{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2025/2025 <br>KARAR NO:2025/2161<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ:07/07/2025<br>NUMARASI:2024/530Esas<br>DAVANIN KONUSU:Tapu İptali Ve Tescil <br>KARAR TARİHİ:18/09/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi ile İstanbul İli,... İlçesi,...Mahallesi, ... ada, .. parselde müvekkil adına kayıtlı ...adet bağımsız bölümdeki kat irtifakının iptali ile tapudan terkini ve projede yer alan bağımsız bölümlerin taraflar arasında arsa hisse oranlarına uygun şekilde, nicelik ve nitelik gözetilerek metrekare ve şerefiyeleri de dikkate alınarak eşit şekilde yeniden tesis edilerek tapuya tescili talep edildiğini, davacının bu davasında müvekkili adına kayıtlı bağımsız bölümler üzerine satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiğini, mahkemece İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/33 Değişik İş Sayılı dosyasından hükmedilen ihtiyati tedbirin kısmen kabulü kararı var iken bu kere  tensip tutanağının 10. maddesi ile binanın toplam değeri 42.749.000,00TL olarak değerlendirilerek 22 bağımsız bölüme isabet ettiği düşünülen 25.425.000,00TL üzerinden %20 oranında teminat karşılığında davacının mahkemeden ikinci defa talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, Mahkemece hükmedilen tedbir kararı da karşı yanın asılsız ve dürüst olmayan beyanlarına dayalı olarak kanuna ve hukuka aykırı şekilde verildiğinden davaya cevap sunma haklarının saklı tutarak bu ihtiyati tedbirin kabulü kararına da itiraz ederek kaldırılmasını talep ettiklerini,  Kat Mülkiyeti Kanunun 3. Maddesinde Kat Mülkiyetinin kurulması esasları düzenlendiğini, maddenin 2. Fıkrası; \"...Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur...\" şeklinde olduğunu, somut olayda davacı her ne kadar kat irtifakının kurulmasında 1/2 hissedar olan maliklerden birinin 22 bağımsız bölüme diğerinin 15 bağımsız bölüme sahip olmasına itiraz ederek mağdur olduklarını iddia etmekte ise de kat irtifakı kurulmasındaki paylaşımın bağımsız bölümün değerine göre yapılacağını, burada bağımsız bölüm sayısının adil paylaşım kriteri olmadığını, davacının talebi üzerine herhangi bir bilirkişi raporu alıp bağımsız bölümlerin kat irtifakının kurulduğu tarihteki değerlemesi yapılmaksızın salt bağımsız bölüm sayılarına göre davanın esası bakımından yaklaşık ispatın sağlanması mümkün olmayacağından davacının ihtiyati tedbir isteminin kabul edilmesinin hatalı olduğunu,  tarafların adına kayıtlı bağımsız bölüm adeti bu davada kat irtifakının tarafların hissesi ile oranlı olup olmadığında kriter olmadığını,  500 metrekarelik Bodrum Katta bulunan bir bağımsız bölümün değeri ile 100 metrekarelik deniz manzaralı bir bağımsız bölümün değerinin bir olmayacağını, sadece metrekarelerine bakılarak bir gayrimenkulün değerinin belirlenemeyeceğini, nitekim kat irtifakına esas olmak üzere Kat İrtifakı Tarihinde; Mimarlar Odası Tasdikli Mimar ..., .. Mühendislik Hizmetleri, .... Şti. İmzalarına havi Bağımsız Bölümlerin Rayiç Değerler Analiz Raporu düzenletildiğini,  bu raporda bağımsız bölümlerin tek tek değerleri belirlendiğini, buna göre  kat irtifakı tescil tarihinde davacının tüm bağımsız bölümlerinin toplam değerinin 227.232.740,15TL , müvekkilinin bağımsız bölümlerinin toplam değeri 227.199.627,80TL olarak belirlendiğini, bu değerlemeden de görüleceği üzere  davacının adına olan toplam 15 adet bağımsız bölümün değeri müvekkilinin adına olan toplam 22 bağımsız bölümün değerinden 33.112,35TL daha fazla olduğunu, dolayısıyla bağımsız bölümlerdeki sayısal farkın davacının zararına olmadığı gibi nitelik ve nicelik olarak daha değerli olduğundan menfaatine olduğunu, HMK' nın 390. Maddesinin 2. Fıkrası uygulanmayarak müvekkili de dinlemiş olsa idi bu denli bir hataya düşülmeyecek olduğunu, iş bu gayrimenkul hakkında yukarıda zikredilen kat irtifakı tarihindeki Rayiç Değer Analiz Raporunun Haricinde Bağımsız SPK Uzmanlarınca hazırlanmış gayrimenkul değerleme raporu da bulunduğunu, ... Bankası tarafından söz konusu gayrimenkulün değerinin belirlenmesi için  3 Adet SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanının yer aldığı heyet Değerleme Raporu düzenletildiğini 20.08.2023 Tarihinde ... A. Ş. tarafından düzenlenen bu raporda davacının tüm bağımsız bölümlerinin toplam değeri 187.500.000 TL, müvekkilinin bağımsız bölümlerinin toplam değeri 187.500.000 TL olarak belirlendiğini, davacının bağımsız bölümleri ile müvekkilinin bağımsız bölümlerinin