{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/149 Esas<br>KARAR NO: 2025/1078<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/11/2021<br>NUMARASI: 2021/309 Esas, 2021/995 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile akdedilen sözleşmede yüklenici işçilerinin fesih halinde işveren kadrosuna alınmayacağı düzenlenmesine rağmen davalının,  müvekkili şirketin sigortalısı olarak çalışan işçilerin bir kısmını sözleşmenin feshi ile birlikte kendi kadrosuna alarak çalıştırmaya başladığını, bunun üzerine sözleşmedeki düzenlemeye istinaden müvekkilince, davalıya her çalışan için 1 brüt maaş tutarında fatura kesildiğini, bu faturaya dayalı Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üretim ve şirket merkezindeki tesislerinin güvenliğinin sağlanması amacıyla davacı ile 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, davacının dayanağı olan sözleşme maddesinin yalnızca işveren tarafından sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde uygulanabileceğini, oysa somut olayda müvekkilince yapılan bir fesih olmadığını, zira sözleşmenin kararlaştırılan sürenin sonu olan 31.12.2020 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, müvekkili tarafından davacıya gönderilen 14.12.2020 tarihli noter ihtarnamesi ile, müvekkilinin sözleşmenin bitiş tarihinde yenilenmesine yönelik bir talebinin olmadığına ilişkin davalının bilgilendirildiğini, ihtarnamede davalıya yöneltilen bir fesih bildiriminin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; dosya kapsamında yer alan taraflar arasında imzalanmış 01/01/2019 tarihli ve 01/01/2020 tarihli iki ayrı özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinde cezai şarta ilişkin hüküm bulunduğu, dosyaya sunulan <br>01/12/2019 tarihli sözleşme süresinin 2 yıl olarak belirlendiği sözleşmede ise cezai şarta ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, celp edilen SGK kayıtlarına göre davacı bünyesinde çalışmakta olan bir kısım işçilerin 2021 yılının başında davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalı tarafından 01/01/2020 tarihli son sözleşmenin bitiş tarihi olan 31/12/2020 tarihinden önce davacıya noter aracılığıyla keşide edilen ihtarnamedeki beyanın fesih iradesi olarak değerlendirilemeyeceği, sözleşmenin 10. maddesinde işveren tarafından sözleşmenin feshedilmesi durumunda ödenmesi kararlaştırılan cezai şarta dayalı olarak davacının, davalıdan tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinin hukuken belirli süreli sözleşme olarak değerlendirilemeyeceğini, zira davalının, müvekkilinden 2017 yılından itibaren sözleşmeyi feshettiği tarihe kadar güvenlik hizmeti aldığını, bu tarihten itibaren 4 defa sözleşmenin yenilendiğini, sunulan güvenlik hizmetinin kesintisiz ve sürekli oluşu dikkate alındığında İş Kanunu m. 11 ve TBK m. 430 gereği taraflar arasındaki sözleşme belirsiz süreli hizmet sözleşmesi olduğundan mahkemenin hukuki nitelemesinin hatalı olduğunu, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, zira tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş olsaydı 2017 yılından itibaren süregelen aynı hizmet ilişkisinin varlığı tespit edilip sözleşmenin belirsiz süreli olduğu kabul edilerek davalının, müvekkiline gönderdiği ihtarın açıkça fesih iradesini ortaya koyan bir fesih ihtarı olduğu ve feshin akabinde davalının, müvekkili şirkete bağlı çalışan işçileri kendi kadrosuna aktarması sebebiyle sözleşmeden doğan cezai şartın talep edilebileceği sonucuna varılacağını, dosyaya ibraz edilen hizmet sözleşmelerinin süre bakımından hatalı değerlendirildiğini, zira gerekçeli kararda 01/12/2019 tarihli sözleşmenin süresinin 2 yıl olarak belirlendiğine yönelik tespite rağmen bu sözleşmenin sözleşmenin 31.12.2021 tarihine kadar devam ettiğinin gözardı edildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin esasen derdest olduğunun ve davalının, müvekkiline gönderdiği ihtarın açıkça fesih iradesini ortaya koyduğunun anlaşıldığını, ayrıca dava dilekçesinde yemin deliline dayanmalarına rağmen yemin teklifi hatırlatılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 21.629,16 TL asıl alacak ve 410,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.040,11 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 3. maddesinde işin 01/01/2019 tarihinde başlayıp 31/12/2019 tarihinde sona ereceği; davalı tarafından dosyaya sunulan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 3. maddesinde ise işin 01/01/2020 tarihinde başlayıp 31/12/2020 tarihinde sona ereceği düzenlenmiş olup her iki sözleşmenin 10. maddesi de \"...