{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/1275 <br>KARAR NO:2025/1306<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/05/2025<br>NUMARASI:2025/117Esas - 2025/375Karar<br>DAVANIN KONUSU:ZMMS Kapsamında Yapılan Ödemenin Rücuen Tahsili<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/09/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının adına kayıtlı olan ... plakalı aracın  davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, 20.06.2018 tarihinde sigortalı aracın  ...'ya çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini,  davacı tarafından 31.05.2022 tarihinde 297.216,00 TL zarar gören 3, şahsa tazminat ödendiğini,  kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini,  sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, bu durumun poliçe genel şartları gereği rücu nedeni olduğunu, davacının sigortalı araç maliki davalı ...'a ve sürücü ...'e rücu nedeniyle 24.08.2022 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini belirterek şimdilik 297.216,01 TL asıl alacağın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacı sigorta şirketinin dava dilekçesinde sigortalı araç sürücüsü ...'ün olay yerini terk ettiğini iddia ettiğini, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacı sigorta şirketinin zarar görene tazminatı 31/05/2022 tarihinde ödediği, zaman aşımının ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı bu nedenle iki yıllık zaman aşımının 31/05/2024 tarihinde sona ereceği, rücu alacağının tahsili için davalı sigortalısı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 24/08/2022 tarihinde icra takibi yapıldığı,  6098 s. TBK 154/2. maddesi uyarınca 24/08/2022 takip tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin kesildiği, 6325 s. HUAK 18/A-15. maddesi uyarınca arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağının düzenlendiği tarihe kadar olan sürede zaman aşımı sürelerinin durduğu, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi olan 14/03/2024 tarihinden son tutanağın düzenlendiği 25/03/2024 tarihinde kadar olan 11 günlük durma süresinin de zaman aşımı süresine eklenmesi gerektiği, 05/09/2024 tarihi itibariyle zaman aşımının gerçekleştiği, eldeki davanın ise zaman aşımı süresi dolduktan sonra 14/01/2025 tarihinde açıldığı, somut olayda KTK 109/2. maddesindeki uzamış ceza zaman aşımı süresinin eldeki rücu davasında uygulanamayacağı gerekçesiyle;-Davanın zaman aşımı nedeniyle REDDİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; yerel mahkemenin gerekçesinin yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu, müvekkil sigorta şirketinin mağdur tarafa yaptığı ödemenin maddi zarara değil cismani zarara ilişkin bulunduğu, cismani zararlara yönelik tazminat alacakları için açılacak davalarda ceza zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla eldeki davada ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, bu nedenle açılan davanın kabulü gerekirken zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; davacı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün olay yerini terk sebebiyle ödenen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir.Kaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile \"birlikte sorumluların\" rücu isteminde zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmiş olup, TBK 73/1. maddede zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" şeklinde düzenlenmiştir.Yine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup; \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.\" şeklinde ve TBK 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir. Gerek TBK, gerekse genel şartlarda, motorlu araç kazalarında birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen süre, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiş olup, KTK'nın 109. maddesindeki uzamış zamanaşımı süresinin zarar sorumlularının birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında uygulanamayacağı açıktır. (-bkz..Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/12393  E. - 2025/8608 K.  sayılı kararı-)  Davacının istinaf dilekçesinde belirttiği zamanaşımı sürelerinin somut olayda uygulanma imkânının bulunmaması, trafik kazası sonucu zarar gören kişiler tarafından zarar verene karşı açılacak davalarda uygulanmasının söz konusu olması, iş bu ... şirketi tarafından zarar görenlerin zararı giderildikten sonra tazminatın teminat kapsamında kalmadığından bahisle kendi akidi (sigortalısı) aleyhine açılacak davalarda zamanaşımı süresinin KTK’nın 109/4 maddesinde ayrıca düzenlenmiş olmasına göre buna ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Bu itibarla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre; kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a95cf0b8b0de6bc0","SID":"c8cc4d5c74362ec2"}}