değerleri itibariyle 1/2 hissedarlık durumuna oranlı olduğu aşikar olduğunun ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasında mahkeme aksi kanaatte ise bu durumda davacının adına olan 15 bağımsız bölüme de aynı koşullarla 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili davacının bağımsız bölümlerini satması mümkün olmadığını dolayısıyla karşı yanın hissesinin azalacağı bir durum olmadığını, Mahkemece İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulü İle  binanın toplam değeri 42.749.000,00TL olarak değerlendirilerek müvekkili adına olan 22 bağımsız bölüme isabet ettiği düşünülen 25.425.000,00TL üzerinden %20 oranında teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, takdir edilen teminat miktarının nasıl hesaplandığı gerekçelendirilmemiş olduğunu, takdir edilen bu miktar çok düşük olup müvekkilin olası zararlarını karşılamaya yetmeyecek miktar olduğunu, hali hazırda 7 bağımsız bölüm yerine 22 bağımsız bölümün tamamına tedbir koyulduğundan zararı çok daha yüksek olacağını, bu davada mahkeme görevli olmadığından ihtiyati tedbirin kabulü kararının kaldırılarak usul yönünden ihtiyati tedbir kararının reddine,  ihtiyati tedbir kararının kaldırılması taleplerinin kabul edilmediği takdirde de HMK'nın 395. maddesi gereğince teminat miktarının 22 gayrimenkul değerinin en azından toplamda  187.500.000,00tl olduğundan bu değerin %20'sinden az olmamak koşuluyla arttırılmasına ve davacı adına olan 15 bağımsız bölüm üzerine aynı koşul ve şartlarda teminat yatırmamız karşılığında 3. kişilere satış ve devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.  İlk Derece Mahkemesi tarafından 05.02.2024 tarihli ara kararla \"Mahkememizin 13/12/2023 tarihli tensip tutanağı 10 nolu ara kararı gereğince; Dava tapu kaydında düzeltim davası olup HMK 389. maddesinde hakkın elde edilmesini zorlaştıracağı yada imkansız hale geleceği veya gecikmesi halinde ciddi bir zarar doğabilecek bir çok hallerde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden dava konusu İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mah, ... ada, ...Parsel sayılı taşınmazdaki binanın toplam değeri olan 42.749.000,00 TL'nin 22 adet bağımsız bölümüne isabet eden miktar olan 25.420.000,00 TL üzerinden %20 oranında nakdi teminat tutarını mahkememiz veznesine yatırdığında veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu mahkememize ibraz ettiğinde taşınmazların devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması talebinin kabulüne, HMK 393. maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının uygulanması kararın verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde talep edilmek zorunda olup aksi halde kanuni süresi içerisinde dava açılmış olsa dahi tedbir kararının kendiliğinden kalkacağından belirtilen süre içinde teminat yatırılmadığı takdirde tedbirin kalkacağının ihtarına karar verildiği, davacı tarafından teminat yatırılmadığından tedbir kendiliğinden kalkmış olduğundan davalının esas dosyadaki tedbirin kaldırılması talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/33 D.İş sayılı kararıyla \"Davaya konu tarafların 1/2 oranında malik oldukları İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi,... ada, .. Parselde kâin taşınmazda yapılacak iş merkezinde davacının iddiasına göre 30 adet bağımsız bölüm yapılacağı bunun 15 adet bağımsız bölümün davacıya 15 adet bağımsız bölümün ise davalıya dağıtılacağını yönelik  davalının davacıyı inandırıldığını bunun yerine ise davalının 37 adet bağımsız bölüm projeyi tasdik edilerek 22 adet bağımsız bölümün davalının kat irtifakı kurulacak şekilde tasdik ettirilerek tapuda kendi adına tasdik ettirdiğini, davalının davacıya karşı gabin, yolsuz tescil ve irade sakatlığına uğrattığını, bağımsız bölümlerin elden çıkarılması tehlikesi bulunduğunu, telafisi imkansız zararların meydana gelmemesi için dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı 22 adet bağımsız bölüm üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiş ise de davacının dava dilekçesi ileri sürdüğü hususlar ve sunduğu deliller hep birlikte  dikkate alınarak davalı adına kayıtlı 7 adet bağımsız bölüm yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu \" gerekçeleriyle 1-İhtiyati Tedbir Talep Eden vekilinin talebinin kısmen kabulü ile; HMK'nun 389 ve devamı maddeleri gereğince ileride arttırılmak ve azaltılmak suretiyle takdiren her bir daire için  150.000,00 TL olmak üzere toplamda 7 daire için  1.050.000,00 TL  nakdi ve ya