{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   1. HUKUK DAİRESİ                                 Esas-Karar No: 2024/2863 - 2025/1272<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  1. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/2863 <br>KARAR NO\t: 2025/1272<br> <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/10/2024<br>NUMARASI\t: 2023/239 Esas - 2024/528 Karar<br><br>DAVACI\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br>DAVALI\t:....<br>VEKİLİ\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tapu İptali ve Tescil (Gabin ve Ehliyetsizlik)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/10/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 11/09/2025<br>İLAM YAZIM TARİHİ\t: 11/09/2025<br><br>Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/239 Esas - 2024/528 Karar sayılı dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Uzunbey mevkiindeki ... ada 10 parsel sayılı 291.339,43 m2’lik taşınmazın (fabrika binası ve müştemilatı niteliğinden olan idari bina ve müştemilatları, makine hatları, möbleler, malzemeler, araçlar, gereçler, tamamlayıcı makineler ve her nevi cihazlar dahil olmak üzere) 28/02/2022 tarih ve ... yevmiye, <br>Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Çiftlik mevkiindeki ... ada 6 parsel sayılı 3.421 m2’lik tarla-arsanın 28/02/2022 tarih ve ... yevmiye, Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Çiftlik mevkiindeki ... ada 7 parsel sayılı 2.993 m2’lik arsanın 28/02/2022 tarih ve ... yevmiye, Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Çiftlik mevkiindeki ... ada 1 parsel sayılı 10.982 m2’lik arsanın 07/03/2022 tarih ve ... yevmiye, <br><br>Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Çiftlik mevkiindeki ... ada 1 parsel sayılı 2147 m2’lik arsanın 07/03/2022 tarih ve ... yevmiye, <br><br>Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Çiftlik mevkiindeki ... ada 7 parsel sayılı 1.101 m2’lik arsanın 07/03/2022 tarih ve ... yevmiye ile, yukarıda yazılı ele geçirilmiş taşınmazlar ile 04/03/2022 tarih ve ... dan başlayıp YSM20220000000033 seri nola biten toplam 28 adet faturalarda zikredilen 11 adet melamin, 3 adet parke, 2 adet türbin, 4 adet tutkal, 4 adet emprenye, 2 adet mdf ile 1 adet sunta tesisleri ile iş makinaları dahil fabrika içindeki tüm menkul teçhisatlar ile ürün ve hammaddeleri için davalı-alıcı Yıldız Entegre Ağaç Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 30/3/2022 tarihinde sadece 200.000.0000 TL ödeme yaptığını, davacı şirketin mahvına neden olan ve ekonomik özgürlüğünü yok edip tahammül edilemeyecek bir şekilde yok pahasına fabrika ve teçhizatları ile binalardan oluşan taşınmazları, müştemilatları ile davalı uhdesine geçirdiğini, devir tarihlerinde hiçbir şekilde başka bir para ödemesinin yapılmadığını, ...'ın ofis eşyalarının haczedildiğini, manevi baskı yapıldığını, başka alıcı firmaların gözünün korkutulduğunu, ihtarnameler çekildiğini, fabrika müşterilerinin caydırıldığını, KDV de ödenmeden taşınmazların davalı şirket adına tescil ettirildiğini, devir için davalı şirketin 29/03/2022 tarihinde sadece 200.000.000 TL’yi davacı şirkete ödediğini, bu fiyatın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu edilen taşınır ve taşınmaz malların piyasa değerinin beş milyar Türk Lirası olabileceğini, devir akdinde imzası olan ...'ın 87 yaşında olduğunu, tek hekimden alınan kişinin tıbben işlem yapma ehliyetinin ve akli meleklerinin yerinde olduğu yönündeki raporun satış işlemleri için yeterli olmadığını, Adli Tıp Kurumundan detaylı rapor alınmasının gerektiğini, davacı şirketin 300'den fazla kişi ve şirkete borçları nedeniyle icra takiplerine maruz kaldığını, borçlarını ödeyemez durumda bulunduğunu belirterek, öncelikle taşınmazların üzerine \"davalıdır\" şerhi koyulmasına, şimdilik fabrika binası ve müştemilatı niteliğinde olan ve taşınmazın mütemmim cüz'ü olan makine hatları, möbleler, malzemeler, araçlar, gereçler, tamamlayıcı makineler ve her nevi cihazlara ilişkin 04/03/2022 tarih ve seri ...'dan başlayıp YSM20220000000033'te biten toplam 28 adet faturalarda zikredilen 11 adet melamin, 3 adet parke, 2 adet türbin, 4 adet tutkal, 4 adet emprenye, 2 adet mdf ile 1 adet sunta tesisleri ile iş makineleri satışlarının iptaline, Kocaeli, Kartepe ilçesi, Ş.Uzunbey mevkiindeki ... ada 10 parsel sayılı 291.339,43 m2’lik fabrika binası ve müştemilatlı taşınmaz ile yine <br>Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş.Çiftlik mevkiindeki ... ada 7, ... ada 1, ... ada 1, ... ada 6 ve 7 parsel sayılı sayılı beş adet tarla vasfındaki taşınmazın satışlarının iptali ile davalı adına oluşmuş kayıtlarının iptal edilerek taşınmazların yeniden müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/233 Esas sayılı davasında mali yapısının düzeldiğini belirterek konkordato davasından feragat ettiğini, feragat ile ilgili kararın 22/10/2021 tarihinde yönetim kurulu başkanı ve tüm yönetim kurulu üyelerince oy birliği ile alındığını, borçlunun açıkça kabul ettiği üzere 22/10/2021 tarihi mali yapısının da düzeldiğini, bu tarih itibari ile borçlu üzerindeki baskı ve zorlamanın da sona erdiğinin kabul edildiğini, vekil ile takip edilen işlerde gabin iddiasında bulunulamayacağını, tapuda devir esnasında salt imza ile devir işlemi yapılmasında gerekçe gösterilen gabinin 2019 yılından devir anına kadar davacı vekilinin yaptığı işleri de gözardı etmek anlamına geleceğini, tarafların tacir olması nedeniyle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, taraflar arasında konkordato komiserleri tarafından da onaylanan sözleşme imzalanarak davacının bir kısım mal varlıklarının devri hususunda ve yapılacak tüm harcama ve ödemelerin satış tutarından mahsup edileceği hususunda anlaşmaya varıldığını, konkordato kapsamında dosyaya sunulan beyanlarda da açıkça görüleceği üzere davacı tarafın borçlarının davalı tarafından ödendiğini, davacının alacaklı baskısından kurtarıldığını, taşınmazın davacı şirkete devredilmesi konusunda anlaşıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"Davanın kabulü ile, Kocaeli ili, Kartepe İlçesi, Ş. Uzunbey Mevkkiindeki ... ada 10 parsel ile Ş. Çiftlik Mevkiindeki ... ada 6 parsel, ... ada 7 parsel, ... ada 1 parsel, ... ada 1 parsel, ... ada 7 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline\" karar verilmiştir.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının bütün organları ve yetkilileri ile birlikte süreci yürüttüklerini, şirketin borçlarından kurtarılmasından sonra taşınır ve taşınmazlarını bedelsiz olarak geri alabilmek için sistemli olarak bir takım adımlar attığını, bu durumun kurgu olduğunu, yerel mahkemenin yeterli inceleme yapmadığını, delillerin değerlendirilmesine yanılgıya düştüğünü, taleplerinin göz ardı edildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE :<br><br>Dava, gabin (aşırı yararlanma) ve ehliyetsizlik hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. <br>Dava dosyasının istinaf kanun yolu incelemesi HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı şirketin maliki olduğu dava konusu Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, Ş. Uzunbey Mah. ... ada 10 ve aynı yer Ş. Çiftlik Mah. ... ada 6 ve ... ada 7 parsel sayılı taşınmazların 28/02/2022; Ş. Çiftlik Mah. ... ada 7, ... ada 1 ve ... ada 1 parsel sayılı taşınmazların ise 07/03/2022 tarihli satış işlemleri ile üzerindeki fabrika binası ve çeşitli ekipmanlarla birlikte davacı şirket tarafından davalı şirkete tapuda temlik edildiği, satış işlemlerinin davacı şirketi temsilen Yönetim Kurulu Başkanı ..., davalı şirket temsilen ... tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. <br>Davacı şirket vekili dava dilekçesinde, ehliyetsizlikten kaynaklanan dava haklarını saklı tutarak davayı gabin hukuksal nedenine dayalı olarak açmış olmakla birlikte, sonrasında dosyaya sunmuş olduğu cevaba cevap dilekçesi ile ehliyetsizlik hukuksal nedenine de dayandıklarını bildirmiş olduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 141/1. maddesi gereğince bu talebin uygun olduğu kanaatine varılmıştır.  <br>Mahkemece ehliyetsizlik iddiası yönünden dosya öncelikle ATK Adli Tıp 4. İhtisas Kuruluna gönderilmiş olup, Kurul tarafından düzenlenen 22/01/2024 tarihli raporla davacı şirket temsilcisi ...'ın işlemlerin yapıldığı 28/02/2022-07/03/2022 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olduğunun mütalaa edildiği; bunun üzerine davacı vekili tarafından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 05/02/2024 tarihli \"Bilimsel Mütalaa\"nın sunulduğu ve bu mütalaada ...'ın işlem tarihlerinde fiil ehliyetinin bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği; sonrasında yine davacı şirket vekili tarafından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 20/02/2024 tarihli \"Bilimsel Uzman Heyet Mütalaası\"nın sunulduğu ve bu mütalaada da ...'ın işlem tarihlerinde fiil ehliyetinin bulunmadığının bildirildiği; bunun ardından ise mahkemece raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosyanın tekrar ATK'ya sevk edildiği, ATK Adli Tıp Birinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 16/07/2024 tarihli rapor ile davacı şirket temsilcisi ...'ın, fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (demans) denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında sorulan işlem tarihlerinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre, işlemlerin yapıldığı 28/02/2022 - 07/03/2022 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olmadığının mütalaa edildiği görülmektedir.  <br>Mahkemece davacı şirket adına tapuda satış işlemleri gerçekleştiren ...'ın fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davacı şirketin yapılan hukuki işlemlerle bağlı olmasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle ve sonuca etki etmeyeceğinden gabin iddiası, gabine ilişkin zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazları incelenmeksizin davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Ancak, ilk derece mahkemesince her ne kadar yazılı gerekçeyle karar verilmiş ise de, verilen karar aşağıda açıklanan nedenlerle isabetli değildir. <br>Dosyaya Uyap sistemi üzerinden gönderilen Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/233 Esas ve 2021/649 Karar sayılı (konkordato) dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; esasen dava konusu 6 adet taşınmazın davacı şirketin amaç ve konusu kapsamında ana faaliyetinin gerçekleştirildiği fabrika binalarının bulunduğu taşınmazlar olduğu anlaşılmaktadır. <br>6102 sayılı TTK'nun 408/2-f maddesine göre, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, genel kurula ait devredilemez yetki ve görevlerdendir. Şirket yöneticilerinin yetkileri, şirketin amaç ve konusu çerçevesinde gerçekleştirilecek olağan işlerle sınırlı olup şirketin fiilen tasfiye aşamasına girmesine neden olacak düzeyde şirket mal varlığının devrinin şirket yöneticilerinin yetkisi kapsamında olduğu söylenemez. Zira şirket yöneticilerinin yetkileri, işletme konusunun elde edilmesi için gereken olağan işlemlerle sınırlı olup şirketin hayatiyeti ile alakalı olan olağanüstü işlemlerde karar yetkisi genel kurula aittir. <br>Konkordato dosyasında yer alan bilgilere göre, davacı şirketin toplam 235.000.000,00 TL sermayesinin bulunduğu, 13/09/2020 tarihinde 235.000.000 adet hissenin asaleten temsil edildiği bir Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapıldığı, söz konusu Toplantıda söz alan ... tarafından, devam eden konkordato davasında bir kısım mal varlığının satılarak borçların ödenmesinin planlandığı, bu konuda en ciddi teklifin Yıldızlar Yatırım Holding A.Ş.'den gelmiş olduğu ve tüm ortaklara bu hususta detaylı olarak malumat verildiği, bunun akabinde Yönetim Kurulu tarafından şirkete ait bir kısım mal varlığının Yıldızlar Yatırım Holding A.Ş. ve/veya iştiraklerine devri konusunda karar alındığı, alınan kararla beraber Yıldızlar Yatırım Holding A.Ş. tarafından mal varlığı devir işlemlerinin Rekabet Kurumu iznine tabi olması nedeniyle Kuruma başvuru yapıldığı, Kurumun 13/08/2020 tarih, 20-37/525-233 sayılı kararında mal varlığının Yıldızlar Yatırım Holding A.