{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/2044 <br>KARAR NO: 2025/2186<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 17/06/2025<br>NUMARASI: 2020/711 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili 20.05.2025 tarihli ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; bilirkişi heyeti raporu ile ortaklığın amacının gerçekleştiğinin sabit olduğunu, ortaklar arasında akdedilen 27.09.2013 tarihli tadil sözleşmesinde ortaklığın işlerine ilişkin her türlü kararların oyçokluğu ile alınacağının kararlaştırıldığını, davalının ortaklığa 21.700.167,55-TL borcunun bulunduğunun rapor ile tespit edildiğini, ortaklığın haklı sebeple feshi şartlarının gerçekleştiğini, bu aşamada davalı borçlunun malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek öncelikle teminatsız olarak davalı borçlunun mal varlığı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, eş zamanlı olarak tasfiyede 3. aşamaya geçilerek tasfiye sürecine devam edilmesini talep etmiştir.Mahkeme 17/06/2025 tarihinde \"İhtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜNE, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlu/borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebinin 21.700.167,55-₺'lik kısmına yönelik alacağın %15'i (yüzde onbeş) oranınına isabet eden (3.255.025,13-₺) miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu (şayet alacaklı bir banka ise kendisi dışındaki bir başka bankaya ait teminat mektubu olmak kaydı ile ) mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde borçlunun gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE...\" karar vermiştir.Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen borçlu vekili tarafından ihtiyati hacze itiraz edildiğinden yapılan duruşmada ;\"Mahkemenin  17.06.2025 tarihli ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine\" dair  taraf vekillerinin yüzlerine karşı hükmün tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere 31/07/2025 tarihinde karar verilmiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;; itirazlarının büyük bir kısmının  adeta yok sayılarak ve  hükme hangi somut delil ve yasal düzenlemelerin dayanak alındığı ortaya konulmadan, ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının  reddine karar verilmiş olmasının  haksız ve hukuka aykırı olduğunu,eksik ve hatalı bilirkişi raporu dayanak yapılarak ancak rapor  tebliğ edilmeden ihtiyati haciz kararı verildiğini,yasadaki ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını,davalının adi ortaklığa karşı borcunun olmadığının sabit olduğunu,yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini, 28/07/2025 tarihli dilekçenin  niteliği itibariyle ihtiyati haciz kararına karşı itiraz dilekçesi olmayıp, ihtiyati haciz kararına itirazları saklı tutularak İİK m. 261 kapsamında hükümsüzlüğün tespiti yönünde ara karar kurulmasına ilişkin talep dilekçesi olduğunu, 01/08/2025 tarihli \"İhtiyati Haciz Ek Kararı\" incelendiğinde; Yerel Mahkemece yalnızca, niteliği itibariyle itiraz dilekçesi dahi olmayan 28/07/2025 tarihli dilekçedeki hükümsüzlüğün tespiti talebine  ilişkin bir değerlendirme yapılmış olduğu, ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının  büyük bir kısmı hakkında ise hiçbir değerlendirmede dahi bulunulmadığının  görüldüğünü,itirazlarının yok sayıldığını,gerekçede hangi delile dayanıldığının açıklanmadığını,organik bağ değerlendirmelerinin somutlaştırılmadığını ,alacağın muaccel olmadığını , ihtiyati haciz kararının  şartları oluşmadığını beyanla rapora itirazları da belirtilerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava  adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine  ilişkindir.Davacının dava dilekçesinde belirttiği uyuşmazlık; müvekkili şirketler ile davalı arasında Beyoğlu 41. Noterliği huzurunda akdedilen “09.05.2011” tarihli, “...” yevmiye sayılı ve “Adi Ortaklık Sözleşmesi” başlıklı (EK-1) sözleşmeye istinaden tesis edilen “... Ortak Girişimi” unvanlı adi ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesi ve tasfiyesi ile bu tasfiyeyi müteakip davalı ortağın diğer ortaklara karşı olan borcunun ifasına yöneliktir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, taraflar arasında imzalanan adi ortaklık sözleşmesinin fesih ve tasfiyesi kapsamında davalının borç aldığı ileri sürülen tutarın da iadesi istenilmektedir.Talep edilen  adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak tutarının  tahsiline dair bu taleplere ilişkin sözleşme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin  kabulü yargılamayı gerektirdiği gibi,talebin kabulü  halinde dahi ,miktarının yargılama sonucu kesinlik kazanacağı anlaşılmakla, mahkemesince bu alacak kalemleri yönünden ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalının  istinaf başvurusunun  kabulüyle, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince davalının itirazının reddine dair 31/07/2025 tarihli ara kararın kaldırılarak yeniden ara karar hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A-Davalının  istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince  31/07/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına,  yeniden ara karar hakkında;1-Davalı vekilinin ihtiyati hacze  itirazının kabulüyle 17/06/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına,İstinaf incelemesi ile ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81c76023885ae599","SID":"1be4e7650f384827"}}