geçerli bir banka teminat mektubu karşılığında KABULÜ ile; davaya konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi,... ada, .. Parselde kâin taşınmazda yer alan davalı ... adına kat irtifakı kurulmuş 7 adet bağımsız bölüm üzerine İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, 15 adet bağımsız bölüme  ilişkin ise davacının ihtiyati tedbir talebin ise reddine, karar verilmiştir.Karara itiraz üzerine dosyanın gönderildiği  İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/373 Esas Sayılı dosyasında 15/12/2023 tarihli tensip tutanağının 10 nolu ara kararı ile \"Dava tapu kaydında düzeltim davası olup HMK 389. maddesinde hakkın elde edilmesini zorlaştıracağı yada imkansız hale geleceği veya gecikmesi halinde ciddi bir zarar doğabilecek bir çok hallerde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah, ...ada, .. Parsel sayılı taşınmazdaki binanın toplam değeri olan 42.749.000,00 TL'nin 22 adet bağımsız bölümüne isabet eden miktar olan 25.420.000,00 TL üzerinden %20 oran0ında nakdi teminat tutarını mahkememiz veznesine yatırdığında veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu mahkememize ibraz ettiğinde taşınmazların devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması talebinin KABULÜNE\" karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından 18.01.2024 tarihli oturumunda verilen  ara kararla, davacı vekilinin \"tedbirin devamına, mahkemenizce verilen tedbir kararına konu yerlerle ilgili teminat yatırılamadığından davalıdır şerhi konulmasını, taraflar arasında inşaat sözleşmesi yoktur, ancak davalının 3. kişilerle inşaatın yapılması konusunda yapmış olduğu bir sözleşme olduğunu,  bu sözleşmeye göre inşaatın sözleşmede belirtilen sürede tamamlanmadığını, buna dayalı olarak tazminat talebinde bulunduklarını\" beyanla davalıdır şerhi konulmasını talep etmiş, mahkemece 1-Davacı tarafından kat irtifakı tesisinin tapudaki m2'ye uygun olarak düzenlenmediği nedeni ile iptali ile sözleşmeye göre inşaatın zamanında yapılmadığına dayalı tazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığından her iki talep açısından mahkememizin görevli olma ihtimaline göre dosyanın incelemeye alınmasına, 2-Davalının değişik iş dosyasındaki taşınmazlarla ilgili verilmiş olan tedbire itirazının reddine, teminat hususunun  kat irtifakı kurulup inşaatı tamamlanmayan 7 daire ile ilgili tedbir verildiğinden bu dairelere isabet eden taşınmaz değerinin hesaplanarak teminat miktarının artırılıp artırılmaması hususunun bu dairelerin değerinin mahkemece tespit edilmesinden sonra tekrar değerlendirilmesine3-Davacının diğer dairelerle ilgili davalıdır şerhi talebi ile, davalının davacı adına kat irtifakı kurulan dairelerle ilgili bir davası olmadığından bu konudaki tedbir taleplerinin reddine iki hafta içinde BAM İstinaf yolu açık olmak üzere  karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda  23/05/2024 tarih ve  2024/1305 E- 2024/1496 K sayılı kararımızla \"Somut olayda, dava dilekçesine ekli sözleşmenin incelenmesinde sözleşmenin ticari şirketler adına imzalandığı, mahkemece göreve ilişkin itirazların henüz değerlendirilmediği, bu yöndeki istinaf incelemesi yapılabilecek bir kararın mevcut olmadığı,  davanın ticari dava olduğu yönünde karar verilmesi halinde ihtiyati tedbirin görevli mahkemece de değerlendirileceği,  davanın adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakta oluşu nedeniyle adi ortaklığın ve ortakların hak ve menfaat dengesi gereği ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu, davalı tarafça davacı adına olan kayıtların iptali talep edilmemiş olsa da kat irtifakı gereği paylaşımın iptalinin talep edilmesi nedeniyle davacı adına olan bağımsız bölümlerin de davanın konusunu oluşturmakta olduğu anlaşılmakla mahkemece taşınmaz üzerindeki tüm bağımsız bölümler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tedbir konulan bağımsız bölüm numaraları da belirtilmeyerek infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.\" gerekçeleriyle  tarafların istinaf taleplerinin kabulüyle HMK'nın 353/1-.b.2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden tedbir talebiyle ilgili olarak, tarafların ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle; İstanbul ili,... ilçesi, ...  