirken bu hususun ispat edilemediğini, bu durumda davacının sözleşme bedelini talep edemeyeceğini, sözleşmeye göre çalışanların sigorta ödemeleri müvekkiline bildirilmesi gerekirken bildirilmemesi sebebiyle sözleşme uyarınca bildirilmeyen sigorta ödemeleri kadar ödemenin dondurulduğunu, davacının bedele hak kazanması için sigorta ödemelerinin yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiğini, sözleşmeye göre davacının sözleşmeden kaynaklı borcunu ifa ettiğini ve ifa sonrası müvekkil firmaya noter vasıtası ile ihtar göndermek sureti ile alacağını talep etmiş olduğunu ispatla yükümlü olmasına rağmen dosyada bu yönde bir evrak bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlar birbirini  doğrulamadığı için  delil olarak  nitelendirilemeyeceğini, somut olayda da tarafların defter ve kayıtları arasında büyük bir fark bulunduğunu, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları da incelenerek kayıtlarında yer almayan faturaların icra takibine konu edilip edilmediği hususunun araştırılması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 49.780,86 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla yazılan talimat üzerine Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 22/07/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2015/2016/2017 hesap dönemine ait ticari defterlerinin incelendiğini, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, yapılan inceleme neticesinde davalının, davacıya 41.780,76 TL tutarında borçlu olduğunun görüldüğü bildirilmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesine yönelik sunulan 07/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı taraf icra takibinde 49.780,76 TL cari/açık hesap bakiyesini talep ettiğinden bu tutarı karşılayacak olan icra takibine konu alacağın dayanağı olan 7 adet fatura olduğu, faturalarda yazılı olan mal/hizmetlerin davalıya teslimine ilişkin bir belgenin bulunmadığı, ancak icra takibine konu bu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca davalı tarafından 5 adet faturanın BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiğini, bildirim sınırı altında olan 2 adet fatura yönünden ise bir bildirim yapılmadığını, 7 adet faturaya davalı tarafından itiraz edildiğine dair dava dosyasında bir belgenin bulunmadığını, davalının ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacıya 39.780,36 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacının ticari defterlerine göre ise takip tarihi itibariyle davalının 49.780,76 TL borcunun bulunduğu, buna göre tarafların ticari defterleri arasında 10.000,00 TL fark olduğu, davalının ticari defter kayıtlarında yer alan davacının hesabına 10.000,00 TL tutarında borç kaydı yapılmasına ilişkin 22/03/2017 tarihli kaydın davacının ticari defterlerinde bulunmadığı, dayanak belgenin, inceleme sırasında talep edilmesine rağmen ibraz edilmediği, bu nedenle kaydın dikkate alınmayarak davacının, davalıdan olan alacağından düşülmemesi gerektiği, bu durumda takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 49.780,76 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalı tarafından davacıya 09/06/2017 tarihinde 3.000,00 TL ve 16/06/2017 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL tutarında yapılan ödemelerin tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu bildirilmiştir. \"...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın  mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir...\"  (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, taraflar arasında davacı tarafından, davalının bahçe bakım işlerinin yapılmasını konu edinen sözleşme bulunduğu, sözleşmede belirtilen hizmeti yerine getirdiğinden bahisle davacı açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlattığı davaya konu icra takibinde 49.780,86 TL tutarındaki alacağının tahsilini talep ettiği, davacının, icra takibinden sonra davadan önce davalı tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 8.000,00 TL ödemeyi mahsup ederek işbu davayı 41.780,86 TL üzerinden açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere icra takibine konu açık hesap ilişkisinin dayanağını oluşturan 7 adet fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup alınan hizmete ilişkin faturaları süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalı, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yahut hizmetin sözleşme koşullarına uygun ifa edilmediğini yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davalının, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Takip tarihi itibariyle davacı ve davalıya ait incelenen ticari defterlerin, davalı lehine olan 10.000,00 TL fark dışında birbiri ile uyuştuğu, ancak davalıya ait ticari defterlerde davacı hesabına yapılan 10.000,00 TL borç kaydına ilişkin davalı tarafından dayanak bir belge ibraz edilmediği gibi bu kaydın davacıya ait ticari defterlerde de kayıtlı olmadığı, bu durumda söz konusu borç kaydının dikkate alınamayacağı anlaşılmakla davacının, davaya konu alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerekir. Ayrıca davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekili istinafında, sözleşmeye göre davacı tarafından çalışanların sigorta ödemelerinin yapılmadığı ve hizmetin ifasından sonra alacağın talebine yönelik ihtarname gönderilmediği savunmasını ileri sürmüş ise de, cevap dilekçesinde ileri sürülmediğinden iddianın genişletilmesi niteliğinde olan bu talepler yönünden bir değerlendirme yapılması mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1133 Esas, 2021/795 Karar sayılı ve 16/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafından peşin olarak yatırılan 713,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 98,20 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c1fdc37d0133b05","SID":"bff613d29c070118"}}