Ş. ve/veya yeni kurulacak iştiraklerine devrine izin verildiğinin belirtildiği ve bunun ardından Genel Kurul tarafından şirket mülkiyetinde bulunan mal varlıklarının konkordato komiserleri tarafından atanan bilirkişilerden alınan raporlar doğrultusunda belirlenecek rayiç bedellerden az olmamak üzere satılması konusunda ve satış işlemleri sırasında yapılacak tüm iş ve işlemleri yapmak üzere şirket Yönetim Kuruluna yetki verilmesine karar verildiği görülmektedir.  <br>Yukarıda belirtilen Rekabet Kurulunun 13/08/2020 tarih, 20-37/525-233 Karar sayılı kararı incelendiğinde özetle; Rekabet Kurulu tarafından mevcut veya potansiyel rakipler arasındaki birleşme ve devralma işlemlerinin değerlendirilmesinde dikkate alınacak genel ilkelerin düzenlediği \"Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz\" (Kılavuz)'da \"Batan Firma Savunması\"na ilişkin üç kriterin mevcut olduğu, bunlardan ilkinin, (davacı) Yıldız MDF'nin Şubat 2019 itibariyle fiilen tüm üretimini durdurması ve 24/05/2019 tarihli mahkeme kararı ile konkordato ilan etmesiyle halihazırda gerçekleştiği; ikinci kritere ilişkin olarak, Yıldız MDF'ye konkordato sürecinde Yıldızlar Holding dışında başka bir teşebbüsün ortak olma, devralma ya da yatırım yapma girişiminde bulunup bulunmadığı hakkında bilgi talep edildiği, konkordato kesin mühlet süresi içerisinde Yıldız MDF tarafından birkaç yabancı grup ile görüşmeler yapıldığı ancak bu görüşmelerin olumsuz sonuçlandığı, an itibari ile Yıldız MDF ile ilgilenen hiçbir yerli yahut yabancı yatırımcı bulunmadığının ifade edildiği, bu çerçevede ikinci kriterin de sağlandığı; üçüncü kritere ilişkin olarak, bildirim formunda işlemin ekonomik gerçekçesinin konkordato sürecine girmiş ve halihazırda hiçbir üretim faaliyeti yürütmeyen ve dolayısıyla işçi alacaklarını, vergi borçlarını, finansal kurumlara ve kuruluşlara olan yükümlülüklerini karşılamayan bir teşebbüsün bir kısım mal varlıklarının satın alınması olduğu ve işlemin ülke ekonomisi ticari ve sosyal yaşantısında olumlu etkiler doğuracağını ifade edildiği, ayrıca planlanan işlem neticesinde alacakları ödenmeyen işçilerin bu sayede haklarını alabileceği, vergi ve SGK borçlarının ödenme imkanının doğacağı, halihazırda atıl vaziyette bulunan makinelerin/ teçhizatın ve tesislerin tekrar faal olabileceği, alacakları ödenmeyen ve sayısı 250'den fazla olan alacaklının varlık satışından gelecek nakit ile alacaklarının ve bankalara olan batık kredi borçlarının ödenebileceği, atıl durumda bulunan tesislerin tekrar faaliyete geçmesi ile birlikte istihdam sağlanabileceğinin belirtildiği, batan teşebbüs savunmasına sığınma ve dolayısıyla Kanun hükmünü dolanma yolunun açılması riski karşısında, batan teşebbüsün borç yapısının ve borçlanma sürecinin dikkatle incelenmesinin gerektiği, bu kapsamda Yıldızlar Holding'in Yıldız MDF'nin alacaklısı olmadığı, (davalı) Yıldız Entegre'nin yedi alacaklı grubundan biri olan \"Kefalet/Ödünç/Hizmet Sözleşmesi Alacaklıları\" arasında olduğu, Yıldız Entegre'nin 31/07/2020 tarihi itibariyle Yıldız MDF'den alacağının bulunduğunun ifade edildiği ancak Yıldız Holding'in kârlı olan bir işletmeyi batan teşebbüs savunmasını kullanarak devralabilmek amacıyla özellikle borçlandırdığına ve dolayısıyla işlemin muvazaalı olduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığı, bildirim konusu işlemin pazarda rekabetin kısıtlanması sonucunu doğurmayacağı kanaatine ulaşıldığı, bildirime konu işlem sonucunda 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmayacağı gerekçeleriyle işleme izin verildiği tespit edilmiştir. <br>Yine konkordato dosyasındaki bilgi ve belgelere göre, davacı şirketin Yönetim Kurulu, ... (Başkan), ... (Başkan Yardımcısı), ... (Üye), ... (Üye), ... (Üye) isimli kişilerden oluşmakta olup, bu kişilerin yukarıda belirtilen Genel Kurul Toplantısı ile aynı gün 13/09/2020 tarihinde bir Yönetim Kurulu Toplantısı yaptığı, bu toplantıda, dava konusu taşınmaz ve taşınır malların da içinde bulunduğu şirket mal varlıklarının konkordato komiserleri tarafından atanan bilirkişilerden alınan raporlar doğrultusunda belirlenecek rayiç bedellerden az olmamak üzere satılmasına karar verildiği, bunun ardından ise 14/09/2020 tarihinde davacı ve davalı şirketlerle birlikte Konkordato Komiserlerinin de imzasını taşıyan, yukarıda belirtilen Rekabet Kurulunun izin kararı ve taraflar arasında konkordato prosedürü çerçevesinde devam eden görüşmeler gereğince bir \"Çerçeve Sözleşme\"nin imzalandığı anlaşılmaktadır.   <br>Ayrıca davacı ve davalı şirket arasında, davacı ve davalı şirketlerin kaşe ve imzası ile birlikte davacı şirketin yukarıda isimleri belirtilen Yönetim Kurulu üyelerinin tamamının imzasını taşıyan bir 21/02/2022 tarihli bir \"Sözleşme\"nin imzalandığı, Sözleşme'nin konusunun ise \"Uzunbey Mah. Cumhuriyet Caddesi No: 43 Kartepe/ Kocaeli\" adresinde kurulu bulunan fabrika binası, idari bina müştemilatları, makine hatları, möbleler, malzemeler, alet edevatlar, araçlar, gereçler, tamamlayıcı malzemeler ve her nevi cihazlar ile Yıldız Sunta'ya ait Kocaeli'deki tüm taşınmazların satış ve devrine ilişkin olduğu, 982.346.712,62 TL + KDV olarak belirlenen satış bedelinin ödeme zaman ve şeklinin kararlaştırıldığı görülmektedir.   <br>Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar. (TMK. 47/1). Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. (TMK. 48/1). Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. (TMK. 49/1). Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. (TMK. 50/1). Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. (TMK. 50/2). <br>Bu hükümlerin sonucu olarak tüzel kişiler ortaklarının kişiliğinden bağımsız hukukça tanınan kişiliğe sahip olup hak ve borçlara ehil olduğu kadar, bunlarla ilgili hukuksal işlemleri de yapabilir. Somut olayda davacı şirket, yukarıda açıklanan hükümler kapsamında müstakilen tüzel kişiliği ve bunun sonucu olarak fiil ehliyetini haizdir. Buradaki temel uyuşmazlık konularından biri, davacı şirket adına dava konusu taşınır ve taşınmaz malların devir işlemlerini gerçekleştiren davacı şirket temsilcisi ...'ın işlem sırasında fiil ehliyetinin bulunmamasının yapılan devir işlemlerinin sıhhatine bir halel getirip getirmeyeceği noktasında toplanmaktadır.  <br>4721 sayılı TMK'nun 15. maddesine göre \"Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.\" Buna göre, kural olarak tam ehliyetsizlerin hukuki işlemleri hükümsüz ise de, bu kuralın istisnaları da mevcuttur. Bunlardan biri TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesidir. Buna göre \"Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. - Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" TMK'nun 2. maddesi çerçevesinde 15. maddenin değerlendirilmesine geçmeden önce, aynı Yasanın 1/1. maddesi uyarınca anılan hükmün getirilmesindeki asıl gayenin ne olduğunun açıklanmasında fayda görülmektedir.\t\t<br>Kanun, tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken, bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yapmak, üçüncü kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı, normal zekâlı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması olacaktır ki, kanun bunu himaye etmez. 09.03.1955 tarih 1954/22 Esas, 1955/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idi ise, ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.<br>Tam ehliyetsizlere ilişkin TMK'nın 15. maddesi hükmüne getirilen ikinci sınırlama, TBK 65. (818 sayılı BK 54.) maddesi hükmüdür. Belirtilen Yasa hükmüne göre \"Hakkaniyet gerektiriyorsa; hakim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.