{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/121 Esas<br>KARAR NO: 2025/1101<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/09/2021<br>NUMARASI: 2020/896 Esas, 2021/813 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 11/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının temizlik hizmeti sunan bir şirket olduğunu, davalının da davacıdan  bir çok kez hizmet aldığını, ancak birtakım faturaların ödenmediğini, davacı şirketin icra takibi kapsamında belirtilen  faturalar nedeniyle bakiye toplamda 30.865,86 TL alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmaması üzerine Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, borçlunun kendisine gönderilen ilamsız takipte ödeme emrine karşı  itiraz ettiğini belirterek  davalı borçlunun Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacak likit olduğundan %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, mevcut bir borç var ise bunların tümünün ödendiğini, icra takibine konu edilen borcun var olmayan bir borç olduğunu, icra takibinin de itirazın iptali davasının da hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, karşı tarafla arasındaki ticari ilişki gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi müvekkiline tebliğ edilip de ödenmemiş bir fatura borcunun da söz konusu olmadığını, karşı tarafça sunulan hizmete karşılık tüm ödemelerin yapıldığını  bu hususun tarafların ticari defterleri incelendiğinde de açıkça görüleceğini, davacının fazladan ve haksız yere kestiği bir fatura söz konusu ise bundan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davaya ve icra takibine dayanak olan faturaların müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında bulunmadığını, kanaatlerince davacı şirket içinde muhasebesel anlamda bir kopukluk söz konusu olduğunu, şimdiye kadar müvekkili şirkete tebliğ edilen ve müvekkili şirketin aldığı hizmetin karşılığı olan tüm faturaların günü gününe ödendiğini, hiçbir hizmet sunulmadan kesilen ve davaya dayanak olan faturaları kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafın işbu davanın açılmasında kötüniyetli olduğunu, haksız yere icra takibi başlatıldığını beyanla açılan davanın reddine, takibinde haksız ve kötüniyetli olan alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 31.01.2020 tarihli ve 7.696,08 TL, 29.02.2020 tarihli, 10.689,00 TL, 24.03.2020 tarihli ve 5.130,72 TL ve 31/12/2019 tarihli ve 4.947,48 TL bedelli faturalar sebebiyle davacının, davalıdan alacaklı olduğunu sunmuş olduğu ticari defter ve belgeler, BA-BS formları ve tüm dosya kapsamı ile ispatladığı, ödeme iddiasında bulunan davalının işbu fatura bedellerini ödediği  hususunu ispatlayamadığı, davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen 23.03.2020 tarihli ve 250,40 TL bedelli faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olması sebebi ile bu faturadan dolayı davacının, davalıdan bir talepte bulunamayacağı anlaşılmakla icra takibine konu alacağın 28.212,88 TL'sinin BA-BS formları, davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak açılan davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından 28.212,88 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına, 23.03.2020 tarihli ve 250,40 TL bedelli faturadan kaynaklı alacak ve davacı, davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığından işlemiş faiz taleplerinin reddine, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına ilişkin talebin kabulüne  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davaya ve icra takibine dayanak olan faturaların müvekkili şirketin sisteminde kayıtlı olmadığını bu nedenle müvekkili şirketin bilgisi dışında kesilen faturalardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, mahkemece yeterli inceleme ve değerlendirilme yapılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkide müvekkilinin davacıya karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, faturaların müvekkili şirkette yetkili bir kimse tarafından tebliğ alındığı olgusunun ispata muhtaç olduğunu ve davacı tarafından ispat edilemediğini, kabul anlamına gelmemek üzere, davanın reddi kararı verilmesi halinde ise bilirkişi raporunda yer alan diğer seçenek olan 23.265,40 TL üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, 4.947,48 TL bedelli faturanın davalıya teslimine ilişkin bir teslim belgesi görülmemesi nedeniyle davacının belgeye dayalı alacağının 23.265,40 TL olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiği, Mahkemenin bilirkişi tespitlerine aykırı davrandığını, teslim ve yahut tebliğine ilişkin hiçbir belge veya bilgi bulunmayan fatura bedelinin talep edilen alacak tutarından mahsup