Mahallesi, .. ada, ... Parselde kayıtlı bulunan tüm bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin  önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca teminat alınmasına yer olmadığına kesin olarak karar verilmiştir.Yargılamanın devamı sırasında davalı tarafça dairemiz kararı ile değişik iş dosyasında verilen karar nedeniyle mükerrer tedbir kararının ortaya çıktığını ileri sürerek değişik iş dosyasında verilen tedbir kararının kaldırılmasın talep edilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından 17.01.2025 tarihli ara karar ile  \" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 23/05/2024 tarih ve 2024/1305 E- 2024/1496 Karar Sayılı kararı ile İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarihli 2023/33 D. İş - 2023/33Karar sayılı kararına itirazın reddine ilişkin kararı da kapsar şekilde değerlendirme yapılıp uygulanmasına karar verilen ihtiyati tedbir kararı, İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarihli 2023/33 D. İş - 2023/33 Karar Sayılı kararı ile uygulanmasına karar verilen tedbirin devamı niteliğinde olup, davanın konusu, konulan tedbirin niteliği ve üçüncü şahıslar yönünden doğurduğu sonuçlar da değerlendirildiğinde mükerrer tedbir konulması hususunun söz konusu olmadığı\" gerekçesiyle  davalının ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı tarafında 22/05/2025 tarihli celsede mükerrer tedbir şerhinin kaldırılması talebinde bulunmuş, mahkemesince 10.07.2025 tarihli ara karar ile \"  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 23/05/2024 tarih ve 2024/1305 E- 2024/1496 Karar Sayılı kararı ile İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarihli 2023/33 D. İş - 2023/33Karar sayılı kararına itirazın reddine ilişkin kararı da kapsar şekilde değerlendirme yapılıp uygulanmasına karar verilen ihtiyati tedbir kararı, İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarihli 2023/33 D. İş - 2023/33 Karar Sayılı kararı ile uygulanmasına karar verilen tedbirin devamı niteliğinde olup, davanın konusu, konulan tedbirin niteliği ve üçüncü şahıslar yönünden doğurduğu sonuçlar da değerlendirildiğinde mükerrer tedbir konulması hususunun söz konusu olmadığı\" gerekçeleriyle  davalının ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava, davalı adına tapuya kayıtlı olan 22 adet bağımsız bölümdeki kat irtifakının iptali ile tapudan terkini ve tarafların arsa hisse oranlarına uygun eşit şekilde yeniden tesis edilerek tapuya tescili ile bağımsız bölümlerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir.HMK'nun  \"İhtiyati tedbir şartları\" başlıklı 389.maddesinde;\"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\"\"İhtiyati tedbir kararına itiraz  \"başlıklı 394. maddesinde;\"(1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.(3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.\"İhtiyati tedbirin değiştirilmesi ve kaldırılması \" başlıklı 396. maddesinde;\"(1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.(2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir.(3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır..\" hükmüne yer verilmiştir.Bu şekilde, durum ve koşulların değiştirilmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi ve kaldırılması hakkındaki  HMK 396. maddesinde  itiraza ilişkin olarak HMK 394. Maddesinin sadece 3. ve 4. fıkralarına atıf yapılmış, kanun yoluna ilişkin 5. fıkra bunun  dışında bırakılmıştır.Dairemiz kararı ile ihtiyati tedbir konusunda kesin olarak karar verilmiş olup,  davalı tarafın sonraki ihtiyati tedbirin kaldırılması talepleri ise HMK'nın 396.  maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken taleplerdendir.  HMK 396/2 maddesinde aynı Kanunun 394. maddesinin 3. ve 4. fıkrasının kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiş olup, 394/5 maddesine atıf yapılmamıştır. HMK 396/1 maddesi uyarınca taraflar mahkemenin, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle, ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması kararına aynı mahkemede itiraz edebilirler. Mahkemenin itiraz hakkında verdiği karara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Çünkü HMK'nın 396/2 hükmünde aynı yasanın 394/5 hükmüne atıf yapılmamıştır. (Bakınız Prof.Dr.Baki KURU Medeni Usul Hukuku Sayfa:645) Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun HMK 394, 396 ve 352. maddeleri uyarınca istinafı kabil bir karar bulunmadığından, usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 394, 396 ve 352. maddeleri uyarınca istinafı kabil bir karar bulunmadığından, usulden reddine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf eden davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b0136a371684d42","SID":"4185e415fc60e71d"}}