{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1252 <br>KARAR NO: 2025/1358<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/06/2025 (Ek Karar)<br>NUMARASI: 2021/738 Esas 2023/461 Karar <br>DAVA: Yargılamanın Yenilenmesi <br>DAVA TARİHİ: 17/11/2021<br>Yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin verilen ek kararın davacı şirket yetkilisi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, Mahkemenin yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verdiğini, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuş olsa da miktar yönünden dava esas değerinin temyiz sınırının altında kalması nedeniyle temyiz başvurusunun Yargıtay Dairesince esas yönünden incelenmeden reddedildiğini,  davanın 2021 yılında açılmış olup dava tarihinde esas değerin temyiz sınırının üzerinde olduğunu, ancak yargılamanın taraflarından kaynaklanmayan nedenlerle uzayıp, temyiz başvurusunun yapıldığı tarihte esas değeri artık temyiz sınırının altında kaldığını, yargılamanın uzun sürmesinin müvekkil kusurundan kaynaklanmamasına rağmen temyiz incelemesi hakkını kaybettiklerini, bu hususun adil yargılanma ilkesini ihlal etmekte olup 04.06.2025 tarihli Resmi Gazetede kanun yoluna başvuru sınırının başvuru tarihindeki sınır ele alınarak değerlendirilmesinin Anayasa hükümlerine aykırı olması, hak ihlallerine yol açması nedeniyle iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı yayınladığını, kararın ekte sunulduğunu, bu davada kanun yoluna başvuru haklarının elinden alındığını, hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak hükmün kesinleştiğini, Anayasaya aykırı uygulama nedeniyle davanın reddedilmiş olup hak ihlali yapıldığını beyan ederek, Anayasa Mahkemesi hükmünün de Hukuk Muhakemeleri Kanunu 375. Maddesi gereği yargılamanın yeniden yapılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacı vekilinin talep dilekçesi ile mahkeme dosyasının safahatı birlikte incelendiğinde, anılan Mahkemenin 2021/738 Esas, 2023/461 sayılı ve 10/05/2023 tarihli \"davanın reddine\" ilişkin kararının  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin \" Red\" ilamı ile kesinleştiği,  davacı vekilinin 25/06/2025 tarihli dilekçesinin \"yargılamanın iadesi davası niteliğinde\" olmadığı, yargılamanın iadesi şartlarının bulunup bulunmadığının usule uygun açılan davada tartışılabileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket yetkilisi; 04/06/2025 tarihli resmi gazetede kanun yoluna başvurma sınırının başvuru tarihindeki sınır ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğinin yayınlandığını, bu talep reddedildiği için adil yargılama hakkının ihlal olduğunu, 1000 USD belirsiz alacak davasında alacağın bilirkişiyle tespitinin istendiğini, ancak bilirkişilerin alacağı hesaplayamadığını, itirazlarının reddedildiğini, delillerin incelemeye alınmadığını, gerçek alacak açığa çıktığında da ıslah hakkını kullanmasının engellendiğini, poliçeye bakıldığında 7 adet ihracat yapıldığını, fatura bedeli 18.525 x 7 = 129.675 USD olduğunu, 2014 USD kuru 2.37 olup, 199 x 2,37 = 473.279 iken şuan 39,99 x 199.675 = 7.985 USD olduğunu, dava konusu sigorta poliçesinin 1.000.000 USD olduğunu, yapılan yanlış yargılamalarla zararın büyüdüğünü, sigorta poliçesinin malları bir yıllığına herhangi bir şart aramadan teminat altına aldığını, iki mahkeme dosyasının birleştirilerek kararın kaldırılması ve tüm delillerin toplanmasıyla bilirkişilerce rapor alınarak yargılama yapılması gerektiğini, yargılamanın yenilenmesi talebinin de bir dava olduğunu, mahkemenin yeni esas numarası verip taraf teşkilini sağlaması gerektiğini, maktu başvuru harcı alınarak yeni esas verilerek duruşma açılıp delil toplayarak yeni hüküm kurulması gerektiğini, kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Somut olayda; nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan davacının davalı sigortacıdan tazminat istemine ilişkin davada; Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinafı üzerine Dairemizin 2023/1604 esas 2024/1264 karar sayılı ilamıyla; davacının, eldeki davada ... nolu poliçeye dayandığını, o poliçenin zeyilnameyle iptalinin usulsüz olduğunu ve taşımanın o poliçe kapsamında kaldığından davalının tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürdüğü, ancak, aynı taraflar arasında, aynı taşıma da hasarlanan emtia zararı için açılan davada, ... nolu poliçenin 31/05/2010 tarihli zeyilnameyle iptal edildiği, yerine 08/06/2010 tarihli aynı  şartları içeren 08/06/2010 tarihli ... nolu yeni bir poliçe düzenlendiği, taşımanın davalı sigorta şirketine Türkiye'den Bulgaristan'a yapılacağı bildiriminin yapıldığı, Bulgaristan'a yapılan taşımanın hasarsız bir şekilde tamamlandığı, taşımanın poliçe kapsamında bulunmadığı ve taşımanın transit taşıma olmadığı gerekçesiyle tazminat istemli davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, yani 1. poliçenin iptal edildiği ve geçerli poliçenin 2. yani ... nolu poliçe olduğu hususunun da kesinleştiği, taşımanın transit taşıma olmadığı, teminat kapsamında olmadığı hususları kesinleştiğinden, eldeki dava açısından tarafları bağlayıcı olup bir kez daha tartışılmasının mümkün olmadığı, tespit edildiği üzere, ... nolu poliçe prim borcunun ödendiği davacı tarafından ispatlanamadığı gibi, aynı