{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/5 <br>KARAR NO: 2025/2179<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/10/2022<br>NUMARASI: 2019/239 E - 2022/645 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 18/09/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın, müvekkili şirketin ... numaralı aboneliği kapsamında elektirik enerjisi hizmeti aldığını, hizmet bedelini ödemediğini, bu nedenle  İstanbul 24. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarının ve davalıya ödeme emri gönderdiklerini, davalının hizmet bedelini ödemediği ve icra takibine itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, para borçlarında ifa yerinin alacaklının yerleşim yeri olduğunu,  davalının yetki itirazının hukuki bir dayanağı olmadığını,  sözleşmeye göre davalının kullandığı elektrik ücretini ödemesi gerektiğini, müvekkili kurumun özelleştirildiğini dolayısıyla artık bir kamu kurumu netiliğine haiz olmadığından perakende elektrik satış faaliyetini bir kamusal hizmet olarak değil ticari bir faaliyet olarak gerçekleştirdiğinden bahisle davalının müvekkili şirket nezdinde bulunan abonelik kapsamında elektrik enerjisi hizmeti almasına karşın bu hizmetin karşılığı olan bedeli ödemediğini, alacağın tahsili için giriştikleri icra takibine borçlu - davalının haksız yere itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap vermeme suretiyle davayı inkar etmiş, bilahare 24/02/2020 tarihli celsede; \"Ben davacı kurumla hiçbir şekilde abonelik sözleşmesi yapmadım ve hiçbir sözleşmeyede imza atmadım , benim adıma sözleşme düzenlenmiş sahte imza atılmıştır, ben davayı kabul etmiyorum, davanın reddine karar verilsin\" şeklinde beyanda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;\" ... 11/07/2007 tarihli ... adına ... tesisat onu ile düzenlenmiş ... AŞ Dağıtım sistemine bağlantı anlaşması aslındaki ... ismine atfen atılı imzanın, ...'nın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bilirkişi tarafından her ne kadar dava konusu sözleşmede yer alan imzanın davalıya ait olmadığı tespit edilmiş ise de; bu hususun tek başına davanın reddi sonucunu doğurmadığı, davalının fiili kullanımı hususun tespitinin yapılması gerektiği, bu kapsamda mahkememizin, 24/01/2022 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile; \"... Müd. müzekkere yazılarak; \"... Mah. ... Mevkii, ... Caddesi, ... Sok.No:... D Zemin \" adresinde yer alan dükkanın 2008-2009 ve 2010 yıllarında kim tarafından kullanıldığına ilişkin araştırma yapılarak mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine\", 2 nolu ara kararı ile; \"Halkalı vergi dairesine müzekkere yazılarak; davalı ...'nın 2006 -2007-2008-2009-2010-2011-2012-2013 ve 2014 yılları arasında beyan ettiği vergi beyannamelerinin hangi adresteki faaliyetine ilişkin olduğuna yönelik araştırma yapılarak  mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine\" ve 3 nolu ara kararı ile de; \"Davacı vekiline 1 nolu ara kararda adresi yazılan ve aynı zamanda abonelik sözleşmesinin tesis edildiği dükkanın davalı yanca fiili olarak kullanıldığına ilişkin varsa tüm belge ve kayıtları sunmak üzere 1 aylık  süre verilmesine\" karar verildiği, taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesindeki kullanım adresinin; \"... Mah. ... Mevkii, ... Caddesi, ... Sok.No:... D Zemin/Dükkan\" olduğu, ancak gelen beyanlar ve yazı cevapları incelendiğinde de davalının abonelik adresinde faaliyet gösterdiğinin tespit edilemediği, davacı yanca da bu hususa ilişkin herhangi bir bilgi ve kayıt sunulmadığı  ve bu haliyle de; gerek takibe dayanak abonelik sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının bilirkişi raporuyla saptanmış olması ve gerek se dosya kapsamına göre davacının kullandığı adres ile aboneliğin tesis edildiği adresin aynı adres olup olmadığının da davacı yanca ispat edilememiş ve mahkememizce yapılan tüm araştırmalara rağmen aboneliğin akdedildiği adresin davalı yanca fiilen kullanıldığı tespit edilmemiş olması nedeniyle, davalı tarafın borçtan sorumlu tutulamayacağı\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak;  Bağlantı Anlaşması'nda bulunan imzanın davalının eli ürünü olmadığı yönündeki kanaatlerin gerçeklerle bağdaşmadığını,  dava konusu sözleşmede bulunan imza ile yukarıda bahsi geçen imza örnekleri karşılaştırıldığında imzaların karakteristik özellikleri, hızları, dönüş şekilleri ve yönleri ve konumlarının benzerlik gösterdiğini, raporda  yapılan tespitlerin gerekçelendirilmediğini,  yapılan imza incelemesinin adli tıp kurumu tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, ... A.Ş. Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması imzalandığı sırada davalı tarafça müvekkili şirkete kira sözleşmesi ve vergi levhası ibraz edilmiş olduğundan davalının fiili kullanıcı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, elektrik tüketim faturalarının tahsili  talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalının abone olup faturaları ödemediğini ileri sürmektedir. Davalı ise, abonelik sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Mahkemece imza incelemesi yaptırılmıştır. Adli Tıp Uzmanı ...14.12.2021 tarihli raporunda \" İnceleme konusu 11.07.2007 tarihli ... adına ... tesisat no ile düzenlenmiş ... A.Ş. Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması aslındaki ... ismine atfen atılı imzanın ...'nın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.\" şeklinde görüş bildirmiştir. Buna göre, ispat yükünün davacı alacaklı üzerinde olduğu, davacının tahakkuk döneminde davacının abone olduğunu ispat edemediği, davacı tarafından belirtilen dönemde davalının fiili kullanımını ispat edemediği anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  davacının  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. \t<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae3cdd30605e73a3","SID":"0935721dcec19966"}}