edilmesi gerekirken, Mahkemece bu husus gözetilmeksizin haksız yere kesilen fatura bedelinin de müvekkilden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça, 30.865,86TL'lik tutar üzerinden icra takibi başlatıldığını,  dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile davacının faiz dahil alacağının 24.269,25TL olduğu kanaatine varıldığını, Mahkemece davanın 28.212,88TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yapılan yargılama sonunda tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, hangi delilin neden dolayı üstün tutulduğuna ilişkin gerekçeler dahi açıklanmadan  soyut açıklama ile gerekçesiz olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkeme kararının somut ve anlaşılır olması gerektiğini , ancak gerekçeli kararda soyut ve yetersiz açıklamalar yapıldığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı toplamda 30.865,86 TL'nin tahsiline ilişkin başlatılan takipte, davalı takip borçlusunun süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve davacı tarafından 30.865,86 TL harca esas değer üzerinden açılan iş bu davanın İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konu uyuşmazlık, davacının icra takibine konu faturalar sebebi ile  alacağının bulunup bulunmadığı, ilk derece Mahkemesi kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir.İlk derece Mahkemesince dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafından incelemeye sunulan 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davacının incelenen ticari defterlerinde davalıdan 17/09/2020 takip tarihi itibariyle 28.212,88 TL alacaklı olduğu, davalı taraf ticari defterlerinin inceleme günü olan 21/06/2021 tarihinde 15.00'de inceleme için sunulmadığı, davacının alacağını oluşturan faturalardan 31.12.2019 tarihli ... numaralı 4.947,48 TL tutarlı faturanın davalı tarafa teslimine ilişkin bir teslim belgesinin dosyaya sunulması halinde davacının alacağının 28.212,88 TL olacağı kanaatine varıldığı, davacının alacağını oluşturan faturalardan 31.12.2019 tarihli ... numaralı 4.947,48 TL tutarlı faturanın davalı tarafa teslimine ilişkin bir teslim belgesi görülmemesi nedeniyle, davacının belgeye dayalı alacağının (28.212,88 TL-4.947,48 TL) 23.265,40 TL olduğu kanaatine varıldığı, davacının 17/09/2020 tarihli icra takibinde 28.713,68 TL'lik fatura alacağına yıllık adi kanuni faiz ile 2.152,18 TL işlemiş faiz talep ettiği TTK. 1530/4a maddesi gereğince tekrar işlemiş faiz hesabı yapıldığı, davacının asıl fatura alacağının 28.212,88 TL olarak kabul edilmesi halinde işlemiş faiz tutarının 1.283,74 TL hesaplandığı, bu durumda işlemiş faiz dahil davacı alacağının 29.496,62 TL hesaplandığı, davacının asıl fatura alacağının 23.265,40 TL olarak kabul edilmesi halinde, işlemiş faiz tutarının 1.003,85 TL hesaplandığı, bu durumda işlemiş faiz dahil davacı alacağının 24.269.25 TL olarak hesaplandığı, davacının icra takibinde ödeme emrinde işlemiş faizin yasal faiz üzerinden hesaplandığının belirtildiği ancak 17/09/2020 tarihinden itibaren asıl alacağına hangi faiz oranını talep etmiş olduğunu belirtmemiş olduğundan bu nedenle davacının lehine karar alınması halinde davacının takip tarihinden itibaren alacağına yasal faiz veya ticari avans faizi uygulama kararının  Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.\"...Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2249 Esas 2024/4733 Karar sayılı ilamı).Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece 25/05/2025 tarihli ara kararı ile taraflara ticari defterlerini sunmaları için  süre verildiği, davalı şirkete ait ticari defterlerin sunulmadığı, davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın 28.212,88 TL lik kısmının varlığının kanıtlandığı anlaşılmıştır. Davalı, defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.Sonuç olarak, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde,  davalıdan takip tarihi itibariyle 28.212,88 TL açık hesap alacağının kayıtlı olduğu, davalının usulüne uygun ihtara rağmen defterlerini sunmadığı, HMK 222/3. Maddesi gereğince davalı defterlerini ibraz etmediğinden davacının usulüne uygun tutulan defterlerinin lehine delil teşkil edeceği anlaşılmış, davacı, usulüne uygun tutulan ticari defterleri ile davalıdan  28.212,88 TL alacaklı olduğunu ispatlandığından Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK. 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/896 Esas, 2021/813 Karar sayılı ve 17/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 482,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 133,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"271fe2b86beff89a","SID":"956b7f98f2fc22c6"}}