\" TBK'nın 114/2. maddesi yollaması ile akde aykırılık hallerinde de uygulaması mümkün olan TBK'nın 65. maddesi uyarınca, hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi, diğer tarafın batıl hukuki işleminin hüküm ifade ettiğine güveni nedeni ile doğan zarardan sorumludur. Öte yandan TMK'nın 452/2. maddesinde; \"Vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetini haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı\" öngörülmüştür. Buna göre, kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağı da kabul edilmelidir. (Örn: Y.11.HD. 20.12.2016 T. 2016/1253 E - 2016/9709 K.). <br>Buraya kadar yapılan açıklama ve tespitler neticesinde; her ne kadar davacı şirket temsilcisi ... tapudaki devir işlemleri sırasında fiil ehliyetini haiz değil ise de, esasen bu kişinin gerek şirketin Genel Kurulu gerekse Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlar ve Rekabet Kurulundan alınan izin doğrultusunda söz konusu devir işlemlerini gerçekleştirdiği açık olup, 09.03.1955 tarih 1954/22 Esas ve 1955/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen \"mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edeceği yani normal zekalı bir insanın dahi aynı tarzda muamelede bulunabileceği\" kriterinin somut olay yönünden gerçekleşmiş olduğu, davacı şirketin tamamen kendi aldığı kararlar doğrultusunda işlem yapan yetkili temsilcisinin yaptığı işlemin, temsilcinin işlem sırasındaki ehliyetsizliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmesinin TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen \"dürüst davranma\" ilkesi ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin devir işlemlerini gerçekleştiren şirket temsilcisi ...'ın fiil ehliyetinin bulunmadığı ve bunun sonucu olarak dava konusu taşınır ve taşınmaz mal devirlerinin ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri uygun bulunmuştur.  <br>Davacı şirketin dayandığı diğer hukuksal neden ise gabin (aşırı yaralanma) iddiasına ilişkindir. Mahkemece ehliyetsizlik nedeniyle devir işlemlerinin geçersiz olduğunun kabul edilmesinden ötürü gabin iddiası yönünden herhangi bir inceleme yapılmamıştır. <br>Sözleşmenin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak, zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 28. maddesi ile aynen; \"Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.  <br>Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.\" hükmü getirilmiştir. <br>O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü  süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. <br>Hemen belirtmek gerekir ki, aşırı yararlanma davasında öncelikle edimler arasındaki, açık oransızlık üzerinde durulmalı, objektif  unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.<br> (Örn: Y.1.HD. 05/04/2023 T. 2022/4454 E. - 2023/2087 K.).  <br>Tüm bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken; gabin (aşırı yararlanma) iddiası yönünden gerekli tahkikatı yapmak, taraflarca süresi içinde ve usulüne uygun şekilde bildirilip de toplanmayan deliller varsa bunları eksiksiz şekilde toplamak ve gabin iddiası yönünden sunulan deliller çerçevesinde bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. <br>Ayrıca kabule göre de, dava konusu taşınmazların bulunduğu \"Ş. Uzunbey\" ve \"Ş. Çiftlik\", tapu kayıtlarına göre idari birim olarak \"mahalle\" olduğu halde, mahkeme kararının hüküm fıkrasında \"mevki\" ifadesinin kullanılması doğru olmamıştır.  <br>Açıklanan nedenlerle; yukarıda belirtilen hususlara riayet edilmeden, eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince hükmün kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,  <br>1-Davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/239 Esas - 2024/528 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,   <br>2-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,   <br>3-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf maktu ve nispi karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinafa başvuran davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına; yatırılan istinaf gider avansından varsa kalan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>6-Kararın kesin olduğu dikkate alınarak; karar tebliği, harç ve diğer işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br><br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2025<br>\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41ba5079ad303ec6","SID":"50ccc4aba02409eb"}}