İşveren tarafından her ne sebeple olursa olsun gerçekleştirilen fesih durumlarında, yüklenici elemanları işveren veya yeni yüklenici kadrolarına alınamayacak, alınması halinde yüklenici tarafından her bir çalışan için (en son brüt maaşı üzerinden) 1 brüt maaş tutarında ilave fatura kesilecektir.\" hükmünü içermektedir. Davacı taraf, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce feshedildiğini ve akabinde kendi bünyesinde çalışan personellerin bir kısmının davalı kadrosuna alındığını iddia ederek sözleşmenin belirtilen hükmüne dayalı olarak icra takibine konu 30/12/2020 tarihli \"personel kadroya alım bedeli - 5 adet\" açıklamalı 21.629,16 TL bedelli faturayı tanzim etmiş olup davalı taraf ise, kendileri tarafından yapılan bir fesih işleminin olmadığını, sözleşmenin bitiş tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, bu nedenle davacının sözleşmenin anılan hükmüne dayalı bir talep hakkının olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacı bünyesinde çalışmakta olan bir kısım işçilerin 2021 yılında davalı şirkette çalışmaya başladığı tespit edilmiş olup bu yönüyle hüküm istinaf edilmediğinden uyuşmazlığın çözümü bakımından taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce feshedilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekir.  Somut olayda, davacı tarafından \"özel güvenlik hizmet sözleşmesi\" başlıklı 01/12/2019 tarihinde imzalanan, işe başlama tarihi 01/01/2020 bitiş tarihi 31/12/2021 olan tek sayfadan ibaret olarak dosyaya ibraz edilen sözleşmenin tamamı sunulmadığı gibi bu sözleşmenin, davacı vekilinin beyanlarında geçen sözleşmelerle bir bağlantısının da tespit edilemediği anlaşılmakla taraflar arasında en son yapılan sözleşmenin 01/01/2020-31/12/2020 tarihlerini kapsayan sözleşme olduğunun kabulü gerekir. Buna göre davalı 14/12/2020 tarihli noter ihtarnamesi ile, taraflar arasındaki sözleşmenin 31/12/2020 tarihinde kendiliğinden sona ereceğini, sözleşmenin yenilenmesi yönünde bir taleplerinin bulunmadığını davacı tarafa bildirmiş olup ihtarname içeriğinde davalının sözleşmenin feshine yönelik bir beyan ve iradesi olmadığından sözleşmenin 10. maddesi uyarınca davacının, davalıdan bir talep hakkı bulunmamaktadır. Davacı vekili istinafında sözleşmenin 2017 yılından beri yenilendiğinden belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerektiğini, ticari defterler incelenmiş olsaydı bu hususun tespit edilebileceğini ileri sürmüş ise de, bu iddia dava dilekçesinde ileri sürülmediğinden iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğundan bu yönden bir değerlendirme yapılması mümkün olmadığı gibi kaldı ki davacının sözleşmenin belirsiz süreli hizmet sözleşmesi olduğu iddiasına dayanak yaptığı kanun hükümlerinin somut olaya uygulanma imkanı da bulunmamaktadır. Zira bu hükümler işçi ve işveren arasında yapılan sözleşmelere ilişkin olup her iki tarafının tacir olduğu ticari nitelikte hizmet sözleşmesi bakımından uygulanmaz. Bu nedenle ticari defterlerin incelenmemiş olması eksik inceleme olarak değerlendirilemez. Ayrıca davacı vekili istinafında yemin delilinin hatırlatılmadığını ileri sürmüş ise de, somut olayda mevcut delil durumu itibariyle yemin delili ile ispatı gereken çekişmeli bir vakıa bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/309 Esas, 2021/995 Karar sayılı ve 02/11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb956774f2b4d80d","SID":"270e83b77045eddc"}}