şartlarda yeni poliçe düzenlendiği davacının da kabulünde olduğundan daha önce ki poliçenin iptalinin usulsüz olduğunun da ileri sürülemeyeceği, 08/06/2010 tarihli ödemenin de aynı tarihte düzenlenen yeni poliçe için yapıldığının belli olduğu, kesinleşen karara göre taşımanın, zaten her iki poliçe ile teminat altına alınmadığı, bu nedenle  davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, Davacı vekili, önceki davada görevlendirilen bilirkişinin bu davada da görevlendirildiğini, müvekkili ile  arasında husumet bulunduğundan tarafsız kalamayacağını ileri sürmüş ise de, delillerin tamamı dosyada ve denetlenebilir olup davacının bu iddiasının sonuca etkili bulunmadığı, davacı, davada poliçe kapsamındaki mal bedelinin dışında, navlun, ticari masrafları ve mahrum kalınan kar bedellerini de talep etmiş ise de, taşımanın ve hasarın teminat kapsamında olmadığı belirlendiğine göre hasar bedeli dışında kalan bu taleplerini de davalıya yöneltemeyeceğinin kabulü gerektiği, davalı taraf katılma yoluyla istinaf başvurusunda, talebin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davasında hukuki yararı bulunmadığını, aktif dava ehliyeti olmadığını belirterek bu yolda karar verilmesini talep etmiş ise de defilerden önce dava şartlarının inceleneceği, yöneltilen taleplere göre belirsiz alacak davası açılabileceği ve sigortalı sıfatınıa dayanarak dava açılmasında aktif husumet ehliyeti bulunduğundan davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde bulunmadığı, davacı ve davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine temyiz yolu açık olarak karar verilmiş, kararın davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 02/12/2024 Tarih 2024/6402 Esas 2024/8510 Karar sayılı ilamıyla; Mahkemece zeyil namenin düzenlenmesinde hukuka aykırı durum olmadığını ve sonraki düzenlenen poliçe kapsamında da emtia bedelinin başka davaya konu edilip kesinleştiği ve diğer istemlerin teminat dışı kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmakla davacının dava dilekçesinde ve diğer beyanlarında navlun bedeli ve mahrum kalınan kârına ilişkin değer belirtmediği gibi bilirkişi raporunda da navlun bedeli ve kar kaybına ilişkin bir hesaplamada bulunmamakla istenilen emtia bedeli daha önce kesinleşen mahkeme kararıyla da sabit olmakla  durumda reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 18.525,00 USD'nin dava tarihi olan 17.11.2021 tarihindeki değeri 193.215,75 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, 6100 sayılı Kanunu'nun 366 ncı madde yollamasıyla katılma yolu ile temyize ilişkin kıyas yolu ile uygulama bulan 6100 sayılı Kanunu'nun 348 inci maddesinin ikinci fıkrasında istinaf yoluna başvuran bu talebinden feragat eder ya da talebi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yoluyla başvuranın talebinin de reddedileceğinin düzenlendiği, belirtilen madde hükmü gereğince, davacı vekilinin temyiz istemine ilişkin olarak esasa girilmeden temyiz isteminin reddine karar verildiğinden, davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin de reddine karar verilmiş ve Mahkemece 02/12/2024 tarihli kesinleşme şerhi düzenlendiği, davacının karara karşı işbu yargılamanın yenilenmesi istemi ise mahkemece ayrı bir esasa kaydedilmeden, harç alınmadan, karşı tarafa tebligat yapılıp duruşma açılmadan dosya üzerinden verilen ek karar ile reddedilmiştir.  6100 sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi talebi, hukuki niteliği itibariyle ayrı ve bağımsız bir davadır. Yargıtayın 23.05.1956 tarihli ve 8/9 sayılı İBKnda da yargılamanın yenilenmesi talebinin müstakil bir dava olduğu, harca tabi bulunduğu ve mutlaka usulüne uygun duruşma daveti yapılmak suretiyle karara bağlanması gerektiği vurgulanmıştır.HMK'nın 379. maddesinde; yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkemenin tarafları davet edip dinledikten sonra talebin süre, hükmün kesin olup olmadığı ve ileri sürülen sebebin kanunda belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinden olup olmadığı konusunda ön inceleme yapacağı, bu koşullarda eksiklik bulunması halinde davayı esasa girmeden reddedeceği, 380. maddesinde ise inceleme sonucunda dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre karar verileceği düzenlenmiştir.  Açıklanan nedenlerle,yargılamanın iadesi talebi yeni bir dava olup, mahkemece talebin yeni bir esasa kaydedilmesi, dava değeri üzerinden harcının tamamlatılması, talep ve duruşma günü usulüne uygun şekilde karşı tarafa tebliğ edilerek duruşma açıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, usule aykırı şekilde asıl dava dosyası üzerinden evrak üzerinde inceleme yapılarak karara bağlanması doğru görülmemiş, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeden kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı şirket yetkilisinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/738 Esas - 2023/461 Karar sayılı  26/06/2025 Tarihli ek kararın HMK 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA;  \"Dava yeniden görülmek üzeredosyanın ek kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliği ile HMK'nun 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi.17/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c39945105f47a5d4","SID":"7b29fa177be46f5d"}}